Sık geçen başlıklar

türkiye'de normalmiş gibi görülen anormal şeyler 11

ekşi'de gör
sokak düğünü bence iğrenç ötesi.banane senin düğününden ya ?sen ne münasebet benim kafamı mikersin.
kendilerinden olmayan, itaat etmeyen herkesi terörist ilan etmek.
yolsuzluk yapmak ve yargılanmamak.
selam ve dua ile tüm işlerin hallolması,
torpille işe girmenin normal karşılanması,
adalet anlayışının kişilere göre değişmesi,
halktan sürekli para istenmesi, alınamadığında vergilerle işin cezaya dökülmesi,
eğitimsizlerin, eğitimlileri yönetmesi,
siyasal islamın her zerresini, her alanda hissetmek.
bir kuruma gittiğiniz vakit -belge almaya, imza almaya, rapor almaya, her neyse artık- oradaki görevli memurun, sanki gerçekte çok başka bir işi varmış, örneğin çok ünlü bir beyin cerrahıymış da lütfen o bankonun arkasındaymış gibi ağır aksak, istemeye istemeye iş yapması. biz sizin suratınızı, triplerinizi çekmeye mi geliyoruz buraya? alacağımız kıçı kırık bir evrak. onu da ver diye seni buraya koymuşlar. bu mesela artık herkesçe kanıksanmış olduğu için normal gibi görünen epey anormal bir olay bence.
torpil. alman bir arkadaş vardı wow oynadığım guild'de, laf lafı açarken konu torpil kavramına geldi, türkiye'de adamın varsa yapabileceklerini söylediğimde önce şaşırdı, ardından almanya'da çok daha masumane torpillerde bile halkın tepki gösterdiğini, medyanın günlerce haber yaptığını ve torpili yapan, yaptıran herkesin ya istifa ettiklerini ya da pasif görevlere çekildiklerini söyledi. türkiye'de ise bu durum oldukça kanıksanmış vaziyette. hatta torpil, kamu kurumlarında karşıt görüşten insanlar değil de biz olalım denilerek desteklenmektedir. makam mevki sahibi bir tanışın torpil yapması akrabaya/tanıdığa sahip çıkmak olarak görülüp takdir edilmekte, bu konulara soğuk bakan biriyse ayıplanmaktadır. velhasılı türkiye'de liyakat kavramının oturmama nedeni halkın torpil kavramını kanıksamış olmasından kaynaklanmaktadır. liyakatin olmadığı yerde gelişmekten, kalkınmaktan, refahtan, adaletten, verimlilikten bahsetmek imkansız olduğu için ülkece iflah olmuyoruz maalesef.
yazılmışsa affola, aradım mamafih bulamadım. benim en sinirime dokunan ve nasıl bu kadar normalleştiğini anlamadığım şey insanların yolda, toplu taşımada vs yüzünüze dik dik bakması, sizi süzmesi. bir niyetle yapılmıyor çoğu zaman sanırım, sadece öyle bön bön bakılıyor. medeni bir toplumda bu çok ayıptır, bizde alışkanlık.
ayçiçek yağlarının ptt tarafından satılacağını cumhurbaşkanın,
13 şehit haberinin malatya valisi tarafından duyurulması.

milli savunma bakanı, genelkurmay başkanı bile demiyorum bakın, vali.
dolandırıcılık.

bu yukarıda yazdığıma gülüp geçmeyin. mesela ben bilişim firması işletiyorum. bir kaç tip/grup/insan var, milletin sosyal medya hesaplarını patlatıp arkadaşlarından kart/mobil ödeme yaptırıyorlar. ürün/hizmet alıyorlarlar bunlarla. hiç birşey olmuyor bu adamlara. adamların yeri, adı, sanı herşeyi belli. hatta gına geldi bi tanesini aradım konuştum "bizim servisleri kullanma yeter" diye, "ehehe tamam abey" dedi.

mesela biz ayda en az 5-6 dolandırıcı yakalarız kendi çabalarımızla. bazı algoritmalar yazdık, yeni tüketicilerin harcama alışkanlıkları anormalitelerinden yakalıyoruz adamları. avukatımızın yazdığı klasik metin var "şu ip niz, bu telefonunuz savcılıkla paylaşılacaktır" falan diye düşüyor adamın önüne. adam "yarramıda paylaşın" yazabiliyor rahat rahat.

hatta bi tanesi, "ben 50 kere mahkemeye çıktım, vermesin salaklar 3d şifresi banane anasını s...m" dedi. o kadar rahatlar ki anlatamam.

bu ülkede herkesin ama herkesin ufak büyük bir dolandırıcıya çarpılmışlığı vardır. sebebi net aslında, nedense bunlarla uğraşmıyor sistem. bunun için hızlı işleyen bir birim kurulmalı, işinin ehli insanlar başına oturtulmalı. 1 seneye kalmaz dolandırıcı tükenir ülkede.