Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
akp yi okadar sevmiyoruzki taksici tarafında oluyoruz o derece sevmiyoruz.

aynı video sivil bir araç olsa taksiciyi linçlemiştik. taksici reisin arkasındayız haklıdır.
metreküpü 4 lira 80 kuruş.
kış geçmiş, elektrik bi yandan doğalgaz bi yandan iflahımı sikmiş.
25 metreküpü 120 lira yapar. ben istemiyorum, başımın gözümün sadakası olsun.
bedeli 120 liracık olan şeyi haber diye ısıtıp ısıtıp önümüze koyarlar şimdi.
işte algı siyaseti budur.
millet ittifakının cumhurbaşkanı adayı kemal kılıçdaroğlu'nun ilk defa oy kullanacak 5 milyon gence seslendiği videoda söylediği sözdür.

"ilk oyunu verecek olan sevgili evlatlarım, ben aleviyim. hak muhammed ali inancı ile yetişmiş samimi bir müslüman’ım. allah’ın verdiği bir canım var, kul hakkı yemem. harama, beytülmale el uzatmam.

atatürk'ün bize armağan ettiği bu güzel ülkede her şeyden uzak ve yoksul bir evde doğdum. cumhuriyet'in bize verdiği fırsatlar sayesinde okudum, mesleğim oldu, ailemi kurdum.

kimliklerimiz bizi biz yapan varlığımızdır. ve elbette onurla sahip çıkmamız gerekir, onları seçemeyiz. onlarla doğarız, büyürüz ve yaşarız. ancak hayatta seçebileceğimiz çok önemli şeyler var. iyi bir insan olmayı, dürüst olmayı, ahlaklı olmayı, vicdanlı olmayı, erdemli ve adil olmayı seçebiliriz. daha iyi bir yaşamı özgür ve zengin bir ülkede yaşamayı seçebiliriz. ve bu seçimlerimiz hem bizi, hem içinde bulunduğumuz toplumu hızla değiştirebilir."

hazırladığı bu videoda yanlış, uygunsuz katılmayacağınız bir cümle var mı? dille, dürüstçe konuşmuş. "birileri çıkıp aleviye oy verilir mi?" diye atıp tutacak, insanları mezhep ayrımcılığı üzerinden ikna etmeye çalışacak. olsun. önemli olan onların ne dediği değil, siz oy verecek insanların ne düşündüğü.

30 yaşını geçmiş biriyim. nefes alıp büyüdüğüm bu ülkede kutuplaşmadan, nefret dilinden, topluma sürekli bağrılmasından, her gün hakarete uğramaktan, aklımla alay edilmesinden yoruldum. çözüm getirmek yerine sorun çıkaran, sorunlardan beslenenlerden bıktım. her fırsatta dini öne sürüp ne kadar dindar olduğunu söyleyip, söylediğine zıt gidip her türlü haksızlığı ve adaletsizliği yapanlardan usandım. birileri zengin ve rahat yaşasın diye milyonlarca insanın mutsuz, yoksul bir hayat sürmelerine tahammülüm kalmadı.

tercih sizin. güç sizin elinizde. değişim için oy vermeye değer.

edit: kılıçdaroğlu, sözleriyle birilerini rahatsız etmiş. bu ülkede milyonlarca insan yıllarca inancı ya da inançsızlığı yüzünden rahatsız edildi. rahatsız olun. belki empati yapmayı öğrenirsiniz.

okuduğunu, duyduğunu anlamayanlar... sizler de anlayışsızlığınızla övünebilirsiniz. çevrenizdeki herkesi kendiniz gibi zamnetmeyin ama.

anlamamış rolü yapan da çok olmuş. profesyonel troll ve hobi olarak trollük yapanları ciddiye almayın.

banane diyenler ise ya ikiyüzlü ya da art niyetli. belki de ikisi birden.
chp'den milletvekili adayı olan ve chplilerin oylarıyla meclise girecek olan şahıs tarafından dile getirilen açıklamalar.

chp listelerinden seçime girenlere bakılırsa anlaşılan yeni dönemde kılıçdaroğlu ergenekonun savcısı olacak. bakalım avukat kim olacak?
sen o tipinle akp nin neyini savunuyorsun acaba? akp nin ideolojisi senin gibilerden nefret ediyor sen neyine akp yi savunuyorsun a be akıl yoksunu! aaa nasıl unuturum tabii lüks hayat sürmen için yaranman gereken insanlar vardı pardon ya tüh!
istanbul / esenyurt ( sessiz sakin ve huzur dolu bir yer arıyorsanız )
istanbul / fatih ( kültürlerin ahengi . her kültür diğer kültüre saygılı . bir ilçe düşünün içinde 10 tane ülke var )
konya/ karatay ( hoşgörü başkenti )
yozgat / merkez ( bilim yuvası )
hakkari / yüksekova ( dünya barışı için kilit bir yer )
başlıktaki aktroll orospu evlatlarının "boş beleş" demelerine aldanmayın. yavaş yavaş öğrenecek video içerik üretmeyi. biraz daha sinirlerine hakim olmayı öğrenirse aldığı notlara sadık kalarak daha derli toplu videolar çekecektir. yavaş yavaş, alıştıra alıştıra sikecek ananızı "boş beleş"çi kahpe evladı aktroller.
başlığı şukela moduna alın ve aleyhte yazan galatasaraylı arkadaşların son entrylerine bakın. bu maç hakkında 4'er 5'er entry girmişler. dün oynadıkları kendi maçlara entry bile girmemişler.
öncesine bakıyorum yine aynı...

bu galatasaraylı olduğunu zanneden ama aslında fenerbahçe düşmanı olan adamlar nasıl boktan bir hayatınız var kim bilir? sözlük yönetiminin artık şu denyolara bir şey yapması gerekmiyor mu?
ben de diyordum ki sözlükte ne kadar galatasaraylı var. meğer bunlar aynı anda hareket eden, her biri 4-5 entry giren, bok gibi hayatını böyle neşelendirmeye çalışan, eğlence anlayışı kahvede okey oynamaktan ileri gidemeyen tiplermiş.
yakın ideolojik görüşte değilim, merkez soldayım, merkeze de yakınım. ama olaya profesyonel performans değerlendirmesi olarak bakarsanız en üst primi hakeden parti budur. yani şirket olsan bu arkadaşlar en yüksek primi kapardı, oylarının hakkını verdiler. diğer parti milletvekilleri yatarken bu arkadaşlar yardırdı. ben bu çabayı ve enerjiyi takdir ettiğim için vereceğim. belki diğer partilere örnek olurlar. helal olsun diyerek vereceğim sanırım.
2. çocuk 1. çocuk için yapılır mı yapılmaz mı ben anlatayım siz karar verin.
1. çocuğumuz; hastane ve doktor ihmalleri (ebenin bebeği geri ittirmesi,takipleri yapan doktorun il dışına çıkmış olması, yerine gelecek icapcının arkadaşının doğum günü partisinden bir türlü gelememesi , nöbetçi doktorun kaçak çalışan yabancı uyruklu bir asistan olması, bebek daha da beklesin diye 3 doz epidüral yapılması vs ) ,sebebiyle ölü doğdu ve diriltildi fakat beyni oksijensiz kaldığı için çok hasar almıştı. velhasıl % 99 engel oranı ile serebral palsi hastası olarak yaşamına devam etmek zorunda kaldı. tabi bu süreçte tedaviler terapiler tam gaz devam ediyor ve bilenler bilir inanılmaz bir bakım , özel ilgi istiyor bu tarz çocuklar. yavrumun gözleri görmez eli ayağı tutmaz hatta yutkunamazdı bile karnından açtırdığımız pegden enjekte ettiğimiz özel mama ile besliyorduk.
2. çocuk hiç aklımızda yoktu normalde fakat 1. çocuk 9 aylıkken biz ölürsek kim bakacak oğlumuza korkusu kapladı içimizi. düşünsenize özel bakım isteyen engelli bir çocuğunuz var ve sizden sonra ona bakacak kimse yok…yaşadığımız kötü olayın travmasına inat karar verdik bir kardeş yapmaya.kardeşi abisine sahip çıkar bizden sonra , bakar dedik.
bir düşük , bir dış gebelik sonrası gebe kalamadı bir türlü eşim. artık bir doktora gidelim aşamasına gelmiştik ve 1. çocuğumuz 2,5 yaşına gelmişti. doktor randevumuzun olduğu günün sabahı 2,5 yaşındaki talihsiz bebeğimiz hiç beklemiyorken geçirdiği ani kardiyak sonucu yatağında veda etti hayata.
cenazesini aldık memlekete geldik. ertesi gün defnettik ve akşamına eşim çok kötüydü. belki bi sakinleştirici iğne iyi gelir diye hastaneye acile götürdüm. anlattım doktora bu sabah oğlumuzu toprağa verdik bir sakinleştirici iğne yapsanız diye. doktor kan değerlerine bi bakalım yaparız iğneyi dedi.
doktorun kapısında tahlil sonuçlarını beklerken doktorun kapısı açıldı ve gülerek bize gelin içeri dedi. içimden herkes kafayı yemiş dedim. biz sabah çocuğumuzu toprağa vermişiz bu herif bize bakıp gülüyor. içeri girdiğimizde daha çok gülüyordu oturun dedi. acınızı anlıyorum başınız sağolsun ama beta hcg hormonlarına göre tahmini 10 günlük gebesiniz dedi. artık iğne falan düşünmeyin gidin 2. çocuğunuzla hayata tutunun dedi.. o an allahım ne ile sınıyorsun bizi bir günde birbirinden uçlarda bu iki duygu durumunu nasıl yaşattın bize diye hem hayret hem şükür ettim. ve o günden tam 7 ay sonra sabırsız olduğu için prematüre doğan 2. oğlumuzu kucağımıza aldık.
sonradan baktım ki fetüsün anne rahmindeki ilk düzensiz kalp atımı 7-10 gün arasına denk geliyormuş. bir kalp durdu bir kalp atmaya başladı yani.
biz 2. çocuğumuza bir rol biçmiştik fakat hayatın planları bambaşka imiş.
bu da benim size 2. çocuk hikayem….
biraz uzattıysam affola
bir fenerbahçeli olarak söylüyorum, demek ki erden timur doğruları söylemiş dediğim suç duyurusudur. yoksa niye 'bunlar gizli şirket bilgileri' diyerek böyle bir işe girilsin.

“kulübümüzün gizli nitelikteki transfer tekliflerinin yetkisiz bir kimse tarafından halka açıklanması” ne anlama geliyor? ben söyleyeyim anlamını. sıçtı cafer bez getir anlamına geliyor en kısa şekilde.

ali koç her seferinde bizi rezil edecek başka bir nokta bulabiliyor, tebrik etmek lazım. yapmadım dediğin şeyi adam çıkarmış belgeleriyle kanıtlamış. şimdi de bunları yayınlayamazsın, benim ticari sırlarım diyorsun. ee yaptığın şeyi yapmadım diyince borsada halka arz durumundaki şirketin zarar görmüyor mu? alenen televizyonlarda yalan söyleyen ceo olur mu?

bu herif bizi küme düşmekten beter edecek.

edit : mesela alttaki sağa sola aptal diyen amip renktaşım için yazayım. “belgeler doğruysa bile bunu yayınlamak suç” diyorsun. ne güzel diyorsun da, belgeler doğruysa adamlar bize soktu demek aynı zamanda. bunu niye anlamıyorsun amip. bide seçim ne alaka şimdi amk aynştaynı*.
sinan oğan'a anlamsız tweetler atan kişi.
bir de atatürk'ü ağzınıza almayın diyor hahahaha. yahu fazıl, atatürk'ü sinan oğan gibi bir vatansever ağzına almayacak da senin gibi selo severler mi alacak? bir düşün bakalım atatürk yaşıyor olsaydı apo'nun heykelini dikmek isteyen selo'ya ne yapardı? atatürk'ün adını ağzına alma!
"hep muhaliflere sıktırdık, çok puan topladılar. biraz da bizim binaya sıktıralım da bizim yaptırdığımız anlaşılmasın." kafasıyla yapıldığına yemin edebileceğim sözde saldırı...

"sıkanın ebesinin komşusu chp'li, kayınçosunun eski işvereni iyi partili, kızının okul arkadaşının sevgilisinin kankası deva partili çıktı mı, seçime kadar yandaş kanallarda mağduriyet kasarız..."
30 yaş üstü yerine “hayatı düzene girmiş” erkek merakı yazsak çok da yanlış olmaz bence. yüz hatlarının oturması, karakterin olgunlaşması falan da etken tabii ki ama erkeklerin hayatlarındaki belirsizliklerin ortadan kalkmaya başladığı yaşlar bu dolaylar olduğu için tercih sebebi olduğunu düşünüyorum. 20'li yaşlarımın ortalarındayım ve ben de dahil olmak üzere birçok kadın arkadaşım nasıl bir hayat yaşamak istediği konusunda kararsız. insanlar seçenekler arasında kayboluyor, kendilerine nasıl bir yol çizmeleri gerektiğini bilmiyor. nitekim, tam bu noktada ortaya çıkan yolunu bulmuş, hayatını düzene sokmuş erkek figürü cazip geliyor. direkt ona tabi oluyorsun ve dolayısıyla onun kurduğu hayata bir yerinden tutunuyorsun. böylelikle sıfır eforla bütün bu kaygılardan arınıyorsun ve gelip sözlükte 30 yaş üstü erkek güzelliyorsun.
ittifaktan etkilenmeyen kadın diye okuduğum başlık. hiç iyi değilim. allah'ını seven üzerime oy pusulası atsın. bir an önce 14 mayıs gelsin.
yok gelmeyin yok bilmem ne diyenlerin hepsi kolpa amk. başlığa bak…
kasımda en yakın arkadaşımı gönderdim. 2 ay önce araba aldı amk.
chicago'da kendisi. benim önerim de chicago. çıkarsa da oraya giderim muhtemelen.

tek sıkıntısı adam dil bilmiyordu, onu da öğrenip entegre olmaya çalışıyor. beni öldürsen gelmem diyor.

şimdi siktirin gidin başka yerde ağlayın. çıkıp da gitmeyenin aklından şüphe ederim.

haha siktirip gitmişler. o ibne ibne atlılar bindiler güzel atlarına.*

edit: ekleme
selam bayım, bir kadının nasıl kaybedileceği konusunda, bir konak ve ağa etrafında dönen klişe atv dizisi tadı veren şu "çok sevin! değer verin! kaçıp gidecektir :(" ve "param yok diyin hemen tüyecektir orsbu" argümanlarından size de gına gelmedi mi? kendini olduğu haliyle seven, özdeğerini bilen kimse, kadın/erkek fark etmeksizin sağlıklı ve tutkulu bir sevilme halinden kaçmaz. memnuniyetle kabul eder.
hmmm sen çok sevdin kaçıp gitti demek. iki ihtimal var, ya kendisini zaten sevilmeye layık bulmayan, özdeğeri olmayan birini çok sevdiniz ve o da "bu yrrk gibi personayı yani beni bu kadar seviyorsa bu da sefilin biri herhalde" dedi ve basıp gitti. ya da çok sevme anlayışınız karşınızdakine eklemlenerek sizdeki duvar gediklerini kapatmasını beklemek ve "aşkımmm seni o kadar çok seviyorum ki işemeye bile birlikte gidelim nolurrr" diye 404 gibi yapışmak. özel alan, özel zaman filan bırakmamak, günde 250 defa arayıp napıyosun canım öylesine aramıştım bi de etrafta seni çalabilecek erkek cinsiyetli birey var mı onu öğrenmek istemiştim :)) diye darım darım darlamak. geçen bir sergiye gittim, bir çift var etrafta gezeleyen, aslında kız geziyor manitası da etrafında diana'nın peşindeki paparazzi misali dönüyor; "aşkım şurada fotonu çekeyim mi, aşkım şunu gördün mü, aşkım aaa baksana şu ünlü, aşkım aşkım aşkım aşkım". 1 dakika içinde 32 defa aşkım demeyi ba şa ra maz sın ya. yaklaşıp usulca kulağına eğildim ve "kardeş, bir daha aşkım dersen sanırım kel kafana gürül gürül kusacağım..." diyerek zarifçe uzaklaştım.

gelelim param bitti kadın kaçtı meselesine. bebeğim sen david rockefeller mısın, anne nicole smith'in merhum kocası mısın ki sırf paran bitti diye kadın "püüh bu buruşukla da parası için duruyordum ben kaçarrr" diyerek toz olsun? yoksa ayy tatlım ben anjelique kokteyl bar'dan çıkmam, chilai benim yuvamdır mesajı veren bir aşko kuşkoya yamanmak için kredi çekip maserati kiraladınız da, sudenaz param bitti artık köşedeki dönerciye talimiz diyince aşko kaçıp gitti? gerçekleri konuşalım, varlığınıza minicik bir bağlılık geliştirmiş kadın dahi, paranızı batırırken onun 7 sülalesini de "çok sote arsalar var enişte" bahanesiyle dolandırmadığınız sürece kaçıp gitmez.
yani, bırakın bu klişe bahaneleri.

sadede geliyorum. bir kadını garantili kaybetme yöntemini açıklıyorum şimdi: modern psikolojinin kurucusu wilhelm wundt'un psikolojide ziya eşiği adını verdiği eşiği aşmak.
ziya eşiğini aşmak, zorluğu karşınızdaki kadının hayat tecrübesine göre değişen bir şey. kadına bir - iki tane tutmayı aklınızdan dahi geçirmediğiniz söz vermekle başlayın. örneğin, "hayatımmm önümüzdeki hafta bir şeyler yapalım". ama o bir şeylerin ne günü belli olsun, ne de içeriği. önünüzdeki hafta artık ardınızdaki hafta olmaya yüz tutana dek ses çıkarmayın ve kadın sorduğundaysa yaaa aklımdan tamamen çıkmış, çok özür dilerim, telafi edeceğim filan diyin. ama etmeyin.
kadın şey demiş olsun mesela, şu filme bilet al da gidelim. tamam diyin. kadın film vizyondan kalkacak diye kıvranana kadar ses çıkarmayın, sonra da boşver bebeğim sinema mı kaldı yakında dijitalden izleriz diyin. kadını böyle hafiften işkillendirmeye, "ulan bu benimle dalga geçiyor herhalde " dedirtmeye başladınız. gerçekleşmeyecek planlar üfürüp durun, bazen hafif bir meltem bazen katrina kasırgası gibi üfürün. sonra dozu artırın, bakarız demeye başlayın, kadın da bu noktada nah bakarsın demeye başlayacaktır. sizle olan tüm heveslerini ince ince iğdiş edin yani.
artık telefon ekranında adınızla mesaj bildirimi gördüğünde hevesle açıp bakmak bir yana, yine ne sallıyor acaba diyerek işine gücüne devam etmeye, zamanla yapalımlı edelimli mesajlarınızı görünce ziyaa ziyaa demeye başlayacaktır. bunu, yüz yüze geldiğinde kadının yüzünde müstehzi bir gülümsemenin ardında beliren "ne anlatıyorsun lan sen değişik" ifadesinden de anlayabilirsiniz. ya da "merhaba biz şu an burak'la yerebatan sarnıcı'nı geziyoruz telefon çekmiyor" mesajından. aaa burak da kim? hani beni çok seviyordun pislik kadın?
tebrikler, ziya eşiğini aştınız. siz artık dört dörtlük, hatta dokuz sekizlik bir ziyasınız. hayırlısıyla sizin kadın going to go.
daha once secim sonuclarini tahmin etmede uc kriterim var demistim. 1. yurdisi secim bahisleri (genelde anketlerden daha basarili) 2. tuketici guven indeksi (halkin ekonomi algisini olcuyor). 3. konda anketleri (sonuclar aciklanmasa da konda yoneticileri genel tabloyu soyluyor).

detaylar icin (bkz: #151347336)

bunlar kadar belirleyici olmasa da sosyal medya etkilesimleri de kilicdaroglu'nu buyuk favori gosteriyor.

erdoganin videolari bir iki gun icinde yuzbinlerce seyredilirken kilicdaroglu paylasimlari bir kac saatte 3-4 milyonlari bulabiliyor. bir iki gunde 10 milyonu geciyor.

bu kadar buyuk izlenme farki sadece genclerle aciklanamaz.

halk bir tarafin kazanacagina hukum verirse ve bu bir yenilik ise kulak kabartmaya basliyor. bu durum kilicdaroglu'nun topluma yeni bir seyler soylediginin de isareti. secimleri bir hikayesi olan kazanmaya daha yakin oluyor. sadece kendi taraftarlari izliyor olsa bile bu bir heyecani isaret ediyor.

ibb secimlerinde de bu yasanmisti ve buna benzer bir fark 23 haziran oncesinde imamoglu-yildirim arasinda olusmustu.

mutlak bir kriter degil ama kilicdaroglu'nun favori oldugunu tescil eden ikincil onemde bir gosterge.
oha artık. allah bizi korusun. bak işte ne akpden, ne mhpden korkmam ama bu herifler adam boğazlayan, hücre evlerine gömen saçma sapan bir oluşum. işid bunlar işte. hizbullah lan bu. hizbulvahşet, hizbuldehşet, hizbulterör bunlar. tövbe yarabbim evlerden ırak, ne günlere kaldık.

edit: size şaka gibi geliyor. bunlar için islamı kendileri gibi yaşamayan herkes mürted, kafir. hadi biz seküler müslümanları kestiler, oh dersiniz eminim. peki siz makyajlı türbanlıları, siz kısa pantolonlu nargilecileri yaşatırlar mı sanıyorsunuz? biz size onlardan daha yakınız emin olun. tövbeler olsun.
atatürk'ü kendine kalkan olarak kullanan alternatif sağcı. bu adamın atatürk'le falan ilgisi de yok.atatürk entelektüel altyapısı bu kadar zayıf adamı ne yapsın bir kere? bir dediği ötekini tutmayan, kişisel ikbal hırsı içinde gözleri kör olmuş bu vasat kasaba politikacısıyla atatürk aynı masaya bile oturmaz. muharrem ince'yi atatürkle anacaksanız gençliğe hitabe'deki “şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.” cümlesine bakın bence. muharrem ince'nin atatürk'le yolunun kesiştiği tek yer bu cümle olabilir. atam burada ince'den de bahsetmiş.

bir de kim abi bu chp'den uzaklaştırılan atatürkçüler bi yazsanıza? kim abi? allah aşkına yazın. kim bunlar? hulki cevizoğlu mu? mehmet ali çelebi mi? metin feyzioğlu mu? kim? tek tek akp'ye yanlayanları atatürkçü mü sayıyorsunuz siz? kim bu atatürkçüler? soyut bi atatürkçü grubu oluşturmuşsunuz, sallıyorsunuz. kim allah aşkına bi yazın da bilelim. papağan gibi aynı şeyi söyleyip duruyorsunuz altı boş boş.
boktan kişisel gelişimcilerin kıçlarından uydurdukları bir züğürt tesellisi, nereye düşmanıdır, ancak konfor içinde insan kafası rahatken yeni bir şeyler deneyip öğrenebiliyor, öteki türlü hayata tutunmak için savaş, fatura ödemek için savaş, kredi ödemek için savaş, mobbingle uğraş, haksızlıkla uğraş, sinir stress acı , yokluk çaresizlik nereye ilerliyorsun!
şimdi nörobilimciler de öyle diyor diyen olmasın kalp kırarım.
türk düşmanı, ışid'li terörist. alevi katliamı çok hoşuna gitmiş, onu övüyor, aklı sıra kemal kılıçdaroğlu'nu tehdit ediyor.
https://twitter.com/…zaq/status/1648829723944841222 görsel

bu yavşak vergilerimizle trt world'den maaş alıyor üstelik.
https://www.trtworld.com/author/tallha.abdulrazaq görsel
https://twitter.com/…rum/status/1463560209872429069 görsel

türkiye'ye gönderilen pek çok ajanı üreten exeter üniversitesinden almış doktorayı. ingiltere ışid'li teröristlerin ülkede kalmasına nasıl izin veriyor dedim ama, nedeni bariz.
https://eprofile.exeter.ac.uk/tallhaabdulrazaq (tepkiler üzerine exeter sayfayı gizlemiş)
https://twitter.com/…own/status/1649047395936927747
https://twitter.com/…yah/status/1647919908083359744 görsel görsel
https://twitter.com/…xpat/status/871572450462576641
https://twitter.com/…rgu/status/1649079044766351360

middle east institute'te çalıştığını iddia etmiş ama kurum kendisini yalanlamış.
https://twitter.com/…nst/status/1649088363339698176

bu arada malum tweet'i bildirirseniz twitter siler. trt'den aldığı maaşın kesilmesi sürpriz olmasın, önden biraz daha canı sıkılsın.
tweet'i bildir => twitter'daki herkes => kimliği nedeniyle hedef alınıyor => kimliği nedeniyle zarar görmesini diliyor, taciz etmek üzere teşvik ediyor, şiddet içeren bir olaya atıfta bulunuyor vs vs => ırk + din => bi de ilave açıklama eklerseniz gayet de güzel silinir.
tez danışmanı gareth stansfield, isteyen [email protected] adresinden hocaya da mail atabilir.

oç, sen kim türkiye cumhuriyeti devletine kafa tutmak kim! koca devleti düşürdükleri hale bakın, itin köpeğin diline düştük!

edit: daha önce ingiltere'de bu herifi gittikleri camide başka bir müslüman ihbar etmiş, terörist diye. ama kanıtlayamadığı için kazanamamış.
https://www.devonlive.com/…rist-exeter-wins-3869043
vanced'ı youtube premium ile karşılaştıran arkadaşlar olmuş. arkadaşlar premium bu uygulamanın onda biri etmez. bu öyle bir uygulama ki video içindeki intro, outro, sponsor reklamı, sessiz kısımlar, gereksiz yerler gibi bilimum boş parçayı belirleyip bu bölümleri atlamanıza izin veriyor, dislike sayısını gösteriyor, eski çözünürlük ayar panelini açıyor, ana sayfayı istediğiniz gibi düzenlemenizi sağlıyor, ekranın sağ ve sol tarafından ses ve parlaklığı ayarlamanızı sağlıyor... normal bir insan daha iyisi ücretsizse daha kötü bir versiyonuna para vermez.
schengen bölgesine vizesiz girebilmek evet güzel ama yine de abartıldığını düşündüğüm pasaport.

örneğin yeşil pasaportla da ingiltere’ye gidemiyoruz. peki hangi ülkeler vizesiz gidebiliyor ingiltere’ye bir kaç örnek yazayım; namibya, bostwana, brezilya, şili, arjantin, meksika vs. bizim yeşil pasaportumuz ingiltere özelinde bu adamların standart pasaportu kadar değerli değil.

yine yanıbaşımızdaki yunanistan, macaristan vs ab sayesinde amerika birleşik devletlerine vizesiz seyahat edebiliyor.

hoş biz de vizesiz seyahat edebilsek ne olur bu ekonomik koşullarda orası ayrı mesele, ilk aşama olan uçak bileti bakma aşamasında vazgeçeriz zaten seyahatten
"sığınmacıların seyahat özgürlüğünü kısıtlamayacağım. avrupa'ya gitmek isteyen gidebilir. beni hiç ilgilendirmez. geri kabul anlaşmasından da çekiliyorum. burası hariç istedikleri yere gidebilirler. ama öncelik, sığınmacı kampları ve kendi vatanları..." diyen ata ittifakı cumhurbaşkanı adayı.

yukarıdaki sözleri okuduktan nasılsın neden gerek iktidar gerek muhalefet medyasının ambargo uyguladığını anlayabilirsiniz.

https://twitter.com/…tatus/1648784250345340940?s=20
abd ve özel kurumları neden bu kadar güçlü sorusunun aynı zamanda cevabı olabilecek bir olay.

"başarısız oldu" denilen görevde %50'nin üzerinde bir başarı beklenmiyordu zaten. işin ilginç tarafı bizim gibi ülkelerde ar-ge denen nane henüz çöpe atılan paradan farksız gözüktüğü için bizde "başarısızlığın alkışlanması" garip geliyor bazılarına. 120 tonluk bir araç, bir gün mars'a gidebilmek için harcanan milyonlarca dolar para var işin içinde. biz dünya'da ne yapıyoruz diye sorarken bir başka ülke, yarın mars'a gidersek veya gitmek zorunda kalırsak ne yaparız diye bugünlerde yatırımını yapıyor.

burada da ramazanda orucu ne bozar falan işte, 1400 yıldır aynı olay.
unutmak.

ama bunu verirken ne kadar adil. eski sevgilisini, ölen eşlerini, dostlarını, kaybettiği silgilerini, mahvettiği yılları unutamayanlar varken hiçbir şey olmamış gibi davrananlar da var. unutmak da öteki verilen nimetler ve cezalar gibi adil değil.
"ülkenin içişleri bakanı burada konuşuyor ama bunlar 45 dakikadır müziğin sesini son ses açarak provakasyon yapıyorlar"

içişleri bakanıysan siyasi propaganda yapma. eğer milletvekili adayı olarak konuşuyorsan bakanlığını kullanma. bu kadar basit.

ohh ohh iyi yapmışlar.
dünyada aşağı yukarı 8.000.000.000 insan var desek.

yarısı xx olsa.

4.000.000.000/12

kabaca 333.333.333,33 adet var bu kadından.

hepsi karakteristik özellikleri itibariyle birbirinin aynısı.

champs-elysees veya katmandu'da doğmuş olmaları bir şeyi değiştirmiyor.

çünkü dünyada çok fazla gerizekalı var.

mantığın, gerçeğin, sosyolojinin ne önemi var, genel kanıyı belirleyen şey sanrılar. :)