kizil sakal8
profili

  • saniyelik salaklıklar

    dün akşam şirketten çıkarken parmağımdaki eski bir yara açılıp yeniden kanamaya başladı, dönüş yolunda otobüsü mezbahaya çevirmeyeyim falan diyerek, üzerine kağıt havlu dolayıp çıktım parmağıma.

    karaköy'de indim otobüsten, hava hafif rüzgarlı, elimi de siper ederek bir sigara yaktım, yürüyorum motora doğru ki anonsu duydum, benim motor kalkıyor. attım sigarayı koşuyorum motora ama sol yanımdan bir sıcaklık geliyor, lan bi baktım sigarayı yakarken sol elimdeki kağıt havluyu da yakmışım. elimi sallıyorum düşsün diye ama muhtemelen kurumuş kana yapışmış, düşmüyor da orospu çocuğu. ben koştukça harlıyor alev, alev harladıkça ben koşuyorum, hava biraz daha karanlık olsa nefis bir ışık gösterisi aslında. en sonunda durdum da parmak ödemiş köftesine dönmeden diğer elimle kenarından tutup attım kağıdı, dumanlar içinde geçtim turnikeden.

    sayın 19:20 kadıköy yolcuları, akşam gördüğünüz olimpiyat meşalesi bendim.

  • sözlükçülerin aslında demek istedikleri

    başlık: bütün entry'lerini silen yazarlar listesi

    entry: hiçbir bok silmiyorum.

    sizin bu başlığı açmanız, bu kampanyayı bile bu sözlükte yürütebilmeniz,

    bu sözlüğün özgür bir ortam olduğunu gösteriyor.

    meali: adam diktatör değil, diktatör olsa entry silemezdiniz!!!!!

  • çocuğa yurtdışında kullanışlı isim koymak

    kızım olursa adını pıtış koyucam, oğlum olursa yarrak. kullanamasın burda, 5 yaşına geldiğinde adından utansın, barınamasın, kaçsın bu ülkeden. biz yandık o yanmasın amk.

  • degmesin yagli boya

    bazı akşamlar mesai bittikten sonra alıyoruz biralarımız yerleşiyoruz bunun ofise, müziğimizi de açıp şehrin yana söne giden ışıklarına baka baka yudumluyoruz içkilerimizi, benim henüz izmir'de olduğum, onun istanbul'da olduğu ama her hafta buluşup tatil yaptığımız günleri falan anıyoruz. "hacı" diyor, "ne güzeldik eskiden,hiç yaşlanmayacaktık amk:/". halbuki yaşlanan benim, daha 30 yaşında bu mal da işte dedeyle dede oluyor, saf biraz. çaktırmıyorum "evet pampa" diyip uzaklara bakarak bi fırt alıyorum biramdan.

    herhalde bi 6-7 sene önce söyleselerdi bize "bir gün aynı şirkette çalışacaksınız, patronun olacak bu diye", "siktir lan" derdik. şimdi sabah simidimizi paylaşıp akşam biralarımızı tokuşturuyoruz. geçen sabah ben daha gelmemişimdir, odam ısınsın da geldiğimde üşümeyeyim diye ısıtıcıyı açmaya inmiş benim odaya, anam sanki pezevenk.

    bazen mesai bitiminde haber vermeden çıkıyor, trip atıyorum arkasından "çıkarken söylesene eşek başı mıyım ben burda" diye. kızım sanki pezevenk, mervelere ders çalışmaya gidecek.

    bi ara zor bi dönem geçiriyorum, kalacak yerim yok falan, bu dedi "hemen gelip yerleş bana", dedim "ben rahat edemem öyle", biraz düşündü, "doğru" dedi haklısın, "sen bana yerleş, ben özgeye taşınırım bi 5-6 ay, yalnız olunca daha rahat edersin, o arada bi yerler ayarlarız". salağa bak lan, kendi evinden gidecek ben rahat edeyim diye .

    ben bunu size sabah kadar anlatırım da işte, götü kalkmasın diye kesiyorum burda. neyse işte, çok seviyorum, doğum günleri hep benimle olsun.

  • debe editi

    bunu yapan bir dolu sığırın bir gecede akıllanmış olma ihtimalini yok sayarak söylüyorum, sanırım nihayet sözlük yönetimi falan tarafından müdahale edildi.

    edit: debe editinizin amına koyiim.

  • ekşi sözlük

    bu kadar çok faşisti en son kırklı yıllarda almanya bir araya getirebilmişti.

  • 28 mayıs 2013 taksim gezi parkı direnişi

    tam iki yıl önce bugünlerdi, tarlabaşında, ali'nin evinde uyandık. bizim sofa gelmişti ankara'dan, zeynep yani. duş aldık, kendimize geldik biraz. zeynep "ben lobna'yı ziyarete gidiyorum, hadi siz de gelin" dedi. lobna al lamii, bir gaz fişeğiyle başından vurulup komaya gireli 20 gün kadar olmuştu o zaman. park düşmüş müydü, yoksa son güzel günlerimiz miydi tam hatırlayamıyorum şimdi. lobna olimpos'tan arkadaşıymış zeynep'in, gerçi bence bütün türkiye olimpostan arkadaşıydı onun, ses etmedim. ben çekingen adamımdır, hiç beceremem böyle şeyleri aslında ama bir yandan da çok istiyorum gitmeyi. "ya zaten bi dolu insan vardır başlarında bir de biz kalabalık etmeyelim orda" diyecek oldum, "durumu hakkında bilgi alır, çıkarız hemen" falan diyerek kandırdılar beni.

    hastaneye girdik, kız kardeşi ve annesi karşıladılar bizi. perişan olmuşlar koridorda sandalyelerin üzerinde yatmaktan. bir otel odası tutmuşlar yakınlarda, yalnızca duş almak ve üzerlerini değiştirmek için gidiyorlar. sonrası hep o kasvetli hastane koridoru. ama nasıl güleç karşıladılar bizi, nasıl da metanetliler. annesi oturttu bizi yanına, kırk yıllık aile dostarıymışız gibi, dünya tatlısı bir kadın. uzun uzun anlattı lobna'nın durumunu, ilk günden o güne kadar. sonra oraya gelen diğer gençlerden bahsetti tek tek. hepsini hatırlıyor, memleketlerini, mesleklerini, hangi gün geldiklerini, kaç gün yattıklarını, ne zaman taburcu olduklarını, gözünü kaybedenleri, bacağı kırılanları. öyle bir anlatıyor ki kadın, kendi kızı kadar üzülmüş her birine. sonra "neden?" dedi, "bu çocuklar ne yaptı, benim kızım bunu hakedecek ne yaptı". sustuk kaldık tabi, söylenecek hiçbir şey yok insan yalnızca özür dilemek istiyor böyle durumlarda, anlamsız ama öyle. bir süre sonra"kalkalım artık"dedik, kız kardeşi bizim fotoğrafımızı çekti. ziyarete gelen herkesi çekiyorlarmış, lobna uyanınca göstermek için. annesinin gözleri dolu hala, oturuyor orda. vedalaşırken sırayla öptü, sarıldı hepimize, en son ali'nin yüzünü aldı ellerinin arasına ve "vazgeçmeyin" dedi, "pes etmeyin sakın!".

    üzerinden tam iki yıl geçti, hiçbir şey aynı olmadı tekrar. bizim gibi binlerce insan asla aynı kalmadı. o haziran, o parkın tozunu, gazını yutan hiç kimse aynı kalamadı. sabah parka gelip, bizi uyurken görünce, "hasta olacaklar" deyip tertemiz bataniyelerini toza, talcide bulanmış bizlerin üzerine örten gencecik kızlar, yatacak yer bulamayınca, lgbt çadırında ağırlanan homofobikler gördük. hergün ülkenin farklı bir yerinden gelen ölüm haberleri duyduk, küçücük çocukların cenazelerinde tomalar, mitinglerde yuhalanan anneler, emri verenler gördük. dolmabahçe'de biz gaz kapsüllerinden kaçarken "siz gidin, ben şunları geri atayım" diyerek sakince eldivenlerini giyip barikata ilerleyen hdp'li kürt delikanlısı hejar'la, ankara'da barikat yapmak için, komşularına ayıp olmasın diye sadece kendi barının önündeki kaldırımı söken özer'le tanıştık. her yargı kırıldı, korku gitti, inanç geldi yerine.

    kimse aynı kalmadı haziran'dan sonra, yerel seçimde sabahlara kadar tutanak peşinde koşturdu insanlar. gülşah yazmış daha bu sabah, 55.000 müşahit varmış bu seçimde, diyarbakır'da yaralanıp sargılar içinde izmir'e oy kullanmaya giden adamın hakkını korumak için belki. neresinden bakarsan kan, gözyaşı ve emek.

    bugün burada, koalisyondan, yüce divandan, yargılamalardan, özgürlükten, iç güvenlik yasasının iptalinden, ne bileyim, yeni bir şeylerden umut içinde konuşabiliyorsak herkes bilsin ki, hepsi 28 mayıs 2013 taksim gezi parkı direnişiyle başladı. bundan sonra ne olur, ne değişir hiç bilmiyorum, ama gerekirse bir 20 yıl daha direnecek insanlar görüyorum ben sadece. ve sanırım tek umursadığım da bu aslında.

    şimdi lobna'nın annesine, o güzel kadına gönül rahatlığıyla söyleyin lütfen, kimse vazgeçmedi, kimse pes etmedi.

    o parka girmeyecektin hacı.

    "ölenlerin adını unutma, türkülerin, meydanların
    ah, bırakmasın onlar seni"

  • senyazmasanbenyazmasam

    adama yazdığım nick altı entry'si sözlük tarafından silinmiş, gerekçe götümüze girebilir. ulan bi milyon zırva, hakaret, çöp entry var sözlükte, beyninden ziyade götünden yazan güzel insanlar görüyoruz hergün yüzlerce ama adamların uğraştıkları işlere bak ya. şurda yaptığımız goygoya takılmışlar. bu herife de hakaret edemeyeceksem bırakırım arkadaş bu sözlüğü. bi de çaylak yapın, tam olsun amk.

    o değil de, kim ispiyonladı acaba lan o entry'yi?

    yahu kim ispiyonlar ki beni?

    bitutam ispiyonlamaz, degmesin yagli boya desen bu işlerin adamı değildir.

    kim kaldı? bu lalezar kaldı tabi amk.

    "ben senin yalan ve hilelerinle baş edemedim, bu bana dert oldu. ama ben de senin önünde diz çökmedim, bu da sana dert olsun"

    seyit sakal (çaylak oldu)