keciboynuzumu yedim bekliyorum5
profili

  • rakının tadının berbat olduğunun kabullenilememesi

    maalesef böyle bir gerçek var.
    önceki akşam yalıkavak sait'teyiz. güzel ahtapot ızgara, lakerda ve deniz levreği yemek istiyorum. çok bir şey istemiyorum yani.

    arkadaşlar tutturdu raki iç rakı iç rakı iç, abi şalgamla çok iyi, abi çay ile iç efsane damarlı.

    dedim arkadaşlar bakın bu yiyeceğim yemekler için doğru olan içecek rakı değil. sizin lümpen, bayağı, averaj alışkanlıklarınızdan artık bıktım. beni zorlamayın. tam deniz kenarı köşe masadayız resmen ortalık çınladı, dalga seslerine karıştı çınlama.
    bunlar bir bozuldu, bir içerlediler. sanki analarına küfrettim. yani anasına küfür etsem bu kadar bozulmazlar. neyse, urla symposium dömisek sipariş ettim.

    rakı maalesef dünya klasmanına girebilecek bir içecek değil. yüzü artık alkoliklikten kıpkırmızı olmuş, karaciğeri yağlanmış, siroz tiplerin, teneke ağızlı kofiklerin sevdiği bir içecek.

  • yazarların espri tarzını yansıtan diziler

  • münhasır kebap

    ulan ne güzel be ülkemle gurur duydum.
    en işlek caddede porno oynuyor ve kimse umursamıyor.
    bir de derlerdi ki cinsel açlık falan filan.
    artık biz de bir norveç, ne bileyim bir amsterdam'ız.

    0.11'de video çekmeye başlayan habersiz çocuğun da verilmiş sadakası varmış. habersizce ekranı çekecekken araya tam zamanında hızır aleyhisselam gibi tramway giriyor imamoğlu sağolsun. belki çocuk anasına babasına bacısına yollayacaktı o videoyu.

  • yemeksepeti'nin müşterilerine hiçbir şey vermemesi

    yüzyıllardır kullanıyoruz şu dümdüz siteyi. ya ben anama babama bu kadar sık uğramıyorum. adamlar sırtımızdan zibilyon para kazandı. kimse gelip iyi hizmet, kolaylık falan demesin. mevzu daha derin.

    insaf aç gözlü nevzat, 1000'de 5 de olsa bir puan ver (nakit amk fasülyeden puan değil şimdi verdiğin gibi) ne bileyim müşterilerini gör biraz. sadık müşterilerine bir içecek ne bileyim bir zeytinyağlı ekle hediye. azıcık bir rakibin çıksa anında seni sallamaya hazır bir müşteri kitlen var.

    hadi bizi geçtim, restoranlardan aldığı marjlar da cabası. joker indirimi denen şey önce bindirim sonra indirim, çoğu da tırt restoranlarda. telefonla sipariş verince artık daha ucuz menüler sunuluyor. ayrıca müşteri servisi denen robot chat de doğrudüzgün çalışmıyor yarım saat bekliyorsun. "sizi bir dakika bekletebilir miyim restoranla görüşüyorum" deyip 10 dk cevap vermiyorlar. yalandan "siparişiniz yolda" mesajı atıyorlar.

    çekiliş diye kaktırılan markalar da hediye verebilmek için üstüne para ödüyorlar yemeksepetine.

    çok kinliyim sana yemeksepeti. oysaki önceleri böyle miydik?

  • türk çocuklarının sürekli bağırıp ağlaması

    gerek yurtdışı tatillerinde, gerekse türkiye içinde turistik bölgelerde yaptığınız tatillerde daha net gözlemleyebileceğiniz sinir bozucu hadise.

    elin almanının rusunun 3.5 yaşındaki bebesi sandalyede oturup herhangi yardım almadan eline çatal bıçak alıp köftesini parçalar yer, bizim 6 yaşındaki ayaz uras kuzey alya mira burnundan sümükler akarak ağlarken yerde sürünüp sandalyenin bacaklarını sinirden kemirmekle meşgul.

    herhangi bir cafe/restorana gidersin, çocuklar çığlık çığlığa, en ufak işini yaptırabilmek için çığlık atıyorlar. anne/baba çocuğun maskarası olmuş, bağırmasın diye üzerine cep telefonunu fırlatıyor, her dediğini yapıyor. bir kısmı da artık o kadar hissizleşmiş ki çocuk çığlığı kulağına fısıltı gibi geliyor.

    doğru düzgün ilgilenmeyecekseniz yapmayın şu çocuğu.
    işin enteresan tarafı bunlar güya yeni dönemin "ilgili/anlayışlı/çocuk psikolojisinden anlayan" ebeveynleri.