insan olmasaydım insan olmak isterdim. soru yanlış mk.
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
"bakın ben avukatım benim vaktimi almayın beni sıradan vatandaşla karıştırmayın verdiğim parayı faiziyle alırım" dan sonrasını okumadığım başlık, sıradan bir vatandaş oldum olalı ben böyle rezalet görmedim.
diyanetten yoksulluk fetvası: "sizi açlıkla sınayacağız, maddi ve manevi sıkıntılar alın yazısı, isyan etmeyin"
diyanet işleri başkanlığına bağlı din hizmetleri genel müdürlüğü tarafından hazırlanan cuma hutbesinde, maddi ve manevi sıkıntılar ‘alın yazısı’ olarak nitelendirilirken “bu dünya imtihan dünyasıdır. acınızı isyana dönüştürmeyin” ifadeleri kullanıldı.
https://tele1.com.tr/…isyan-etmeyin-hutbesi-103437/
kişisel edit:
yani diyanet diyor ki:
"siz yoksulluktan şikayet etmeyin, bu kaderdir.
uyumaya devam edin ki, biz lüks ve şatafat içinde yaşayabilelim."
avrupadakilerin alın yazısı fakirlik değil nedense. din böyle bir şey işte.. fakire şükretmesini öğret ki, zenginlere isyan etmesinler.
diyanet diyor ki;
“fakirlik, işsizlik, borç alın yazısıdır”
peki, zenginlik, şatafat nedir?
hepsi alın yazısı ise
neden bazılarının yazısı farklı?
yoksulluk kader değildir
kader ise
neden
devletler halkını yoksulluktan kurtarmaya çalışıyor?
kadere karşı mı çakıyorlar?
diyanet işleri başkanlığına bağlı din hizmetleri genel müdürlüğü tarafından hazırlanan cuma hutbesinde, maddi ve manevi sıkıntılar ‘alın yazısı’ olarak nitelendirilirken “bu dünya imtihan dünyasıdır. acınızı isyana dönüştürmeyin” ifadeleri kullanıldı.
https://tele1.com.tr/…isyan-etmeyin-hutbesi-103437/
kişisel edit:
yani diyanet diyor ki:
"siz yoksulluktan şikayet etmeyin, bu kaderdir.
uyumaya devam edin ki, biz lüks ve şatafat içinde yaşayabilelim."
avrupadakilerin alın yazısı fakirlik değil nedense. din böyle bir şey işte.. fakire şükretmesini öğret ki, zenginlere isyan etmesinler.
diyanet diyor ki;
“fakirlik, işsizlik, borç alın yazısıdır”
peki, zenginlik, şatafat nedir?
hepsi alın yazısı ise
neden bazılarının yazısı farklı?
yoksulluk kader değildir
kader ise
neden
devletler halkını yoksulluktan kurtarmaya çalışıyor?
kadere karşı mı çakıyorlar?
mesele şu ki; sahadaki club brugge takımında kaleci mignolet dışında 30 yaş ve üstü oyuncu yoktu. golü atan çocuk sayılır daha 20 yaşında. forvet openda varya o savunmayı folloş eden openda; işte o daha 19 yaşında. siz birbirinizle sidik yarıştırmak için gidin avrupa’nın emekli topçularını tonla para verip alıp gelin. artık onu bile beceremiyorsunuz. altyapıları çöktü mkmun takımlarının.
çocukluk yıllarımda çok varlıklı olduğumuz bir dönem de olmuştu, dipleri gördüğümüz bir dönem de. yine böyle durumumuzun kötü olduğu yıllarda babam taksi şöförü, yolda bir hurdacının seyyar arabasında bir bisiklet görüyor. bisiklet de bisiklet ama. 5-6 yaşlarında bir çocuğun binebileceği boyutta bir bmx. o zamanlar babamın deyimiyle zengin mahallesinde denk gelmiş neredeyse hiç binilmemiş kadar yeni duruyormuş. bir hevesle alıp akşam eve getirip uyurken yatağımın başına koymuş.
sabah gözümü açtığımdaki şaşkınlığımı ve mutluluğumu hala unutamam. babam ikinci elden aldığını söylemişti ama hiçbir şey umurumda değildi. yanlarında destek olmayan ilk iki tekerli bisikletimdi ve belki de babama en sıkı sarıldığım gündü.
nereden nereye zamanla bu iki teker sevdası evrilip motosiklete dönüştüğünde ilk motorumu babamdan habersiz aldığımız için beş ay benimle konuşmamıştı. kimbilir belki de onda da katkısı olsun istiyordu. ağlattın sözlük gece gece böyle başlıklar çıkarılır mı insanın karşısına.
sabah gözümü açtığımdaki şaşkınlığımı ve mutluluğumu hala unutamam. babam ikinci elden aldığını söylemişti ama hiçbir şey umurumda değildi. yanlarında destek olmayan ilk iki tekerli bisikletimdi ve belki de babama en sıkı sarıldığım gündü.
nereden nereye zamanla bu iki teker sevdası evrilip motosiklete dönüştüğünde ilk motorumu babamdan habersiz aldığımız için beş ay benimle konuşmamıştı. kimbilir belki de onda da katkısı olsun istiyordu. ağlattın sözlük gece gece böyle başlıklar çıkarılır mı insanın karşısına.
hayatın tadı 30’dan sonra başlıyor. neden mi? 20’li yaşlarımız genelde sınav, iş kaygısı, olgunlaşma süreci vs gibi şeylerle geçiyor. lakin 30’a kadar bunların çoğunu düzene sokmuş oluyoruz. fiziken de kendine iyi baktıysan en keyifli vakitlerini 30’dan sonra yaşarsın.
not : 35
not : 35
"... buradaki problem ne? buradaki problem şu: yerlilik ve millilik kılıfı altında eğer türkiye'yi içine kapatma ve içine kapatılan türkiye'yi daha kolay yönetme amacı varsa o konuda biz kimse ile mutabık olamayız."
ali babacan
ali babacan
ya nihat, gençliğimizde leman'da okurken biraz aykırı, sonraları tv'de izlerken muhalif filan geliyordun ya yaşlandıkça kafayı kırdın sen aga. git varsa torun filan sev artık.
adamlara bak kredi çekiyor, sonra da ödememeye çalışıyor. kardeşim reşitken imza atıp borç almışsınız. devletin parası diye bir şey yok, senin benim vergilerimiz bunlar.
bunun geyiği çok döndü biliyorum ama beleşci anlayışa karşıyım. ben de ziraat bankasından kredi çekip sonra yiyip ödemeyeyim o zaman. lobi yapayım bir de borcum affedilsin diye. çok mantıklı değil mi?
borçları yapılandiracagiz deseler eyvallah, düşük faiz işleyecek deseler ona da eyvallah. ama borçları siliyoruz derseler haram zıkkım olsun. bunu savunanlar da yesillendirirse ibanimi atayım, biraz borç verin bana. ödeyeceğim valla bak, imza da atarım hem.. sonuçta imza söz demektir dimi..?
bunun geyiği çok döndü biliyorum ama beleşci anlayışa karşıyım. ben de ziraat bankasından kredi çekip sonra yiyip ödemeyeyim o zaman. lobi yapayım bir de borcum affedilsin diye. çok mantıklı değil mi?
borçları yapılandiracagiz deseler eyvallah, düşük faiz işleyecek deseler ona da eyvallah. ama borçları siliyoruz derseler haram zıkkım olsun. bunu savunanlar da yesillendirirse ibanimi atayım, biraz borç verin bana. ödeyeceğim valla bak, imza da atarım hem.. sonuçta imza söz demektir dimi..?
a spordan neden kovuldunuz ?
bu adama bakıp chp'nin şapkayı önüne koyması lazım. özellikle her yere yanlamaya çalışan ve merkez parti olma iddiasında olan chp'nin kafasını duvarlara vura vura düşünmesi lazım.
laz müteahhit ekrem (-ki ehven-i şerdir, sempatik adamdır, kabul) dışında bir adam çıkartıp milletin önüne koyamadılar.
şöyle eğitimli, tecrübeli, dünyayı tanıyan-anlayan, ağzından çıkana dikkat eden, efendi, düzgün, şakır şakır ingilizce konuşan bir adam çıkaramadılar.
bunun islamcı olmayanı lazım işte ya bu kadar mı zor, bu kadar mı boş bi kitlesiniz?
laz müteahhit ekrem (-ki ehven-i şerdir, sempatik adamdır, kabul) dışında bir adam çıkartıp milletin önüne koyamadılar.
şöyle eğitimli, tecrübeli, dünyayı tanıyan-anlayan, ağzından çıkana dikkat eden, efendi, düzgün, şakır şakır ingilizce konuşan bir adam çıkaramadılar.
bunun islamcı olmayanı lazım işte ya bu kadar mı zor, bu kadar mı boş bi kitlesiniz?
kaç aldığı değil kimden aldığı önemli.
sen başarısızsin diyecek göt olmadığı için hızlı oyuncunuz yok onun eksikliğini hissettiniz bir de leminayi kazandınız diyor levent tüzemen yalakası. böyle yazarlar yorumcular olduğu sürece daha çok sağar bu adam galatasaray'ı.
(bkz: bak güzel kardeşim) diye cümleye giriş yapıldığı andır.
verin adamların stanley termosunu olay kapansın.
batışını kötü ekonomiye bağlamaya götü yemeyip fetöye bağlayan şirket bin beter olsun. olan işçilere olmuş.
ülkücülüğün ne menem bir zeka geriliği olduğunu göstermiştir.
sikini sallasan avukata değiyor memlekette, o kadar bölüm bitirdiniz kimlik yerine kullanılmayacağını öğrenemediniz mi ?
reis black friday takip edip indirimlere kanmış
vatan severler toplaşmış gene. vatanı kaçılacak hale getirenden hesap sormayan kişilerin, sebep oldukları durumdur ve tabi ki mantık zinciri kurmalarındaki yeteneksizlikleri bu duruma yol açmaktadır.
siz vatan sever değilsiniz. mantıksız, kişiliksiz hiçbir ülkeye faydası olmayan fazladan yüksünüz. kimse sizin yarattığınız pisliği temizlemek zorunda değil.
ıslak tezek üstünde uçuşan sinekler, kelebeklere kuşlara kızıyor siz neden bizim gibi boka bulanmıyorsunuz diye. esas soru siz neden tezeğin üzerinde uçuşmak zorunda hissediyorsunuz kendinizi? eğer tezeği vatan görüyorsanız o sizin sinek kadar beyninizle ilgili. tezeği vatan kabul etmeniz tezeğin, bok olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
kimsenin vatan borcu yok arkadaşım. eşek gibi vergi ödüyoruz. aldığımızı iddia ettiğiniz herşeyin kalitesiz hizmetin karşılığını fazlasıyla ödedik. tutturmuşsunuz bir borç. peki vatandaşına, bu vatanın hiç mi borcu yok?
siz vatan sever değilsiniz. mantıksız, kişiliksiz hiçbir ülkeye faydası olmayan fazladan yüksünüz. kimse sizin yarattığınız pisliği temizlemek zorunda değil.
ıslak tezek üstünde uçuşan sinekler, kelebeklere kuşlara kızıyor siz neden bizim gibi boka bulanmıyorsunuz diye. esas soru siz neden tezeğin üzerinde uçuşmak zorunda hissediyorsunuz kendinizi? eğer tezeği vatan görüyorsanız o sizin sinek kadar beyninizle ilgili. tezeği vatan kabul etmeniz tezeğin, bok olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
kimsenin vatan borcu yok arkadaşım. eşek gibi vergi ödüyoruz. aldığımızı iddia ettiğiniz herşeyin kalitesiz hizmetin karşılığını fazlasıyla ödedik. tutturmuşsunuz bir borç. peki vatandaşına, bu vatanın hiç mi borcu yok?
bu sefer oldu galiba sözlük, evleneceğim, inanıyorum.
bizim zehra teyze var. ah teyze ah, iş çeviriyorsun, insan bi söyler bari, rezil oldum.
telefon ekranında bilmediğim bir numaradan whatsapp'dan akşam bir mesaj,
biraz heyecanlandım, bir de allah allah kim bu diye içimden geçiriyorum.
mesajı açtım ve diyaloğumuz şu şekilde oldu:
-merhaba
+merhaba, buyrun
-zehra teyzegil sizinle görüşmüş sanırım
-ben suat
-nasılsın
+bir karışıklık mı oldu acaba, mevzu nedir?
-isminiz melike değil mi?
+siz herhalde görücü usulü tanışmak için mesaj attınız galiba :)
-isminiz ne
-yanlış numara mı hemşehrim
+ (sessizlik, derin bir nefes alıyorum) numarayı yanlış almışsınız beyefendi
-siz kimsiniz
+melike değilim
+bayan da değilim
-eyvallah kardeşim
-kusura bakma
+estağfurullah
+kolaylıklar diliyorum
+iyi akşamlar
-eyvallah
ah be güzel kardeşim,
niye heyecan yaptın da zehra teyzeden numarayı yanlış aldın. hayallerimle oynadın.
erkek halimle talibim bile geldi yahu,
+ayyyyy!
bizim zehra teyze var. ah teyze ah, iş çeviriyorsun, insan bi söyler bari, rezil oldum.
telefon ekranında bilmediğim bir numaradan whatsapp'dan akşam bir mesaj,
biraz heyecanlandım, bir de allah allah kim bu diye içimden geçiriyorum.
mesajı açtım ve diyaloğumuz şu şekilde oldu:
-merhaba
+merhaba, buyrun
-zehra teyzegil sizinle görüşmüş sanırım
-ben suat
-nasılsın
+bir karışıklık mı oldu acaba, mevzu nedir?
-isminiz melike değil mi?
+siz herhalde görücü usulü tanışmak için mesaj attınız galiba :)
-isminiz ne
-yanlış numara mı hemşehrim
+ (sessizlik, derin bir nefes alıyorum) numarayı yanlış almışsınız beyefendi
-siz kimsiniz
+melike değilim
+bayan da değilim
-eyvallah kardeşim
-kusura bakma
+estağfurullah
+kolaylıklar diliyorum
+iyi akşamlar
-eyvallah
ah be güzel kardeşim,
niye heyecan yaptın da zehra teyzeden numarayı yanlış aldın. hayallerimle oynadın.
erkek halimle talibim bile geldi yahu,
+ayyyyy!
asgari ücret 5000 tl olsa ne olur, olmasa ne olur. önemli olan satın alma gücüdür. geçen sene 24 tl'ye aldığım çocuk bezi şu an 51 tl. başka sözüm yoktur.
bu adam ciddi ciddi abd başkanı.
damat yine yardıring
insanlar yoksulluktan intihar ederken hala ekonominin güzel olduğunu savunan hayal aleminde yaşayan zat
insanlar yoksulluktan intihar ederken hala ekonominin güzel olduğunu savunan hayal aleminde yaşayan zat
oysa türkiye'de eğitimsiz bir çomar olup, "mülakatla girdiği" işlerden -üç-dört yerden- maaş alıp halkın parasına, ihaleleri usülsüz alıp halkın malına çökmek daha evladır.
milli degerlerin ekonomik degerlerden ustun olmasinin iyi bir sey zannedilmesi.
+ kanka halı sahaya adam lazım gelir misin?
- yok kanki reglim var.
- yok kanki reglim var.
whatsapp’tan patrona kallavi küfürler yazdım
kahvaltı hazırlıyordum ki aniden düşeyazdım
elime sazımı, yanıma da çayımı aldım
banane lan çıkmam yataktan
bundan sonra yok artık alarm sesi şafaktan
artık sikseler de geçmez yolum maslak’tan
akşamları da kimse kaldıramaz beni bataktan
mesailer mazide kaldı
banane lan çıkmam yataktan
mısralar yazıyorum evde hepsi de sarkastik
izlediğim filmler ise genellikle fantastik
spora da başlarım, yaparım belki jimnastik
banane lan çıkmam yataktan
kahvaltı hazırlıyordum ki aniden düşeyazdım
elime sazımı, yanıma da çayımı aldım
banane lan çıkmam yataktan
bundan sonra yok artık alarm sesi şafaktan
artık sikseler de geçmez yolum maslak’tan
akşamları da kimse kaldıramaz beni bataktan
mesailer mazide kaldı
banane lan çıkmam yataktan
mısralar yazıyorum evde hepsi de sarkastik
izlediğim filmler ise genellikle fantastik
spora da başlarım, yaparım belki jimnastik
banane lan çıkmam yataktan
ekrem başkanın duran metro çalışmaları için, avrupa çapında çok ciddi krediler bulmayı başardığını anlattığı yayın.
bakın avrupa bankalarından evet kredi bulabilirsiniz. fakat bunları hazine garantisi olmadan yapabilmek bir finans mucizesidir. adamları hipnotize edip almış olabilirsiniz ancak. çok çok büyük bir iş bitiricilik vasfı var imamoğlu'nda.
bakın avrupa bankalarından evet kredi bulabilirsiniz. fakat bunları hazine garantisi olmadan yapabilmek bir finans mucizesidir. adamları hipnotize edip almış olabilirsiniz ancak. çok çok büyük bir iş bitiricilik vasfı var imamoğlu'nda.
kediyi de dinlemek gerekir. tek taraflı karar verilemez.
turgenyev sen misin?
sözlüğün tarihinde en gerizekalıca entry girilen başlıkları işte bu tc kimlik numarasının nasıl ezberlendiğine dair olan bir kaç başlıktır... bakın am göt meme başlıkları olsun, trol başlıkları olsun hepsi hemen hemen hepsi bu başlıklardan daha yeğdir, ne kadar biçimsiz olsa da daha zekicedir, daha iyi kurgulanmıştır.
yüzlerce salak var, bunların altında yüzlerce mal var; 2 2 2 2 diye ezberledim, siki siki siki diye ezberledim diyen... bunu yazarak türk yazınına, kendisi dışındaki insanlara bir şeyler kattığına inanan, kendisini bu kadar merakla takip ettiğimizi sanan içinde yaşadığı dünyaya bu kadar uzak yüzlerce malı görebilirsiniz.
bize ne lan! lan oğlum gerizekalı bize ne? siz neden böyle salaksınız yaa? vallahi yazık billahi yazık azıcık daha zeki olsalar gerizekalı olacaklarmış...
yüzlerce salak var, bunların altında yüzlerce mal var; 2 2 2 2 diye ezberledim, siki siki siki diye ezberledim diyen... bunu yazarak türk yazınına, kendisi dışındaki insanlara bir şeyler kattığına inanan, kendisini bu kadar merakla takip ettiğimizi sanan içinde yaşadığı dünyaya bu kadar uzak yüzlerce malı görebilirsiniz.
bize ne lan! lan oğlum gerizekalı bize ne? siz neden böyle salaksınız yaa? vallahi yazık billahi yazık azıcık daha zeki olsalar gerizekalı olacaklarmış...
misal osman, ömer,hamza,ayşe vs... isminin koyulması. iki türk çocuklarına arap ismi koyuyor...
2017'de 40 milyon dolarlık bir ön görüyle başlayan filmin bütçesi aynı yıl güncellemeyle 80 milyon dolara mal olacağı düşünülüyordu. her geçen gün bütçe artınca paramount bu işten çekilme kararı aldı. paramount çekilince netflix, filmin yapımını üstelenmeye karar verdi ve filme yaklaşık 100 milyon dolarlık bir bütçe ayırdı. 2018 yılının mart ayına gelindiğinde filme harcanan para yaklaşık 125 milyon dolara çıktı ve görsel efektlerin de eklenmesiyle beraber yaklaşık 160 milyon dolara mal oldu. biz de filmi beyaz perdede değil sadece netflix'te izleyebiliyoruz. filmi 22 ekim 2019 tarihli resmi gazetede yayımlanan sinema filmlerinin değerlendirilmesi ve sınıflandırılmasına ilişkin usul ve esaslar hakkında yönetmelik sebebiyle beyaz perdede izleyemeyeceğiz. çünkü resmi gazetede yayımlanan yönetmelikte: "sinema salonlarında ilk kez ticari dolaşıma girecek değerlendirme ve sınıflandırması yapılmış sinema filmleri, gösterime girdiği tarihten itibaren ücretli yayın yapılan kablo, uydu, karasal, internet ve diğer ortamlarda beş ay geçmeden, ücretsiz yayın yapılan uydu, karasal, internet ve diğer ortamlarda altı ay geçmeden ticari amaçla yayınlanamaz veya umuma iletilemez." diyor. yani bu bütçeyi karşılayan ve oscar bekleyen netflix, bu filmden yeni kullanıcı elde etme amacı güdecekti haliyle. sırf bütçesiyle bile epey konuşulan filmin kadrosunu söylemeye gerek yok, çünkü sağır sultan bile biliyor: robert de niro. pesci. al pacino.
filmin yönetmen koltuğunda martin scorsese oturuyor. başarılı yönetmenin 1995'ten beri en uzun metrajlı filmi. film yaklaşık 3 buçuk saat. "i heard you paint houses." kitabından uyarlanan film içinde birçok detay barındırıyor. filmde "benjamin button'ın tuhaf hikayesi (the curious case of benjamin button) filmindeki görsel efektler barındırıyor. hikayedeki karakterlerin flashback sahnelerinin bu sayede daha inandırıcı olması sağlanmış. başlangıçta iki film olarak tasarlanan filmin çekimleri 106 gün sürmüş. goodfellas, the godfather tarzında bir film yapmak için yaklaşık üç yıllık bir yazım sürecinden geçmiş. filmin yazılması, kurgulanması, tasarlanması, çekilmesi, hazırlanması yaklaşık 9 yıl sürmüş. filmin içinde robert de niro, al pacino, anna paquin ve joe pesci gibi oscarlı güçlü isimler dışında hiçbir isimle görüşülmemiş ve onları ikna etmek için epey çaba gösterilmiş. film, 117 farklı noktada 309 sahne; onlarca farklı kamerayla çekilmiş.
"schindler’s list”, “gangs of new york” ve “american gangster” gibi filmlerin senaristi olan steven zaillian tarafından yazılan, amerika birleşik devletleri yapımı biyografik filmde robert de niro'nun can verdiği fran sheeran karakteri, ikinci dünya savaşı sırasında alman tutsaklarına gerçekleştirilen saldırılardan sorumlu tutulan ve abd'ye döndüğünde bir tır şoförü olarak çalışmaya başlayan, arkadaşının bile ölümünden sorumlu tutulan bir tetikçi. yani abd’deki organize suç dünyasını 20. yüzyılın ünlü mafya tetikçilerinden frank sheeran’ın gözünden aktarıyor. birçok ünlü isim için dolandırıcılık, tetikçilik yapan ve ‘irlandalı’ lakabı ile anılan sheeran, aynı zamanda işçi sendikası memuru. frank sheeran’ın hayatından kesitlerin sunulduğu filmde, amerikan tarihinin en gizemli suç olaylarından biri olan işçi lideri jimmy hoffa'nın ortadan kayboluşuna değiniliyor.
filmin uzun yıllara dayanan bir hazırlık aşaması olduğu için ciddi bir hikayesi var ve bu hikaye ekrana çok iyi yansıtılmış. çekimler muhteşem. görüntü filtresi muazzam. de niro ve al paçino resmen döktürmüş. resmen oyunculuk dersi vermişler. yönetmenin tecrübesi, bilgisi, verimliliği oyuncuların engin tecrübesiyle birleşince ortaya muazzam bir yapıt çıkmış.
rodrigo prieto görüntü yönetmeni olarak çıkıyor karşımıza. çekim açılarından tutturun da filmin ton ayarlamaları gerçekten çok iyi. filmin müziğini birçok film projesinde çalışan robbie robertson yapmış. sahnelere, özellikle heyecanın arttığı gerilim sahnelerine, müzik öyle güzel oturtulmuş ki yıllarca film dönüp dönüp izlenecek.
filmin makyaj ekibi muhteşem bir iş koymuş ortaya. gençlik sahnelerinde özellikle makyaj mükemmel olmuş. film sırf makyajıyla bile birçok ödül alacaktır, buna eminim.
araç-gereç ve dekor olarak bir dönem filmi ancak bu kadar kusursuz olabilirdi. filmdeki araçlardan, kullanılan televizyonlara, mobilyalara, oyuncuların kostümünden o günün olayları üzerinden yaptıkları konuşmaya kadar her detay düşünülmüş.
sonuç olarak hollywood'un özgün hikaye üretmekte zorlandığı dönemlerde uzun süren bir hazırlık ve yapım süreciyle ortaya kusursuz bir film yapılmış. son yılların en ses getiren filmi olacağına dair şüphem yok.
ekleme: yorum.
filmin yönetmen koltuğunda martin scorsese oturuyor. başarılı yönetmenin 1995'ten beri en uzun metrajlı filmi. film yaklaşık 3 buçuk saat. "i heard you paint houses." kitabından uyarlanan film içinde birçok detay barındırıyor. filmde "benjamin button'ın tuhaf hikayesi (the curious case of benjamin button) filmindeki görsel efektler barındırıyor. hikayedeki karakterlerin flashback sahnelerinin bu sayede daha inandırıcı olması sağlanmış. başlangıçta iki film olarak tasarlanan filmin çekimleri 106 gün sürmüş. goodfellas, the godfather tarzında bir film yapmak için yaklaşık üç yıllık bir yazım sürecinden geçmiş. filmin yazılması, kurgulanması, tasarlanması, çekilmesi, hazırlanması yaklaşık 9 yıl sürmüş. filmin içinde robert de niro, al pacino, anna paquin ve joe pesci gibi oscarlı güçlü isimler dışında hiçbir isimle görüşülmemiş ve onları ikna etmek için epey çaba gösterilmiş. film, 117 farklı noktada 309 sahne; onlarca farklı kamerayla çekilmiş.
"schindler’s list”, “gangs of new york” ve “american gangster” gibi filmlerin senaristi olan steven zaillian tarafından yazılan, amerika birleşik devletleri yapımı biyografik filmde robert de niro'nun can verdiği fran sheeran karakteri, ikinci dünya savaşı sırasında alman tutsaklarına gerçekleştirilen saldırılardan sorumlu tutulan ve abd'ye döndüğünde bir tır şoförü olarak çalışmaya başlayan, arkadaşının bile ölümünden sorumlu tutulan bir tetikçi. yani abd’deki organize suç dünyasını 20. yüzyılın ünlü mafya tetikçilerinden frank sheeran’ın gözünden aktarıyor. birçok ünlü isim için dolandırıcılık, tetikçilik yapan ve ‘irlandalı’ lakabı ile anılan sheeran, aynı zamanda işçi sendikası memuru. frank sheeran’ın hayatından kesitlerin sunulduğu filmde, amerikan tarihinin en gizemli suç olaylarından biri olan işçi lideri jimmy hoffa'nın ortadan kayboluşuna değiniliyor.
filmin uzun yıllara dayanan bir hazırlık aşaması olduğu için ciddi bir hikayesi var ve bu hikaye ekrana çok iyi yansıtılmış. çekimler muhteşem. görüntü filtresi muazzam. de niro ve al paçino resmen döktürmüş. resmen oyunculuk dersi vermişler. yönetmenin tecrübesi, bilgisi, verimliliği oyuncuların engin tecrübesiyle birleşince ortaya muazzam bir yapıt çıkmış.
rodrigo prieto görüntü yönetmeni olarak çıkıyor karşımıza. çekim açılarından tutturun da filmin ton ayarlamaları gerçekten çok iyi. filmin müziğini birçok film projesinde çalışan robbie robertson yapmış. sahnelere, özellikle heyecanın arttığı gerilim sahnelerine, müzik öyle güzel oturtulmuş ki yıllarca film dönüp dönüp izlenecek.
filmin makyaj ekibi muhteşem bir iş koymuş ortaya. gençlik sahnelerinde özellikle makyaj mükemmel olmuş. film sırf makyajıyla bile birçok ödül alacaktır, buna eminim.
araç-gereç ve dekor olarak bir dönem filmi ancak bu kadar kusursuz olabilirdi. filmdeki araçlardan, kullanılan televizyonlara, mobilyalara, oyuncuların kostümünden o günün olayları üzerinden yaptıkları konuşmaya kadar her detay düşünülmüş.
sonuç olarak hollywood'un özgün hikaye üretmekte zorlandığı dönemlerde uzun süren bir hazırlık ve yapım süreciyle ortaya kusursuz bir film yapılmış. son yılların en ses getiren filmi olacağına dair şüphem yok.
ekleme: yorum.
kıl takıntısı olan yalamasın.
20’lerin giyim modası kesinlikle güzel. ancak giyen kişi karizmatik değilse çok komik olabilir.
thomas shelby gibi olacağım derken bir bakarsın toprak ağası emmi gibi olmuşsun.
thomas shelby gibi olacağım derken bir bakarsın toprak ağası emmi gibi olmuşsun.
hayatımın amına koyayım.
merabaiyigünner
araştırmacı gazeteci ve yorumcu sayın ruşen çakır'ın, adını az evvel aparatçik koyduğum çiçeğinin gelişim evreleridir. aparatçik 8 ağustos 2019 tarihinde stüdyoya konmuş olup, bugüne kadar görevine yerinde devam etmektedir.
işte o evreler:
edit: özet gif ekledim aha buraya tıklayın
https://ibb.co/km77fz5 - 8 ağustos
https://ibb.co/zrgxg1j - 9 ağustos
https://ibb.co/6fwy5mv - 9 ağustos
https://ibb.co/hfxhyzb - 15 ağustos
https://ibb.co/ybnzjd3 - 16 ağustos
https://ibb.co/mfzknwc - 19 ağustos
https://ibb.co/599hbn7 - 20 ağustos
https://ibb.co/gf6xfxv - 21 ağustos
https://ibb.co/zmyhmm7 - 22 ağustos
https://ibb.co/dkjy79l - 23 ağustos
https://ibb.co/jnpd1cn - 26 ağustos
https://ibb.co/44wz2w2 - 27 ağustos
https://ibb.co/88sc26l - 28 ağustos
https://ibb.co/gz8tcgw - 29 ağustos
https://ibb.co/7kcm812 - 30 ağustos
https://ibb.co/thfbmwt - 2 eylül
https://ibb.co/p4kgqhf - 3 eylül
https://ibb.co/zn5s5mr - 5 eylül
https://ibb.co/xjr2tcy - 6 eylül
https://ibb.co/nlxqyc9 - 9 eylül
https://ibb.co/f8lkq6m - 10 eylül
https://ibb.co/w67bbgh - 11 eylül
https://ibb.co/wkmsf4d - 12 eylül
https://ibb.co/mtjpvmj - 13 eylül
https://ibb.co/9bkgsqv - 16 eylül
https://ibb.co/gsrrv45 - 18 eylül
https://ibb.co/zbbkvbc - 19 eylül
https://ibb.co/nlchwsk - 20 eylül
https://ibb.co/0dcqmhv - 23 eylül
https://ibb.co/8dy93d1 - 24 eylül
https://ibb.co/bfdcsj4 - 25 eylül
https://ibb.co/s30qcnl - 26 eylül
https://ibb.co/sth7mpd - 1 ekim
https://ibb.co/lcr0pgc - 2 ekim
https://ibb.co/bwd3glp - 3 ekim
https://ibb.co/nkvngkr - 4 ekim
https://ibb.co/twsjkdy - 8 ekim
https://ibb.co/9bhywmc - 9 ekim
https://ibb.co/zn04pc2 - 10 ekim
https://ibb.co/hgczv41 - 11 ekim
https://ibb.co/xgpxkb0 - 14 ekim
https://ibb.co/v4782nt - 15 ekim
https://ibb.co/npswtpy - 17 ekim
https://ibb.co/mvg6qb8 - 18 ekim
https://ibb.co/2my8x8r - 21 ekim
https://ibb.co/yjw0bcm - 24 ekim
https://ibb.co/tmt1y8b - 25 ekim
https://ibb.co/4vs7mch - 28 ekim
https://ibb.co/zgrl4vg - 29 ekim
https://ibb.co/fq0pppx - 30 ekim
https://ibb.co/skrskqw - 31 ekim
https://ibb.co/yp57yqy - 2 kasım
https://ibb.co/zlxpjqq - 4 kasım
https://ibb.co/jbtm0hz - 5 kasım
https://ibb.co/m5gjmty - 6 kasım
https://ibb.co/ctmf8z9 - 7 kasım
https://ibb.co/prjxx6d - 8 kasım
https://ibb.co/2y6wdbf - 8 kasım
https://ibb.co/wwymryd - 14 kasım
https://ibb.co/ph1hg4s - 14 kasım
https://ibb.co/s1hfqbl - 15 kasım
https://ibb.co/09gtspq - 18 kasım
https://ibb.co/4rh1xyg - 19 kasım
https://ibb.co/6wznv2q - 19 kasım
https://ibb.co/rsvtdmm - 20 kasım
https://ibb.co/qfbbxyt - 21 kasım
https://ibb.co/nxjmcqm - 22 kasım
https://ibb.co/znh6kj5 - 25 kasım
https://ibb.co/xzbdr22 - 26 kasım
evet! söyleyeceklerim bu kadar iyi günner!
araştırmacı gazeteci ve yorumcu sayın ruşen çakır'ın, adını az evvel aparatçik koyduğum çiçeğinin gelişim evreleridir. aparatçik 8 ağustos 2019 tarihinde stüdyoya konmuş olup, bugüne kadar görevine yerinde devam etmektedir.
işte o evreler:
edit: özet gif ekledim aha buraya tıklayın
https://ibb.co/km77fz5 - 8 ağustos
https://ibb.co/zrgxg1j - 9 ağustos
https://ibb.co/6fwy5mv - 9 ağustos
https://ibb.co/hfxhyzb - 15 ağustos
https://ibb.co/ybnzjd3 - 16 ağustos
https://ibb.co/mfzknwc - 19 ağustos
https://ibb.co/599hbn7 - 20 ağustos
https://ibb.co/gf6xfxv - 21 ağustos
https://ibb.co/zmyhmm7 - 22 ağustos
https://ibb.co/dkjy79l - 23 ağustos
https://ibb.co/jnpd1cn - 26 ağustos
https://ibb.co/44wz2w2 - 27 ağustos
https://ibb.co/88sc26l - 28 ağustos
https://ibb.co/gz8tcgw - 29 ağustos
https://ibb.co/7kcm812 - 30 ağustos
https://ibb.co/thfbmwt - 2 eylül
https://ibb.co/p4kgqhf - 3 eylül
https://ibb.co/zn5s5mr - 5 eylül
https://ibb.co/xjr2tcy - 6 eylül
https://ibb.co/nlxqyc9 - 9 eylül
https://ibb.co/f8lkq6m - 10 eylül
https://ibb.co/w67bbgh - 11 eylül
https://ibb.co/wkmsf4d - 12 eylül
https://ibb.co/mtjpvmj - 13 eylül
https://ibb.co/9bkgsqv - 16 eylül
https://ibb.co/gsrrv45 - 18 eylül
https://ibb.co/zbbkvbc - 19 eylül
https://ibb.co/nlchwsk - 20 eylül
https://ibb.co/0dcqmhv - 23 eylül
https://ibb.co/8dy93d1 - 24 eylül
https://ibb.co/bfdcsj4 - 25 eylül
https://ibb.co/s30qcnl - 26 eylül
https://ibb.co/sth7mpd - 1 ekim
https://ibb.co/lcr0pgc - 2 ekim
https://ibb.co/bwd3glp - 3 ekim
https://ibb.co/nkvngkr - 4 ekim
https://ibb.co/twsjkdy - 8 ekim
https://ibb.co/9bhywmc - 9 ekim
https://ibb.co/zn04pc2 - 10 ekim
https://ibb.co/hgczv41 - 11 ekim
https://ibb.co/xgpxkb0 - 14 ekim
https://ibb.co/v4782nt - 15 ekim
https://ibb.co/npswtpy - 17 ekim
https://ibb.co/mvg6qb8 - 18 ekim
https://ibb.co/2my8x8r - 21 ekim
https://ibb.co/yjw0bcm - 24 ekim
https://ibb.co/tmt1y8b - 25 ekim
https://ibb.co/4vs7mch - 28 ekim
https://ibb.co/zgrl4vg - 29 ekim
https://ibb.co/fq0pppx - 30 ekim
https://ibb.co/skrskqw - 31 ekim
https://ibb.co/yp57yqy - 2 kasım
https://ibb.co/zlxpjqq - 4 kasım
https://ibb.co/jbtm0hz - 5 kasım
https://ibb.co/m5gjmty - 6 kasım
https://ibb.co/ctmf8z9 - 7 kasım
https://ibb.co/prjxx6d - 8 kasım
https://ibb.co/2y6wdbf - 8 kasım
https://ibb.co/wwymryd - 14 kasım
https://ibb.co/ph1hg4s - 14 kasım
https://ibb.co/s1hfqbl - 15 kasım
https://ibb.co/09gtspq - 18 kasım
https://ibb.co/4rh1xyg - 19 kasım
https://ibb.co/6wznv2q - 19 kasım
https://ibb.co/rsvtdmm - 20 kasım
https://ibb.co/qfbbxyt - 21 kasım
https://ibb.co/nxjmcqm - 22 kasım
https://ibb.co/znh6kj5 - 25 kasım
https://ibb.co/xzbdr22 - 26 kasım
evet! söyleyeceklerim bu kadar iyi günner!
aslında bunu kaliteli lise eğitimi sağlamalıdır. fransızların bakalorya (lise bitirme) soruları komposizyon sorusu şeklinde idi, görenler bilir*, o soruları cevaplamak cevabını kurgulama ve sistematik şekilde bilgiyi fikri ifade etmeyi bilmeyi gerekirir.
odtü vs. gibi yabancı dilde eğitim yapan üniversitelerde ingilizce derslerinde öğretilen makale yazma maalesef lisans öğrencisinin teknik ve bilimsel anlamda makale yazmasını sağlamıyor. bir konuda uzatılmış kapsamlı bir kompozisyon yazmak ve bunu kaynaklardan faydalanarak yapmak bilgisini almasıyla (hoca bu kısmının takipçisi olursa o da) yapmakla sınırlı kalıyor. hoca ağırlıklı olarak dilin düzünlüğünü ve metin bütünlüğüne odaklanıyor onu öğretiyor. oysa lisans düzeyinde bile olması gereken, bir "konuda" fikir beyan etmek değil, bir araştırma sorusu sormak ne kadar genel olursa olsun, hipotezimsi olası iddalar üretmek, bunu literatüre bakıp araştırmak ve cevapları "derleyip" sonra bunları karşılaştırmak tartışmak ve soruya cevap aramak. aksi takdire başı ile sonu alakasız laga luga metinler ortaya çıkar.
bunun için her lisans derecesi veren bölümün ilk yıl, bilemedin ikinci yılda hafifletilmiş bir bilimsel araştırma yöntemleri ve rapor/makale yazma dersi vermesi gerekiyor. bu mümkün olmazsa, bu amaçla fakülte müfredatındaki dersin birini seçip hoca başına düşen öğrenci sayısını da görece azaltarak (200 kişinin term paperını okumak zor olabilir), birden fazla hocaya dersi dağıtarak, o derste yazılı sınavlar yerine, en azından ara sınavı (midterm) yazılı yapıp, final yerine makale (dönem ödevi/term paper) yazdırılabilir.
burada hoca dersin işlenmesi esnasında müfredat ve not verirken ödevin içeriği kadar bu makale yazma, bilimsel, teknik, profesyonel rapor yazmanın biçimsel şartlarının da takipçisi olursa, nasıl olacağını baştan biraz şart koşarsa öğrenciler zorlanarak da olsa öğrenirler.
odtü vs. gibi yabancı dilde eğitim yapan üniversitelerde ingilizce derslerinde öğretilen makale yazma maalesef lisans öğrencisinin teknik ve bilimsel anlamda makale yazmasını sağlamıyor. bir konuda uzatılmış kapsamlı bir kompozisyon yazmak ve bunu kaynaklardan faydalanarak yapmak bilgisini almasıyla (hoca bu kısmının takipçisi olursa o da) yapmakla sınırlı kalıyor. hoca ağırlıklı olarak dilin düzünlüğünü ve metin bütünlüğüne odaklanıyor onu öğretiyor. oysa lisans düzeyinde bile olması gereken, bir "konuda" fikir beyan etmek değil, bir araştırma sorusu sormak ne kadar genel olursa olsun, hipotezimsi olası iddalar üretmek, bunu literatüre bakıp araştırmak ve cevapları "derleyip" sonra bunları karşılaştırmak tartışmak ve soruya cevap aramak. aksi takdire başı ile sonu alakasız laga luga metinler ortaya çıkar.
bunun için her lisans derecesi veren bölümün ilk yıl, bilemedin ikinci yılda hafifletilmiş bir bilimsel araştırma yöntemleri ve rapor/makale yazma dersi vermesi gerekiyor. bu mümkün olmazsa, bu amaçla fakülte müfredatındaki dersin birini seçip hoca başına düşen öğrenci sayısını da görece azaltarak (200 kişinin term paperını okumak zor olabilir), birden fazla hocaya dersi dağıtarak, o derste yazılı sınavlar yerine, en azından ara sınavı (midterm) yazılı yapıp, final yerine makale (dönem ödevi/term paper) yazdırılabilir.
burada hoca dersin işlenmesi esnasında müfredat ve not verirken ödevin içeriği kadar bu makale yazma, bilimsel, teknik, profesyonel rapor yazmanın biçimsel şartlarının da takipçisi olursa, nasıl olacağını baştan biraz şart koşarsa öğrenciler zorlanarak da olsa öğrenirler.
(bkz: okurken utanılan başlıklar)
otomatik vites kullanıyodur.
vs bile istanbul’dan daha soğuktur.
aklı başında her türk vatandaşının yaptığını yapmıştır. haluk bilginer olmak içtiğin içkiye hükümeti ortak etmeyi gerektirmez.
parçalanarak gebermesini dilediğim çocuktur. bana çıkıpta; o daha çocuk, rehabilite edilmesi gerekiyor demeyin. bazılarının karakteri kötüdür ve vahşidir. yok edilmesi, gelecek adına daha hayırlıdır.
"içgüdülerimiz olmasa kimse kötü, çıkarlarımız olmasa kimse iyi olmazdi"
emre yılmaz
insanlar kötü ve iyi diye ikiye ayrılmaz. insanlar, kötü ve iyiden mürekkeptir. herkesin içinde hepsi var. oransal dağılım değişiyor sadece. ki o da hububat borsasi gibi, günden güne bile farkeder.
çünkü insan akan bir deredir.
hepimiz birilerinin "saf iyi"si, başka birilerinin "saf kötü"süyüz. kurtardiklarimiz var, mahvettiklerimiz de var.
çok düalizm annecim.
insan arada kötü olmasa, kavramsal olarak iyilik de boşa düşer. sıfır noktasında iyi, artık iyi degildir. sıfırdır.
bir erdem olmaktan çıkar.
tanrı belki insani bilinmekliğini istediği için yaratmış.
ama şeytanı, kesinlikle iyiliğe dair egosundan dolayı yaratmış.
çünkü her şey zittiyla kaimdir dostlar. şeytan olmasaydı tanrı "iyi" olamazdı.
kotuluklerimiz olmasa, iyiliklerimiz olamazdı.
üstelik bu trafikteki 8'de 1 kusurluluk defaultu gibi bisey.
bazen dünya üzerinde kapladigin hacim bile birilerine kötülüktür. her şeyi engellesen, (kasıtsız da olsa) sebep olduğun felaketleri engelleme opsiyonun yok.
bazen sadece kendin olursun, ve birileri "bana bu kötülüğü neden yaptı" diye düşünür senin hakkında...
sen konunun farkında bile değilsindir halbuki
emre yılmaz
insanlar kötü ve iyi diye ikiye ayrılmaz. insanlar, kötü ve iyiden mürekkeptir. herkesin içinde hepsi var. oransal dağılım değişiyor sadece. ki o da hububat borsasi gibi, günden güne bile farkeder.
çünkü insan akan bir deredir.
hepimiz birilerinin "saf iyi"si, başka birilerinin "saf kötü"süyüz. kurtardiklarimiz var, mahvettiklerimiz de var.
çok düalizm annecim.
insan arada kötü olmasa, kavramsal olarak iyilik de boşa düşer. sıfır noktasında iyi, artık iyi degildir. sıfırdır.
bir erdem olmaktan çıkar.
tanrı belki insani bilinmekliğini istediği için yaratmış.
ama şeytanı, kesinlikle iyiliğe dair egosundan dolayı yaratmış.
çünkü her şey zittiyla kaimdir dostlar. şeytan olmasaydı tanrı "iyi" olamazdı.
kotuluklerimiz olmasa, iyiliklerimiz olamazdı.
üstelik bu trafikteki 8'de 1 kusurluluk defaultu gibi bisey.
bazen dünya üzerinde kapladigin hacim bile birilerine kötülüktür. her şeyi engellesen, (kasıtsız da olsa) sebep olduğun felaketleri engelleme opsiyonun yok.
bazen sadece kendin olursun, ve birileri "bana bu kötülüğü neden yaptı" diye düşünür senin hakkında...
sen konunun farkında bile değilsindir halbuki
olmasaydi sonumuz boyle
çok yakında yıkım kısmı sıfır maliyetle gerçekleşecek olan durum.
yeniden yapma kısmı ise bu zihniyet var oldukça bir şeyi değiştirmeyecektir.
yeniden yapma kısmı ise bu zihniyet var oldukça bir şeyi değiştirmeyecektir.
buyrun benim
kısaca süreci anlatayım
din olayına ilk gençlik yıllarında merak sarmış araştırdıkça saçmalıkları farketmemle benim kalbim temiz tipi müslümanlığa geçiş yapmıştım
aklımın almadığı saçma bulduğum bir şeyi ne kabul ettim ne de savundum . ancak tanrı fikri , ilahi adalet kavramı insanı rahatlatıyor bu yüzden inkâr da etmedim
neyse akp iktidariyla korktuğum oldu . kendi mahallesi'nde sessiz sakin takılan dinci güruh gücü eline geçirince içindeki pisliği dışarı saçmaya başladı
ben ilk andan itibaren gerçek islam bu değil bunlar islami temsil etmiyor diyemedim çünkü gerçek islam tam olarak bu ve az bile yapıyorlar . neyse bu din bir köşede dururken çok da zararlı değildi ancak gücü eline geçirince yaşam tarzımi ülkemi tehdit eder hale geldi . dolayısıyla yillarca halinin altına süpürdügüm bazı gerçeklerim baskın hale geldi ve din düşmanı bir insan oldum
kısaca süreci anlatayım
din olayına ilk gençlik yıllarında merak sarmış araştırdıkça saçmalıkları farketmemle benim kalbim temiz tipi müslümanlığa geçiş yapmıştım
aklımın almadığı saçma bulduğum bir şeyi ne kabul ettim ne de savundum . ancak tanrı fikri , ilahi adalet kavramı insanı rahatlatıyor bu yüzden inkâr da etmedim
neyse akp iktidariyla korktuğum oldu . kendi mahallesi'nde sessiz sakin takılan dinci güruh gücü eline geçirince içindeki pisliği dışarı saçmaya başladı
ben ilk andan itibaren gerçek islam bu değil bunlar islami temsil etmiyor diyemedim çünkü gerçek islam tam olarak bu ve az bile yapıyorlar . neyse bu din bir köşede dururken çok da zararlı değildi ancak gücü eline geçirince yaşam tarzımi ülkemi tehdit eder hale geldi . dolayısıyla yillarca halinin altına süpürdügüm bazı gerçeklerim baskın hale geldi ve din düşmanı bir insan oldum
aynı zamanda fatih terim'den önceki hocadır. biz böyle gördük şimdiye kadar.
aaah, ah!
ne siz sorun ne ben söyleyeyimasdasffsadfsdf
ne siz sorun ne ben söyleyeyimasdasffsadfsdf