debe başlıkları

nuhun gemisinde asure tarifi alan hayvan26
profili

  • loris karius

    herifin çıkardıkları olmasa 8 gol rekorumuzu egale etmiştik ne anlatıyorsunuz amınakoduğumun yerinde?

    statta yuhalayanlarının ağzına vurmak istediğim kaleci.

  • şenol güneş

    kariyerinde söylediği en vurucu sözlerden birini beyan eden teknik adam. dedi ki:
    (bkz: 5 çan çaldı adalet öldü)
    herkes asıl haberi atlamış, işaret ettiği hikayeyi okuyunca üzerine düşeni alması gereken çok kişi var.
    --- hikaye ---

    çok eski yıllarda ingiltere’de bir gelenek varmış. sıradan bir vatandaş öldüğünde kilisenin çanı bir kez çalınıp herkese duyurulurmuş. bir asil öldüğünde iki kez, kralın bir yakını öldüğünde üç kez, kral öldüğü takdirde, çan dört kez çalınırmış. günün birinde, herkesin hak aramak için sığındığı mahkeme, bir vatandaşı haksız yere mahkum etmiş. ve kilisenin çanı tam beş kez çalmış. ahali merak içinde, papaza koşmuş: “ey papaz efendi, kraldan daha önemli biri var mı ki, o ölünce çan beş kez çalınsın…” papaz yanıt vermiş: “kraldan daha önemli bir şey var!.. adalet. bugün adalet öldü.”
    --- hikaye ---

    bir tarafta şenol güneş, diğer tarafta... biliyorsunuz üsluplarını bahsetmeme gerek yok. ve bu adam, onların oluşturduğu çoğunlukça yerden yere vuruluyor ve ben buraya lut kavmi deyince şaşırıyorsunuz. iyi ki var olan hoca.

  • efes harabeleri giriş ücreti

    (bkz: oradaydım)
    daha bu yaz başımıza geldi ve ekleyeceğimiz pek çok detayı aktarma imkanı sunması adına başlığının açılmasına çok sevindik. sırayla anlatayım:
    1- müze kart geçmiyor. yok yani bildiğin geçmiyor diyor gişede duranlar. şahsi aracımızla kültür turizmi yapmak için dolana dolana kilometrelerce gidip alınan yanıt bu olunca “buraya kadar geldik napalım” diye dönemiyorsun. ama biz döndük, nasıl anlatalım:

    2- buranın civarında meryem ana evi var. orası bilenler bilir dağın başında bir yer. yol boyunca ne bir park yeri var ne de buna benzer duraklama imkanı, tek şerit git gel. neyse efendim yolu niye anlattım, çünkü bu izbe yolu aniden direkle kesip gişe koymuşlar. yani arabasız gelinemeyecek bir yere, araba ile geldiğin için ücret ödemeden giremiyorsun öncesinde inerek. onu da camlardan içeri bakıp kişi başı 40 lira artı araba için de 40 lira isteyerek alıyorlar. oha dedim vazgeçtim, gişedeki adam “tamam 30 olsun kişi başı” deyince hepten sinirlendim “kaldır direği dönüp çıkıcam” dedim çıktım. çıkarken jandarma güvenlik elemanına sordum bu ne saçmalıktır diye. “bize değil selçuk belediyesine kızın abi” dedi. kültür ve turizm haricinde selçuk belediyesi de ek gelir elde ediyormuş öğrendiğimiz şekliyle. allah belasını versin deyip çıktık aşağıda gördüğümüz meryem ana heykelinde fotoğraf çekinirken baktık ki çok kalabalık. işte eli boş dönmek istemeyen herkes orada fotoğraf çekiniyor bu rezillik yüzünden.

    3- yedi uyurlar diye de bir yer yapmışlar. tabela falan inanmayın diye söylüyorum bildiğin öyle bir yer yok. bir mağara dahi yok ortada. kaya kovuğu gibi bir duvar çukurunu satmışlar yedi uyurlar olarak, ki güzel anadolumda pek çok nokta var yedi uyurlar mağarası iddiasında. burası orası değil gerçekten. hani o kadar yola yazık diye söylüyorum.

    tek amacı atlı faytonlara (ki o atların hali bambaşka bir başlık konusu) fahiş fiyat ile geçim kaynağı olmak olan çingene zihniyetinin eline terk edilmiş kültür faaliyetinden başka hiçbir şey değil iş. o zaman başlığını neden açmadığımı da söyleyeyim basın eksiye sonra, selçuk belediyesi chp yönetiminde bir belediye, akp yönetiminde olsa ferman ferman yazacak yazarlar bu durumda belediyeyi savunmaya geçer diye düşündüm, yukarıdaki entrylere bakınca yanılmamışım.

    otobüslerde verilen bardak su olur ya hani; heh onu 5 liradan yaz sıcağında baygınlık geçirecek insanlara satmaya kalkan esnafa da ayrı sözüm. ayıptır, yazıktır, günahtır.

    edit: obsesif birey uyardı akpliymiş (hatta baktım eski solcu yeni sağcıymış belediyeci adam bi tuhaf) o zaman meryem ana heykelinin karşısında restore adına neredeyse pvc ile kaplanacak kadar anakronik selçuk kalesinin taşları girsin ne diyeyim “dahi”li bedhahlara.

  • atiba hutchinson

    (bkz: kurt kocayınca köpeklerin maskarası olur)
    anladığınız dilden konuşayım küfür edenler, kefeninizi bu adamın taşağına tülbent diye silmem bak o kadar değersizsiniz. ben az küfür ederim ama iyi küfür ederim. inşallah geç evlenirsiniz de genç karınız ''kaldıramıyorsun'' diye size siktiri çeker. ulan yaş diye bir şey var pc oyunundan kaldırın kafayı. o taptığınız şenol hocanız alıştı tabi 1.5 kişilik defans yapmasına adamın, taktik falan kasmadan koş oğlum atiba, yakala atiba. bu kadar kim oynatılmış ki top kazanması, pas isabeti, form/kart yüzdesi bu kadar yüksek olmuş? heykeli dikilecek adamı hışırı çıkana kadar kullanıp ''bozuk bu'' diye atan dallamalar sizi.

    çoktan alternatifinin bulunması gereken, çoktan rotasyon oyuncusu halinde tutulması gereken, çoktan sezon sonu jübilesi duyurulması gereken heykeli dikilecek disiplinde beşiktaşımız için oynamış oyuncudur. kızacaksanız hedef bu değil şenol'dur. bak gene bir detay aklıma geldi, atiba'yı 2 sene önce ingiltere'de alt kategori bir takım istedi, adam ''bırakın transfer olayım, son senemde 1 yıllığına ada liginde oynayayım'' dedi, ''yok lazımsın'' dedik bırakmadık, bozmadı bizde şampiyonluk yaşadı tekrar. yani kendi bile biliyor son senesinin geçen sene olduğunu. bi siz akıllı değilsiniz, tembellik ise, 11 kişiye dahil 1 kişiden 1.5'luk fayda görmeye alışan hocadadır.

  • 10 kasım 2017 koç holding atatürk'ü anma videosu

    yerel ağır sanayi ve teknolojik atılımı yapması için, gencecik cumhuriyeti küresel sektörün istismarından korumak için görevlendirilen imkan tanınan ailelerin atatürk'e ettiği ihanete günah çıkartmasıdır. evet, bazı borçlar vardır, ödenmez.

    borçlusunuz, ve vicdanınız rahat olmayacak.
    on yıllar önce yerli otomobil üretmek yerine yabancının arabasının yedek parça birleştirme taşeronluğunu layık görerek ihanet ettiniz.
    batarız diye korkup, size emanet edilen ülkenin imkanlarını halktan esirgeyerek ihanet ettiniz.
    yıllarca samandan, kalaycıdaki kalaydan beter arabaları ''elleri mecbur'' diye geliştirmeyip fahiş fiyattan satarak ihanet ettiniz.
    iki müze açıp içinde konkenciler ile kokteyl düzenleyerek ihanet ettiniz siz.

    traktör üzerinde değil de, hala tarlada saban süren yaşlıyı videoya alıyorsanız.
    sürat teknesi değil de, hala kürek ile kayık çeken amcayı gösteriyorsanız,
    2017 yılında elinde fırça ile okul duvarı boyayan öğretmeni göstermek zorundaysanız,
    başkasının ürettiği uçağı süren kadın pilotumuzu çekiyorsanız hala sorumluluk hissetmeden,
    onların umudu atatürk'tür, o duruma düşmelerinin ise sebebi sizsiniz.

    en acı şeydir insana irade verip seçme şansını elinden almak.
    atatürk irade verdi, siz ise o şansı elimizden alan tarafta oldunuz.

    unutmadık.
    kısa filmlerle de affetmedik.
    siz de unutmayın.

    kişisel düşüncelerimdir. kimseyi bağlamaz.

  • 8 ekim 2017 abd'nin vize başvurularını durdurması

    manşetten veriyor olsam yazılacak şuydu:
    (bkz: nato'dan çıkartılma antrenmanı)
    açalım;
    1- amerika düdüğü öttürdü, süresi belirsiz vize yasağı bir ambargodur ve ambargoların en büyüğüdür. adam "ben senin vatandaşını hiçbir surette almıyorum" diyor elma domates falan değil bu. durumun vahametini anlamak için yarın imkb ve ay sonu döviz kurlarına bakarsınız. kompanse etmek için kaç vergi artırımı gelir saymak serbest.

    2- amerika'nın öttürdüğü düdük süregelen neo-ulusal avrupa akımına hareket ve yaptırım imkanı sağladı. bildiğiniz üzere nato demek içeriğinde kaç düzine avrupa üyesi olsa da amerika demektir. start verildi tazılar bizi kovalamaya başladı. ha, oraya gelelim "e biz de nato üyesiyiz" dediğinizi duyar gibiyim, follow the white rabbit.

    3- biz de bir nato üyesiyiz lakin bunun geçmişte bir mazi olmasına sadece ramak kaldı.

    3.a) nüfusumuzun göçler ve mülteciler ile tekrar yarı yarıya kısmı ortadoğululaştı ve uygarlık protestanı haline dönüştü. sayısı da hızla çoğalmaya devam etmekte, sadece siz sen ben o gözlemlemiyoruz bunu, adamlar da sayıyor.

    3.b) bu ortadoğulu ambarına ve hatta çorbasına dönmüş adeta garabet halinde kötü bir amerika modeli haline gelmiş toplama ülke oluşumuzu siyasilerimiz avrupaya (ki o da merkel demektir) tehdit unsuru olarak kullanıyor. sınırı açarım, tadını kaçırırım, salarım kobrayı vb. tehditler ile hem kendi halkının imajını düşürüyor hem de bahsettiği gerçekliğe karşı doyumsuz isteklerinin ardı arkası gelecek gibi değil. ki bunun (mülteci akınının) bir zaruret değil keyfi osmanlıcılık ütopyasından kaynaklandığı da size olmadığı gibi avrupalıya da bir sır değil. avrupa bu riski göze almaktan çoktan sıkıldı ve schengen area'dan (a.k.a. şengen vizesi) türkiye bölümünü çıkartmaya dünden razı.

    3.c) s400'ler meselesi. aslında işin bahanesi. bir başka kandırılma vesilesi. hatta eşeğe çubuk ucunda tutulan havuç numunesi. sen "büyük devlet oluyorum, güce denge getiriyorum, büyük oynuyorum" zannederken tam da kovmak istedikleri yöne doğru depar atma mucizesi. işte bunun adı amerikan rüyasıdır. türkiye'nin yeni düzende, yeni düzlemde bulunduğu sınırlar ve ittifaklar adına bir sözü kalmamıştır, sözü kesildiğinde devam edememiştir ve hatta yardakçılık adına istenen sözü isteyene söylemiştir. o nedenle dün açılımcı iken ertesi gün akıncı olmuş, dün cemaatçi iken ertesi gün fetöcü avlamış, rus uçağını düşürmeyi kutlarken yetiş ya putin moduna dönmüş, tatillere beraber çıkarken esad'a esed der olmuştur. bu bakımdan; değil düzene denge getirmek, kendi ülkesinde rot-balans bile yapamayacak çırak çıkacak yönetim kadrolarına tezata bak ki "usta" denmiştir.

    4- gelgelelim ki bizim nato'ya katılım sürecimiz de amerika adına can vermekle başladığı için bundan çıkarıldığımız gün amerika'ya sırtımızı döndüğümüz gün demek de değildir. öyle olsa bunu kutlar ve tüm desteğimle savunurdum. içinde bulunduğumuz hâl; param dursun yancıkta, **** oynasın *****ta halidir. nitekim o işler de öyle olmuyor.

    5- işin iç siyaset (ki o da belli başlı üst ülkelerin sözcülük ve şubeliğini yapmak demek oluyor) boyutuna gelirsek, devlet bahçeli amerikan faydasına ne kadar sağlam sıkıştırıyorsa erdoğan'ı, doğu perinçek de rusya ve ali menfaatleri adına o kadar yoğun sıkıştırmıştır. lakin bulunduğumuz ayın en başarılısı melih gökçek'tir. çünkü tanrıların kanatılabildiğini göstermiştir.

    5.5- önümüzdeki günlerde patlayan ekonomiyi gizlemek adına tüm devletlerin yaptığı gibi savaş ilanı/sınır ötesi bir operasyon beklemek hiç şaşırtmaz. savaş koşulları her zaman fakirlik için iyi mazerettir.

  • 16personalities.com

    %13 çıkıp ''vay bee azınlıkta olmak başka'' diyen var lan.
    lan oğlum 16 personalities demek 16 kişilik tipi demek, yani:
    100'ü 16'ya dümdüz eşit bölsen bile kimlik başı ortalama yüzde 6 olmak düşüyor.
    ve 13'te olan kendini azınlıkta zannedip gurur duyuyor.
    sözelci olmak böyle bir şey demek ki.

    not: fark ettiğiniz üzere beni de bilmiştir: doğal olarak entp-a tartışmacı ( öss %3)

  • 14 eylül 2017 pfdk'nın fenerbahçe'ye verdiği ceza

    cevap bekleyen soru kısa ve net:

    beşiktaş aynı durum ile suçlandı, kural kitabına bakıldı tüm sahası kapandı.

    fenerbahçe aynı durum ile yakalandı, stadının bir tribünü bile değil sadece o blok kapatıldı.

    neden?
    büyük harflerle; neden?
    cevapları bekliyoruz.

  • game of thrones

    ana karakter jon snow üzerinden hazreti isa'nın hikayesi anlatılan dizi.

    jon piç olarak nam yapmıştır, isa öhöm, yani.

    jon karalara bürünür duvarın ötesinde kişisel gelişim yaşar kral olarak döner, isa çöle inzivaya çekilip kendini doğrularını tartar kutsal olarak döner.

    jon duvarın ötesindeki vahşiler olarak adlandırılan kabilelerin de normal insanlar olduklarını anlar anlatır, isa da başta yahudi olan kendi halkına herkesin diğerlerinin de kendilerine eşit olduğunu anlatır. ve free folks yani diğer halklar kurtarılmazsa kötülük tanrısı onları ele geçirecektir. açıklama gereksiz sanırım.

    jon tahtta hak iddia etmeden lordlar onun farkını kabul edip emrine girer, isa tanrının oğlu olduğundan değil söyledikleri ile o'lord olur.

    aslında jon piç değildir (!) babası da meşhur tahtın sahibi olan asıl soydandır. e isa zaten.

    jon ölür, birkaç gün ölü kalır sonra dirilir. isa da ölür birkaç gün ölü kalır sonra dirilir.

    bu arada jon ihanete uğrayarak öldürülür, isa da ihanete uğrayarak öldürülür.

    jon'u dirilten ışığın tanrısıdır. isa'yı da, "ve tanrı ışık olsun dedi" olan.

    daha zombi avlayacağız diye duvarın kuzeyine giden geçen günkü 12 elemanı, 12 havari ile falan özdeşleştirmeler duruyor. jon'un duvarı da isa'nın zeytin dağı'na benzemektedir. ikisi de büyülü, ikisinin de büyüsü bozuluyor.

    jon sevgilisi yvgritte ile resmi olmayan bir aşk hikayesi yaşar, isa mecdelli meryem ile aynı gayrıresmi anlatıya sahiptir.

    jon'a sahte babalık yapan ned stark vardır, isa'a sahte babalık yapan yusuf'tur.

    benim aklıma gelenler şimdilik bu kadar, örnekler çoğaltılabilir. ha bu arada şuna da değineyim;

    bir sürü meryem öyküsü var şu adaya giden meryem ile birleştirilip fahişelik ile suçlanan meryem olarak khaleesi anlatıldı ise binlerce yıl sonra gelen bir barışma ve özür niteliği de taşıyor olabilir bu yazarın niyeti. nitekim bu öyküde de khaleesi jon'un hem sevgilisi, hem de bilmediğinden akrabası olacak aynı anda, tıpkı bu meryemlerin birleşimi gibi.

    meryem fahişe olarak suçlanırken incilde geçen en meşhur fahişe babil'in fahişesinin ejderhası vardır. khaleesi:)

    meryemlerin hemen hepsinin (anan hariç de ulan, ehehe hariç tabi) birleşimi demişken, (amerikan kafası detay sevmez birleştirir george neticede bir amerikan. o nedenle hikayeler neredeyse hep kutsal metinler konusu içerir bu sinemada, en bariz örneği hobbit filmleri) neticesinde avrupa içlerinde sürgün yaşadığını, o dönemlerde avrupa'nın barbar dedikleri ordular diyarı olduğunu da hatırlamakta fayda var khal olayını bağdaştırmadan önce.

    eğer böyle ise khaleesi'nin çocuklarım olmayacak deyişi jon snow (isa) denkliğinde soyun devamını işaret ediyor ise bir twist off ile hamile bir khaleesi görürsek r r martin'in içine dan brown kaçmış demektir.

    bilmiyorum ya da bana öyle geliyor olabilir. teşekkürler.

  • egzozuna tişört tıkayınca çalışmaz hale gelen tank

    bu cümleyi sana bana söylemedi sayın cumhurbaşkanı. bak, o meydanın yarısından fazlasının cinsiyeti kadın, yani askerlik hakkında bilgisi asgari düzeyde olan bir seçmen kitlesi. çoğuna göre tank, üzerine roket atar yerleştirilmiş araba. dolayısıyla egzozu da oralarda bir yerlerdedir. tişört ile de tıkarsın, patates ile de. yeter ki inandırıcı ol.

    erkek seçmenler de "yaptık tabii kızım" deyip bozuntuya vermeyecek kahraman koca/sevgili olmaya devam edecek elbette.

    eve geç gidecek nice çapkına güzel bahane veren tanktır. don gömlek sorulursa tank egzosu tıkadık deyin. olm hala adamın seçmen etkileme yöntemine şaşırıp mantık içinde değerlendirmeye çalışıyorsunuz ya pes doğrusu.

  • beşiktaş

    ulan yüzsüzlükte çığır açtınız lan.
    tamam sakinim.

    denmiş ki; ziraat özel bir şirketin borçarını neden ödüyor? cevap verelim hayır ödemiyor, borçları kapatıp kendine borçlandırıyor ki buna halk arasında kredi almak deniyor. beşiktaş kredi çekmiştir, daha avantajlı faiz oranlarında borcunu ödeyecektir. gelelim size;

    yıl 2002.
    tabii sen o sırada belki 5 yaşında olduğun için bilmezsin. zaten muhtemelen o nedenle de galatasaraylısın, ama bilmemek ayıp değil belgeleyelim.

    burada

    bak bak, yakınlaştır kafanı oku bakalım kim borçluymuş kim affedilmiş? sonraki yıllara geçelim, hani şu demirören'in bizim borçsuz kulübümüzü ilk borca soktuğu, sizin ise affedilmiş vergilerinize rağmen o yıllardaki son borç durumunuzu.

    belge 2

    bitti mi? bitmedi, bak sıfırlanmıştı ya tekrardan borçlar.
    yıl 2008.

    ''18 süper lig takımının toplam 60 milyon ytl’lik borcunun 37,7 milyon ytl’si galatasaray’a aitken en yakın rakibi gaziantepspor’un 4.4 milyon ytl borcu olduğunu söyleyelim. diğer büyük takımlarımızdan beşiktaş’ın borcu 1 milyon ytl’nin altında yer alırken, fenerbahçe borcu olmayan kulüpler arasında gözüküyor."

    bizim başımızda hala demirören'in olduğunu hatırlatalım. sizin ne vardı?

    iyice geriye gideyim mi? gideyim mi lan?

    al 1973

    senin kulübün hayatında hiç vergi ödedi mi acaba?

    onu geçtim;

    yıllarca transfer bedellerini, futbolcu maaşlarını, maç bileti gelirlerini düşük gösterip zaten doğrudan vergi kaçırdın mı kaçırmadın mı?

    kirasını ödemediğin ve normal şartlarda hak kaybına uğradığın ali sami yen'den çıkıp, tek kuruş ödemeden seyrantepe'ye devlet eliyle yerleştirildin mi yerleştirilmedin mi?

    1 allah kuruşu harcamış mısın?

    orada sözleşme koşullarına uyarak, stadın üstünü kapattın mı kapatmadın mı?

    stad gelirlerini sportif a.ş'den kaçırdığın beyan edildi mi edilmedi mi?

    sonra bu stad gelirlerini ayni olarak bedelli sermaye artırımında kullandın mı?

    yetmedi o stad gelirlerini gelecek 16 yıl için değerletip, yine ayni olarak 2. kez bedelli sermaye artırımı için başvurdun mu ünal başganın zamanında?

    küfür etmemi bekliyordun, bundan haz alacaktın ama sana bu zevki vermeyeceğim.

    siz o riva arazisini neden sattınız ben söyleyeyim.

    zorunda kaldınız.
    çünkü
    artık fetö bitmiştir.

    anlayana.

  • beşiktaş

    kimsenin dikkatini çekmeyen bir konuya değineceğim. umarım gereken yerlerde duymayan kalmaz. bu kulüpte iseniz alnınız açık yüzünüz pak olur ve bir geleceğe sahip olursunuz. bakın tarih bizi nasıl haklı çıkaracak şimdi?

    zamanında efsane dediğiniz kadroların günbegün emekli olduğu yıllardayız. biz o devirleri yaşayıp "formasında sarı olan kayırılıyor" dediğimiz zaman futbolcularınızı kral, dediklerimizi ağlama saydınız, nerede şimdi onlar? ya da bilindik şekli ile:

    (bkz: where is your god now)

    çok eskiye gitmeden, samet aybaba, rıza çalımbay falan demeden 90'lardan bak bir çırpıda sayayım size karşınızda kaybeden kadrolarımızın karakterlerinden:

    ibrahim üzülmez(deli ibo): şimdi taş gibi teknik direktör
    mehmet özdilek (şifo mehmet): şimdi taş gibi teknik direktör
    sergen yalçın (attı şampiyonluk geldi): şimdi taş gibi teknik direktör
    ertuğrul sağlam: şimdi taş gibi teknik direktör
    ulan ilhan mansız'ımız (yakışıklı tatar samuray), pascal nouma'mız (diskoya götürür) gibi medyatik futbolcularımızın halen tv showlarının aranan insanları olmasından bahsetmedim.

    bunların hiçbiri kayırılan karakterler değil, hepsi hak ettiği değeri herkesin verdiği, lakin zamanında fanatiklikten dile getiremediği adamlar. o yüzden, işi, yani futbolu bildiklerinden kulüpler emanet ediliyor kendilerine.
    daha fenere son deminde giden alpay özalantümer metin'i cimboma giden ayhan akman'ı falan saymadım çünkü onlar halen adaletin değil gücün olduğu yeri kovalıyorlar o günden beri.

    fenerbahçe'nin ligde futbolculuğu sonrası teknik direktörlüğü tutan o döneme dair tek futbolcusu aykut kocaman, ki o da futbolcu iken trabzonspora saygı gösterdiğinden ötürü ali şen tarafından kovulup td iken aziz yıldırım tarafından "ben varken bir daha kulüpten içeri giremez" diye aforoz edildi... neden 1 kişi lan? ooonca sene oonca kadronun hepsi mi vasıfsız, yoksa kayırılan sıradan oyuncular mıydı acaba?

    gelelim size galatasaraylılar, dönüp dönüp neden terim-hagi imparadoksunda takılı kaldığınızı düşündünüz mü hiç? o kariyerinde uefa kupası kazanmış, interler avrupalar görmüş futbolcularınız da emekli oldu, ne ola hepsinin kafasına saksı mı düştü ki hiçbirine ligde kolay kolay takım emanet edilmiyor?

    kral hakan şükür'ünüz nerede?: yurtdışında kaçak, örgüt üyeliğinden.

    penaltıgol arif erdem'iniz nerede?: apar topar yurtdışına kaçtı bu da, halbuki ne güzel kendini nasıl yere attığını anlatıyordu da saba tümer basıyordu kahkahayı.

    bunlar gol yollarınızdı, hakan ünsal falan nerede? hala terim'in yancılığında mı teknik ekip olarak takılıyorlar ümit davala gibi? sahi ümit rap kaset çıkartmıştı tuttu mu o?

    suat vardı hatırlarsınız, en son köfteci açmıştı habere çıkan görüntüsünde. boğaza nazır bir yerdi, uğrarsınız.

    haydi popescu haydi oğlum popescu vardı, o ne oldu? ben söyleyeyim o da kendi ülkesinde ajanlık yaptığını itiraf etti de duymazdan geldiniz. sonra ayrı bir sebepten tutuklandı.

    hagi, taffarel gibi oyuncular zaten lige geldiğinde halihazırda kariyerli olan tecrübeli oyuncular idi o yüzden dön baba dönüyorsunuz terim-hagi-x üçgeninde.

    o polislikten hakemliğe girmeleriniz apar topar emekli oldu düdük astı ne hikmetse fetö'den sonra. bir tanesi de devlet kanalında yorumcuydu ismini vermeyeyim gevreğin biri... ne oldu onlara?

    beşiktaş kayırılmıyor oğlum, millet artık iş bilmeyip kadrolu kayırılanları kusuyor bulantıdan ondan azalıyorsunuz... medya ekranlarında, sahada ve tribünlerde...

    üçüncü yıldızı diğer yıldızları ile birlikte armamızdaki ay yıldızdan alta takacak başka boyutların tanrısı kulüp.

  • 20 aralık 2016 boluspor beşiktaş maçı

    aboubakar çıktı ömer girdi sonra muhammed sahada şimdi de hamza.

    beşiktaşımın çağrı filmi kadrosu ile katıldığı maç.

  • şenol güneş stadyumu

    katarlı bir sünnet çocuğunun babasının petrol parası sayesinde satın aldığı trabzonlular eliyle atatürkün yanına posterini astırabildiği stat.

    bu arada içinde ilk olarak katar milli marşı çalmıştır not düşülsün.

  • onedio'nun ekşisözlük'ten çok ziyaret edilmesi

    normaldir.onedio'nun öne geçmesi konusunda biraz daha yakın plan çekelim:

    size en iyi, en güncel, en çok konuşulan içerikleri sunar. reklamlara boğulmadan, haber,…more galeri, video ve testlerleri tüketin.

    ...en çok konuşulan içerikleri sunar. reklamlara boğulmadan, haber,…

    ...içerikleri sunar. reklamlara boğulmadan...

    ...reklamlara boğulmadan...

    ''neden burası değil'' sebebi sanırım anlaşılmıştır. siz hala sayfa başına entry arasına kafa sokan stoper gibi reklam koyun. devam...

  • ak parti-recep tayyip erdoğan savaşı

    sondan söyleyeceğimi baştan söyleyeyim tarihe not düşülsün:
    ekonomi iflasının faturası bomba oldu kucaktan kucağa atılıyor.
    erdoğan akp'yi, akp erdoğan'ı sebep gösteriyor. ikiliden birinde patlayacak.
    sonuç 1: babacan önde davutoğlu-gül sahne ardında yeni bir parti kuruluyor. halk intibasında ekonomik imajları iyi olan babacan seçildi.
    sonuç 2: erdoğan kazanırsa çok kelle gidiyor yeminler olsun.

    şimdi gelelim previously on kısmına:

    erdoğan: şangay bizi rahatlatır.
    abdullah gül: ab'den uzaklaşırsak sermaye gelmez.
    erdoğan: ohal niye hemen kalksın.
    zeybekçi: ohal bitsin,
    erdoğan: ab kafamı kızdırmasın açarım sınırı
    mehmet şimşek: ab yıkılmaz
    erdoğan: yeni türkiye'nin tam zamanı
    binali: ayakta durmaya çalışacağız
    erdoğan: faizler indirilsin.
    merkez bankası: faizi artırdık hayırlı olsun.
    yok zannedenler, gündem değiştiriliyor sananlar en az hangi tarafı savunacağını bilemeyip susan ak troller kadar salaktır. biz 2015'te trump kazanacak dediğimizde de random gülmüşlerdi sonuç ortada. entryler sabit. sığ kampüs solcusu işte, muhafazakarı osu busu fark etmiyor totalde profiller bir.

    not: binali'yi sildin emmee, emin ol, bak emin ol numan da satacak seni.
    imdi söz sizde ak troller.
    susmak serbest.

  • milli tarım projesi

    yerli tohum kullanana hapis cezası olan bir memlekette gerçekleşmesi düşünülmektedir.

    http://odatv.com/…iye-hapis-soku-1005131200_m.html#

  • zürafa ile french kiss yapan kız

    "önemli olan boyu değil işlevi" düsturuna yepyeni bir soluk getiren kızdır.

    https://m.youtube.com/watch?v=djuqgb7nx0g

    elin zürafası bile, kimimiz hala...neyse.

    gelen mesaj üzerine edit : video 65 defa izlenmiş olabilir, nasıl bulduğumu sormayınız.
    edit 2: tamam lan zürafa arkadaşım.

  • beşiktaş

    "beşiktaş için bir şeyler yapmak istiyorsanız, kimsenin adamı olmayın." - süleyman seba

    bu sözlerin anlamı bugünlerde daha çok ortaya çıkmıştır.

    taraftarından başka kimseye ait olmayan kulüp.

    debe edit: hakemler de bunları neden yaptığına dair cevap ve-re-cek:
    (bkz: #62264148)

  • yazarların idam referandumunda verecekleri oy

    "many that live deserve death. and some that die deserve life. can you give it to them? then do not be too eager to deal out death in judgement." -gandalf

    meali: " pek çok hayat ölümü hak eder, ve ölülerin bazıları da yaşama dönmeyi. sen onlara yaşamını geri verebilir misin? öyleyse can alma konusunda hoyrat olma. "

    frodo'ya söylemişti bunu.