Değerli ziyaretçilerimiz,

Öncelikle, sitemize gösterdiğiniz ilgi ve destek için hepinize teşekkür ederiz. Sizlerden gelen geri bildirimler ve beğeniler bizim için büyük bir motivasyon kaynağı oldu.

Sozlock olarak tam 9 senedir her gün ekşisözlük'den okumaya değer içerikleri filtreleyip günlük listeler oluşturduk. Bu işi yaparken kişisel davranmadık, günün en popüler başlıklarının en beğenilen entrylerini aldık listelerimize. Üstelik bu gayretimiz hiç bir zaman ticari bir kaygı taşımadı. Yayına başladığımız ilk günden beri en ufak bir reklam yayınlamadık, sponsorluk anlaşmaları yapmadık. Sozlock üzerinden tek kuruş kazanmadık.

Bütün bunlara rağmen, ne yazık ki son dönemde ekşisözlük yönetimi tarafından alınan bot koruma önlemleri nedeniyle, ekşisözlükten entry çekme ve beğenilen entryleri listeleme hizmetimizi maalesef devam ettiremiyoruz. Bu durum ekşisözlük yönetiminin aldığı bir karar olup, tamamen bizim kontrolümüz dışında gerçekleşmiştir. Bu zorunlu durumdan ötürü yaşanan aksaklık nedeniyle anlayışınıza sığınıyoruz.

Sozlock Ekibi

Rastgele
Hepsini aç
  • 1. grand theft auto vi

    yayınlandığından beri her ortamda insanlar tarafından olağanüstü ilgi ve övgüyle karşılandı. bir yer hariç amk.

  • 2. vahdettin'e hain diyenler yargılanacak

    osuruktan tayyaredir.

    vahdettin haindir. hadi yargıla.

  • 3. iyi parti'nin yerel seçimler ittifakını reddetmesi

    chp’yi de desteklemeyen birisi olarak iyi parti önce partisindeki milletvekillerini tutmayı öğrensin, belediye kazansa adayı kesin ak parti ya da mhp’ye geçecektir.

    aydın’da nazilli ve incirliova belediyelerinde olduğu gibi, hepsi iyi parti’den akp’ye geçti.

  • 4. 10 milyon tl'si olan zengin midir sorunsalı

    sözlüğe göre garibandır.

  • 5. bilgisayar oyunu oynayanların hayatı kaçırmaları

    zaten hayattan kaçmak için oyun oynuyorlar.

    t: mantıksız bir tespit.

  • 6. avrupa'ya göç eden doktor geçinemez

    mevzu artık geçinmekten ziyade itibara dönüştü, en azından dayak yemiyorlar ya da hadi oldu da şiddete maruz kaldılar biliyorlar ki şiddeti uygulayan gerekli cezayı alacak, bizdeki gibi ertesi gün elini kolunu sallayarak gezemeyecek.

    sanmasın sadece ekonomik nedenlerden göç sebebi, öyle değil bilmesi lazım oysa.
    hoş biliyordur da..

  • 7. nafaka yüzünden 81 yaşında cezaevine giren adam

    20 yıl nafaka ödemek.
    20 yıl.
    20.
    bu saçmalığın bir an önce düzenlenmesi gerek artık.

  • 8. start/stop sistemi

    kapatma düğmesi de olan bir sistem.

  • 9. türk kızlarının %90'ının ruh hastası olması

    bir kurumda yöneticiyim 35 yaşındayım hiç evlenmedim evlenmeyi de düşünmüyorum. 150 personel var 10 tanesi kadın hiçbir erkekte sorun yok, olsa da sorunu olan erkeklerin sorunu bir şekilde çözülüyor. 10 tane kadın ise hepsi ayrı bir sorun, birbirlerinin geliş gidiş saatlerini takip ediyorlar o derece, bebeği olanı süt izni için erken gönderdiğim zamanlar oluyor, neden süt iznine erken gidiyor onun dedikodusunu yapıyorlar. ruh hastalıklarından ziyade cinsiyetlerinden kaynaklı teknik bir sorun olduğunu düşünüyorum, çünkü sorunları bitmiyor.

  • 10. sandra bullock'un naçizane iki göz bir oda yuvası

    güzel, aydınlık dev bir otel lobisi gibi. bu kadın her akşam 30 kişilik parti verip, sonra “yallah hadi herkes evine” diye geceyi sonlandırıyor gibi bir izlenim bıraktı. üstelik erkek arkadaşı da bu yıl vefat etmiş, tek başına o kadar geniş alanda ne yapar ne eder bilinmez. telefonunu bir yerde unutsan 3 gün sonra bulursun.

  • 11. uçakta yanınızda alkol içene müdahale edeceksiniz

    muhafazakarlar rahatsız olur ayağına hepimiz muhafazakar olduk. yok öyle dava rahatsız olan deve ile gitsin.

  • 12. şulemsi'nin kocası tarafından aldatılması

    bunlar fenomen değil mi? peki ben niye hiçbirini tanımıyorum ta ki buralarda veya haber bültenlerinde isimlerini duyup merak edene kadar? bizim hayatımıza neden sokuyorsunuz böyle gereksiz madrabazları? gitsin kim fenomen yaptıysa onların zamanını çalsın meşgul etsinler, bunları takip edenler yüzünden bu ülke bu halde zaten, videoya bak amq ağlamaklı bir müzik, full makyaj türbanlı bir bacı ve allta kocam beni aldatıyor yazısı, bu ne ya?

  • 13. filtre kahve tavsiyeleri

    mehmet efendi colombian. yumuşak icimli. alin, degistirmeyeceksiniz.

  • 14. 5 aralık dünya mühendisler günü

    okumuş ameleler günümüz kutlu olsun meslektaşlarım. processlerinize taş değmesin, deadlinelarınız uzun olsun.

  • 15. kaderi maraş depremi gibi olacak 18 il

    hoca maraş için uyarı verirken de belediye başkanı "ben maraş'ta deprem olacağını sanmıyorum" demişti. yazılanlara bakıyorum da zihniyet aynı.

  • 16. farkındalığı yüksek olan bireylerin yalnızlaşması

    sevdiğin insanı bile yeri gelince bırakabiliyorsun sırf mantığına uymuyor, bile bile hata yapma diye. başka bir hayatta belki diyorsun sonra…

  • 17. yeni yıla sevgilisiz girmek

    işsiz ve parasız giriyorum, yemişim sevgiliyi.

  • 18. dinar'da açlıktan birbirini yiyen köpekler

    memleketin bir çok ilinde gördüğüm manzara. bir çok küçük il ve ilçede daha vahim görüntüler var.
    şemdinli'nin derecik yolu üzerinde binlerce köpek var, van'da binlerce köpek var. aklınız şaşar. dağ taş köpek. kendilerini de yiyorlar, bulduklarını da.
    bir de bunları beslemeye çalışan bir kadın vardı. beslendikçe ürüyorlardı. durum tam bir kaos ve vahşet.
    iyilik böyle bir şey değil. iyilik onbinlerce köpeği barınağa atmak ve tıkmak değil, bu bütçeyi karşılayamaz kimse.
    üremenin önüne geçilmesi lazım. kontrol tamamiyle kaybedilmiş durumda. birileri yazdıklarımı kıçından anlayıp özel mesaj yoluyla küfür eder diye bazı şeyleri 10 defa yazdım yazdım ve sildim.
    olm biz de hayvan seviyoruz ancak mantıktan uzak değil. bu işin sonu yok...

  • 19. 12 aralık 2023 kopenhag galatasaray maçı

    kopenhag'ın (bkz: el siki) tutacak olanlar için önden gönderdiği küçük kardeşi nordhede hödönin oldukça iyi alıştırma yaptığını gördüğümüz maç.

    skor tahimini 1-6

  • 20. her işi ters giden insan

    öyle saçma tavsiyeler yorumlar var ki şu başlıkta. yok pozitif ol yok herşey enerji, yok ters yöndesin, ters insansın vs.

    sizlere birkaç hikaye anlatayım yaşanmış, benim ve benim gibi olan başlığa birebir uyan bir arkadaşımın başına gelen bedeviliklerden ibaret olan.

    babam felç geçirmişti hastaneye yatırdık. bana banka kartını verdi para çek bulunsun lazım olur, ne olur ne olmaz diye. atm'ye geldim kartı soktum şifreyi girdim çat dedi atm'nin elektrik gitti. yanımda şahit olmasa kimseye inandıramazsın. kart içerde kaldı. babamın yanındaki anneme telefon ettim dedim kart kaldı içerde. eve gideyim de babamın telefonu alayım bankayı ararız dedim. eve geldim bi baktım hırsız girmiş. altı üstü 3-4 saattir evde yokuz. heryer darmadağın evde tek çalınan şey babamın tuşlu telefonu.

    arkadaşımın bir iki başına gelenlerden sadece kısa örnekler vereyim... adam bundan 6-7 sene önce iş arıyordu, 1 ay içerisinde girdiği 2 işyerinin patronu vefat etti işsiz kaldı..son çalıştığı yerde de patronu vefat ettiği için çıkarılmıştı. mesleği şoförlük.

    aynı adam geçen sene motor aldı kulüpten birinden. motor 9 senedir tık dememiş güzel bakılmış sıkıntısız.. o motorun başına gelmeyen kalmadı üstüne telekom direği mi devrilmedi durduk yerde ayaklığı mı kırılmadı..direk muhabbetinden hemen sonra geçen hafta yağmurda bahçe duvarı yıkıldı adamın.. satan adam gördükçe artık makara yapıyor olm her gördüğümde seni motorun başına bişi geliyor ne ayaksın sen diye..

    ben ise 1 ay kadar önce, 1 hafta içinde önce 15 yıldır ayakta olan 6-7 aydır çalıştığım firma, olmadık bir sebepten kapanmanın eşiğine geldi. bundan 3 gün sonra 10 yıllık ilişkim bitti..yetti mi yetmedi üstüne de 4-5 gün sonra da vefat eden akrabadan bir dünya icra takibi geldi ölümünden 4 yıl sonra..

    bu arkadaşla yanyana geldik mi voltran oluşturuyoruz olmadık şeyler olabiliyor.. biz de arkadaş çevremiz de gırgıra vurduk artık. bazen bedeviliklerimizi anlatıp kahkahalarla gülüyoruz bazen kapıştırıyoruz falan..yapacak bişi yok çünkü sürekli olmaya devam ediyor bitmiyor ardı arkası..

    şimdi bunların ters yönde olmakla pozitiflikle ne alakası var aq. sanki ben negatif düşündüm de 1 gün içinde babam hastanelik oldu kartını atm yuttu üstüne eve hırsız girdi. ya da arkadaş çok ters adam, girdiği işyerlerindeki patronları ölüyor adamın. ya da pozitiflikten kamyonun teki telekom direğine çarpıp kırıyor direği o direk de negatiflikten gidip onlarca açı varken yolun karşısındaki motorunun üstüne devriliyor.

    daha çok hikaye var ikimizde yaşanmış.

    edit: aklıma geldi yazın tatlıcının birinde oturuyoruz. yukarda bahsettiğim arkadaş motoruyla geldi parketmiş bir araba ve çöp konteynırının arasına bıraktı motoru.. yarım saat sonra falan arabanın biri u dönüşü yapacakken fazla yaklaştı motora. izliyoruz biz de oturduğumuz yerden. arkadaş dedi ki, hadi devir motoru da bakımını yaptırcam masrafı çıksın. adam devirmedi motoru değmedi bile. tüh müh falan derken 5 dakika geçmedi karşı kaldırımdan bir ses geldi. kalktık baktık kaza falan mı var diye. sen arabanın biri park ederken park halindeki bir motoru devirmiş.motorun sahibi de balkondan bira şişesi fırlattı gözümüzün önünde arabaya. bastım kahkahayı döndüm nirvanaya ulaştık aq senin şom ağzını... bütün gece geyiğe vurduk artık. sonuç motorun bakımı kendisine patladı :) alın size pozitiflik beklerken negatif biten olay..

    edit2: nickim neden badbach az çok belli olmuştur artık :)

  • 21. kiracı ile uğraşmamak için evini boş tutan kimse

    barınmak temel haktır'.
    bir ev sahibi başkasının barınma hakkını düşünmek zorunda değil.

    'ev yatırım değildir'
    isteyen eve yatırır parasını, isteyen borsaya, isteyen altına, isteyen yumurtaya. isteyen de sağa sola savurur. kimseyi ilgilendirmez bu

    'evin değeri arttı, 3e 5e katladı değeri'
    evin değeri artmadı, enflasyonist bir para birimimiz olduğu icin fiyatı arttı. ekmeğin, soğanın, telefonun fiyatı artınca; zam geldi der herkes. kaç kişi soğanın değeri arttı, bilgisayarın değeri arttı der. asgari ücret 3 yılda 5e katladı, ekmek 1 liradan 8 liraya geldi. 3binlik telefon 20bin oldu. 50 kuruşluk yumurta 4 lira oldu. e bırak da 500binlik ev 3 milyon olsun.
    üstelik bir göçmen akını var ve talep vardı.
    evi satınca aynı özelliklerde 2 ev alabiliyor musun da değer arttı diyorsun. bir evin değeri yine bir ev.

    'ikinci evi olandan soyle vergi alınsın, kiraya vermeyene şu yaptırım uygulansın'
    ben çocuğum için bir ev almak istiyorum belki imkanım varken. ve evin tasarrufu da beni ilgilendirir, seni değil. boş tutandan ek vergi mi alınacak ? bizim insanımız bulur bir yolunu. kağıt üstünde karısından boşanır, onun üstüne gösterir. anasını babasını boşar onların üstüne gösterir, çocuğu 18ini gecer ona devreder. bir yolunu bulur mutlaka.

    şu klasikleşmiş safsataları bırakın artık.
    senin evinin olmamasının sebebi sensin, başka bir ev sahibi değil. bu saçmalamalarınız kendi kendinizi tatminden öteye geçmez.

  • 22. 9 aralık 2023 beşiktaş fenerbahçe maçı

    bir rıza hocayı düşünüyorum bir de ismail kartal ı. ikisine de bu maça çıkmayın alın size bir puan deseler kabul ederler. ancak kadro ve oyun olarak fenerbahçe galibiyete daha yakın. tabi burası türkiye. son sözü her zaman hakemler söyler.

  • 23. 30 yaşında 10'dan az partneri olmuş ezik erkek

    böyle başlık açıyorsunuz, 30 yaşında erkeğin ezik olmaması için 10'dan fazla partneri olmuş olması lazım, tamam diyelim. samimi misiniz? varsayalım ki evet.

    sonra 30 yaşında 10'dan fazla partneri olmuş kadın hayatınıza giriyor, bunu duyunca kem küm edip o kadından nasıl sıyrılırım hesaplarına giriyorsanız, sizden eziği yoktur beyler. samimi misiniz? şaibeli. ezik misiniz? varsayıyoruz ki evet.

  • 24. 4 aralık 2023 fenerbahçe sivasspor maçı

    aaaa sikecem artik ha gelip burda sari kart sayiyor himmetciler.

    ulan senin her macta davinson, toreira, kerem, boey, baris alper it gibi giriyolar, zar zor bir sari kart arada bir goruyolar.

    ya muslera 40 metre depar atti rakip kaleciye fiziksel saldirida bulundu, ustune de kirmizi kart degil fair play odulu aldi. muslera gotun yiyorsa 24 aralik'da fenerbahce oyuncusuna 40 metre depar atip fiziksel saldiri yap bakalim.

    ulan ayarsiz kanciklar, gecen sene ilk 10 macta fenerbahce forvetleri 3 kere kirmizi kart gordu. var mi lan boyle bir olay daha, sampiyonluga oynayan takimin forvetleri surekli kirmizi goruyor. arda kardesler valencia'yi arkasi donuk atti. sonra batshuayi kirmizi kart gordu adama dokunmamisti bile, faul bile yok. pedro da ust uste iki kere ayagi cok kalkti diye tehlikeli hareketten sari yiyip oyundan atildi. var mi lan bunun benzeri bir tane daha bu lige sikik kopekler.

    bu sene ismail'in adana'da gordugu ikinci sari kart gibi sizin 500 tane sari kartiniz var. adam oyundan atildi amciklar. siz gecen sene "ligi bitirmeyiz" dediginizden beri kirmizi kart gormuyorsunuz. bi tek arada zaniolo'nun kirmizisi var o da artik oyle bir gostererek yapti ki, atmamak ayip olacakti - heralde kirmizi kart oynayacagina bahis falan yatirmis.

    ulan sizin sari kart sayacak durumunuz mu var. butun kart terchileri sizin lehinize. daha bu sezon kirmizi kart gormediniz, arsiz yuzsuzler.

    ulan daha 2 hafta once adana'da jayden'e resmen cete saldirisi yapildi. kirmizi cikmadi. soysuz herifler bunun size olmasi mumkun mu. lak diye 10 kisi kalirdi adana, hatta belki 9 sonra da civciv askiniz bi penalti falan atardi.

  • 25. bir erkeği fiziği dışında çekici yapan detaylar

    fizik yoksa diğer şeyler detaydır. yani fizik yoksa kimse kimseye bakmıyor, boşuna detay kasmayın.

  • 26. 2024 asgari ücret tahmin yarışması

    asgari ücret arttıkça asgari ücretle çalışan sayısı artıyor, maaşların çoğu da asgari ücrete yaklaşıyor. buna muhteşem bir çözümle geldim.

    öncelikle 20 yıl kadar önce yaşanmış bir örnekle geleyim. ekmeğin gramajı zamanla iyice düştüğü için "çift ekmek" diye bir şey peydah oldu. gel zaman git zaman herkes bu ekmeği tercih edince çaktırmadan tek ekmeği kaldırdılar. şu an yediğimiz ekmekler bir zamanlar çift ekmekti. 20 yılda küçüle küçüle yine tek ekmek boyutuna geldi. çok güzel kanıksadık anlayacağınız. güzel yedirdiler.

    gelelim çözüme. neden çift asgari ücret diye bir uygulama yapmıyoruz? misal asgari ücret sabit kalsın, çift asgari uygulamasına geçelim. bu da 22.500 lira olsun. herkese verilmesin ama. kıdemli vasıfsız çalışan diye bir şey uyduralım, kıdeme göre alsın bunu. insanlar yıllarca çift asgari alabilmek için çabalasın. bu sürede çift asgarinin alım gücü bir şekilde şimdikinin yarısına inmiş olur. sonra şaaak, herkes çift alacak desinler. bayram edelim. ana fikir bu. biraz geliştirilebilir. mutlaka değerlendirilmesi gerekir.

  • 27. geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek

    o derece seven insanlar da sonunda çok üzülürler genelde

  • 28. nazlı ılıcak'ın yeniden cezaevine girmesi

    hurmaların yeniden götü tırmalaması olayı.
    zamanında fetö' yle el ele verip vatansever atatürkçü subayları evlerinden aldırıp binbir iftirayla onları suçlayıp orduyla ilişkilerini kestirdiniz ki yerine sizin çapsız darbeci artıkları gelebilsin diye. o subaylardan intihar edenler oldu, hapiste ölenler oldu. tek suçları cemaat denilen pislik oluşuma katılmayı reddetmeleriydi.

    edit: 79 yaşında hapse girmesine acıyanlar eğer yazmayı biliyorlarsa goggle' a kuddusi okkır yazsınlar, bakalım neyle karşılaşacaklar?

  • 29. en ihtiyacın olduğunda yalnız bırakılmak

    sizi yalnız bırakan o insanları asla unutmayın, asla

  • 30. mini etekli öğretmenin kamuoyu açıklaması

    ne kadar garip bir devre denk geldik gerçekten.

    mini etekli öğretmen, yakışıklı güvenlik, uzi, semicenk, şulemsi....

  • 31. şekersiz çay içmenin zulüm olduğu gerçeği

    zulümdür ve bir gerçektir bu zulmün varlığı inkar edilmesin artık. bir gün size de adalet gerekir bunu da bir düşünün.

  • 32. eski sevgiliye edilebilecek en büyük beddua

    seni bulan sevinmesin, kaybeden üzülmesin..

  • 33. 120 km hızla otoyolda ilerleyen scooter

    motosiklet türü olan scooter sanıp, "50 cc üzeriyse çıkar ne var bunda" diyerekten başlığa girdim, dumur oldum çıkıyorum.

  • 34. cehalet ile bilmemek arasındaki fark

    cehaletin omurgasını inkar, diğerininkini kabulleniş oluşturur. cehalet genelde kitlesel, organize ve örgütlüdür; diğeri genelde bireysel, dağınık ve birbirinden bağımsızdır. cehalet genelde dışarıdan kudretli bir özne eliyle yaratılır, üretilir, derinleştirilir ve yayılır; diğeri bireyin kendisi, başkaları ve doğa ile olan etkileşiminde "işlevsel olan/olmayan" diye kodlanan bir bilgi ayıklama sisteminin ya da imkan-imkansızlık denkleminin ürünü doğal bir süreçtir. cehalet eğitimle öğrenilebilir, öğretilebilir, kazandırılabilir; bilmemek eğitimle kazandırılamaz, öğretilemez. cehalet şüphesizlik halidir, kesinliktir, emin olmaktır; bilmemek, şüphe etmek ve emin olmama halidir. cehalet, çoğu zaman toplum ve birey için bilinmesi gerekeni bilmemektir, bilmek istememektir, bilmeyi reddetmektir; bilmemek ise genelde birey için bilmeye imkan olmamasıdır veya "bilinmese de olur"u bilmemektir. misal bir kadının erkekle eşit olduğunu, azınlıkların da anayasal güvenceye sahip olması gerektiğini, doğaya saygının elzem olduğunu veya seküler yaşamın toplum için en önemli birleştirici unsur olduğunu bilmemek ya da bilmek istememek cehalettir fakat nükleer füzyonu, premier ligi, nba'yı, son ağır siklet şampiyonunu, matematiği, kimyayı falan bilmemek, dümdüz bilmemektir. bunları bilmek istememek de cehaletin değil kişisel tercihlerin veya hobinin konusudur en fazla. cehalet kurgulanmış, programlanmış ve planlıdır; bilmemek ise rastlantısal ve spontanedir. bilmemenin amacı öğrenmektir, bilmektir fakat cehaletin amacı bilinmesine müsade etmemek ve yönetmektir.

  • 35. bekar erkeklerdeki nafaka ödeme tırsaklığı

    eski karısına nafaka ödemek zorunda olanın hapiste, eski karısını öldürenlerin dışarda olduğu sistemde yasalar boşanmış erkeklerin bilinçaltına ne yerleştirmek istiyor acaba?

  • 36. apartman kapı şifresini 1453'ten 1923'e çevirmek

    bu sene, cumhuriyet'imizin 100. yılı münasebetiyle şenliklerle ve fener alayıyla gerçekleştirdiğimiz muhteşem bir değişim. gel şimdi bu değişim sürecine nasıl girdik, neler yaşadık ve nasıl gerçekleştirdik anlatayım sana.

    her şey bundan 7 sene önce, avrupa'nın önemli tatil destinasyonlarından olan küçük sakin ve seçkin bir tatil beldesinde; şarköy'ümüzde, inşaatı yeni bitmiş bir siteden kutu gibi küçük sevimli ve tatlı bir ev alıp benim de birkaç sene önce hem "lanet gelsin istanbul'unuza da trafiğinize de" deyip isyan etmem, hem de yazım sürecine 1973 yılında başladığım, metaforların ve alegorilerin havalarda uçuştuğu, ilk okunduğunda hemen anlaşılamayacağı için edebiyat dünyasından "ovv movv hikayesini ne kadar da farklı bir perspektifle anlatmış" şeklinde tepkiler alabilecek olsa da okuyan herkesin içten içe "ne sikim bi roman yazmış ya bu şerefsiz hiçbir şey anlamadım" diyebileceği, film yayın haklarını mubi'ye sattığım, 79 yaşındaki bir adamın kalan ömrünü geçirmek için geldiği bir tatil kasabasında kendi iç dünyasına yaptığı üç günlük yolculuğunu anlattığım son romanımı bitirebilmek için kalıcı olarak şarköy'e yerleşmemle başladı.

    başlarda her şey çok süperdi; yaz sezonu rengarenk cıvıl cıvıl, kışları da bir o kadar sakin ve huzurluydu. zamanla diğer komşularımız da taşındı tabii hepsi birbirinden tatlı ve değerli insanlardı, günlerimiz denizin güneşin ve kumun tadını çıkararak geçiyordu, bazıları yaşlı olduğu için tansiyonları çıkıp kolesterolleri yükseliyordu ben de onları haftada bir kez doktor kontrolüne götürüp haneme bedava ve ekstra sevap puanları ekliyordum, günler günleri kovalıyordu bu şekilde yıllar göz açıp kapatıncaya kadar geçti fakat zamanla daha önce gözümüze batmayan bazı gerçeklerin farkına varmaya başladık ve bu adeta kara bir bulut gibi gölgeledi mutluluğumuzu. misal apartman kapı şifresi 1453'tü ama neden 1453'tü kimse bilmiyordu, bu teklifi ilk kim yapmıştı neden kabul edilmişti nasıl böyle olmuştu belirsizdi, konusu açılınca da "tamam bi ara bakarız değiştiririz" falan denilip geçiştiriliyordu ama sonra herkes unutuyordu, yalan yok ben de unutuyordum, ta ki bu sene gerçekleştirdiğimiz apartmanımızın 7. olağan genel kurul toplantısına kadar.

    evet o büyük gün gelmişti: 23 ekim 2023 sitemizin 7. olağan genel kurul toplantısı başlamak üzereydi. toplantı, sitemizin en yaşlısı ve yöneticisi, emekli emniyet mensubu sevgili nihat amca'mızın evinde denetçimiz emekli maliye müfettişi yasemin teyze ve saymanımız ziraat bankası emeklisi gürbüz amca yönetiminde çay ve kuru pasta ikramıyla başladı, sonrasında ivedilikle apartmanımızın önemli sorunları olan bahçe düzenlemesi, ortak alanın yenilecek olan boyasının rengi ve yeni yönetimin belirlenmesi ile ilgili konular masaya yatırıldı, kimi dedi ki "ortak alanın boya rengi lila olsun" öteki dedi ki "lila ne muzaffer bey çok kir gösterir o gri olsun" beriki dedi ki "gri ne amk sovyet bloğu ülkesi miyiz daha canlı bi şeyler olsun turkuaz falan bi şeyler olsun", böyle böyle 2,5 saat sonunda şampanya rengi gibi vizyonsuz bir renkte mutabık kalıp karar defterine şampanya rengi olarak geçtik yeni boya rengini, diğer konular da halledildikten sonra denetçimiz emekli maliye müfettişi yasemin teyze "konuşacak başka bir konumuz yoksa toplantımızı bitirelim" teklifi sundu, herkes tabii tabii deyip kalkmaya hazırlanırken ben bir deliyürek bir william wallace bir martin luther king havalarıyla ayaklanıp "i have a dream!" diyerek haykırdım, herkes bir anda tam toplantı bitecekken araya son bir soru sıkıştırarak toplantıyı 45 dakika daha uzatan alt kademeden hevesli bir beyaz yakalı yavuşakmışım gibi "ne diyor ya bu mal şimdi" ifadesiyle suratıma baktı ama alınmadım hiç, ben bu yola çelik zırhımı kuşanarak çıkmıştım ve her şeye hazırlıklıydım çünkü, hiçbir şey zarar veremezdi bana.

    sol yumruğumu havaya kaldırarak dedim ki; "bizim bu apartman kapısının şifresi neden 1453 dostlar, bakın aramızda benden başka istanbul'dan gelen bile yokken neden 1453? sen dedim nevzat amca, sen ankaralı değil misin, ankara'nın ayazından buraya gelip seni temmuz ayında sahil kumlarına gömdüğümüzde 'valla kemiklerim ısındı çocuklar eki eki' diyerek sevinmiyor muydun? ya sen nihat amca, sen de bolulusun ve son görev yerin olan eskişehir'den emekli olur olmaz buraya kaçmadın mı hemen, geldiğin sene de yönetici seçmedik mi seni? ya siz yasemin teyze, apartman hanımlarıyla buluştuğumuz altın günlerinde memleketiniz muğla'yı 'muğla şöyle süperdir muğla böyle şahanedir' diye övmüyor muydunuz bize kısırlarımızı yiyip çayımızı yudumlarken, şimdi sorarım size neden biz evimize girerken 1453 şifresiyle giriyoruz, bize ne istanbul'un fetih tarihinden ben istanbul'dan kaçıp gelmişim ama hala istanbul'un fetih tarihiyle geçiyorum kapımızdan, ben istanbul'dan çıktım ama istanbul benden çıkamadı hala gelin bundan vazgeçelim ve ortak bir değerde buluşup türkiye cumhuriyeti'nin kurucusu, anafartalar ve yıldırım orduları komutanı ebedi ulu önder gazi mareşal başkomutan mustafa kemal atatürk ve aziz silah arkadaşlarının armağanı olan cumhuriyet'imizin 100. yılı şerefine apartmanın kapı şifresini 1923 yapalım! ne dersiniz dostlar?" diye sordum.

    aman allahım. aman allahım! bu kopan bir alkış tufanı mıydı yoksa israfil sur'una üflemişti de kıyamet mi kopmuştu bilmiyorum ama kulakları sağır eden bir ses bir uğultu yükselmişti, sağıma baktım gürbüz amca duygulanmış gözlerinden yaşlar süzülüyordu soluma döndüm yasemin teyze "sana yedirdiğim kısırlar helal olsun evladım sen ne güzel kalpli bi çocukmuşsun aferin sana" deyip şefkatle sırtımı pıtpıtlıyordu, yöneticimiz nihat amca "haklısın oğlum hata bizde, aferin bize doğru yolu gösterdiğin için" deyip bu değişim sürecinin şerefine 1 dakikalık saygı duruşuna davet ettikten sonra karar defterine "apartman kapı şifresinin 1923 olarak değiştirilmesi teklifi oy birliğiyle kabul edilmiştir" yazıp toplantıyı alkışlarla sona erdirdi. unutulmaz bir andı. evet.

  • 37. fiat egea

    herkes bokluyor bu aracı
    ama sokağa çıkıyorsun en çok bu kullanılıyor.
    demek ki parasına göre fazla şey sunuyor.
    demek ki bu ülke için mantıklı bir araç

  • 38. celal şengör'ün madencilik açıklaması

    madencilik doğayı tahrip etmez elbette, bazı maden şirketleri doğayı tahrip eder.

  • 39. bitcoin

    referansçı dilenciler de gelmeye başladığına göre boğa sezonu hayırlı uğurlu olsun diyebiliriz.

  • 40. devlet pastanesi

    pastanelerdeki pastalar çok pahalı olduğu için pasta yiyemeyen halkın pasta yiyebilmesi için açılması gereken devlet kurumu. devlet topladığı vergilerle her şehre devlet pastanesi kurmalı ve insanlar da randevu alarak pastanelere gidip pastalarını yemeli. randevusuz gelenlere ise sadece halka tatlısı verilip gönderilmeli.

  • 41. 2024 özel sektör zam oranları

    bu başlıkta bile bi ton komiklikler, soytarılıklar yapılıyor. sizden adam olmaz amk. adam olmadığınızı patronlarınız da çok iyi bildiği için zam yerine kafasını alıyorsunuz. her sikime mizah katmanız artık çok itici oluyor. dalyarağın biri de amerikadaki işini örnek vermiş. pes artık.

  • 42. naci görür'den artık gına gelmesi

    daha iki büyük depremin senesi dolmamış, binlerce insanımız yaşamını kaybetmiş, yakınlarını, evlerini, hatıralarını hatta şehirlerini kaybetmiş neredeyse ve bundan ders çıkarmak yerine deprem konusunda uzman adamı eleştiriyor birisi. siz böyle adamları dikkate almayın tabi herkes uzman bizim ülkemizde ama umarım böyle büyük bir felaket bir daha başımıza gelmez o zaman naciyi görürsün.

  • 43. kabataş'taki başörtülü kadının boşanması

    bazı yazarlar konunun başörtüsü ile ilgili olmadığını, bu sebeple başlığın yanlış olduğunu iddia etmiş, kabataş'taki başörtülü kadın söyleminden rahatsız olmuşlar.
    hayır, tam aksine konu kadının başörtülü olması ile direkt ilgilidir. zira o dönemde gazetelere verdiği röportajlarda kendisine saldırıldığı iddiasını bizzat şu sözlerle anlatmış kendisi:
    "ne geldiyse bu ülkenin başına bunların başörtüsü üzerinden geldi vurun şuna” deyince, bir adam arkamdan tekme tokat vurmaya başladı. sonra bağırmaya başladılar. devrim yaptıklarını, ihtilal yaptıklarını, ülkeyi bize teslim etmeyeceklerini, erdoğan’ı asacaklarını, erdoğan’ı da hepimizi de tek tek ..... bir taraftan, “bu ülkenin gerçek sahibi biziz anladınız mı ulan” diye bağırıyorlar, bir taraftan tekmeliyorlardı. ‘kutsal başörtüymüş, görün bakalım kutsalı size neler yapacağız’ diyerek aklınızın bile almayacağı şekilde küfrettiler, vurdular, vurdular... ‘asacağız erdoğan’ı anladın mı’ diye bağırdılar. hangi birini söyleyeyim, nasıl anlatayım yaptıkları küfürleri. bir amcaydı sanırım müdahale etmeye çalıştı, onu da öldüresiye dövdüler kızıyla birlikte. sonra uzaklaştılar. inönü stadı’na doğru uzaklaştılar. o sırada tamamen kendimi kaybettim. ondan sonra ne olduğunu hatırlamıyorum. kendime geldiğimde üzerim idrar kokuyordu. yerimden kalktım, bebeğimi bulmaya çalıştım..."

    müteakiben de en yetkili ağızlar tarafından "benim başörtülü bacıma... yapmışlar" diyerek konuya nefret diliyle, ayrıştırıcı vurgular yapıldığını, oy aparıldığını hepimiz anımsıyoruz zaten.

    kaynak: https://tr.m.wikipedia.org/wiki/kabataş_yalanı
    ve onlarca dönem gazetesi.

  • 44. burun ameliyatı olmayan kaldı mı sorunsalı

    sözlüğün düştüğü hale artık üzülemeyecek noktadayım.

    kızlarsoruyor'a çevirdiniz burayı, yazıklar olsun.

  • 45. fakültede hocadan duyulup unutulmayan söz

    -önlem alınmazsa f*tö bu ülkenin başına bela olacak

    yıl: 1993
    hoca (bkz: necip hablemitoğlu)

  • 46. insan özünde kötü müdür iyi midir

    (bkz: tabula rasa)

  • 47. amazon.com.tr

    mecidiyeyle ödeme yapılamadığı için mağdur olduğum kurum.

  • 48. 30 yaşından sonra aşk meşk işlerinin bitmesi

    hormonlar yavaş yavaş kabuğuna çekilirken mantığın derin bir oh çekip beyinle el ele vererek hayata hükmetmeye başlamasıyla olur. artık uzun kış gecelerinde yaren aramazsınız da airfryerda kestane kavurup çay ya da kahve eşliğinde meh mehleyerek koltuğunuzda uzanırsınız. müthiş bir hayat.

  • 49. tavuk dönerin hatırlanan en eski fiyatı

    2.5 lira, ayran dahil

  • 50. sesine 5 saniye bile tahammül edilemeyen kişiler

    mustafa ceceli. bırakın 5 saniye 1 saniye bile tahammül edemiyorum. bir keresinde radyoda denk geldi arabayla giderken değiştirmek için az kalsın kaza yapıyordum. dünyada iki sese tahammülüm yok, biri metal kaşıkların dışbükey yüzlerinin sürtme sesi biri ceceli denen adamın sesi. birinciye çok zorda kalırsam belki katlanırım ama ikinciye asla. komando, ajan falan olsam mustafa ceceli dinletseler bildiklerimi hemen anlatırım.