benim için; 80’li yıllarda vapurla karşıya geçmektir. dalgaları seyrederken vapurda satılan nane şekeri yemektir. işyerinde babamın patron koltuğuna oturmak, sümenin altındaki kağıtları karıştırmaktır. japonya’dan gelen resimli takvimlere ve kataloglara bakmaktır. dolmakalemlerin eksik mürekkebini tamamlamaktır. daktiloda hatasız yazı yazmaktır. mekanik hesap makinesinde hesap yapmaktır (bkz: facit kullanmış efsanevi nesil)
sekreterin beni oyalamak için tüm hünerini göstermesidir. çevirmeli telefonla karşı lokantadan pilav üstü döner söylemektir. siparişi alan ağabeyin sesimden tanıyıp “xx han 2. kata babanızın yazıhanesine hemen gönderiyoruz küçük hanım, yanına keşkül de ister misiniz?” demesidir. bankaya ya da notere giden babamın peşine takılıp istiklal caddesi’nde yürümektir. ofisteki dosyaları hizaya dizip, akşama büyük iş başarmışlık duygusuyla eve dönüp, günü anneme anlatmaktır.
bonus: kadıköy karaköy vapuru isimlerinden fal tutmak. sabah gelinen vapurla akşam dönebilme oyunu. dönüşte kadıköy’de gençlik kitabevi’nden enid blyton kitabı ve ali muhiddin hacı bekir’den çifte kavrulmuş fıstıklı lokum, seyidoğlu‘ndan cevizli baklava almak
minta minta1 profili
-
çocukken babanın işyerine gitmek