ben butun cbnce dizilerini izliyorum5
profili

  • kedi kısırlaştırmanın zalimlik olması

    ev kedileri icin 2 yol var:
    1) hayvan her kizginlik donemine girdiginde ciftlesecek
    2) kisirlastirilacak

    birincisi mumkun degilse ikincisini "dogasini bozmamak" icin veya "kiyamamak" sebebiyle secmemek dogru degil. cunku hem kisirlastirilmayan hem de ciftlestirilmeyen hayvanlarda hormonlarin yaptigi baski sebebiyle zamanla tumorlerin olustugu saptanmis. kisirlastirmaya hakkimiz yoksa buna sebep olmaya da hakkimiz yok.
    birinci yol mumkunse kisirlastirma sart degil.
    saglik acisindan durum bu.

    disaridakiler icin sahsi fikrim sayisiz caninin cirit attigi sokaklarimiz malumken hali hazirda dogmus ve yasamaya calisan sokak hayvanlarinin durumu ortadayken ozellikle sokaktakilerin kendi sagliklari icin olmasa dahi dogacak yavrularin yasayabilecekleri guvenli bir ortam artik bulunmadigindan kisirlastirilmalari gerekiyor.

    hepsini eve alamiyoruz, koruyamiyoruz, iskence yapiyorlar, yolda ezip arkalarina bile bakmadan gidiyorlar, zehirliyorlar, tecavuz ediyorlar, hasta, ac, susuz kaliyorlar... ve tum bunlar olmuyormus gibi kirlarda ozgurce mutlu mesut kosturan kediyi alip kisirlastirip eve hapsediyormusuz gibi konusuyorlar ya... gercekleri baz alarak yorumlayin biraz be.

    hasta oluyorum valla su her seyin dogrusunu utopyadan yorumlayanlara. birine tecavuz edilir, bi tartisma cikar, tecavuzcu oldurulsun mu muebbet mi yesin hadim mi edilsin diye... hemen gelir birisi cozum egitimdir idam ise yaramaz bidi bidi diye. ulan tamam egitim bunu herkes biliyor da simdi bu adam kirkina gelmis, on yasindaki kiza tecavuz etmis, bu adama ne yapilacak? ınsanin bedensel butunlugune mudahale edilemezmis. yine durduk yere "gel amca senin su bacagi bi keselim" diyen varmis gibi. durduk yere tecavuz edilip oldurulen insan degil cunku. zayif halka falan. anasi uc bes tane daha dogurur, guclu olanlar hayatta kalir nasil olsa. abi de biraz yatip ciksin sonra gelsin seni de .sin oh ne guzel her yanin insan haklari olur.

    hayvanlar eve kapatilmamaliymis. bence de her yer cayir cimen olmali. en azindan bahceli evi olmali herkesin. eee? yani?
    hayvanlar kisirlastirilmamaliymis. dogalarinda ciftlesmek varmis. aynen oyle. ama bi kafani pencereden uzat da bak bakalim nerede, nasil yasayacak bu canlilar?

    cozum falan yok anca bik bik... o oyle olmamali bu boyle olmali... o kadar haklisin ki dostum. en cok sen haklisin. biz ego tatmini icin hayvan besleyen, kendi zevkimiz icin onlari kisirlastiran tipleriz. zalim oldugumuzdan fakire fukaraya yardim edecegimize kedilere mama aliyoruz. sen aynen devam et kendi halinde. etliye sutluye hayvana insana karismadan yasayip git. bos zamanlarinda da hayal dunyanda neler olup bittigini anlatirsin boyle.

  • kurban bayramı

    cocukken dedem keciyi kesmeden once aglayip yirtinip yerlere atardim kendimi ne olur kesmeyin diye. buyudum veteriner hekim oldum, kaderin cilvesi olarak devlet baba dedi ki bu bayram kurbanda gorevlisin. gozumun onunde simdiden onlarca hayvan kesildi ve araliksiz devam ediyorlar. cirpinanlar, bagiranlar, kan golu.. allahuekber sesleri hoparlorden, kulagimin dibinde... aglamamak icin kendimi zor tutuyorum lan. bi baslarsam elime bicagi alip keserim kendimi yaklasmayin dokunmayin bu hayvanlara diye ortaligi yikicam. sonra deli diye kapatacaklar bi yere beni. cok mutsuzum. kurban bayramindan nefret ediyorum.

    ek: belirlenmis kesim yerleri haricinde hayvan kesilmesi yasak. belediyeyi veya bulundugunuz ilcenin tarim mudurlugunu arayip ihbar edin, bayram boyunca her yerde nobetci ekipler var. gelirler.

  • umut sarıkaya tipi mutsuzluk tanımları

    sofore "musait bi yer" demeye 50-100 metre kalmisken baska bir yolcunun inmek istemesi uzerine "kalmis surada 5-6 bina, tekrar durdurmayayim simdi" diye dunuserek inip yurumeye basladiginda, o dolmustaki baska birinin tam da senin inmek istedigin yerde araci durdurdugunu gormek...

  • memur olup sıradan bir hayatla geberip gitmek

    son siniftayken annem memur olmam icin kpss'ye girmemi istedi. yav, dedim. he he. oldu. tek derdim de buydu. o kadar isimin gucumun, mezun olma telasimin, okul bitince yapacagim mukemmel seylerin hayalleri arasinda kpss'ye hazirlanayim bir de. memur olacak kadar kafayi yedim cunku. zaten tum gun cay icip oturuyorlar, meslegi unutuyorlar. bir insan sonucta memur olacaksa neden okusun ki? ben onca emegi onun icin mi verdim? ıdealistim, dunyalari kurtaracagim, bana kalkip memuriyet diyorsun, dedim. neyse alttan girdi ustten cikti, calisma sozunu vermis bulundum anneye. gorev bilinciyle kastim epey. puani da alip cebe koydum. yil 2014.

    okul bitti, daldim ozel sektore. canim cikiyor ama kuslar, cicekler, lan her sey bu kadar guzel olabilir mi ya? nasil mutluyum, nasil da aptalim... gel zaman git zaman sadece canim cikar halde buldum kendimi. aksamlari elimde tabakla koltukta uyuyakaliyorum, bos vakitlerimde duvara bakiyorum falan. bir is gununden en buyuk beklentim cikisa yakin kotu durumda bir hastanin gelmemesi olmaya basladi. cunku yorgunum anasini satayim. eve gidesim var. gidince bir ton sey yapmam lazim, gidesim de yok bi yandan. hani mutsuzluk degil de bikkinlik diyeyim adina. hayvanla ugrasmak hobim zaten de insanla ugrasmak benim yutabilecegim lokma degilmis.

    maddiyat desen yerlerde. sadece hayatta kalabiliyorum. birikim yapmak, kendine bilgi olarak yatirim yapmak icin ortada bi sey kalmiyor. bugunum yok da yarinim var mi sanki? emekli olsam asgari ucretten maas aliyorum. niye? e piyasa boyle cunku herkes boyle calisiyor. ha tamam o zaman ya. herkes boyle calistigi icin dogru olan da bu sonucta.

    manevi kismi ayri dert zaten. anne bi taraftan bastirir "ben seni eleman ol diye mi okuttum, yaziklar olsun" diye. hayir serseri olsam yine de evladimdir diye bagrina basacak kadin, gece gunduz telefonda ozguvenimi itinayla yok etti. diger taraftan haftada bir gun tatil yapiyorsun. dinlensen gezmedigine, gezsen dinlenmedigine, ikisinden birini yapsan evdeki isleri halletmedigine yaniyorsun. ayda yilda bir facebook'a giriyorsun, sinif arkadaslarin orada burada gezmede. evlenip coluk cocuga karismislar coktan. ben iki yil uzatmayla mezun oldum, uzatmayanlarin cogu piyangodan cikan dehset bir atama sayisiyla devlete girmisti. bakiyorsun, birbirlerine yemege gitmeler, sofra fotograflari girla... ben en son ne zaman bir arkadasimla bulusup disarida takildigimi unutmusken icime oturuyordu acikcasi. "ee ne yaptin bakalim?" diye soran olacak endisesi apayri...

    sonra uyanamamaya basladim. uyansam da agir bir enfeksiyon geciriyormusum gibi hissediyorum kendimi. mumkun degil cikamam yataktan. ne zaman ki isyerini arayip gelemeyecegimi soyluyorum, vucut toparlamaya basliyor kendini. bir, iki, on... sebebi sonradan anliyorum. ısyerindekilerde de saglam sabir varmis ki ufak tefek sitemlerin disinda ciddi bir cikis olmuyor. oluyorsa da anlamiyorum zira umrumda bile degil. ısimi kaybetsem ne yirmi yil ayni yerde calissam ne. fark etmiyor ki.

    kendimi sucluyorum surekli. neden boyle oldu, onca emegimin karsiligi bu muydu? nerede yanlis yaptim? patronlarimi sucluyorum. bu sartlarda calisarak hayatimi harcadigimi gormuyorlar mi? neden beni dusunmuyorlar? annemi sucluyorum. neden benden hic memnun degil? neden surekli elestirmek yerine yardimci olmuyor? bu sorular kadar onemsiz cevaplari da. bi seyler bi seyler olmus, sonuc da bu olmus iste. simdi ne olacak, esas soru o.

    sen neye karar verirsen arkandayim, diyen sevgiliden kaynak alan bir guvenle istifa ettim. birkac gun kafami dinledim. ne istiyorum, nasil ulasirim dusunup durdum. fark ettim ki hayallerim degismis. son siniftaki heyecanli kizin yerinde yel bile esmiyor. hayalim ev, araba degildi zaten hic. sokak hayvanlari icin bir rehabilitasyon merkezi kuracaktim. ozellikle sakat olanlar icin. git once don al kendine dememisim hic aynaya bakmamisim meger. o isler oyle degilmis. bir hayalin pesinde kosacak param olmadigi gibi belki de o kararlilik, zeka, kabiliyet adi her neyse iste yokmus demek ki icimde. hani o copten buldugu gazoz kapagini bile degerlendirerek amacina ulasan muhtesem insanlar var ya ben onlardan degilmisim ve bir basari hikayem de olmayacakmis. bunu hazmetmek, yazmak kadar kolay olmadi.

    sonucta gercekler aci. yirmi altima basmak uzereyim ama ilkokulda tema vakfi sayesinde diktigim agac haricinde pek de bir sey katamadim sanki mavi gezegene. dislerimi fircalarken suyu kapatiyorum bir de o var. bilime tek katkim soyle ciddisinden bir hastaliga sahip olursam eger kobaylik veya en azindan istatistiklere bir ilave olabilirmis gibi duruyor. henuz kesfedilmis ozel bir yetenegim de yok. harcaniyor degilim yani aslinda. nerede calisirsam calisayim onemi yok. sabah git, senin gibi binlercesinin yaptigi seyleri yap, aksam gel, ertesi gun basa sar. ise, meslege "deger katmak"tan anladigim sey bu degil. en fazla isletmenin cirosuna deger katiyoruz o kadar. maddi manevi tatmin oldugum yok.

    peki ne istiyorum? cok agir sartlarda calismayayim, elime gececek para yetsin, tatilim olsun, vaktim olsun, cocuklarim olsun, hamileyim diye isten atilma stresim, hamileyken eger negatifsem toksoplazma kapip dusuk yapma, sakat bebek dunyaya getirme endisem, sonrasinda is hayatina donme derdim olmasin, soyle rahatca ayaklarimi uzatip keyif yapabilecegim bir hayatim olsun, iki lafimdan biri is olmasin istiyorum. bu da ancak devlet memuru olmakla mumkun.

    buna karar verdikten sonra onun da hic oyle kolay olmadigini gordum. bir yandan kpss calisirken diger yandan atanmanin puandan cok alim sayisiyla alakali oldugunu fark ettim. ya sansin olacak okudugun bolumden her yil duzenli alim olacak ya torpilin. siradan bir hayatla geberip gitmek icin bile mucadele vermen lazim. hayvan gibi osmanli tarihi calissan da "voynuk nedir?" gibi bir soruyla eleyip geciyor seni osym. hicbir sey olamadim bari memur olayim, degilmis. ama su var ki bu saatten sonra ekmek arasi mermer de yesem ozel sektore donmeyecegim. bu sinava yeterince hazirlanamadim, gerekirse iki yil dersaneye gidip 2018'deki sinava girecegim. olmadi 2020'dekine. sinav mi kalkti, hic giremedim mi, ev hanimi olurum, ev kizi olurum ne var?

    gecenlerde bir haber geldi. dediler ki bakanlik 2014 puaniyla son bir atama yapacak. simdiye kadar sadece 100 kusur kisi almis sanirim. neyse kac kisi alacagi aciklandi. siralamama baktim, tutuyor. duzgun bir tercih listesi yaparsam ataniyorum. basladik neresi kac kisi alacakmis beklemeye. sonunda acikladilar ama sanki veteriner degil de ozel harekat aliniyormus gibi hakkariler sirnaklar havada ucusuyor. bati kontenjani kapanin elinde kalacak kadar. suriye merkez olsa yazip gidecek bi dunya insan var gerci. merkez yuksek kapatir, uzak ilcesini yaz sen, diye fikir verecek insanlar birbirine. son tercihimi yuksekova secerken elim titredi. dedim ya yuksekova yuksek kapatirsa, semdinli veya cukurca daha mi mantikli acaba...

    pazartesiden bu yana sonuclarin aciklanmasini bekliyorum. cok stresliymis. birkac sayfa okuduktan sonra aslinda okumadigini fark etmenin de otesindeyim. yarim saattir izledigim seyi meger izlememisim. kafa gidik. bence televizyon kanallarini gercekten arayan insanlar var. hani seyirciler telefonlari kilitledi size sunu soruyorlar yalani var ya. o gercek olabilir. aksama kadar osym'yi ve bakanligi arayanlari gordum. siz boyle dediniz, bakanlik soyle diyor diye telefonda kavga edenler mi dersin, bimer'e dilekce yazanlar mi, memurlar.net ve facebook gruplarinda cikan kavgalari hic sayma... "duyum alabilen insan karizmasi" diye bi sey var bu ortamlarda. ne zaman aciklanacak, ne olacak, boyle seylerin duyumunu alabilen adeta fenomen olmus insanlar var. timarhane gibi lan. boyle sanki herkes sabahtan bonzaisini, tinerini cekip oyle geciyor internetin basina. oysa uhu koklamak en iyisidir. hem masaya bi damla dokup kalemin arkasiyla pit pit pit karistirinca minik bir top da yapabiliyorsun uhudan. zaman geciyor...

  • kedi

    29 ağustosta çok kötü durumda olan bir tanesi geldi (trafik kazası). doğuma az zaman kaldığını tahmin edip, yavruları sezaryenle aldık. çok umutlu olmamakla beraber, inat ettim. keselerinden çıkardım, nefes almalarını sağladım, göbek bağlarını kestim ve sıcak su torbasının üzerine koyup yaşamalarını diledim. bir süre sonra bağırmaya başladılar. üç güzellik, üç muhtaç can... süt tozuyla hazırladığım mamayı biberondan içmeyi başardılar ve böylece iki saatte bir besleme, gaz çıkarma, çiş kaka yaptırma, sıcak su torbası yenileme dönemimiz başladı. gündüz klinikte gece evimde elimden geleni yaptım. dört gün sonra göbek bağları düştü, bir buçuk hafta sonra gözleri açıldı, daha yeni yeni de görmeye başladılar.

    düz bir mantıkla, şimdi yirmi beş yaşındayım, kırk yıl daha çalışacak olsam ve her yıl üç tane böyle bakıma muhtaç bebek gelse benim işin sonunda yüz yirmi tane kediyle yaşamam lazım. yaşlanıp ölenler ve ekstra gelen kedilerle beraber tabii bu sayı artıp azalabilir. bana kalsa hepsine bakayım ama pratikte imkansız. dolayısıyla elimden geleni yapıp sonra sahiplendirmem gerekiyor ki başka bakım isteyenlere vaktim, enerjim kalsın.

    üç kediyi birden sahiplenmek zor, ayrı ayrı evlere gidecek gibi görünüyorlar. aşıdır, iç dış parazittir, vakti gelinde kısırlaştırma ameliyatıdır, ufak tefek eğer olursa hastalıklardır vs hepsini hayat boyu karşılayacağım. sahibine sadece mama ve kum masrafı kalacak. yedi yirmi dört de herhangi bir problemde bana ulaşabilecekler. tabii mesleği bırakmazsam, başka şehre taşınmazsam veya işte ölmezsem. o durumlarda da zaten şu an mesela istanbul veteriner hekimler odası'nın belirlediği tarifeye göre yetişkin bir kedinin aşı ücreti yıllık bir karma altmış beş lira, bir kuduz elli beş lira, gerek olursa bir lösemi altmış beş liradır. bu kadar.

    eğer sahiplenmek isteyen veya sahiplenmek isteyeni tanıyan varsa bulunduğum klinik şişli fulya'da. yavruları gelip görebilirler. gelip görüp mutlaka sahiplenmek zorunda da değiller. içine sinmez, yavruya ısınamaz vs olabilir, normaldir. tanışmış oluruz, belki başka bir zaman başka bir yavru sahiplendiririz, darılmaca gücenmece yok.

    sadece yavruları sevebilecek birilerini arıyorum. şu anda hala bakımları biraz zahmetli. tek başlarına kaka yapamıyorlar ve birkac saat arayla biberonla süt vermek gerekiyor. o yüzden kuru mamaya geçip, kuma çiş kaka yapmayı öğrendiklerinde, evde gündüz tek başına bırakılabilecek kadar büyüdüklerinde sahiplendirmeyi düşünüyorum ki bu da bir, bir buçuk ay sonraya denk geliyor. kimse sahiplenmezse yavruları maalesef öyle bir yer var mı bilmiyorum fakat kendi başlarına yaşayabileceklerini umduğum bir yere bırakmak zorunda kalacağım ve kasım ayının soğuğunda bunu yapmayı hiç ama hiç istemiyorum.

    ıki erkek bir dişi üç küçük topaç fotoğraflarda görüldüğü gibiler. sırtı tamamen siyah olan dişi, maskeli olan ve diğer siyah beyazlı olan erkek. turuncu olan tosun bizim evin emektar delisi paşa bey. çizgili pijamasıyla bebeklere süt veren de "baktım, uğraştım" derken adını anmayarak haksızlık ettiğim erkek arkadaşım superman.

    ilk gün:
    https://hizliresim.com/1rpega

    ikinci gün:
    - https://hizliresim.com/gyl693
    - https://hizliresim.com/lepdbo

    ilk hafta:
    - https://hizliresim.com/7pmd6y
    - https://hizliresim.com/9exnm5
    - https://hizliresim.com/ag2z1l

    sonra:
    - https://hizliresim.com/p94n6a
    - https://hizliresim.com/nwvdzx

    şimdi:
    - https://hizliresim.com/by866b
    - https://hizliresim.com/ag2zzl
    - https://hizliresim.com/d9xddv
    - https://hizliresim.com/b4xzzp
    - https://hizliresim.com/l9yzzj
    - https://hizliresim.com/1rpe6j
    - https://hizliresim.com/rrl15m
    - https://hizliresim.com/l9yzqr
    - https://hizliresim.com/vrzp64
    - https://hizliresim.com/lepdlz
    - https://hizliresim.com/7pmdan
    - https://hizliresim.com/gyl6ro

    paşa ve bebekler:
    - https://hizliresim.com/ag2zdv
    - https://hizliresim.com/ob2dv4
    - https://hizliresim.com/g5ndmr
    - https://hizliresim.com/we2dqm

    kıskanç paşa:
    - https://hizliresim.com/8qnz6n

    bi kedi gördük sanki:
    - https://hizliresim.com/jjj6ql

    beni burdan çıkarın:
    https://hizliresim.com/o9qvd9