rainbow chaser3
profili

  • asla yemem denilen yemekler

    büyük konuşmak istemem, kıtlık falan olursa hayatta kalabilmek için yerim belki ama benim için karalahana ezmesi

    töbeler olsun, rengi de bir tuhaf.

    karalahana dövmesi olarak da bilinmekle birlikte, orijinal tarifinde haşlanan karalahanalar kol gücüyle dövülerek ezilir ve mısır ekmeğiyle birlikte servis edilir.

    ben ki yemek ayırmam ama hayatımda böyle korkunç bir şey yemedim yahu! yemeğin tadını ne mısır ekmeği ne de üzerine boca ettiğim tuz ve baharatlar güzelleştirebildi. yerken keyif almak şöyle dursun, "hadi karnım doysun, tat almasam da olur." bile diyemedim.

    allah biliyor ya nankör biri de değilim. nimetin arkasından atıp tutmam. önüme ne koyulduysa onu yerim, lakin bu yenecek bir şey değil ayol! karadenizlilerin bu kadar gergin tipler olmasının nedeni kesinlikle bu yemek. başka açıklaması olamaz.

    lezzetli bir yemeğin sakinleştiremeyeceği insan yoktur. binbir özenle kurulan yemek sofraları, iş toplantılarının yapıldığı, en özel tekliflerin edildiği, neşe içinde aile yemeklerinin yendiği, küslerin barıştığı önemli bir ortak değerdir. leziz yemekler güzelleştirir ortamı. insanlar daha mutlu, daha hoşgörülü olur.

    karalahana ezmesinin seveni varsa da küstürmek istemem. belki ben tat almayı becerememişimdir, bilemedim.

  • salatayı bir üst noktaya taşıyan küçük detaylar

    önceleri ana yemeğin yanında figüran olarak rol alsa da günümüzde bizzat ana yemek olarak tüketilmeye başlanan bol sebzeli - meyveli bir yemektir ve salata yapmak müthiş özen isteyen meşakkatli bir iştir. hatta bazen tencere yemeği yapmaktan bile zordur. son derece dikkat ister.

    salatada kullanılacak tüm malzemeler -özellikle yeşillikler- çok iyi yıkanmalıdır. kabukları soyulabilen sebzelerde pek aranmaz ama yıkama işleminde beyaz sirke kullanılması tavsiye edilmektedir.

    salatanın tek düşmanı vardır: su.

    yıkadığınız malzemeleri doğramadan önce iyice kurulamazsanız salata sosu malzemeye tutunamaz ve dibe çöker. ayrıca, su çeken yeşillik kadar lezzetsiz çok az şey vardır.

    yaptığınız salatayı hemen yemeyecekseniz, sulanma veya soğan gibi koku yapma ihtimali olan malzemeleri ayrı kaplarda muhafaza edip, tüm malzemeleri salatanızı yiyeceğiniz zaman karıştırmanız gerekir. yine bu aşamada, salata sosunu da servis esnasında kullanırsanız sebzeleri öldürmemiş olursunuz.

    yani salata öyle yalapşap doğranıp limonu ve yağı üzerine boca ederek yenecek bir yemek değildir. özenerek yapılmış lezzetli bir salatanın eşlik edemediği şarap çeşidi yoktur. lâkin “sadece salata yiyerek doymam mümkün değil.” diyenlerdenseniz, salatanızın üzerine peynir, füme et çeşitleri, kızarmış et parçaları veya yeşil mercimek, maş fasülyesi gibi bakliyatlar ekleyebilirsiniz.

    velhasılkelam, yapımı emek isteyen sağlıklı bir yemektir ve detaylarıyla daha da güzelleşir.

  • içilen en lezzetli çorba

    ilkokul 5. sınıfta, yerli malı haftası kutlamalarında yaptığımız sebze çorbasıdır.

    sınıftaki tüm öğrencilere evden getirmesi gereken malzemeyi öğretmen söylemişti. zorlama yoktu elbette. havuç, patates, soğan, kabak, un, karabiber, tuz vs. herkes çorbanın içine girebilecek bir şey getirmiş, bana ve birkaç sınıf arkadaşıma da pırasa düşmüştü. evet sevgili sözlük, yarısı sırtımdaki okul çantasından çıkan pırasalar ile okula gitmişliğim var. bunu yadırgamak yerine, sağ omzunun üzerinden görünen kılıcıyla kötü adamlarla savaşan zeyna edasıyla girmiştim panosunu mısır, ceviz, fındık, nohut ve kuru fasulye ile süslediğimiz sınıfa.

    herkes getirdiği malzemeleri doğrayabilsin veya rendeleyebilsin diye sıraları birleştirip kocaman bir mutfak tezgahı yapmıştık. öğretmenin kontrolünde olan küçük tüpün üzerindeki kocaman bir tencerede pişen sebze çorbasını, yine o birleştirerek mutfak tezgahı yaptığımız sıraları bu kez de yemek masası olarak kullanıp, hep birlikte yemiştik. payıma ne kadar düşmüştü hatırlamıyorum ama tüm sınıfın elinin değdiği o çorba kadar lezzetli bir başka çorba daha içmedim.

    özetle, yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı