Sık geçen başlıklar

kanun ve namlu 14

ekşi profili
kovid 19'dan ilk ölüm gerçekleştiğinde "bu gün 1 hastamı kaybettim ühü ühüüü" diyerek ağlama taklidi yapan, ilerleyen aylarda günlük binlerce ölüm haberini verirken sırıtmaktan utanç duymayan "hastaneler kralı"nın istifa ettiğinin iddiasıdır.
istifa değildir o, istifa olsa duramazdı.
walter white 300 dolarlık içki alınca skyler'ın ödü kopmuştu soruşma açılır diye.
öyle ya sen öğretmensin, işin belli aldığın maaş belli, içkiye 300 dolar verebilecek durumda değilsin.
bir dizi film de olsa amerika'da maliye denetiminin yüceliğidir.

bir de bizim bay ve bayan white'lara bakın... birkaç yıl içinde kılçıksız zengin olmuşlar sikine takan yok. birileri bunları deşifre etmeseydi üstü de kapalı kalacaktı.

kimdir bunların arasındaki "karun"? türk milletinin bunu bilmesi en doğal hakkı. ve bu tür şebekelerin sayısı nedir? saysak bitirebilir miyiz?!
rakip antrenörlerle set arasında yapılan röportajlarda hepsinin birleştiği tek nokta: "onlar dünyanın en iyi voleybol oynayan takımı"
cumhuriyet'in kızları olmanın sonucudur bu. aksi halde mızraklı ilmihal okuyup kocalarına köle olacaklardı.

türk kızlarının set vermemek huyunun devam ettiği maçlardan biridir.
*ekleme: bazen sultanlar da set verir.
salavat: muhammed'i anarak selamlamak, kutsamak, yüceltmek için yapılan, dine sonradan girip en önde yer alan şovmenlik sözü.

allah insanların bu gibi gereksizlikleri yapacağını bildiğinden şu ayeti göndererek "yapmayın" demiştir;
“de ki: ben de sizin gibi bir insanım. benim sizden farkım, tanrınızın tek bir tanrı olduğu gerçeğinin bana vahyedilmiş olmasıdır."
kehf süresi, 110

sözde din işlerinin başındaki alim! ama kitaptan haberi yok.

dini salavat sanan bir cahilin cümlesi.
eşine kaynar su döküyor, kızını ateşe verip yakıyor, adam bıçaklıyor... ki bunlar bilinen suçları, ama elini kolunu sallayarak gaziantep sokaklarında gezebiliyor.
bana da adres güncellemeyi geciktirdiğim için "basarız cezayı ha" biçiminde mesaj gönderiyorlar.

psikopat bir kansızdır. savaş mağduru dizini büker, oturur. 10 yıldır suriye'de savaş var diye bizleri yediniz. gönderin şu asalakları.
iş yaptığı ülkelerin dillerine saygı göstermeyen küresel patronlara köle olmayı az da olsa reddeden insandır.
kendi dilinde konuşmak ne zamandır köylülük veya eğitimsizlik oldu?
benim sırtımdan para kazanıp bana kendi dilini dayatamazsın.
gerçi burada kime ne anlatıyorsam. adam grande demeyi gelişmişlik sanan bir ezik olduğunun farkında bile değilken neyi anlayabilir?
gelişmiş hiçbir ülkenin tekstille işi yoktur ama en iyi giyim markaları da onlarındır. tüm enerjilerini sanayi ve teknolojiye ayırıp donlarını sana biçtirip diktirirler.
sana da derler ki "tekstil ülkesisin be koçum."
sırtına gelişmekte olan ülke etiketi de vururlar ki havandan geçilmez!

para kiminse marka da onundur. patron kimse etiketini o vurur. süleyman kimse mühür ondadır.
bu nedenlerle marka çıkmaz bizden.

"türkler taş ve moloz taşımakta çok iyi" diyen kanadalı maden şirketi bile uyandırmadı birçoğumuzu.
adamlar altınımızı çalıp doğamızı bok etti. ameleliğini de bize yaptırdı.
akıl sahiplerine bu örnek yeter de artar.
toprak mı yok, gün ışığı mı, yağmur mu, çiftçi mi? neyimiz yok da biz rusya'dan, ukrayna'dan buğday dileniyoruz?
ilk buğday filizinin büyüdüğü topraklarda buğdaysızlık çekiyorsak bir yerde büyük ibnelikler dönüyor demektir.

bizde stok da yok.
herkes mi tophane berduşu gibi geziyor? her an mı içiyorsunuz abilerim, ablalarım?
biri bu başlığa bir fotoğraf koyuyor, ardından viski ve rakı şişeli fotoğrafların bini bir para.

ben küçük saksılara biber tohumu ekiyordum, çektim ama buraya koymaya utandım. sokarlar böyle âna dedim.