debe başlıkları

boytheblonde5
profili

  • ali koç'un fatih terim'e mahalle kabadayısı demesi

    ulan şurada sırf inadınızdan bildiğin sedat peker in futbol şubesine dönüşmüş bi magandayı savunuyorsunuz ya... kirletiyorsunuz, hem kendi takımınızı, hem ülke futbolunu. ulan herif gençken manken için mekan basıp olay çıkarır, "birileri kurtarır", futbolculara kafa atar "birileri kurtarır", taraftara el hareketi çeker, adam toplar kebapçıya gider, ulan bi düşünün kaç yaşında kızı var, düşünsenize amk bu yaştaki babanız gidiyor kebapçıya adam dövmeye. utanmaz mısınız? utanmazsınız galiba, yazık be.

    olayın farkında olan ve rahatsızlıklarını bildirmiş gs lileri tenzih ederim.

  • arapların insanlığa katkısı

    al-kol
    al-gebra
    al-goritma
    al-kimya (alchemy)

    bagdat ve sam'da cevirilen yüzlerce antik yunan eseri.
    roma rakamlari ile bi skim basaramayan avrupalilar karsisinda hint rakamlarinin araplar tarafindan sadelestirilmesi, gelistirilmesi, "0" in kesfi.
    iberya'li müslüman filozoflarin avrupa kültürüne etkisi.

    ingilizce'deki orange kelimesinden ispanyolca'daki ojala kelimesine kadar onlarca dilde görülen arapca kökenli kelimeler.

    islam rönesansinin bitisi
    avrupa rönesansinin baslangici
    araplarin deve sidigi ile tanismasi

    kapanis..

  • klasik müziğin bir halta yaramadığı gerçeği

    -herhangi bir toplumun halk muziginin teksesli olmasi kesinlikle o toplumun muziginin yetersiz oldugunu gostermez, lutfen bunu unutmayalim.

    -bati muziginin gittikce daha polifonik bir yapiya kavusmasinda kullandiklari "tampere sistem"in etkisi buyuktur.

    -bati muzigi herhangi bir sesin olusturdugu doguskan dizisinde cesitli ayarlamalar yaparak, oktavlari birbirlerine esitlemistir. (detayli ogrenmek isteyene anlatabilirim) dogada doguskan dizileri arasinda orantisizlik varken, erken barok donem diyebilecegimiz (1620-30) donemlerden itibaren tonaliteye, yeni sisteme dogru evrilme baslamistir.

    -j.s.bach bu yeni sistemin nasil da guzel calistigini anlatmak ve kanitlamak icin iki kitaplik 24 prelud&fug serisini, birbirine esit araliklara sahip her tonalitede bestelemistir.

    -asyadaki bir cok toplumun, iran'in, hindistan'in, turkiye'nin muzikleri coksesli degildir. turk muzigi, tam olarak dogru calabilen icracilar ile dogru calgilarla calindigi her an aslinda pisagor un olusturdugu o cook eski sisteme hala yakin bir sistem kullanir. anadolu'da 15. yuzyil gibi erken donemlerde bile besteciler turk muzigi nazariyatlari yazmistir, hatta onsozunde pisagor'a tesekkur bile etmistir.

    -her turlu muzigin degerini vermeyi bilmek gerekir, bilinmiyorsa da konusmamak. muziksever arkadaslara tahrik olmamasi ve dogu veya amerika toplumlarinin muziklerini yabana atmamasi gerektigini hatirlatirim. o muziklerin de felsefesi vardir. japonya nin gagakusu, endonezya nin gamalan, benim icin fethiyeli ramazan in uc telli baglama ile yaptiklari, yine guneydogu asya daki inanilmaz "monkey chant"lar, alaska'daki inuit sarkilari, bati afrika muzikleri hepsi buyuk sanat eserleridir.

    -klasik muzikle sikintisi olan tipleri ciddiye almaya gerek olmadigini dusunuyorum. ben 10 yasimdan beri klasik muzikle ugrasiyorum, egitimim de bunun uzerine ve turkiye de yeterince muzisyenin (cogu issiz) ve yeterince klasik muzikseverin oldugunu biliyorum. yani bir gun opera yikilacak olsa bile biliyorum. ustune ustluk klasik muzikten beklentisi allah rizasi icin biraz "zeka" olan dingillerin dinledigi muzikleri bile ondan daha iyi biliyorum, evet onlari da dinliyorum, merak ediyorum.

    -mesele de zaten bu, ankara'da okurken hep dolu tiyatrolardan birine gittigimizde muthis bir performans sonrasi insanlarin eli ayagi titremisti, bunu resmen hissetmistim, insanlar disarda tanimadigi kisilerle oyunun ne de iyi oldugundan bahsetmisti, herkes deli gibi heyecanliydi, sanirim bin kere oynanmis yeraltindan notlar in ilk temsillerinden biriydi. iste boyle insanlar var bu ulkede, hem de yiginla, bir araya gelen, konusan, tartisan, heyecanlanan, "su nasi calisiyormus" diye videolar izleyen, saatlerce bilimden bahseden, kafasi guzel olup turgut uyar'dan "geyikli gece"yi okuyan... geyikli gece'yi, turgut uyar'i ulan bi sait faik'in naifligini bilir misiniz siz? iste hep bu yuzden kaybedeceksiniz, secim kazanacaksiniz, ama sabahina yine icinizdeki tecavuz etme, yikma, ota boka deli olma, baskalarinin ozel hayati hakkinda delirme isteginiz baki kalacak. deli olacaksiniz, "niye onlardan biri olamiyorum"diye, cunku insan iliskilerini bilmiyorsunuz, ruyanizda kuzeninizi elliyorsunuz, klasik muzigin nesinden anlayacaksiniz lan siz?

  • eşcinsellik dizi ve filmlerde yaygınlaştırılsın

    öncelikle böyle bir şeyin niye talep edildiği çok açıktır. alışın diye amk salakları. ısrarla "niye ki" diye soran tipler (hepsi silmiş entrylerini) , birisi "zeki müren gay miydi" diyecek olduğunda da "ne alakası var şimdi niye karıştırıyorsun" diye atarlanan gerizekalılarla aynı. ne demek niye ki? niye kadınla adam öpüşüyorsa o yüzden. elbette olmalıdır, olmadığı sürece toplum ve insanlar birbirlerine yalan söylemeye ve bu konuyu itelemeye devam edecektir, bu kadar mı zor bunu anlamak?

    şimdi dönelim öbür tarafa, bu durum böyle bir türkiye'de, şu anda olmayacaktır, herkesin derdi kendine sanırım, kör müsünüz eşcinseller? kadınların hakkı olmadan eşcinsellerin hakkı olamaz bi toplumda, geçin o işleri. ben de eşcinselim. al işte üstteki entry'de "kırık"lar, "ibne"ler havada uçuşmuş yine (o da silmiş, hepsi ayrı delikanlı..). sen bu herifin ne öğreneceğini düşünüyorsun? sen bu herifin bırak seni, karşı cinsiyle ilişkisinin ne düzeyde geliştiğini düşünüyorsun? eşcinsellik aksine her zaman toplumun kafasına medya yoluyla çok daha radikal ve olumsuz örnekler ile kazınır. bunun amacının da insanların asla kabul etmemesini sağlamak olduğunu düşünüyorum. aşırı feminen erkekler, aşırı feminen ve rahat hareketleriyle sürekli televizyonlardadır, türkiye de bu hiç değişmemiştir. bu karakterler genelde öylesine sivridir ki, benim hayatımda böyle bir eşcinsel görmüşlüğüm bile yoktur. oysa yukarıdaki çomar bilmez ki spor salonuna gittiğinde "abi çok iyi basıyorsunnn ya" diye yanaştığı kaslı tip de eşcinsel, patronu da eşcinsel sevdiği futbolcu da her gün takım arkadaşıyla yatıyor vs vs. türkiye ve dünya televizyonlarında eşcinsellerin sürekli ayol diye konuşan, kadınlar ve erkekler arasında yol bulucu, sürekli ama sürekli feminen hareketleriyle ön plana çıkarılan tipler olarak gösterilmesindense hiç gösterilmemelerini yeğlerim. insanların kafasında sürekli olarak "yalnızlıktan geberen, işsiz, dedikoducu, herkesle yatmaya hazır, sevimli tip" imajı çiziliyor ve buna hiç gerek yok. bu sadece türkiye'nin problemi değil, günümüzde hetero adamların favori filmlerinden olan "fight club" kitabının bile eşcinsel bi yazar tarafından hetero erkek dünyasına sert bir eleştiri olduğunu çok az insan biliyor. ben açıkçası bunun bile halı altına süpürülmeye çalıştığını düşünüyorum, sadece türkiye'de değil. vicdansız ve beyinsiz onlarca hetero adam, vasıfsız yaşamlarının acısını bu televizyonda gördükleri eşcinsellerin namusuna küfrederek veya onları toplumdan soyutlamaya çalışarak çıkarıyor. eşcinsel işte budur türkiye toplumunda: her zaman olmuş, hiç bir zaman azalmamış, hep bilinmiş ama -"seviyor musun"? -"hayır kardeşim ağzını açıp hakkında bir kelime edemezsin, sevemezsin, el ele tutuşamazsın, hatta aslında sen şu işte de çalışamazsın, pek uygun olmaz sana"... televizyonluk, dizilik, filmlik bi iş yok. olay önce kafada. çevresinde onlarca arkadaşının eşcinsel veya biseksüel takıldığını adı gibi bilen, duyan insanlar bir filmde, dizide veya sokakta iki adamı el ele gördüğünde linç etmeye kalkacak veya linç edildiğini gördüğünde kılını kıpırdatmayacaksa, o toplum daha beklenen haysiyet ve onur seviyesine gelmemiş demektir. bu kocaman yalan bulutu, orada bir yerde havada durur, elbette tekil bireylerin değil, toplumun dayanışmasıyla ayakta kalır, herkes bu yalanın orada bir yerde asılı durduğunu bilir, kral çıplaktır, kimse konuşmaz ve bu durum her geçen gün toplumu daha da ikiyüzlü ve daha mutsuz bir hale getirmekten başka işe yaramaz. dünyada henüz kadına saygısız, doğaya saygısız, din tüccarı, ikiyüzlü, çocuklara hallenen, laik takılan ama hala tek derdi eşcinseller olabilecek çapsızlıkta, radikal dincilere çomar diyen ama bir şekilde mesele eşcinsellik olunca onlarla aynı paydada buluşuveren yavşaklıkta, bilimi siktir eden, felsefeyi hiç bilmemiş, birbirine zerre kadar güvenmeyen toplumlarda eşcinsel haklarının desteklendiği daha görülmedi.

    eşcinsellerin, özellikle son yıllarda aklınıza gelebilecek her konuda ikiyüzlülük, magandalık, şerefsizliğin üst düzey örneklerini vermiş ve vermeye devam eden türk toplumundan saygı, sevgi vs aramaya ihtiyacı yoktur, bu hayalciliktir. eşcinsellerin, hala kadının yerinin tartışıldığı, kadının hiç edildiği, zamanında aşık olduğu kadınları, eski sevgililerini kesip biçebilecek şerefsizlerin yaşadığı bir toplumdan alacağı da hiç bir şey yoktur. bir eşcinsel ya türkiye'yi terk etmelidir ya da akıl sağlığını korumak için ne gerekiyorsa yapıp hayatta kalabilmelidir. bu ülkede "diva" olarak tanınan trans şarkıcı, ağzını açıp bir gün türkiye'nin trans cinayetlerinde avrupa birincisi olmasından söz etmemiştir, çünkü söz etseydi hala diva olamazdı, kalemi o an kırılırdı, yine de bu insan zerre saygıyı haketmez gözümde, işte bu kadar ince bir çizgi bu çizgi, bunu anlayabiliyor musunuz? zeki müren kendisiyle yapılan röportajda "unutamadığınız bir aşkınız oldu mu?" diye sorduklarında öyle bir bakar ve gözleri dolar ve doğru düzgün konuşamaz ki belki o zaman anlarsınız türkiye'de eşcinsellik ne demek. tüm bunları ve bu insanların kim olduğunu, ne olduğunu bilen toplum, bu soruyu ne kendisine, ne komşusuna sorar, kimse "napacağız bu insanları, sevmesinler mi? sevilmesinler mi?" demez, hatta o kadar "adamdır", o kadar "onurludur" ki bu toplum, sizin belki yıllarınızı verdiğiniz ilişkiniz hakkında aklına gelebilen tek şey üzerinden "hak yolu bok yolu" esprisi yapar, sonra da gider bi türk dizisi açıp, sevdiği kızı iki bölüm sonra tokatlayacak apaçinin attığı tiratlara ölür-biter, "adamsınn", "işte aşk budur" der, sizin sevginiz, mücadeleniz bir hiçtir. eşcinsellik ve bu insanların neler yaşayarak büyüdüğü, buraya her konu açıldığında umarsızca yazan onlarca şerefsiz için bir hiçtir, hiç! sizin bu konuyu anlatmaya çalışmak istediğiniz insanlar, başarısız oldukları her ilişki sonrası buraya "erkeklerden erkeklere öğütler" sayfasına, kadınlar ile ilgili ağıza alınmayacak hakaretler yağdıran vasıfsız, agresif ve onursuz tiplerdir. yani eşcinseller; ezikliği bırakın, bunu anlayın, bir tek kendiniz ve sevdiğiniz insan var bu dünyada, tıpkı bir çok seküler hetero çiftin, bir çok kadının hayatta kalmaya çalıştığı ve hissettiği gibi.. çünkü bu toplum, yüzleşmesi gereken her ama her şeyden kaçan korkakların, daha karşı cinsiyle ilişkisi ilkokul çocuğundan hallice tiplerin, korkularından ötürü her gün birbirlerine ne kadar agresif, ne kadar "adam" olduklarını gösterdikleri bir sirktir.

  • tayyip'in enteresan zombili fotoğrafı

    ya o değil de ben i.tatlıses'in headshot sonrası hala nası o masada oturup sohbet ettiğine şaşıyorum.