altay horda91
profili

  • mhp'nin askıda ekmek kampanyası başlatması

    akp'nin stepnesi mhp'nin ekmeğe gelen zamlara tepki olarak başlattığı kampanya...

    bak sen küçük enişteye.
    ekmeğe zam geldiği için tepki veriyorlarmış.

    sevsinler...

    ekmeğe neden zam geldi, yahut insanlar neden ekmek bile alamayacak duruma geldi sevgili bahçeli?
    asıl sorgulamanız gereken bu değil mi?

    insanları askıda ekmek var mı diye sorduracak duruma kim getirdi?

    ülkenin geldiği bu halin bir numaralı sorumlusu akp olduğu kadar sizsiniz de...

    askıda ekmekmiş...

    neden askıda ekmek, önce onun cevabını verin stepnesporlar...

  • türkiye'nin gelişmekte olan ülkelerden çıkarılması

    a haber: türkiye yeteri kadar geliştiği için "gelişmekte olan ülkeler listesinden" çıkarıldı...

  • uyanış büyük selçuklu

    uyanış büyük selçuklu adlı dizinin bugün trt'de ilk bölümü yayınlandı.
    hayırlı uğurlu olsun.

    diziyi genel anlamda beğendim.
    lakin yandaşların yaptığı diğer diziler gibi, bu dizide de pek çok tarihi hata var. o yüzden bu diziyi bir "tarihi dizi" olarak değil de, bir masal, bir kurgu senaryo olarak değerlendirmek gerekir.

    fakat bu dizi malum çevreler tarafından tarihi bir dizi olarak sunulduğu için, biz de o zaman dizideki bariz tarihi hataları yazalım.

    malesef dizinin ilk bölümünde pek çok tarihi hata vardı.
    hem de öyle böyle, affedilecek, mazur görülecek hatalar değil...

    1-)her yandaş dizide olduğu gibi, bu dizimizde de sünni islam öğeleri ön plana çokça çıkarılmış.
    örneğin selçuklu döneminde böyle bir bayrak ve flama yok.
    https://i.ibb.co/c5hcy9t/uyn.jpg

    üzerinde arapça yazılı bu bayrak ve flamaları hangi tarihi belgeye, kaynağa dayanarak diziye koydunuz acaba?

    2-)alp arslan'ın ölümü...
    dizide alp arslan, fethettiği kalenin komutanı tarafından şehit ediliyor.
    doğrudur.
    lakin, gerçekte esir alınan kale komutanı sultan alp arslan'ı hançer ile öldürüyor. lakin dizide bileğine sakladığı zehirli bir ok mekanizması ile öldürmüş. burada sanırım fantastik bir şeyler katmak istediler.
    https://i.ibb.co/hdsvdd3/ok.jpg

    keza, aynı savaşta melikşah'ın da yaralandığını görüyoruz dizide. normal tarihte melikşah'ın böyle bir muharebede yaralandığı bilgisi yok.

    yine aynı savaşta nizamülmülk'ü balta kullanan bir savaşçı olarak görüyoruz ki, bu da nizamülmülk karakterine uymuyor.

    tabi nizamülmülk'ün balta kullanan bir cengaver olması gerçek tarihe uymadığı gibi, alp arslan ve melikşah da yine en ön saflarda elde kılıç savaşan birer nefer gibiler.
    https://i.ibb.co/wb5fs4y/uyn4.jpg
    https://i.ibb.co/z4lxhqn/uyn2.jpg
    https://i.ibb.co/8dmsgwx/uyn3.jpg

    yahu hangi sultan, hangi başvezir en ön saflarda savaşmış acaba?

    bonus; melikşah'ın vikingler gibi kalkanı ile düşman öldürdüğü sahne;
    https://twitter.com/i/status/1310693494764249088

    3-)dizide, 1072'deki muharebenin hemen sonrasında melikşah'ın oğlu sencer dünyaya geliyor. oysa ki sencer'in doğumu 1086.
    yine sencer'in abisi ise dizideki tarihe göre ufak bir çocuk, oysa ki sencer'in abisi tapar'ın da doğumu bu tarihten sonra yani tapar'ın doğumu da 1082 yılında...
    https://i.ibb.co/htw08jk/uyn5.jpg

    bu arada melikşah'ın 2 oğlu daha var.
    berkyaruk ve mahmut. dizide her ikisini de göremedik. oysa ki berkyaruk tapar'dan da sencer'den de büyük. 1080 doğumlu.

    4-)dizide seferiye hatun, alp arslan'ın eşi, büyük hatun rolünde. lakin tarihteki diğer seferiye hatun da melikşah'ın eşi. yani tapar ve sencer'in anneleri de seferiye hatun. ama dizide tapar ve sencer'in annelerinin terken hatun olduğu işlenmiş.
    https://i.ibb.co/htw08jk/uyn5.jpg

    evet, terken hatun da melikşah'ın eşlerinden biridir, lakin sencer ve tapar'ın annesi değildir.
    https://i.ibb.co/wnnq1gc/11.jpg

    5-)alp arslan'ın vasiyeti; "kudüs'ü muhafaza edin, kontantiniyye'nin fethinin önünü açın..."
    hani nerede bu vasiyet. bunu nereden uydurdunuz? buna dair kaynağınız nedir?

    geçelim...

    6-)dizide sencer, öksüz ve yetim çocukların devlet için yetiştirildiği bir obada büyütülüyor, gizli görevlere falan katılıyor, hatta haşhaşinlerin arasına sızıyor, babasını suikatten kurtarıyor...

    oysa ki sencer saraylarda büyümüştür, hatta babasının ölümünden sonra da abisi berkyaruk ve kardeşi mahmut arasındaki taht kavgası esnasında, abisi berkyaruk tarafından horasan valisi ilan edilmiştir (henüz 10 yaşında).
    https://i.ibb.co/jv88gdj/tpr.jpg

    7-)hasan sabbah'ın melikşah'ın hayatını kurtarması vs...
    https://i.ibb.co/vqhb9v3/hsn2.jpg

    dizideki hasan sabbah karakteri de gerçekle örtüşmüyor.
    öncelikle hasan sabbah melikşah'tan sadece birkaç yaş daha yaşlıdır. dizide hasan sabbah neredeyse nizamülmülk ile yaşıt. nizamülmülk bu ikisinden 35-40 yaş daha büyüktür oysa ki.

    ayrıca, dizinin işlendiği tarih 1090-1092 yılları.
    bu tarihlerde hasan sabbah çoktan alamut kalesi'ne çekilmişti, yani başkent isfahan'da, melikşah ve nizamülmülk'ün yakınında olması, melikşah'ın hayatını kurtarması, saraya girip çıkabilmesi mümkün değil...

    ayrıca dizinin resmi twitter hesabında da hasan sabbah ile ilgili bu yanlışlık çok net vurgulanmış.
    https://i.ibb.co/tbd4x48/hsn.jpg

    dizinin resmi twitter hesabına göre hasan sabbah ve nizamülmülk aynı medresede okumuşlar. yukarıda da bahsettiğimiz üzre bu mümkün değil. zira nizamülmülk 1018 doğumlu, hasan sabbah ise 1050 doğumlu. aralarında 32 yaş fark var.
    https://i.ibb.co/zwqbh2h/2b.jpg

    8-)bir başka tarihi hata da bizans vurgusu. dizide bizans'tan bahsediliyor, yine dizinin resmi twitter hesabında bizans bahsi geçmekte.
    https://i.ibb.co/yjkykhg/gks.jpg

    oysa ki ne selçuklular, ne abbasiler, ne anadolu selçukluları ne de osmanlılar "bizans" diye bir kavram kullanmamışlardır. onlar bizans'a roma, doğu roma derlerdi. zira o dönem bizans diye bir kavram yoktu.
    bizans kavramı sonradan uydurulma bir kavramdır (18-19. yüzyıllarda) ne roma, ne avrupa ne de islam ve çin kaynaklarında bizans diye bir ibare yoktur.
    https://www.milliyet.com.tr/…adi-uydurmadir-1360909

    9-)dizide anadolu selçukluları basit bir türkmen obası gibi gösterilmiş. oysa ki o tarihlerde 1090 ve civarı, anadolu selçukluları başkenti iznik olan dört başı mamur bir devletti.
    https://i.ibb.co/74wgk6g/slc.jpg

    yukarıda da bahsettiğim gibi, tarihler hiç uymuyor.

    dizinin başladığı tarih 1072 yılı.
    buradan yola çıkarsak, dizinin işlendiği tarihte sencer 20 yaşında desek, dizinin işlendiği tarih 1092 olur. hadi biz buna 1090 diyelim, zira melikşah 1092'de ölüyor zaten...

    yani tarihler uymadığı için nereden tutarsak elimizde kalıyor dizi arkadaşlar. hiçbir tarihi gerçek dizide işlenen tarihe uymuyor.

    ama kılıç arslan'ın melikşah'ın elinde tutuklu olduğundan yola çıkarsak, kılıç arslan 1092'de anadolu selçuklu tahtına geçti, yani demek ki dizinin işlendiği tarih 1090-1091 olabilir.

    yine dizide kutalmışoğlu süleyman şah'ın, melikşah ile girdiği savaşta öldürüldüğü işlenmiş. lakin kutalmışoğlu süleyman şah, suriye selçukluları ile halep yakınlarında yaptıkları bir savaşta ölmüştür.

    dediğim gibi, tarihler uyuşmuyor, kişiler uyuşmuyor, olay örgüleri uyuşmuyor...
    nereden tutarsan elinde kalıyor.
    bu kadar para harcıyorsunuz, 82 milyonun vergileri ile milyonlarca liralık bütçelerle dizi çekiyorsunuz.

    biraz dikkat, biraz özen, biraz gerçek tarih istiyoruz.

    çok şey mi istiyoruz???

    bakın trt eskiden bu konuda çok başarılıydı.

    kuruluş osmancık, küçük ağa, kurtuluş ve cumhuriyet gibi muhteşem diziler seyrettik trt sayesinde.

    ama diriliş ertuğrul ve uyanış büyük selçuklu resmen tarihi hatalarla dolu iki fantastik dizi.
    bari diziye ejderhalar falan da katın da game of thrones özlemimiz dinsin...

    edit: son olarak şunu da ilave etmeden geçemeyeceğim.

    yukarıda da bahsettiğimiz üzre dizinin geçtiği tarihler 1090-1091 yılları.
    ve gerek melikşah, gerek nizamülmülk ve devlet kademesi sünni islam inancına sahip.

    oysa ki bu tarihten çok önce, bağdat'ta nizamiye medresesi din alimleri konferansı düzenlenmiş, bu konferansta 10 abbasi sünni, 10 caferi şii din bilgini melikşah ve nizamülmülk huzurunda dini konuları tartışmışlar ve konferans sonunda melikşah; "caferilerin görüşü mantıklı ve haktır, ehlisünnet ise batıldır" diyerek veziri nizamülmülk ile birlikte şii-caferi inancını seçmiştir.

    kaynak;
    https://www.islamkutuphanesi.com/…i/icindekiler.htm

    yani dizide işlenildiği gibi melikşah, ehli sünnet sünni islam inancına sahip değildi...

    bakalım ilerleyen bölümlerde neler göreceğiz...

  • kemal kılıçdaroğlu'nun müthiş vizyonu

    ülkemizin kanayan yaralarına bir bir parmak basan(!), müthiş ve çözüm odaklı(!) vizyondur.

    bu adeta 22. yüzyıl vizyonu.

    bakınız türkiye'nin ana muhalefet partisinin liderinin vizyonu şöyle;
    video.
    twitter video.

    helal olsun ya, işte anamuhalefet partisinin liderinden beklediğimiz tam olarak bu zaten.

    kahvelerde kağıt oynanmasının yasak olduğunu eleştiriyor ve her oyunda yeni bir deste kağıt dağıtılarak bu sorunun aşılacağını söylüyor.

    helal olsun sana başkanım.

    akp'ye muhalif bireyler olarak sizin gibi liderlerin varlığı umutlarımızı yeşertiyor.

    teşekkürler.

    hemen yeni deste kağıt açıyorum.

    edit: biz bahçeli'ye "stepne" diye kızıyoruz, ama bu da en az bahçeli kadar stepne.

    edit-2: bak bak bak. militan kafalı chp'liler genel başkanlarını eleştirince hemen aktroll ilan etmişler bizi utanmadan. aktroll ilan ettiğiniz adamın entrylerini inceleyin 2 dakika da utanın.
    sizin aktrollerden bir farkınız yok. onlar nasıl tayyip'e laf söyletmiyorsa, siz de genel başkanınıza laf söyletmiyorsunuz. yazık...kafaya bak...

  • cumhurbaşkanlığının ayasofya kararına itirazı

    şaşırmayın buna, neden şaşırıyorsunuz ki???

    temmuz ayında ayasofya konusunun görüşüldüğü danıştay davasını hatırlayın.

    davada danıştay savcısı "kral çıplak" diyerek; "ayasofya'yı açmak cumhurbaşkanlığının takdirindedir" şeklinde görüş bildirmişti.

    davaya müdahil olan cumhurbaşkanlığı makamı da yaptığı savunmada "davanın reddini" talep etmişti.

    yani tavşana kaç, tazıya tut dediler resmen ve kamuoyunu 2 ay dolu dolu oyaladılar.

    cumhurbaşkanlığının itirazına şaşıranın ben de aklına şaşırırım...

    yalnız iyi güldüm gece gece. fanatik akp'li iki arkadaşı aradım dedim ki; "ayasofya'nın açılmasına itiraz etmişler, kim itiraz etmiş olabilir" diye sordum.

    aldığım cevaplar;
    -yunanlılar,
    -chp,
    -fetö,
    -dhkpc ve pkk...

    adamlara tayyip itiraz etmiş dedim inanmadılar, ama birisi "reisin vardır bir bildiği" dedi. iyi güldüm yeminle...

  • nemrut dağı krater gölüne beton dökülmesi

    beton tanrısı'nın son çalışması.

    2247 metre yüksekliğe çıkıp krater gölünün kaldera alanına beton dökmüşler.
    https://twitter.com/…ame/status/1294257026491723776

    doğal koruma alanındaki gölün kenarına betonarme inşaat yapımına başlanmış. tabi bunun için de gölün kalderasına beton dökmüşler.
    doğal koruma alanı ilan edilen, çivi dahi çakılmaması için kanunla korunan ve bir jeopark statüsüne kavuşması için unesco nezdinde girişimde bulunulan yerde beton mikserleri ile beton dökülüyor...

    vay anasını sayın seyirciler ya...
    düşün ki bir krater gölüsün.
    o gölün sularının biriktiği kaldera alanı denilen çöküntüyü 90 bin yılda tamamlamışsın.

    ama akp diye bir oluşum çıkıyor, senin 90 bin yılda aldığın şekli beğenmiyor, beton dökerek değiştirmeye çalışıyor...

    beton dökülmedik neresi kaldı? hala birkaç yer varsa aman kimse yazmasın.

    bu akp'yi belki biz gönderemeyeceğiz, ama doğa ana gönderecek, artık buna eminim. doğa anaya bu kadar düşmanlık dünyanın hiçbir döneminde yapılmamıştır.

    ek olarak diğer kaynak;
    https://www.gazeteduvar.com.tr/…ine-betonarme-yapi/

  • ahlat'taki cb sarayının tamamlanması

    son birkaç gündür farkındaysanız gram altın uçuşa geçti, dolar yükselmeye başladı, euro tavan yaptı falan...

    ben de diyorum ki neden oluyor bunlar.

    meğer dış güçler çıldırıyormuş.
    meğer ahlat'taki milletin köşkü tamamlanmış, o yüzden bizi kıskanan dış güçler, faiz lobisi falan yine saldırıya geçmişler.

    ama ne yapsalar boş...

    işte ahlat'ta yapımı tamamlanan cumhurbaşkanlığı köşkümüz.
    görsel
    görsel

    bu köşkün tamamlanması ile birlikte ülke genelinde bolluk bereket artmaya başladı.
    sanayi tesislerimizin makinaları daha bir şevkle çalışıyorlar artık.

    işte bu saray var ya bu saray, tarımda ithalatı bitirecek, cari açığı kapatacak, turizm gelirlerini patlatacak...

    dış güçlerin kudurması ve ekonomimize saldırması hep bu yüzden.

    sanıyorlar ki bu saray tayyip'in sarayı.

    hayır kardeşim, ne alakası var.
    orası milletin, ümmetin sarayı.
    sen seçil, git sen otur...

    ama dur, bunlar daha başlangıç.

    beştepe'deki sarayı yaptık, 15 temmuz'u yaptılar.
    ahlat'taki sarayı yaptık ekonomimize saldırıyorlar.

    eh, bir de marmaris okluk koyundaki saray biterse neler yaparlar bilemiyorum artık.

  • lozan antlaşması

    türkiye cumhuriyeti'nin tapu senedi olan antlaşma.

    bugün imza edilişinin 97. yıldönümü...

    "ege adaları lozan'da verildi, ismet verdi" diye salya sümük ağlayanlara defalarca anlattık lozan'ı.
    bıkmadan usanmadan defalarca anlatmaya devam edeceğiz...

    öncelikle lozan antlaşmasında adalar ile ilgili görüşülen hususları öğrenelim.

    lozan antlaşmasının tam metni şurada;
    https://yadi.sk/i/stonndgrk5zt2

    lozan antlaşmasının; 6., 12., 13., 14., 15., 16. maddeleri adalar ile ilgilidir.

    lozan antlaşmasında ege adaları;
    midilli, limni, sakız, semadirek, sisam ve ahikerya adaları üzerinde yunan hakimiyeti hususunda osmanlı devleti'nin imzalamış olduğu 1913 tarihli londra antlaşması ve 1913 tarihli atina antlaşması'nın adalar hakkındaki hükümleri ve 13 şubat 1914 tarihinde yunanistan'a bildirilen karar, adaların askeri gayelerle kullanılmaması şartıyla aynen kabul edilmiştir.
    anadolu'nun kıyı karasularına üç milden az mesafede bulunan adaların ve bozcaada, gökçeada ile tavşan adaları üzerindeki türk hakimiyeti kabul edilmiştir.
    osmanlı devleti tarafından uşi antlaşması ile 1912 yılında italya'ya geçici olarak bırakılan on iki ada üzerindeki bütün haklardan on beşinci maddeyle italya lehine feragat edilmiştir.
    görsel

    şimdi yukarıdaki lozan antlaşmasının adalar ile ilgili maddelerine dönelim.

    1-)kuzey ege adaları olarak bildiğimiz adalar; midilli, limni, sakız, semadirek, sisam ve ahikerya için ne diyor lozan?
    1913'te londra ve atina antlaşmalarıyla osmanlı devleti tarafından yunanistan'a bırakıldı diyor mu?
    evet.

    2-)peki 12 adalar için ne diyor?
    1912 uşi antlaşması ile italya'ya bırakıldı diyor mu?
    diyor.

    zaten bu adalar osmanlı tarafından, türkiye cumhuriyeti kurulmadan, lozan antlaşması imzalanmadan seneler önce bırakılmış, terk edilmiş mi?
    evet.

    osmanlı döneminde elimizden çıkan adaların lozan'da geri alınmasını beklemek ve lozan'da bunların alınmamasından dolayı atatürk'ü ve türkiye cumhuriyetini suçlamak sersemliktir, cahilliktir, aymazlıktır, düşmanlıktır...

    lozan'da adalar konusunda bir husus daha gündeme gelmiş.
    yukarıda daha önce belirttim;
    "anadolu kıyı karasularının üç milden az mesafede bulunan adaların üzerindeki türk hakimiyeti kabul edilmiştir."

    kıyı karasularımıza 3 milden daha az mesafede bulunan adalar...(antlaşmanın 6. maddesi 2. fıkra)

    hangi adalar bunlar bakalım;

    1-)keçi adası ve kololimnos adası;
    bodrum kıyılarından 8-10 km'den daha az mesafede olan iki ada.
    görsel

    her iki ada da lozan'a göre türk toprağı. muğla ilimizin bir parçası, ama iki ada da akp döneminde yunanistan tarafından işgal edildi.
    keçi adasına yunanistan cumhurbaşkanı 2017 yılında bir askeri botla çıktı.

    2-)koyun adası;
    görsel

    izmir ilinin karaburun ilçesine ait olan ve türkiye kıyılarından sadece 7 km mesafe uzaklıkta bulunan ada. koyun adası da akp döneminde yunanistan tarafından işgal ve ilhak edilmiştir.
    (bkz: koyun adasındaki dağa yapılan dev yunan bayrağı)

    3-)eşek adası;
    görsel

    aydın ili didim ilçesine bağlı türkiye anakarasına 10 km mesafede bulunan ve akp döneminde yunanistan tarafından işgal ve ilhak edilen ada.

    eşek adası 2017'de yunan savunma bakanı ve kara kuvvetleri komutanının türkiye'ye bakarak kuzu çevirme yapmasıyla gündemimize gelmişti.
    görsel

    daha sonra geçen ay da yunan cumhurbaşkanı göreve başlar başlamaz ilk ziyaretini bu adaya yapmıştı.
    (bkz: yunan cumhurbaşkanı'nın eşek adası ziyareti)

    4-)bulamaç adası;
    aydın ili didim ilçesine bağlı ada. kıyılarımızdan 10 km'den daha az mesafede bulunan adada yerleşim yoktur, fakat adaya yunan birlikleri çıkmış, yunan bayrağı çekilmiş, ada yunanistan tarafından işgal edilmiştir.
    görsel

    şimdi lozan antlaşmasına istinaden hakkımız olan 3 mil kuralını uygulamayıp bu adacıklara sahip çıkamadığımız için, yine lozan antlaşmasına göre üzerinde mülkiyet hakkına sahip olmamız gereken hurşit adası ve fornoz adası da akp döneminde yunan işgaline uğramıştır.

    ayrıca yine lozan antlaşmasında statüleri belirtilmeyen ege denizindeki; sakarcılar, nergizcik, marathi, koçbaba, ardacık ve istanbulya adalarında da türkiye hak sahibi olmasına rağmen bu adalar yunan işgali altındadır.

    bir diğer konu da girit adası civarındaki 5 adacıktır. (gavdos, dhia, dionisades, koufonisi, gaidhouronisi)
    görsel

    bu adacıkların da statüsü belli değildir, ama bu adacıklar birer osmanlı toprağıdır.
    lakin oldu bitti ile elmizden çıkan girit adasının yakınındaki bu adalarda hak iddia edebilmemiz için evvela kıyılarımızın dibindeki 3 mil mesafedeki adalardaki haklarımızı aramak gerekir.

    fazla uzatmadan sonuca bağlayacak olursak, 30 ağustos 1922'de zafer kazanıldığında elimizde olan hiçbir ada lozan antlaşmasında yunanistan'a verilmemiştir.
    buna dair tek kanıt gösteremezler, zira göstermeleri için lozan antlaşmasının metnini okumuş olmaları gerekir.

    lozan antlaşmasını okumayıp "adalar lozan'da verildi" demek nasıl bir şerefsizliktir onu siz okuyuculara bırakıyorum.

    lozan'da yunanistan'a tek ada verilmemiş, bilakis gökçeada ve bozcaada türkiye'ye katılmıştır.
    bunun dışında da kıyılarımıza 3 mil mesafedeki ada ve adacıklar türkiye toprağı sayılmıştır.

    şimdi 1922'de elde edilen kıta sahanlığımıza 3 mil mesafedeki adaları sonraki dönemlerde hükümet olduklarında koruyamayıp işgale uğramasına ses çıkarmayanlar kalkıp utanmadan "lozan hezimettir" diyorlar.

    sen sana ait olan adaları korusana!!!
    yunan geliyor adalarını işgal ediyor, kuzu çevirme yapıyor, bayrak asıyor, yunan cumhurbaşkanı gelip aydın iline bağlı adada tören yapıyor uyuyorsun.
    hadi ordan be...!!!

    lozan'da bir hezimet yaşandığını iddia edenler, lozan'da musul'a, kerkük'e sahip olup o coğrafyaları lozan'da verdiğimizi zannederler.

    bunlara verilecek yegane cevap bellidir.

    aşağıdaki harita, lozan'dan önce sahip olduklarımız ve lozan'dan sonra sahip olduklarımızı gösterir.
    görsel

    son derece basit bir harita.

    tekrar soruyorum; lozan öncesi elimizde olup da, lozan antlaşması ile kaybettiğimiz nedir?
    vicdanı olan söylesin.
    ya da sussun.

    lozan bir hezimet değil zaferdir...

    bakınız, şu aşağıdaki görsel yunan medyasından "kedi gazetesi" nin 15 temmuz 1923 tarihli kapağıdır.
    görsel

    gazetenin kapağında lozan görüşmeleri sırasında inönü'nün takındığı sert ve inatçı tutuma istinaden, ismet paşa "horoz" olarak resmedilmiş.
    diğer temsilciler de görüldüğü üzre birer "tavuk" olarak gösterilmiş.

    bunu yapanlar yunanlar.
    bizim düşmanımız, silah zoruyla anadolu'dan attığımız işgalciler...

    yani düşman bile lozan'da kazanılanın türkiye için bir "zafer" olduğunu istemeden de olsa kabul etmiş.

    bir başka örnek daha vermek istiyorum;
    görsel

    yukarıdaki görselde kurtuluş savaşımızdan sonra istifa eden (bkz: çanakkale krizi) ingiltere eski başbakanı lloyd george; "lozan'ın bir hezimet" olduğundan bahsetmiş.

    lloyd george'un açıklamasının meali şöyle;
    "mudanya mütarekesi yeterli değildi, lakin lozan'dan daha iyi şartlara sahiptik.
    sevr antlaşmasından mudanya mütarekesine kadar olan süreç bir geri adım olsa da, lozan tam bir hezimettir. bundan sonra başımıza ne gelecek acaba? lozan sadece bir kilometre taşı..."

    evet, lozan bir hezimettir, ama yukarıda da görüldüğü üzre, bizim için değil, ingilizler için, yunanlar için bir hezimettir sevgili arkadaşlar...

    bugün günlerden lozan...
    türkiye cumhuriyeti'nin tapu senedinin 97. yılı kutlu olsun...

  • türkiye'de yaban hayatını bitirecek kanun teklifi

    akp tarafından hazırlanan torba yasa teklifi içine dahil edilen iğrenç ötesi, korkunç ve insanın kanını donduracak bir yasa teklifidir.

    evet, tbmm'de görüşülmeye başlanan son torba yasa teklifinde "av turizmi" adı altında türkiye'nin yaban hayatını bitirmeye yönelik ifadeler var.

    buna göre; yurt dışından gelen üst düzey misafirlere türkiye'de ücretsiz olarak avlanma izni verilecek...

    yani diplomatik pasaportu olan, yahut zengin, yahut ünlü olan kişiler (artık bu kriter neye göre belirlenecekse) türkiye'ye gelip istedikleri gibi avlanabilecek. (tabi el altından ücret karşılığı)

    daha geçenlerde böyle bir konu ile karşı karşıya kalmıştık;
    (bkz: abd'den gelip türkiye'de avcılık yapmak)

    adıyaman'da yaban keçisi avlayan abd'li çift, bu yasa meclisten geçerse türkiye'ye gelip kurt, çakal, tilki, sırtlan, ayı, domuz, geyik vb her türlü yaban hayvanını avlayabilecek artık...

    türkiye afrika ülkeleri gibi olacak.
    zengin yabancılar türkiye'ye gelip vahşice ve acımasızca avlanacak.
    parası olan arap gelecek, türkiye'deki doğal yaşamı yok edecek...

    türkiye direyi yok edilecek...

    ne için?

    üç kuruş para için.

    hazırlanan kanuna göre; "mala ya da cana zarar verdiği gerekçesiyle yabani hayvanlar izinsiz avlanabilecek..."

    yukarıda da bahsettiğim gibi, her türlü yaban hayvan "mala ve cana zarar verebiliyor" gerekçesi ile avlanacak.

    türkiye'ye gelip cinayet işleyen şerefsizler vahşiliklerini tatmin ederken, biz gelecek kuşaklardan ödünç aldığımız doğayı biraz daha yok etmiş olacağız.

    bunun adı katliam iznidir.
    ne idüğü belirsiz insanlar gelip ülkemizde avlanacaklar.

    malesef, bir ülke nasıl yok edilir, bir vatan nasıl değersiz hale getirilir her gün farklı bir şekilde yaşıyoruz.

    yazık, çok yazık...yüreğim daralmış bir şekilde yazıyorum bu satırları.
    43 yıllık hayatımda şu ülkenin pek çok yerinde 3000'den fazla fidan dikmiş biri olarak, kışın ormana, dağa gidip yaban hayvanları için yiyecek bırakan biri olarak çok üzgünüm...
    çocuklarıma doğayı tanıttım, doğayı sevdirdim, umarım torunlarıma gösterebileceğim bir doğamız kalır elimizde...

    kaynak:
    https://www.cumhuriyet.com.tr/…dar-dusmedik-1749201
    https://gazetemanifesto.com/…retsiz-av-izni-369537/
    -----------------
    edit: konu ile ilgili habertürk haberi;
    https://streamable.com/ce9awq

  • mini tank seri üretime geçiyor kudur alman

    bir güneş gazetesi haberi.

    linke tıklamayın diye ekran görüntüsü;
    görsel

    tamam bu çok güzel bir gelişme de alman neden kudursun amk?

    ülkenin cumhurbaşkanı çıkıp almanya turist göndermiyor diye sitem ediyor, bu gazete paçavrasının yaptığına bak.

    edit: rezil olunca tweeti silmiş güneş gazetesi, ama yukarıda ekran görüntüsü var arkadaşlar.

  • fatih sultan mehmet portresini ibb'nin alması

    şahsen beni çok mutlu eden gelişme...
    bellini'nin yaptığı fatih tablolarından birine nihayet sahip olduk.
    bu eser fatih'in günümüze ulaşabilen 3 portresinden biridir. o yüzden çok çok önemli.

    "bu tablonun yurtdışında ne işi var" şeklinde soranlar olmuş haklı olarak.
    şöyle, bu tablolar 2'şer, 3'er tane yapıldı bellini tarafından.
    birer tanesi sarayda istanbul'da kaldı, diğerleri bellini'nin özel koleksiyonunda.

    yani bu tablo bizde kalan nüsha değil, bellini'nin özel koleksiyonunda bulunan tablolardan biri.

    bizdeki nerde?
    meçhul...

    malesef cumhuriyet dönemine kadar bu tip şeylerin kıymeti bilinmedi.
    piri reis'in emsalsiz dünya haritası bile tesadüfen bulundu.

    neyse gelelim tabloya...
    tabloda fatih'in yanında resmedilen kişi hakkında yaygın kanı cem sultan olduğudur.
    bugün bazı kaynaklar da "fatih ve cem sultan portresi" diye verdiler haberi.

    sanattan, bilimden ve tarihinden bu kadar uzak bir toplumda şahsen bu tablodaki kişinin cem sultan olarak lanse edilmesi beni şaşırtmadı.

    lakin tablodaki kişi cem sultan değil.
    zira tablodaki genç adam bilinen cem sultan figürlerinin hiçbiri ile uyuşmuyor.

    fatih'in 3 oğlu var.
    beyazıt, mustafa ve cem.

    şehzade mustafa, bellini'nin istanbul'a gelmesinden çok önce vefat etmiş.
    şehzade beyazıt ise tablo yapıldığında 32-33 yaşlarında ve kendisi sancakta görevli.
    yani tablodaki genç adam (20-21 yaşlarında) beyazıt olamaz.

    cem sultan olabilir -ki cem sultan'ın yaşı bu tarihe uyuyor- ama yukarıda belirttiğimiz üzre cem sultan'ın bilinen görüntüsü ile bu tablodaki genç adamın alakası yok, keza cem sultan da abisi beyazıt gibi sancakta bulunmakta.

    zaten sanatçı tablodaki genç adam hakkında not düşmüş;
    “sultan 2. mehmet, mevki sahibi genç ile birlikte” diye...

    yani bu şahıs fatih'in oğullarından biri değil.
    genç yaşta makam mevki sahibi olan biri.
    ihtimaldir ki bu genç adam dönemin venedik balyosu'nun oğlu.

    gentile bellini sarayda çalışırken venedik balyosunun oğlu da kendisine yardımcı oluyor, hatta tercümanlık yapıyor.
    bellini'nin fatih ile birlikte olduğu tüm zamanlarda venedik balyosunun oğlu da fatih ve bellini'nin yanında. bu bilinen bir gerçek.

    o yüzden benim görüşüm bu genç adamın venedik balyosunun oğlu olduğu yönünde...

    bunlara ilave 2. bir teori olarak, nacizane bu tablodaki genç adamın, fatih sultan mehmet'in gençliği olduğunu düşünüyorum.
    bunu da şurada yazdım.

    neyse, dediğim gibi, beni çok mutlu eden bir gelişme oldu bu.
    emeği geçen herkese teşekkürler.

    bu arada yukarıdaki bazı arkadaşlarımız "kültür bakanlığı ne yapıyor, onlar neden sahip çıkmıyor" şeklinde serzenişte bulunmuş.
    yiğidi öldürelim ama hakkını verelim.
    kültür bakanlığımız da yurtdışındaki eserlerimiz konusunda çok iyi çalışmalar yapıyor.
    yani bir herakles lahidinin getirilmesi alkışlanacak bir iş.
    hatta daha geçenlerde ülkemizden çalınan iki boğalı kağnı heykeli ve sidamara tipi lahit filmlere konu olacak bir operasyonla ülkemize getirilmişti.
    (bkz: çalınan 2 tarihi eserin türkiye'ye getirilmesi)

    o yüzden kültür bakanlığımızın bu çalışmalarını beğeniyor ve haberdar oldukça paylaşıyorum.

    bütün bunlar bizim kültür hazinelerimizdir, benliğimizin birer parçasıdır.

    umarım yurtdışındaki tüm eserlerimiz bir gün ait oldukları yere geri dönerler.

    not;
    fatih sultan mehmet'e ait çok kıymetli bir başka hatıra da new york metropolitan müzesinde.
    çok anlamlı, çok kıymetli bir madalyon.
    floransalı lorenzo medici'nin fatih'e hediyesi.
    (bkz: #107314437)

    hazır bu gazla, şu medici madalyonunu da türkiye'ye getirebilsek çokomelli olur. onu da belki mansur başkan getirir, kimbilir???

  • bodrum'da günlük şezlong kirasının 1000 tl olması

    bodrum türkbükü'nde hizmet veren bir otelin private hizmet fiyatlarıdır.
    görsel

    günlük şezlong 1000 lira, ama aylık olarak kiralarsanız 24 bin liraya geliyor. yani epey avantajlı aylık şezlong kiralamak.

    hem 24 bin lira dediğin nedir ki?

    görüyorsunuz ülkemiz ne kadar zengin ve müreffeh bir ülke.
    siz bakmayın çöpten yiyecek bulmaya çalışanlara, onlar fetö'nün algı oyunları.

    türkiye'nin gerçeği bodrum türkbükü beach fiyatlarıdır.

    ayrıntılı haber.

    edit: hayır efendim, böyle bir hakları yok. sahiller herkesin ortak malıdır. sahillere şezlong koyup bunu fahiş fiyatla kiralamak hukuka aykırıdır.
    böyle bir şeyin ekşi sözlük gibi bir platformda "parası olan gider sana ne" şeklinde savunulması da sözlüğün geldiği noktadır.

    edit-2: konuyu hala anlamayan ve fakirler gitmesin edebiyatı yapanlar var.
    arkadaşım sahilde, plajda sen loca yahut şezlong kiralayamazsın. halka ait plaja loca yapıp burayı pazarlayamazsın. "burası otele ait, siz giremezsiniz" diyemezsin. plajlar tüm halka açıktır. ne belediye, ne valilik tarafından belli bir zümreye tahsis edilemez. tahsis edildiyse bile bu hukuksuzdur. bu konuları yüz defa işledik, başa dönmeyelim yine.

    edit-3: bakınız ilgili kanun maddesi der ki;
    "hiçbir karşılık ödemeksizin herkesin kıyılardan ortaklaşa yararlanma hakkı vardır..."

    https://i.ibb.co/8n3bkfc/hkk.jpg

    kaynak: 3621 sayılı kıyı kanunu madde 5.
    https://www.mevzuat.gov.tr/…vzuatmetin/1.5.3621.pdf

    yani kanuna göre bu tip işletmeler kıyıya loca inşa edip kiraya veremezler. bu işletmelere sahiller kiralanamaz, tahsis edilemez.

    ama tabi bizim ülkemiz bir hukuksuzluklar cumhuriyeti olduğu için belediyeler, il özel idareleri vb bu tip işletmelere sahilleri plajları kiraya veriyor, bu işletmeler de sahilleri gasp edip insanlardan fahiş fiyatlar talep edebiliyorlar.

  • ali babacan

    sosyal medyada inanılmaz bir şekilde parlatılan siyasetçi...

    günlerdir gözlüyorum da kendimden şüpheye düştüm. "ulan acaba ben paralel bir evrende mi yaşıyorum" diye sordum kendime.
    hele bugün...

    şimdi birazdan yazacaklarımı kendisi okuyacaktır eminim. bizi bu konularda aydınlatırsa sevinirim.

    bugün ali babacan demiş ki; "referandumda halkı kandırdılar, başkanlık sistemi berbat bir sistem oldu..."
    https://i.ibb.co/fhsgvdx/baba1.jpg

    hatta daha da ileri gitmiş ve demiş ki; "beni dinleyen hayır'a oy verir dedim..."
    https://i.ibb.co/blzns01/bbc1.jpg

    eyvallah.
    başkanlık sistemine biz de karşıydık, ülkeyi felakete, yani bugünlere getireceğini öngörüyorduk, o yüzden 16 nisan 2017 referandumunda "hayır" diyerek vatan haini(!) ilan edildik.

    lakin sayın babacan 16 nisan referandum döneminde akp milletvekiliydi.
    https://i.ibb.co/0kynz7y/bbc2.jpg

    biz "hayır" deyip vatan haini ilan edilirken, ali babacan çevresindekilere "hayır oyu verin" diyormuş, ama ne hikmetse akp milletvekilliğine devam ediyor kendisi.

    yani hayır diyen bizler vatan haini olurken, akp milletvekili olan ali babacan vatanseverliğe(!) devam ediyor o dönem.
    bak sen allah'ın şu işine...

    kendisi çevresindekilere "hayır oyu verin" demiş ama, ne hikmetse akp'nin referandum kampanyalarında (açılışlar vs) boy göstermiş.
    https://i.ibb.co/hxk5bm2/bbc3.jpg

    yukarıda verdiğim örnek, akp'nin referandum sürecindeki açılışlarından biri ve babacan bey orada...

    bitmedi...!
    referandum sonuçlandı.
    akp istediğini aldı.
    erdoğan'a başkanlık yolu açıldı.
    başbakan binali yıldırım'dı. referandum sonrası kabinede bir revizyon gündeme geldi. o revizyonda ali babacan'ın yeninden kabineye gireceği konuşuldu, ali babacan ismi referandum sonrası yaz döneminde hep ön plana çıktı.
    https://i.ibb.co/zfg4mb3/bbc4.jpg

    demek ki hem referandum öncesi, hem referandum sonrası ali babacan'ın akp ile ilişkileri iyiydi ve bu süreçte akp ile birlikte saf tutmuştu.
    gayet normal. zira kendisi akp milletvekili bir vatansever. :))

    oysa ki tbmm'de ettiği yemini hatırlatırım kendisine.
    "namusu ve şerefi" üzerine ettiği yemini.
    sevgili babacan, madem akp halkı kandırıyordu, siz de ettiğiniz yemine sadık kalıp çıkıp bunu neden açıklamadınız o dönem.
    halkın vekili olarak "ey halkım bunlar sizi kandırıyor" neden demediniz?
    neden çıkıp safınızı belli etmediniz de referandum süreci boyunca akp ile birlikte saf tuttunuz, evet kampanyasına zeval gelmesin diye bir açıklama yapmaktan kaçındınız, referandum sonrası da herhangi bir eylemde bulunmadınız?

    hatta ve hatta 24 haziran 2018 seçimlerine kadar hiçbir girişimde bulunmadınız.
    bulunmadınız ki tayyip erdoğan rahat rahat başkan seçilsin.

    hülasa siz 24 haziran 2018 seçimine kadar, yani erdoğan başkan olana kadar akp'ye bilfiil hizmet ettiniz.

    ama utanmadan bugün çıkıp diyorsunuz ki "ben referandumda hayır oyu verin dedim..."

    yalan...!!!
    siz bal gibi de başkanlık sistemini ve referandumu desteklediniz.

    bugün hala 15 yıl boyunca bakanlık ve başbakan yardımcılığı yapmış biri olarak elinizde pek çok bilgi, belge olmasına rağmen çıkıp bunları açıklamıyor, konuşmuyorsunuz. neden?

    bitmedi...
    kendisine 2 ufak sorum daha olacak.

    sayın ali babacan 2013'ten beri aktif twitter kullanıcısı.
    ama ne hikmetse ilk tweeti şubat 2015'te atmış.
    https://i.ibb.co/c206c0z/bbc5.jpg

    aynı şekilde sayın ali babacan'ın twitter hesabında 4.5 yıllık bir süre içinde attığı tweetler yok edilmiş. 20 haziran 2015-1 ocak 2020 arasında hiç tweeti yok.
    https://i.ibb.co/srcgvcy/bbc6.jpg

    soru-1) sayın babacan, 2013 ile 2015 şubat ayı arasında hiç tweet atmadınız mı?

    soru-2)sayın babacan 20 haziran 2015-1 ocak 2020 arasındaki süreçte hiç tweet atmadınız mı? attıysanız o tweetler nerede?

    sonuç olarak buraya kadar okuyan arkadaşlara bazı hatırlatmalarda bulunmak isterim.

    1-)türk ordusunun şerefli ve namuslu subayları ergenekon ve balyoz tertipleri ile cezaevlerine atıldığında ali babacan bakandı.

    2-)fethullahçı terör örgütüne "ne istedilerse verildiği" dönemde ali babacan bakandı.

    3-)17-25 aralık yolsuzluk ve hırsızlık sürecinde ali babacan bakandı.

    4-)kürt açılımı yapıldığı dönemde, türk olmanın suç sayılıp, mustafa kemal atatürk bayrak ve posterlerinin suç unsuru sayıldığı dönemde ali babacan bakandı.

    benim nazarımda ali babacan, akp'yi iktidardan indirmek için birkaç puan alırsa şayet kendisini aklayabilir. kendisinden tek beklentim budur.
    ama kendisi bu ülke için asla ve kata bir kurtarıcı, bir iktidar alternatifi değildir, olmamalıdır...

  • 12-17 yaş çocuk doğurmak için ideal yaştır

    akit tv'de pedofili skandalı.
    çocuk istismarı yapabilmek için gerekli yasal düzenleme yapmak isteyen zihniyetin algı çalışması.

    akit tv'de bir yayına katılan aydın üniversitesi öğretim üyesi muttalip kutluk özgüven: "süpermen diye bir şey yok ama süper kadın diye bir ırk var. bu da 13 - 16 yaş aralığındadır, istediğiniz doktora sorun. 12 - 17 yaş ilk çocuğu doğurmak için ideal bir yaş olarak belirlenmiş." şeklinde konuştu.

    izleyelim;
    https://streamable.com/xxxs7s

    bu adam bir de profesörmüş.

    bana bak lan profesör bozuntusu.

    0-18 yaş arası her birey çocuktur ve ne olursa olsun çocuklarla evlenmek isteyen, çocukların doğurmasını savunan, çocuklarla cinsel ilişkiye girmek isteyen herkes, gelmiş geçmiş kim varsa pedofilidir, sapıktır, tedavi olmalıdır.
    ------------------------------
    edit: malum zihniyet pedofiliyi "genç evlilik" adı altında meşrulaştırmaya çalışıyor.
    buyrun akp'li vekilin pedofili müjdesi;
    https://mobile.twitter.com/…261001495698341898?s=20

    bayramdan sonra pedofiliyi "genç evlilik" adı altında meşrulaştıracaklarını akp'li vekil beyan etmiş.

  • #dolarsaltanatıyıkılıyor

    sarayın nimetlerinden 3-5 nasiplenmek isteyen perinçek tayfasının gündeme soktuğu twitter tagı.

    devlet bahçeli bugün çıkıp darbe marbe saçmaladı ya.
    perinçek tayfası da ondan geri kalmamak için bu tagı açmış.

    bu arada perinçek'in yavruları bu tweetleri atarken dolar da 7.09'a çakıldı(!)...

    ha, perinçekçiler ve ak ülkücüler böyle destek verirken pelikan tayfası boş durur mu?
    onlar da #hepimizerdoğanız tagı açmışlar.

    twitter'de hepsi takılıyorlar böyle, dünya bizi kıskanıyor evet...

    edit: evet bir saltanat yıkılıyor. buyrun;
    (bkz: günlük 3 lira ile geçinmeye çalışan kadın)

  • bodrum'da köpek balıklarının görülmesi

    videoyu çeken abla "olacak iş değil ya" şeklinde tepki veriyor.

    pardon ama orası deniz ve köpekbalıkları denizde yaşar.
    nasıl olacak iş değil diyebiliyorsunuz hanımefendi?

    normalde köpekbalıkları uçuyordu da denizde görünce mi şaşırdınız?

  • tayyip erdoğan'a yazar kasa fırlatacak esnaf

    akp döneminde esnaflık bittiği için öyle bir esnaf çıkmayacaktır.

    zaten o dönemde fırlatılan yazar kasalar bugün yok. o kallavi yazar kasalar ortadan kayboldu, onun yerine minicik yazar kasa poslar var artık, onu da fırlatsan ne olacak ki? düştüğü yerde ses bile çıkarmaz...

    şaka bir yana, esnafımız da biatçı, yalayıcı oldu...

    yahu, sana sokağa çıkma, dükkanını kapat diyor hükümet. ama senin ne yiyeceğini, ne içeceğini, dükkanını nasıl yaşatacağını zerre düşünmüyor.
    sana yaptığı tek şey kredi vermek.

    o krediyi de faizli veriyor ve herkese de vermiyor.

    senin dükkanını kapatıyor, ekmeğini elinden alıyor ve sana bulduğu çözüm kredi vermek.
    100 lira kredi istiyorsun, 10 lira veriyor o da...

    esnaf da biatçı koyun olmuş. ne yazar kasası, ne fırlatması yahu.

    bırakın beter olsunlar.

  • cumhurbaşkanlığına 14 yeni araç kiralanma müjdesi

    biz bize yeteriz kampanyası kapsamında verilen müjdedir.

    evet sevgili çokomeller, cumhurbaşkanlığımızın ihtiyaçları doğrultusunda dokuz adet dizel binek araç, üç adet dizel minibüs, iki adet dizel ticari kamyonet kiralama ihalesi yapılacak.

    ihale 7 mayıs 2020'de yapılacak.

    o yüzden 7 mayıs'a kadar sms göndermeye devam edelim, sonuçta bunu şahsına almıyor adam, siz seçilin siz kullanın değil mi?

    ihale ile ilgili detaylara şuradan ulaşabilirsiniz;
    https://ekap.kik.gov.tr/…rtak/ihalearama/index.html

    ben ekran görüntüsünü koyayım;
    https://i.ibb.co/…aex-rdl-format-jpg-name-small.jpg

    vatana millete hayırlı olsun.
    işte güşlü türkiye...

    edit: ilave belgeler;
    https://i.ibb.co/…aao-wv1-format-jpg-name-small.jpg
    https://i.ibb.co/…-aa9-05-format-png-name-small.png

  • nadira kadirova'nın ölümüne takipsizlik kararı

    akp milletvekili şirin ünal'ın evinde şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren nadira kadirova'nın ölümü ile ilgili verilen takipsizlik kararıdır.

    zaten farklı bir karar beklemiyorduk.
    ama biliniz ki bunu da tarihe not ettik. ileride o dosya yeniden açılacak, mazlumun, günahsızın hakkı aranacaktır.

    ayrıca; (bkz: yeldana kaharman'a ne oldu)

  • topraktan şehit fışkırmazsa o toprak arazi olur

    şehit cenazesinde konuşan erdoğan'ın en son şehitlik makamı tespiti.

    toprağı sıktığın zaman şehitler fışkırmıyorsa, o toprak toprak değil sadece arazi olurmuş.

    yeni bir şehitler tepesi boş kalmayacak şeysi yani.

    izleyelim;
    https://streamable.com/fywyz

    abi ne meraklısın sen şehitlere, kanlara, kanla yoğurmalara falan.

    çok meraklıysan evinin bahçesindeki toprağa dök bilalin kanını orayı yoğur da arazi olmasın. vatandaşın gariban evladının kanını ağzına alma artık.

    edit: "bu görüntüler yeni mi?" diye soran arkadaşlarımız var. görüntüler bugün şehit uzman onbaşı emre baysal için düzenlenen cenaze töreninden.