debe başlıkları

kadirklc342
profili

  • ekşi itiraf

    bugün bir arkadaşım instagramda paylaştığım eski bir fotoğrafı attı bana. istanbul'da karaköy kahvesi diye bir mekan var şu an balatta olsa da eski müdavimleri bilir eskiden karaköyde balık pazarının arkasındaydı mekan. o hali daha naif, otantik, deniz kokulu, dalga şırıltılı bir havaya sahipti. şimdilerde ise balatta çimlere yayılmış geniş bir alanda popüler bir mekan oldu, artık herkese hitap etse de kimsenin bir parçası değil.

    velhasıl kelam fotoğrağı orada çekmişim. öz çekim bir fotoğraf arkadada iki çift arkadaşım var. beş sene olmuş o fotoğrafı çekileli. o çift arkadaşlar birbirlerini deliler gibi severken bir çiftimiz küçücük bir meseleden ayrıldı. sonra erkek olan kısa zamanda evlendi, hatta geçenlerde çocuğu oldu ama hala aklının bir parçası eski kız arkadaşında.
    diğer çift ise evlendi, sonra erkek düğün zamanı bir takım hatalar yaptı, birbirlerini sevmelerine rağmen bir sene kadar evli kalıp ayrılmak zorunda kaldılar.

    bu boşanan arkadaş bana dedi ki; bu fotoğrafta aynı kalan bir tek sen varsın. düşündüm bu güzel bir şey miydi yani? tamam duruşumu karakterimi koruyorum ama beş senedir standart bir hayat yaşıyorum, öyle dümdüz. memur olmaya tek düze yaşamaya karşıydım halbuki. ama ben yaşamın memuru olmuşum, ne doğru dürüst ilişki edinmişim, standart artmışım, azalmışım. mekanlar bile değişmiş ama ben hep aynı kalmışım.

    bazen büyük kayıplar versen de yaşamak gerekir bence. mutlu olmak bazen de mutsuz olmak gerekir. kendini öyle inandırdığın için, hayattan tat almayı bildiğin için mutluluk değil, bir nedene dayalı mutluluk, ve acının yaşattığı mutsuzluğu yaşamak gerekir.

    sorsan romantik,centilmen, tatlı dilli bir adamım, anlat desen aşkı şair gibi yazar gibi anlatırım ama bir insanı sevebilecek kadar cesur muyum hayır. şimdi belki onların ağzı benim kadar laf yapmaz, dilleri dönmez aşkı anlatmaya ama onlar sevgilinin yanında uyanmayı, sabah kahvaltı hazırlamayı, sıkıca sarılmayı benden iyi bilirler.

    halbuki hep aşkı aradığımı sanırdım, bugün anladım ki ben aslında hep aşktan kaçıyor muşum. ben hep bir kerelik bir kontenjan gibi gördüm aşkı, biriyle her şeyini paylaşıp ayrılınca başkasıyla tekrar paylaşamayacağıma inandım, bu da beni herkesten çekimser bıraktı. şimdi bakıyorum da belki de güzel olan gerekirse defalarca kez de olsa denemek. çünkü hiç yaşamamak, çok yaşamaktan güzel değil.

    burayı günlük gibi kullanıyorum ama hoşgörün, zahmet edip okuyanlara da saygılar.

  • haluk levent'i şov yapmakla suçlayan adam

    adam insanların isteklerine elden geldiğince cevap vererek boka sarmış hayatlarda küçük mutluluklar üretiyor. insanlarla iç içe olmak, paylaşmak, onları ve isteklerini önemsemek çok normal şeyler aslında. haluk levent şov yapıyor olsa dahi en azından insanları mutlu ederek yapıyor, kimseye zararı yok. kendisine saygım sonsuz.