uzun zamandır bu konuda yazmak istiyordum.
bugüne kısmetmiş. ben de artık imkansız olduğunu düşünenlerdenim.
ben 17 yaşında üniversiteye girdim. derslerim ağırdı. yaşıtlarımla sevgili olmak kafasına giremedim hiç. ki o zamanlar çıkma teklifi de henüz tam kalkmamıştı, hala vardı biraz. en azından o yaşlarda vardı. o dönemde sevgili edinseydim edinirdim aslında. ama işte derslerin ağırlığından, henüz çocukluktan çıkamamanın verdiği toyluktan çok aklım ermedi o dönem o işlere. hoşlanan çocuklardan filan ürküp kendimi geri çektim.
o dönemlerde arkadaş edindim sadece. sonra üniversitedeki tüm arkadaşlarım memleketlerine döndü, mezuniyetten sonra bağımız koptu onlarla.
ne olduysa mezuniyetten sonra oldu. insanlar inanılmaz derecede güvensiz ve acımasız olmaya başladı. hele de duygusal biriyseniz yahut kadınsanız işler iyice zorlaştı.
25-26 gibi karşıma 7 tip insan çıkmaya başladı.
1. tek amacı tek gecelik ilişki olup sırf bu amaçla tanışmak isteyenler.
2. kariyer ve birikim yapıp, bunları edindikten sonra benle tanıştığı için beni avcı olarak görenler.
3. henüz kariyer ve birikim yapmayıp beni potansiyel zaman kaybı ve yük olarak görenler.
4. yaşı ilerlediği için kadınlara sabrı azalanlar.
5. evliler, evli olduğunu gizleyenler.
6. internet ortamında kadınlara tamamen güvenini kaybedip daha en baştan tanışmaya hevesi olmayanlar.
7. "önce hele bi ten uyumuna bakak da sonrasına bakarız" diyen sahtekarlar. (evet aynen bu şiveyle konuşuyorlar)
şunu hemcinslerim çok iyi anlar: güzel olmanız falan bu işi çözmüyor. güzel olmak en fazla, erkeğin sizinle yatmak için daha fazla sabırsızlanmasına yol açıyor. bunun dışında uzun süreli bir ilişkiye, evliliğe falan bir etkisi olmuyor.
bir diğer konu sosyal medya. benim iyi niyetlerle hayırlı düşüncelerle süslenip püslenip buluştuğum erkek, buluşmaya gelmeden önce kadınlar hakkında 100 sayfa ekşi okumuş. yok çerez tabağında kajuya abanıyorsa o kız golddiggerdır, yok kızların maaş sorması, yok meslek soran kız, yok hobi soran kız, yok araba iması yapan kız diye zaten zehirlenip gelmişler. her hareketten her sözden bir golddiggerlık anlamı çıkarmaya çalışıyorlar. haklı olabilirler, böyle kadınlar da yok değil ama artık bu kadar şüphe ve art niyetle yapılan tanışmalardan datelerden bir hayır gelmiyor.
hayatım boyunca hiç en mükemmel holdingli kıvanç tipli zengin kocayı bekleyeyim kafasında olmadım.
hiçbir zaman burada iddia ettikleri gibi piç erkek peşinde de koşmadım.
hiçbir zaman kucaktan kucağa falan da atlamadım ki atlayanları da hor görmem.
üniversiteyi sevgilim olmadan bitirdim. pek sosyal biri değildim. demek istediğim bu tip durumlarda erkekler nefret dolu bir dille bizi suçlayıp bunları hak ettiğimizi söylüyor, hayır hiçbirini yapmadım.
tek istediğim sevebileceğim sakin, mütevazı ve bekar bir "insan" ile tanışmaktı. ama artık bunun imkansız olduğunu kabul etmiş durumdayım.
ben çok çok pişmanım, çocukluğun en saf en toy dönemlerinde sınıftaki çocuklardan birini seçip gerekirse girişken davranıp kütüphanede tanışıp sevgili olmadığım için. çok ama çok pişmanım. zamanı geri döndürebilseydim, o yıllarda öyle biriyle sevgili olup ilişkimi sürdürürdüm. inanın bana kızacaksınız belki ama aldatsa bile affeder gene sürdürürdüm, çünkü aldatılıp sürdürseydim bile şu dönemde güvenilir birileriyle tanışmaya çalışmaktan daha iyi durumda olurdum.
şu an en imrendiğim insan tipi, üniversite 1.sınıfta tanıştığı sevgilisiyle şu an huzurlu bir evlilik sürdürenler. 25'i geçip de içinde bir gram duygu ve güven kalmamış insanlardan bir tane güvenli biri bulacağım diye çırpınmak kadar rezil bir durumda değiller. inanın bunun maddiyatla filan hiçbir ilgisi yok. gerekirse borç içinde yüzün, öğünlerinizde bayat ekmek kemirin, ama üniversitedeyken evlendiğiniz kişiye sımsıkı sarılın, çok şanslı olduğunuzu bilin.
hele bir üniversite bitsin ondan sonra bulurum diye düşünmeyin.
yoksa benim durumuma düşersiniz.
junckin1 profili
-
25 yaşından sonra aşık olmanın imkansızlaşması