annemin patoloji sonucunun temiz çıkması... ne oluyor böyle bu ara, kendi küçük kıyametimi yaşıyorum son zamanlarda... eşimin yaşattığı hayal kırıklığı, iş yerindeki (dostum tarafından haber verilen) kazılan kuyum ve son olarak bu...
ağlamamalıyım, kendimi bırakmaya iznim yok, o kadar çok kişi ve hayat bağlı ki buna... iradem berrak, keskin ve süratli olmalı. maddi manevi gücümü en doğru şekilde kanalize etmem elzem.
edit:
mesaj yazan herkese minnettarım.
ayaktayım, bu son gücüm tükendim desem de, süreç bu denli kademe kademe artarak zorlasa da; bir o kadar direnme gücü de benden bir şekilde çıkıyor ardından... ama çok zor. nefes alamıyorum, boğulduğumu belli edemiyorum. ailedeki ve mesleki konumum bunu gerektiriyor.
çok teşekkür ederim hepinize. benim için, seni ve acını görüyorum anlamına geliyor buradan gelen tüm karşılık, fav'layana da iki kelam geçmiş olsun diyene de uzun uzun yazana da teşekkürler.
tek kendimle alakalı sınandığım çoktur, üstesinden gelirim gelemem, olduğu gibi kabul... ama işte, canından öte can olunca... ilk kez isyana, öfkeye ve en çok da çaresizliğe düştüğümü hissediyorum.
geçecek biliyorum... öyle de olsa böyle de olsa bu zaman da geçecek; sonrasından eminim de işte ya sırasında nasıl olacak... nasıl dayanılır diye korkuya düşüyorum anlık... geliyor gidiyor bu duygu...
cuma günü endoskopik usg ile alındı numune, sonuç pazartesi çıkar dediler.
servise yatırdık, 20 gündür yiyemediği lokma girdi boğazından 2 günde. ağrıları da epey azaldı contromal'li serumlarla. hatta deliksiz uyku bile uyudu cuma gecesi..
bugün yine ağrıları var. uyuyor hep, daha doğrusu uyumak istiyor, eriyor gözümün önünde sanki...
allahım yarına neden bu kadar çok zaman var! kim tutuyor akrebi yelkovanı...
canı acımasa, yoksunluğu olmasa açlık vs... dursun zaman donsun diye dua ederdim ama şimdi sadece bir anda sabaha peyda olsun hayat istiyorum... nefesimi alayım, yarın sabah güneşle vereyim istiyorum...
uyuyor şu an canımın içi, beline kadar olan saçıyla aynı renk bi polarla, kırmızı bi kozaya bürünmüş tırtıl gibi, uyuyor.
düne kadar yüzüme gölgeler düşüren, düşüncemde yer eden dünyalık işlerim, ne kadar anlamsız geliyor şimdi...
işim ve evvelki hayat deneyimlerim gereği, yaşama ve ölüme dair çok fazla şey gördüm.
güya içimde halletmiştim.
hayatı tüm evreleriyle kabullenmiş sayardım kendimi.
canının içine dokununca keder, tüm benliği tuzla buz oluyor, yürek sırça bi köşk oluveriyormuş...
derin, karanlık, keskin bi çaresizlik, hissettiğim bu.
ah beklemekten başka bir şeyim olsa şu an... kaya olurdu yüreğim, kadim sağlam...
şu an bi patlayıp bi duran fırtınalı bi havada başı boş bir tüy, ipi kopuk bir uçurtma gibi, içimde hop oturup hop kalkıyor ruhum...
ferahlığın menzili metreye değil, zamana bağlı aşamıyorum...doldum da taşamıyorum...
azygos1 profili
-
para hariç an itibarıyla ihtiyaç duyulan ilk şey