unfug8
profili

  • berat albayrak'a göre hammaddesi bor olan şeyler

    (bkz: borazan)

  • formamıza aşığız bu ülke için canımız feda

    arda turan söylemi. sanırsın spor yapmıyor, meydan muharebesine çıkıyor. milli takım değil başkomutanlık süvari birliği... bu şovenist, bu asarız keseriz canımızı veririz, kanımızın son damlasına kadar savaşırız, bayrağımızı dalgalandırmak için ölürüz gibi söylemlerin sporla bilmemneyle ne alakası var arkadaşım. ne sanıyorsunuz kendinizi, yaptığınız işi. milyonlar alıp kısa paça pantolonlarla gece kulüplerinde dolanan, pahalı ferrarileri alan insanlarsınız. bu ülkede kim yaptığı iş sonrası böyle açıklamalar yapıyor. ne yani, bir çiftçiden, bir işçiden, bir ticaret adamından, bir balıkçıdan, memurdan, öğretmenden, doktordan, esnaftan daha milli bir iş mi yapıyorsunuz? sizin ben o mafyatik karakterinizin de, şoven dilinizin de, boş kibrinizin, kendinizi bir bok sanan duruşunuzun da!..

    verme canım sen canını. taktik maktik yapın top oynayın biraz. bak almanya'ya, can falan veriyor mu adamlar. ama çakıyor gelene geçene. çünkü gaza değil, şovenizme değil; ekole, taktiğe, disipline, karaktere sahipler. çünkü adamlar spor yapıyor, o kadar.

    gaza getiren haber

  • tayyip erdoğan çocuksu sıfır kini olan bir insan

    katılıyorum. özellikle ölen bir çocuğun ardından, çocuğun acılı annesini miting meydanlarında yuhalatırken tayyip'in suratındaki o çocuksu bakış, o masumiyet yok mu! yerim ben onu!

  • türkiye'nin %99'unun cahil ve sığ olması

    burada cehaletin okul ile bir ilgisi yoktur. uzunca bir sıralamak gerekirse cehaletlerinin nedeni insanların belli kalıplar dışında düşünememesi, farkındalığı olmaması, kültürel kalıpların dışında kendisine bir yol çizemez olması, tabularının olması, hayattan keyif almayı bilmemesi, hobilerinin olmaması, marka-gösteriş takıntısının olması, tüketim toplumu olması, estetik anlayışlarının olmaması, tarih-coğrafya bilmemesi, özümsediği değerler hakkında bilgisiz olması (islam, atatürk, osmanlı), aile içinde derin sohbetler yapılmaması, aile üyelerinin birbirlerini gerçek anlamda tanımaması, tv-telefon ile çok vakit geçirmesi, kitap okumaması, sanat üretmemesi ve tüketmemesi, doğayla barışık yaşamaması, dahası doğaya zarar vermesi, okumuş kültürlü insanlardan yararlanmaktan öte onları yermesi, yabancı dil bilmemesi ve öğrenmeyi zaruri görmemesi, eğlenceden anlamaması, kendi gelenek göreneklerini yozlaştırması, başka kültürlerin de en az kendilerininki kadar değerli olabileceğini düşünmemesi, soğukkanlı olmaması, her an tartışmaya-kavgaya hazır olması, düşmanlaştırıcı milliyetçi olmaları, sistemin dayattığı yaşam gayelerini sorgulamamaları (çalışmak, vergiler), haklarını bilmemeleri (tüketici, insan, işçi), haklarını aramamaları, ilkeler etrafında değil liderler etrafında toplanmaları, materyalist olmaları ve çıkar uğruna ahlaksızlığı mazur görmeleri, seyahat etmemeleri, cinsiyetçi olmaları, çocuklarıyla insan gibi konuşmak yerine azarlamaları, çocuklarının şımarık olması, başka kültürleri merak etmemeleri, kendilerini geliştirme arzusunda olmamaları ve gelişmiş kültür-sistemlere entegre olamamaları... ve daha uzar gider.

    bugünün sosyo-politik bakış açısından kurtulup daha soğukkanlı bir eleştirel gözle baktığımızda malesef ülkenin %99'unun cahil ve sığ olduğu söylenebilir. gündelik hayat sohbeti dışında bu %99'dan kimseyi karşınıza alıp edebiyat, felsefe, sosyoloji, bilim hakkında konuşamaz, kültürler üzeri değerler ışığında yorumlar alamazsınız. aidiyet bağlarının dışında düşünebilen yok denecek kadar azdır. "birey olmak" ne demektir kimse tam anlamıyla bilmez. sohbetlerinin büyük çoğunluğu dedikodudur.

    bu cahil ve sığ %99'un yaşam tarzına bir dereceye kadar (bkz: folklör olarak tahammül etmek) tahammül ediliyor ancak bir süre sonra %1'lik kesimin tahammül etmesi mümkün olmuyor. birçoğu da bu nedenle aynı semtlerde toplanmakta. fırsatını bulan da ya yurtdışına tamamen yerleşiyor ya da sık sık seyahat ediyor.

    edit: cehalet ve sığlığa bir örnek daha ekliyorum. yazılan bir yazıyı-fikri eleştirmek, içerisindeki tespitleri doğrulamak veya yanlışlamak yerine, meseleyi kişiselleştirip yazıyı yazan kişiye laf söylemek. eleştiri yeteneğinin olmaması.

  • domates dışında her konuda mutabık kaldık

    bugün gerçekleşen erdoğan putin görüşmesinden çıkan sonuç. erdoğan tarafından dile getirildi. tv izlerken baya altyazı olarak geçinde bana bi gülme geldi. derdimize bak. ciddi zavallı haldeyiz. tamam tarım ürünleri ithal ve ihraç edersin, problemler yaşarsın da, g20'de olan iki ülke lideri bir araya geldikten sonra "domates dışındaki meseleleri hallettik" gibi bi açıklama yapılır mı yau, komik ulan. diğer meseleler ne? patatesle kabak mı asdfgh

    milli iradenin sesi star

  • batıda yükselen türk düşmanlığının çözümü

    olmayan düşmanlıktır. avrupa'da, ya da batı'da nasıl dersen de, var olan düşmanlık, fobi ne türkler ne islam içindir. düşmanlık yobazlara, cahillere, medeni olmayanlara karşıdır.

    rottherdam'ın belediye başkanı müslüman, adam diyo hollanda'da islamofobi var.
    londra'nın keza aynı. kanada'da müslüman bakan var. daha sayısız müslüman önemli mevkilerde batıda.

    türkler'de de durum aynı. birçok türk önemli mevkilerde. avrupa'yı gezmiş, görmüş, yaşamış biri olarak ben bir kere bile düşmanlıkla, ayrımcılıkla karşılaşmadım. çünkü adamın türk olman umrunda değil. eğer yeterince açıkfikirli, medeni, iletişime açık isen, istersen koala ol, dünyanın her medeni ülkesinde kabul görürsün ve sen de yeterince dünyalı isen onları kabul edersin.

    yok ben, şovenistim diyorsan, entegrasyon nedir, dil öğrenmek nedir bilmiyor, hayatında bir kitap okumuyor, anca yere tükürmekten, insanları yaşam tarzıyla yargılamaktan anlıyorsan, türk değil, finlandiyalı da olsan, seni siktir ederler.

    (bkz: batıda yükselen yobaz düşmanlığı)

  • güneş'in çekirdeğindeki helyumun 27.1%'e çıkması

    orc araştırma'nın anket sonuçlarına göre

    %7.6 helyum
    %10.4 kararsız
    % 82 evet

  • domuz eti yemeyip diğer tüm günahları işlemek

    haram olduğu için domuz eti yememek, müslüman toplumun müslümanlıkla ilgili taviz vermediği tek günahtır. bu özelliği nedeniyle, sosyolojik açıdan, domuz eti artık bir günah kategorisinden çıkıp "tabu" kategorisine yerleşmiştir.

    avrupa gibi domuz etiyle en içli dışlı yaşanan yerlerde bile bu tabu gücünü korur. öyleki avrupadaki müslümanlar (türklerin de neredeyse hepsi), alkol tüketip satarken, domuz eti tüketip satmaya karşı aşırı hassas tavır alırlar ve ne kendilerinin ne de çevresindeki diğer yakınlarının domuz tüketmesini hoş karşılamaz, dahası sert tavır alır. bu kısım da üzerinde durulması gereken kısımdır. kendisi tüketmediği gibi tüketilmesini tolere etmez. müslüman bir ailede eve alkollü gelirseniz, hafif azar işitip, mesele tolere edilebilirken, kimse elinde bir parça domuz etiyle eve giremez.

    direk olarak domuz eti yemek bir kenara, alınan başka ürünlerin içeriğinde domuza ait bir ürünün kullanılıp kullanılmadığı sıkıca incelenir.

    alkol tüketmek ve satmak gibi, diğer günahlar (veya haramlar) için de aynı şey söz konusudur. hak yemek (vergi kaçırma, taksicinin, pazarcının, vesaire müşterisini kazıklaması), zina (ya da eyleme geçirilen cinsel arzular), yalan söylemek, küfür etmek, kavga etmek, imkanın varken yardım etmemek, anne-babayı üzmek, oruç tutmamak, namaz kılmamak, gusül almamak, sözünde durmamak, büyü yapmak, kumar oynamak, vesaire...

    tüm bu günahlar, tasvip edilmemesine karşın, bir tabu haline dönüşmemiş, etrafta herkesin, sıkça, hatta gizlemeden rahatça işlediği günahlardır. hatta daha da ekstremleştirirsek, insan öldürmekle dahi kıyaslanabilir. insan öldürmüş bir kişinin bile domuz eti yemekten imtina edeceği söylenebilir.

    bir tarafıyla (zavallı domuzların canınından olmasını bir kenara bırakıp insan türü açısından bakarsak) domuz eti yemek diğer tüm günahların yanında en masum günahtır. çünkü hiçbir insana zarar vermez, veya zarar verme ihtimali olan bir atmosferi oluşturma ihtimali yoktur. (örnek, alkol içer iradeni yitirir ve yanlışlıkla veya bilerek birisini öldürebilirsin)

    o nedenle, domuz eti, dinen haram, sosyolojik açıdan tabudur.

    edit:
    çeşitli savlar var. öncelikle bu savların hepsinin, bir "mazeret" üretme eğiliminden öteye gitmediğini belirtmem gerekir zira bu savlar yanlış ve belirsizdir, veya savı öne sürenin savla ilgisi bulunmamaktadır.

    1- "islam öncesi türkler yemezdi, bu islamla ilgili değil, türk olmakla ilgilidir."
    mesele geçmişte insanların neyi neden yaptığı değildir. türklerin islam öncesi domuz yemediği muammadır. ama doğru olarak kabul edelim. kimsenin eklemediği bilgi de ekleyeyim. göçebe veya suyun az bulunduğu (arap bölgesi) toplumlarda domuzun tercih edilmeme sebebi, domuzun diğer hayvanlara nazaran aşırı su tüketmesi olarak gösterilmektedir.
    asıl soru, bugünkü eylemlerini kültürel bir alışkanlık neticesiyle mi yoksa dini bir gerekçeyle mi gerekçelendirdikleri sorusudur.
    gidip en yakındaki müslümana domuz eti sunup "neden domuz yemiyorsun?" diye sorulduğunda dini karıştırmadan bir cevap veriyorsa (ki aşırı düşük ihtimaldir) ve üzerine yakınının yemesine toleranslı bakıyorsa, o zaman bu savın üzerine eğilinebilir.

    2- "domuz pis hayvan. kendi bokunu yer"
    domuzun pis hayvan oluşu da tartışmalı bir mevzudur. bir hayvanın pis oluşunun kriteri nedir?
    kendi bokunu yemek mi? peki o vakit tavuk? veya müslüman olarak yenmesi salık verilen diğer tür canlılar?

    3- "domuz eti sağlıksızdır"
    bu nedenle domuz eti yemeyen kitlelerin sağlığına dikkat ettiği anlamı ortaya çıkar.
    aynı kitle, diğer tüm sağlıksız aktiviteleri gerçekleştirebildiği halde (işlenmiş et yemek, sigara-alkol tüketmek, şeker-tuz, margarin, kola, kokoreç, midye ve yüzlercesi) kaldı ki domuz etinin sağlıksız oluşu tartışmalıdır. birçok araştırmaya göre de bu bilgi yanlıştır.
    bu araştırmalar domuz etinin koyun veya diğer "haram olmayan" tür hayvanlardan daha sağlıksız olmadığını gösterir.
    ve nasıl bir sağlıksızlık ise, domuz tüketen milletlerin ortalama ömrü 100 yıla yaklaşmışken, sağlıklı müslüman toplumlar 60'lara gelince tökezlemeye başlamaktalar.

    4- "domuz eti güzel değildir"
    tatmadığı şeyin tadını bilmek de yine, kasaba dışına çıkmadan dünyayı anlatan yurdum insanının bir huyudur.
    diğer yandan, bu çok kişisel bir yorumdur. bir lezzetin "güzel" veya "çirkin" oluşu, bir kitlenin alışkanlığına mal edilemeyecek kadar kişiseldir. kişinin yaşı kemale erdikten sonra domuz eti yemesinden dolayı etin tadı güzel gelmeyebilir. ancak bu etin güzel olmamasından dolayı değil, kişinin alıştığı damak tadına hitap etmemesinden kaynaklanan bir "güzel değil" sonucundan olması yüksek ihtimaldir.
    işkembe çorbası hiç içmemiş kişiye işkembenin kokusunun bile dayanılmaz gelmesi gibi. ancak içicileri tarafından işkembe çorbası dünyanın en güzel çorbasıdır.

    5- "türkiye pazarına domuz eti girse ve ucuz olsa herkes yer"
    bunun gerçekçi olup olmadığını, avrupaya bakarak görebiliriz. zira domuz eti çok ucuzdur ancak oradaki müslüman toplumlar (ve türkler) bu ucuzluğuna rağmen domuz eti tüketmemektedir.

    edit 2: eklemeler ve dilbilgisi

    edit 3: vejeteryan ve ateist