ben de erasmus yapana kadar bu durumun normal olduğunu sanardım. sonra 2010'larda erasmus yapıp başka ülkeleri görünce gerçekten bizim halkımızın çok ama çok mutsuz göründüklerini fark etmiştim. bu tespiti yaptığımda yıl 2010 civarı yani. aradan geçen onca zamanda ekonomi daha da beter dibe vurmuş. dini sebeplerin ağır basmadığı başka bir ülkede toplu intiharlar falan olurdu yüzde 120 enflasyonda. bizim gariban halkımız hala üç kuruşun derdinde işe gidip geliyorlar. gıkları bile çıkmıyor.
şimdi lügatlarında “çok çalışmaktan öldü” anlamına gelen bir kelimenin olduğu, bazı sektörlerde sabah 8'den gece 11'lere 11'lere kadar çalışılan güney kore'de yaşıyorum. seul'de metroda kimse bu kadar mutsuz değil. bu şehre geldiğim ilk günler bu kadar çalışan, mobing yiyen bir toplum nasıl bu kadar mutlu görünebiliyor diye düşünmüştüm. sonra anladım cevabını. bir iphone almak için 1 hafta çalışmaları, pahalı bir çanta (türkiye'de sadece influencer'larda olan markalar, hanımlar daha iyi anlarlar) için 1 ay çalışmaları, bir araba almak için 10 ay kenara para atmaları yetiyor. içki içmek ucuz ve herkes dozunda alkolünü alıp kafasını yaşıyor. ülke olayı çözmüş.
yukarıda birileri demiş ya çok çalışıyoruz diye. yanlış. öyle olsa en mutsuz halk seul halkı olurdu. ben anladım ki kimse çok çalışmaktan mutsuz olmazmış, emeğinin karşılığını alamadığında mutsuz olurmuş. paranın enflasyon karşısında pula döndüğü hiçbir ülkede insanlar gülmezler.
xaladin2 profili
-
marmaray'da çekilen üzücü video
-
dilan polat
şurada çocuklara yazık edebiyata yapanlara götümün en kart yeriyle gülüyorum. vay anasını satayım böyle hümanizmin ben. ulan ana baba düşünmemiş çocukları da size ne oluyor amk? milyar tane masum ana babanın travmatik çocukları bitti de iki hırsızın çocuğuna mı dert yanacağız bir de? siz normal değilsiniz, bir doktora görünün ya evlenip çocuk falan yapın. çocuklara yazıkmış… vay amk bir de üç paragraf döşemiş. ne yapalım, salalım mı bunları çocukları üzülmesin diye? mental sağlığımı yitirdim artık bu salaklıklar yüzünden.