belkisehrebirfilmgelir10
profili

  • sezen aksu'nun en hüzünlü şarkısı

  • the irishman

    2017'de 40 milyon dolarlık bir ön görüyle başlayan filmin bütçesi aynı yıl güncellemeyle 80 milyon dolara mal olacağı düşünülüyordu. her geçen gün bütçe artınca paramount bu işten çekilme kararı aldı. paramount çekilince netflix, filmin yapımını üstelenmeye karar verdi ve filme yaklaşık 100 milyon dolarlık bir bütçe ayırdı. 2018 yılının mart ayına gelindiğinde filme harcanan para yaklaşık 125 milyon dolara çıktı ve görsel efektlerin de eklenmesiyle beraber yaklaşık 160 milyon dolara mal oldu. biz de filmi beyaz perdede değil sadece netflix'te izleyebiliyoruz. filmi 22 ekim 2019 tarihli resmi gazetede yayımlanan sinema filmlerinin değerlendirilmesi ve sınıflandırılmasına ilişkin usul ve esaslar hakkında yönetmelik sebebiyle beyaz perdede izleyemeyeceğiz. çünkü resmi gazetede yayımlanan yönetmelikte: "sinema salonlarında ilk kez ticari dolaşıma girecek değerlendirme ve sınıflandırması yapılmış sinema filmleri, gösterime girdiği tarihten itibaren ücretli yayın yapılan kablo, uydu, karasal, internet ve diğer ortamlarda beş ay geçmeden, ücretsiz yayın yapılan uydu, karasal, internet ve diğer ortamlarda altı ay geçmeden ticari amaçla yayınlanamaz veya umuma iletilemez." diyor. yani bu bütçeyi karşılayan ve oscar bekleyen netflix, bu filmden yeni kullanıcı elde etme amacı güdecekti haliyle. sırf bütçesiyle bile epey konuşulan filmin kadrosunu söylemeye gerek yok, çünkü sağır sultan bile biliyor: robert de niro. pesci. al pacino.

    filmin yönetmen koltuğunda martin scorsese oturuyor. başarılı yönetmenin 1995'ten beri en uzun metrajlı filmi. film yaklaşık 3 buçuk saat. "i heard you paint houses." kitabından uyarlanan film içinde birçok detay barındırıyor. filmde "benjamin button'ın tuhaf hikayesi (the curious case of benjamin button) filmindeki görsel efektler barındırıyor. hikayedeki karakterlerin flashback sahnelerinin bu sayede daha inandırıcı olması sağlanmış. başlangıçta iki film olarak tasarlanan filmin çekimleri 106 gün sürmüş. goodfellas, the godfather tarzında bir film yapmak için yaklaşık üç yıllık bir yazım sürecinden geçmiş. filmin yazılması, kurgulanması, tasarlanması, çekilmesi, hazırlanması yaklaşık 9 yıl sürmüş. filmin içinde robert de niro, al pacino, anna paquin ve joe pesci gibi oscarlı güçlü isimler dışında hiçbir isimle görüşülmemiş ve onları ikna etmek için epey çaba gösterilmiş. film, 117 farklı noktada 309 sahne; onlarca farklı kamerayla çekilmiş.

    "schindler’s list”, “gangs of new york” ve “american gangster” gibi filmlerin senaristi olan steven zaillian tarafından yazılan, amerika birleşik devletleri yapımı biyografik filmde robert de niro'nun can verdiği fran sheeran karakteri, ikinci dünya savaşı sırasında alman tutsaklarına gerçekleştirilen saldırılardan sorumlu tutulan ve abd'ye döndüğünde bir tır şoförü olarak çalışmaya başlayan, arkadaşının bile ölümünden sorumlu tutulan bir tetikçi. yani abd’deki organize suç dünyasını 20. yüzyılın ünlü mafya tetikçilerinden frank sheeran’ın gözünden aktarıyor. birçok ünlü isim için dolandırıcılık, tetikçilik yapan ve ‘irlandalı’ lakabı ile anılan sheeran, aynı zamanda işçi sendikası memuru. frank sheeran’ın hayatından kesitlerin sunulduğu filmde, amerikan tarihinin en gizemli suç olaylarından biri olan işçi lideri jimmy hoffa'nın ortadan kayboluşuna değiniliyor.

    filmin uzun yıllara dayanan bir hazırlık aşaması olduğu için ciddi bir hikayesi var ve bu hikaye ekrana çok iyi yansıtılmış. çekimler muhteşem. görüntü filtresi muazzam. de niro ve al paçino resmen döktürmüş. resmen oyunculuk dersi vermişler. yönetmenin tecrübesi, bilgisi, verimliliği oyuncuların engin tecrübesiyle birleşince ortaya muazzam bir yapıt çıkmış.

    rodrigo prieto görüntü yönetmeni olarak çıkıyor karşımıza. çekim açılarından tutturun da filmin ton ayarlamaları gerçekten çok iyi. filmin müziğini birçok film projesinde çalışan robbie robertson yapmış. sahnelere, özellikle heyecanın arttığı gerilim sahnelerine, müzik öyle güzel oturtulmuş ki yıllarca film dönüp dönüp izlenecek.

    filmin makyaj ekibi muhteşem bir iş koymuş ortaya. gençlik sahnelerinde özellikle makyaj mükemmel olmuş. film sırf makyajıyla bile birçok ödül alacaktır, buna eminim.

    araç-gereç ve dekor olarak bir dönem filmi ancak bu kadar kusursuz olabilirdi. filmdeki araçlardan, kullanılan televizyonlara, mobilyalara, oyuncuların kostümünden o günün olayları üzerinden yaptıkları konuşmaya kadar her detay düşünülmüş.

    sonuç olarak hollywood'un özgün hikaye üretmekte zorlandığı dönemlerde uzun süren bir hazırlık ve yapım süreciyle ortaya kusursuz bir film yapılmış. son yılların en ses getiren filmi olacağına dair şüphem yok.

    ekleme: yorum.

  • nuri pakdil

    atatürk'e 'firavun' diyen ve "devir 1923 değerlerinden kopma devridir." çıkışı yapan siyasal islamcı, okunmayan yazar. sebebi siyasal islamcılar okumayı sevmez, sadece bu tip şahısları över.

    bugün itibariyle vefat etmiştir. allah rahmet eylesin. ölünün arkasından konuşulmaz. cenazesinde akar ve fidan'ı görebileceğimiz yazar.

  • bmc'nin ilk yerli pickup'ı

    başıma bir şey gelmeyecekse beğendiğim bir hamledir. böyle böyle 100 yıl sonra uzay çağını yakalayacakmışız gibime geliyor.

    tasarımı bence hoş. pek özgün olmasa bile beğendim yani. tabii özelliklerini de incelemek gerekiyor. ekşi ergenleri genelde gmc veya hummer kullandıkları için sırf yerli diye yermeye başlr az sonra.

  • beş yaşındaki çocuk atatürk'ten akıllı

    birinci dünya savaşı'nda çok ciddi kayıplar vermişiz. kurtuluş savaşı'nda ise neredeyse çarpışacak kimse kalmamış. kalanların çoğu da olmadık yere saklanmış. işte o, savaştan kaçan, saklanan; ortalık durulunca ortaya çıkan adamlar var ya, işte onun torununun beyanı.

  • pöh'ün metroda düzenlediği tatbikat

    rehineciye "yat yere" deyince rehinecinin yatması pöh'ün psikolojik etkisi ve üstün kabiliyetlerinin göstergesi.

  • imamoğlu'nun posterindeki sahte hacı

  • koruma aracının yol veremeyen araca çarpması

    (bkz: türkiye'de sıradan bir gün)
    bir gün sağ şeritten gidiyorum. (emniyet şeridi değil) emniyet şeridi çok dar. arkadan bir araç ısarla sirene basıyor. iyice burnunu soktu. göz göze geldik. küfrettim. anons geçti. çektim sağa:
    -niye küfrediyorsun?
    -sana ne? kendime küfrediyorum.
    -ne demek şimdi bu bana ettin.
    -yok ben kendime ettim. senin gibi karaktersizler binsin, hakkı olmadığı halde geçiş üstünlüğü elde etsin diye bu ülkeye vergi veriyorum ve sağda solda da milliyetçiyim diye geçiniyorum.
    -doğru konuş.
    -konuşmazsam n’aparsın? ben geçmiyorum, seni de geçirtmiyorum. elinden geleni ardına koyma. ulan daha geçen gün genelge yayınlandı. ambulans mısın, itfaiye mi? olaya giden kolluk kuvveti misin?

    küfürleşmeler yaşandı. arabadan indi. ben de indim. bütün trafik durdu istanbul’un orta yerinde. onu o şeritten geçirtmedim. neden mi?

    çünkü ben orospu çocuklarıyla uğraşmayı kendine vazife edinmiş biriyim. siz de yolda orospu çocuğu görürseniz hiç çekinmeyin. alttan almayın. çünkü bu ülkede namussuzlar kadar cesur olmazsak hiçbir şey değişmez.

  • hatay'daki bedava künefe olayları

    bedava yarrak var desen gotunu acip kosarak gidecek insanlar var.

  • 14 haziran 2018 rte'nin kendine bay erdoğan demesi

    gölgesiyle başlayan kavga, yakında bay recep ve bay tayyiple de devam eder. demedi demeyin.