Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
görsel

(bkz: türkiye iq ortalamasının 86'ya düşmesi)

müzik ve iq ilişkisi

edit : arkadaşlar iq'nuzun yüksek olduğunu bana kanıtlamak zorunda değilsiniz ilgilenmiyorum, bi araştırma yapılmış işinize geldiğinde inandığınız bilim adamları tarafından ve göstermiş ki düşük iq'lu insanlar rap dinlemeye daha yatkın olay sadece bu, bana mesaj atıp durmayın.
(bkz: türkiye'de okuduğunu anlamama oranının %40 çıkması)
alman halkının derinden bir enayilik hissetmesi gereken maç. kosta rika 2-1 öndeyken koşa koşa attılar golü. halbuki kosta rika galipken ispanya eleniyordu. maçı biraz rölantide tutup ispanya'nın japonya'ya gol atmasını bekleyeceklerdi. resmen satrançta hamle avantajı vardı almanya'nın. gittiler golü attılar çok lazımmış gibi. ispanya japonya maçı o saatten sonra tiyatroya döndü zaten al gülüm ver gülüm. japonya galibiyeti hem japonya'nın hem de ispanya'nın tam istediği sonuç. ispanya ikinci olup rakip seçti, japonya almanya'yı geçip tur atladı. yani kosta rika'ya gol atıp ispanya'dan medet ummak kadar enayi bir hareket yoktu bu senaryoda ve almanya bunu yaptı. hitler mezarında ters döndü bu gece.
japonların hakkını yemeyelim ama ispanya’nın alenen kaybetmek için çırpındığı ve neticede kaybettiği maç.

rezil kepaze bir maçtı. hangi kupaydı hatırlamıyorum ama cezayir’i dışarda bırakmak için avusturya’yla federal almanya’nın birbirine yattığı bir maç vardı. 86 olabilir. o maçtan itibaren dünya kupaları tarihinin açık ara en iğrenç, en kepaze maçıdır bu. bir takım yenilmeye ancak bu kadar uğraşır. yalandan ataklar, sahte baskı, osuruktan şutlar vs. göz göre göre. maçı izleyen herkes istisnasız bunu net şekilde hissetti. tabi bu sözlerim ispanya için geçerli.

bu tür turnuvalarda böyle ince hesap yapan takımların, yaptığı hesaplar bi taraflarında patlar hep. bu saatten sonra ispanya elensin diye izleyeceğim maçları.haydi bakalım fas. gönlümüz seninle.
bu nasıl bir iş ya? 1,5 milyondan söz ediliyordu şimdi bakan 2 milyona çıkarmış.
dün gelen maaş bordromu inceledim sağolsun devlet baba sgk falan derken %40'ını omuzlamış yine kendine.
emeklilik diye bir şey yoktur. bahsedilen şey ihtiyarlık maaşıdır.

ancak dönemin siyasi liderleri ahmakça bir karar alıp sgk primi yatırmayı teşvik etmek için bilmem ne kadar günü tamamla seni emekli yapayım gibi söylemlerde bulunmuş ve bunun cezasını ben artan vergilerle mi ödeyeceğim?

eyt'ye gidecek yıllık 109 milyar tl, her ay biz orta direk bile olmayan beyaz yakaya girecekse ben niye bu ülkede yaşıyorum? adam 99 öncesi sigorta girişi yaptırdı diye 43 yaşında emekli oluyor(ki birçoğu sahte, işe gitmemesine rağmen sigorta yaptırmış kişiler). ülkesine hizmet etmek için yırtınan bir sürü genç ise 60 yaşına kadar devlete sgk primi yatırmak zorunda öyle mi?

madem eyt çıkacak ben de diyorum ki sgk primi zorunlu olmasın! ben bu devletten emeklilik ve hastane için sigorta istemiyorum. devletin kestiği bu para bana verilsin. sigorta isteğe bağlı olsun.

sabah sabah delirttiler insanı ya! gün aymadan işe geliyoruz, utanın!

kaynak: https://www.sozcu.com.tr/…hesaplar-buyuyor-7512673/

edit: aylık/yıllık olarak değiştirilmiştir.
hamaset nedir?
işte tam olarak budur.
plajlarımıza cesetleriniz vurduğu için özür dilemene gerek yok yavrum.

o plajlarda, çakal sürüsü gibi toplanıp, nargile çeke çeke, bağıra çağıra, gözlerinizle ve fotoğraf çektiğiniz kameralarınızla kadınlarımızı rahatsız etmeyin yeter.

bir de bu mağdur ayaklarını bırakın. kimse salak değil. mağdur ile yüzsüzü birbirinden ayırabiliyoruz.
airpods ile başlayan pro ile devam eden ve max ile sonlandırdığım kablosuz kulaklık macerama taa en başa dönerek iphone 11den çıkan kablolu kulaklığımla devam ediyorum, şarj problemi yok, mazgala düşüreceğim tribi yok ay tekini cebime mi koydum kutusunu götüme mi soktum derdi yok. ne varsa eskilerde var.
beş kişiye yetecek tip 2 diyabet içerir.
yılbaşı paketinde kuruyemiş olur, alkollü içecek olur, onun yanına yakışacak peynir vb. olur, yılbaşı kurabiyesi olur...
bizimkinde şekerli gazlı içecek, msg'li cips, sakız... görsele bakınca kendimi gecekonduda hissettim.
link

edit* bu şiddet olayını yaşayan meslektaşımın tivit serisi:

1- 30 kasım 2022 tarihi 18:00 de marmara üniversitesi pendik eğitim ve araştırma hastanesi kalp ve damar cerrahisi yoğunbakımında hasta yakınları tarafından ölüm tehditleri alarak bıçak çekilerek darp edildim...

2- 50 li yaşlarda hasta acile göğsünde çok şiddetli bir ağrı olmasıyla başvuruyor. tomografi çekiliyor ve maalesef aort damarı yırtılmış, yırtık şah damarlarına kadar ilerlemiş. insanın hayatında başına gelebilecek en ölümcül durumlardan biri, acilen ameliyata alınıyor...

3- ameliyat dışında yaşama şansı maalesef yok. sabah 08:00 de ameliyata giriliyor. ameliyat tam 10 saat sürüyor, 18:00 de ameliyat sonlanıyor. hem aort damarı, hem aortun dalları yapay damar ile değiştiriliyor…

4- bir insanın yeryüzünde belki de olabileceği en kapsamlı ve zorlu ameliyatlardan birini geçiriyor, 81 ilin 60 ında bu ameliyatı yapabilecek ne ekip ne cerrah yok. daha önce hastayı hayatları boyunca görmemiş cerrahlar içinse çok uzun ve yorucu bir mesai oluyor…

5- yemeksiz, susuz, ihtiyaç molasız, ayakta 10 saat devam eden bir ameliyat. her yeri ter içinde ekip ameliyatı bitiriyor. ameliyatta planlanan her şey yapılıyor, bundan sonra hastanın önünde kritik saatler var. hastanın genel durumu ve uyanıklığı yakından takip edilecek…

6- cerrahi ekipten biri olarak ameliyathaneden çıkıyorum, yoğunbakıma geçiyorum. hasta yakınları meraktadır, daha fazla merakta kalmasınlar diye önce bilgi vermek istiyorum. sonra bişeyler yer, tuvalete giderim nolucak ki diyorum. yakınlarını çağırtıyorum, 30-40 kişi geliyor…

7- dert etmiyorum, empati yapıyorum. çok büyük bir ameliyat geçirdi hasta, telaşlıdır yakınları, herkes birinci ağızdan duysun beni diye hepsini etrafıma topluyorum. her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatıyorum…

8- hepiniz ameliyat sonrası bilgi almışsınızdır, normalde 20-30 saniye sürer. hasta iyi veya kötü denir, birkaç başlıca ayrıntı verilir ve takip edeceğiz denir. meraklı bakışları görünce onların anlayacağı dilde her şeyi tek tek anlatıyorum…

9- aort yırtılmalarının nasıl olduğunu, nasıl seyrettiğini, ameliyatta neler yaptığımızı, sonrasında bizi nelerin bekleyebileceğini. tam 11 dk (kamera kayıtlarına göre) duraksamadan konuşuyorum. sordukları tüm soruları cevaplıyorum…

10- bana içlerinden birçoğu allah razı olsun diyor, teşekkür ediyor. yaptığımız işten gururlu bir şekilde yüzüm gülerek içeri giriyorum. yoğunbakıma içeri girmişken arkamdan biri bağırıyor “doktorrr!!!!! doktorrrr!!!!!”. dönüyorum adamın biri bana yürüyor, omuz atıyor…

11- hastayı görmek istediğini haykırıyor. daha yoğunbakıma gelmediğini, biraz sonra geleceğini söylüyorum. yine de covid önlemleri gereğiyle başhekimlik kararıyla yoğunbakımda görüş olmadığını iletiyorum…

12- o sırada başka bir yakını bu saldırganı durdurmak için koşuyor ve tutmaya çalışıyor. saldırganı sakinleştirmeye çalışıyorum, şaşkınlığımı gizleyemiyorum…

13- elimizi öpmesi lazımken, hiç tanımadığımız biri için 10 saat ter dökmüşken, yaşama şansı sıfır olan birine bir şans tanımışken anlam veremiyorum. hemen uzaklaşmıyorum o yüzden, saldırgana sakin olmasını söylüyorum…

14- saldırgan duvarlara yumruk atıyor, cihazları tekmeleyip cihazları kırıyor. bir anda elini arka pantolon cebine atıyor, bıçak gibi sivri bir cisim çıkarıyor, “seni öldürürümmm!!” diye bağırarak üstüme koşmaya çalışıyor. hemşireler bıçağı görüp kaçmam için çığlık atıyor…

15- bıçağı görür görmez hemen ters yöne koşuyorum, saldırgan yakınının elinden kurtuluyor ve peşimden 50 metre koşuyor. hızla yangın merdivenlerine koşup kapıyı arkamdan kapatıyorum, kalbim güm güm atıyor. kalan yakınları da koşup saldırganı tutup geri götürüyorlar…

16- o esnada yakını saldırganı tutmasa, koşarken ayağım takılıp düşsem, bi şekilde bana yetişse bıçaklanacağım. ne için peki? benim sebep olmadığım bir hastalığı 10 saat emek vererek düzeltmeye çalıştığım için…

17- bana saldıran adam babası için hayatı boyunca hiç 10 saat aç kaldı mı, hiç 10 saat babasının iyiliği için beli delice ağrıyana kadar ayakta kaldı mı? yazıklar olsun. binlerce kez yazıklar olsun, hakkımı helal etmiyorum. verdiğim emek, akıttığım ter. karşılığı bu mu?..
adamlar resmen 1984 romanını uyarlamaya çalışıyor.
sanki hiç var olmamış gibi tarihten silmeye çalışıyorlar bazı kişi ve olayları.

hakan şükür, evet fetöcüdür fakat türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük golcüsüdür.
bu tarihe yazılmıştır ve biz bir romanda yaşamıyoruz. bazıları kudursa da bu gerçek değişemez.

ben karşıyakalıyım, tribünlerle biraz içli dışlı olanlar bilir aramız iyi değildir galatasaray ile. ben şahsi olarak da daha bi' sevmem galatasarayı, fakat bu da hakan şükür'ün çok büyük bir golcü olduğunu değiştirmez.

- hakan şükür bir türk takımının uefa kupası almasının en büyük aktörlerinden biridir. uefa kupası kazandığı sene avrupa kupalarında en çok gol atan futbolcudur.

- hakan şükür bir adet fifa gümüş ayakkabı ve bir adet fifa bronz ayakkabı ödülü almıştır.

- hakan şükür iffhs dünya gol kralı ödülü ve dünyanın en iyi golcüsü ödülü almıştır.

- hakan şükür dünyada en çok gol atan türk futbolcudur.

- hakan şükür türk liglerinde en çok gol atan futbolcudur.

- hakan şükür şampiyonlar liginde en fazla gol atan türk futbolcudur.

- hakan şükür türk milli takımında en fazla gol atan ve en fazla forma giyen futbolcudur.

- ve evet bir dönem akp millet vekili ve trt yorumcusu da olan hakan şükür 11. saniyede attığı gol ile dünya kupaları tarihinde en hızlı gol atan futbolcudur.

aynı ekranlarda sayın öcalan demek serbest, sözde değil özde teröristbaşı öcalan'ın kardeşini çıkarmak serbest. hakan şükür denilince auvvv.
portekiz maçı açıktı, uruguay attı diye bu maçı açtım gol geçmişti, o sırada kore attı diye diğer maça geçtim orda da gol geçmişti, o sırada uruguay yine atmış yine açtım bu maçı. sonuç olarak 5 dakikada 3 gol atıldı hiç birini canlı göremedim mk.
bence de haklı bir tespit. daha da çok abartılması gerekiyor. az abartılmış.

bu kadar küçük balıktan, bu kadar lezzet almak nerden baksan çok abartılmalı.
not bırakmak demeyelim de uzun bir mektup yazasım var aslında ama neyse...incecik bir ipin üzerinde adeta cambaz gibi yürüdüğüm bir yıldı, dengede kalma çabasının yorgunluğu hala ruhumda ve bedenimde. hazla acıyı birarada hissedip, "asla" dediğimi deneyimlemek de cabası. hala anlam veremediğim bir sürü şey varken ve unutamayacaklarımla kuşatılmışken, yeni bir yıla başlangıç yapmak zor olacak.
her yer suriyeli kaynıyor sanki suriye'de sadece esad ve karısı kalmış, diğerleri burada.

bu istilacılar öyle ya da böyle gidecek! biz ensar falan değiliz, çöl kanunlarıyla da yaşamıyoruz! burası laik türkiye cumhuriyeti. kabile devleti değil! benim suriyeli kardeşim yok!

tanım: geçici sığınmacılar için uygulanan sıhhat projesi raporunda yer alan suriyeli bebeklerin aşılanma raporu.
mehmet şimşek 1 ocak 1967 batman gercüş'te doğdu. ankara üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi iktisat bölümü mezunu olan mehmet şimşek, yüksek lisansını ingiltere'de university of exeter'de tamamladı.

mehmet şimşek 2011 yılı seçimlerinden sonra siyasete atıldı ve maliye bakanı olarak bir süre görev yaptı.

mehmet şimşek'in ingiliz vatandaşlığı : 2005'te ingiltere'de merrill lynch'te çalıştığı dönemde mehmet şimşek abd vatandaşı olan eşiyle birlikte ingiliz vatandaşlığa başvurdu. şimşek, ingiltere makamlarına yaptığı başvurunun olumlu karşılanmasının ardından türk içişleri bakanlığı'na müracaat etti. içişleri bakanlığı da, 26 temmuz 2006'da 'şimşek'in türk vatandaşlığının korunarak birleşik krallık (ingiltere) vatandaşı olması'na izin verdi. bakan şimşek, ingiliz vatandaşlığıyla ilgili sorulara 'olunmayacak diye bir yasak mı var?' yanıtını vermişti.

daha türban savunucunuz merwe kavakçıya gelmedik .....

merwe...
okurken yandaş medya haberciliği gibi habercilik yapıldığı için inandırıcılığını kaybetmiş bilgidir gözümde. bir şeyi de habercilik gibi habercilik yaparak verin de en azından kendinize saygınız olsun...

edit; başlığı açan kaçmış. başlık ilk entrydeki haber linki https://www.tamgaturk.com/…ip-doktor-cagirdi/56314/

olur da haberi de silerlerse haber diye verdikleri metin görselleri de şu şekil

haber 1
haber 2
haber 3
haber 4
mümkün degildir. kendinizi kandirmayin, bir insan duzgun bir insansa ben artik acimasiz biri olacam diyerek degisemez. aslinda kimse degismez. ınsan son nefesini verirken, kalbi durduktan nabzi kesildikten sonra hu diye son nefesini verirmis. ıste o son nefes huyuymus, o yuzden can cikar huy cikmaz derler. eger birisi efendiyken acimasiz birine donuyorsa o adam aslinda hic efendi olmamistir, zaten acimasizdir ama efendilik maskesi takmistir bir donem. gercekten efendi bir insan ne yasarsa yasasin acimasiz bir insana donusemez, asla.
ülkede nitelikli iş gücünün yarısı yurtdışına gitti veya gitmeye hazırlanıyor. şuana kadar geri dönenini hiç görmedim. geri dönmeleri için ülkeye batıran soyup soyan bu iktidarın kaybetmesi gerek.
özet: hoca bir öğrenciye “bu kız” demiş ama o kızın bir adı varmış. bu kız pek konuşmuyormuş, yeri değiştirilmiş, yanına oturtulduğu öğrenci yaramazmış, hoca da yaramaz olana bu kızı konuşturmazsın di mi, demiş. bir de sınıfa, konuşan birinin mi yoksa konuşmayan birinin mi tepkisinden korkarsınız, diye sormuş, bu kız da çok alınmış.
inanılmaz.

troll müsünüz, bilmem ama “o kız” normal değil. hayattaki tüm prenseslik haklarını tek bir derste, saçma sapan bir sebepten kullanmış.
insan gerçekten hayret ediyor. aşırı sinirlendim. hocaya öğrenci resmen zorbalık yapmış aq.
“bu kız dedi hüüüüüü” deyip çıkışmak nedir? hoca “bu kız”ın sözlüsüne 15 vermiştir umarım. böylece ağlaması için geçerli bir sebep sunmuş olur.
öncelikle
takip edilen kızları koruyan erkeğin öldürülmesi olarak güncellensin başlık.

bakın hiçbirimiz kadın-erkek farketmeksizin hatta kümeyi daha da büyüteyim nefes alan, toprakta boy veren hiçbir şey maalesef güvende değil.
sokaklar, okullar, kurumlar, evler... kısacası her yer psikopat sapıklarla dolu.
insanlar adalete, kolluk kuvvetlerine güvenini yitirdi de kendileri mi meselelerini halletmeye çalışıyor bilemiyorum.
umuyorum ki yetkili merciler bu sorunların çözümü için tatmin edici bir eylem planı düzenler, cezalar arttırılır çünkü inanın bu manyakların birçoğu işin sonunda kendilerine bir şey olmayacağını düşünüyor.

altta biri doğal seleksiyon yazmış, bunu yazınca komik olduğunu sanıyorlar, cool falan görünüyorlar. sorsan doğal seleksiyon nedir diye iki cümle kuramazlar.
bunun neresi doğal seleksiyon arkadaşım ?
vicdani olan ortalama bir insan kendisinden yardım isteyen kişiye yardım eder ki gece kafasını yastığa rahat koyabilsin.

edit: ekleme.
son kale de yıkıldı.

tutunacak son dal kırıldı.

son ağaç kesildi ve beyaz adam market poşetinin yenmeyecek bir şey olduğunu anladı.