Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
galatasaray i tebrik ederek başlayalım maçı hak ettiler oyun olarak bizi ezdiklerini düşünmüyorum ama iki takım arasında bariz yetenek ve kalite farkı var
trabzonspor un son kanat oyuncusunun sakatlanmasiyla takımda kanat kalmadı 8 numara zaten yok fark yemediysek bunu barış ve kerem e borçluyuz icardi min kafa golü cok güzeldi fatih tekke golü deriz ts literatüründe bizim zaten kaleye yaklasmamiz mucize idi
hakeme değinmek istemiyorum maçın anasını s*kti anlamsız fauller saçma sapan kartlar verilmeyen kararlar her iki tarafın da aleyhine kararlar verdi ancak gs yi daha cok hirpaladigini düşünüyorum resmen macin kontrolunu kaybetti
galatasaray a molde karşısında başarılar dilerim

not bjelica idman gucu
19 ağustos 2023 galatasaray trabzonspor maçının 90+3. dakikasında penaltı noktasının 1 metre gerisinden kafayla topu çatala takan ırz düşmanı.

yok kampa katılmamış, yok fiyat arttırmaya çalışıyor, yok tatili uzatıyor diye cazırdıyordu bizim taraftar. bırak tatili falan bu adam "yhaa benim netflix'te dizim var. onu izleyip ikinci yarıda giricem oyuna." dese itiraz etmeyeceğiz beyler. bu da böyle bir manyak işte.

ulan o değil de şu aptal aşkın olayım şarkısını da sevdirdin ya bize daha bi şi demiyorum.
ben çok fanatik bir galatasaraylı değilim. her zaman en ağır eleştirileri kendi takımıma yapmışımdır.

tüm kalbimle söylüyorum ki ben ömrü hayatımda bu kadar kötü bir hakem görmedim. yeteneksiz, oyunu soğutan, gereksiz sarı gösteren bir hakem.

umarım tekrar görev almazsın ve yeteneğin olan bir konuya yönelirsin atilla bey.
parasını da geçtim, fiyat/performans oranı diye bir şey yok yemek sektöründe. dışarıdan yediğimiz her şey aşırı sağlıksız. adamlar ticaret yapıyor, her şeyin en ucuzu en kalitesizini kullanıyorlar. hijyen çoğunda yok zaten, hele ki istanbul gibi bir yerde güvenilir bir yer bulmak çok çok zor. ha iyisi var mıdır, elbet vardır ama ucuz dediğinizin en az iki katıdır. dışarıdan hamburger söyleyeceğinize yemek yapmayı bilmiyor olsanız bile iki yumurta kırıp yiyin daha iyi. sağlık bence paradan daha önemli. kaç yıldır yemeğimi kendim yapıyorum. dışarıda yediğim yemekleri evde yapıp on kat daha lezzetli olduğunu farkettikten sonra dışarıdan zorda kalmadıkça yemek söylemez oldum. ha mangal işleri illaki dışarıdan ama onun dışında dönermiş, bilmem neymiş sakın yiyip de sağlığınıza yazık etmeyin.
çok klasik olacak ama 80 milyonluk ülkeden bi tane oyun kurucu çıkmıyor mu, diye sormayacağım.

çıkmıyor arkadaşlar. bi tane oyun kuruc, bi tane golcü santrfor, bi tane bilim adamı, çıkmıyor. hiçbi bok olmaz bizden. hep bir şeyler eksik.
akp'den zenginlere yeni bir kıyak.

3 milyon lira krediyi 15 yıl geri ödemeli alırsanız aylık taksiti 40 bin lira yapıyor. toplam ödenen miktar 7,3 milyon lira yapıyor ki akp'nin yönettiği enflasyonist bir ülkede bedava.

görsel

burada sorun şu; aylık 40 bin lira taksit ödemesini gerçekten eve ihtiyacı olan, bugüne kadar ev alamamış olanlar ödeyemez. sıfır faizli versen yine ödeyemez. yine ihtiyacı olmayan, zaten zengin olan, birden fazla evi ve ödeme gücü olan tuzu kuru kitleyi bedavadan ilave ev sahibi yapacaklar. hem de barınma krizi yaşayan, eve gerçekten ihtiyacı olan kitlenin parasıyla.

(bkz: servet transferi)
adam haklı katılıyorum.
ben bile cocuklu biri olarak zor katlanıyorum.
hatta sadece cocukların kabul edildiği (yekten cocukları kapıda alacaklar arada biz gider gorur severiz) oteller bile olsa harika olacak.
icardi iki tane saplıyor. maç bitiyor hakim ziyech tribünde amigo gibi üçlü çektirerek transferini duyuruyor. bi an kendimi real madrid fanı gibi hissettim aq.
erdoğan ve ak parti'nin aldığı müthiş karar.

milletin ümüğüne çöken, fakirin vergisini alıp zenginin cebini dolduran bu sistemi erdoğan kaldırmıştır. erdoğan gariban dostudur. bu hareket adeta bir devrimdir. artık vergilerimiz zenginlerin cebini doldurmayacak. ekonomi uçacak. zaten bu sistem cehape'nin ekonomi rüyaları yüzünden hayata geçmişti, popülist bir şeydi.

neyseki ak parti bu yanlışı da düzeltti. hamdolsun. işte allah dostu, islam'ın sancağı, türk'ün ocağı. sağ ol var ol.
cok saçma bir soru , atatürk yaşasaydı tayyip ve siyasal islamın esamesi okunmazdı. ve biz kendimizi yaşam konforu olarak norveç gibi bir ülke olarak bulurduk..

dolar,euro tl karşında secde eder.
amerika, italya, fransa, ingilizler ve daha bir çok ülkenin lideri her yıl atatürk'ü görmek fikirlerini almak sohbet etmek için bahane ararlardı.

şu an orta doğu dediğimiz bölge demokrasiye geçmiş, ingiliz amerika rusya siyasal islam üzerinden türkiyeyi dar alanlara sıkıştırıp parçalamaya calışamazlardı.

bugün ingiliz köpeği çıkıp hatay araplarındır diyemezdi mesela. götünü keserlerdi..
bir sabaha da hayır ile uyandırmayan ülkenin yeni haberi.
20 kişi doktora sopa ve demirlerle saldırıp yoğun bakımlık etmişler.

doktor bulamayasınız

bunlar hastaneleri bakkal gibi yönetmeye çalışan ciddiyetsiz sağlık bakanlığı ve caydırıcı ceza vermekten aciz adalet bakanlığının aldığı kararların ve bununla medyada propaganda yapan herkesinin günahı ve suçudur.

https://x.com/…708114?s=46&t=xexacncoufso-3zez08i-w

https://x.com/…703486?s=46&t=xexacncoufso-3zez08i-w

cehaleti el üstünde tutmanın, okumuşu ezdirmenin cezasını çeken her ülke gibi biz de çekiyoruz ve daha çok çekeceğiz.

tüm sendikaları ve ttb'yi eyleme çağırıyorum.

edit: buna takacak akıldan yoksun, kötü niyetli ve tiksinç insanlar için açıklama yapmak üzse de sebebi çocuğa damar yolunun geç açılmasıymış.
doğru tespit. alt sınıf bir aileden gelen çocuk felsefe ya da güzel sanatlar gibi kişinin kendini entelektüel anlamda geliştirebileceği bir bölüm okuyacak değil ya... bu tarz alanların zaten prestij olarak karşılığı yok, bu sınıf için. doktor, avukat, öğretmen ve hemşire olmasını ister bu aile çocuğunun. bu onun için bir prestij göstergesidir. bununla birlikte hayatı sürdürmek öncelikli olduğundan garanti bir iş ve iyi bir maaş da söz konusu mesleklerin seçiminde temel etkenlerden bir diğeridir.

diğer yandan zengin bir ailenin çocuğu maaşlı bir işte para kazanmak zorunda değildir. bir statüye de ihtyacı yoktur. kendini entelektüel anlamda geliştirebileceği bir alanı tercih eder.

bana gelince, alt sınıftan bir aileden gelmeme rağmen ben tam tersini yaptım. gidip sanat tarihi okudum ve üzerine yüksek lisans yaptım. severek yaptım, bir çok şey öğrendim, insanlık tarihine dair. bu süreçte hiçbir zaman çok param olmadı. aslına bakacak olursak statü ve çok para kazanma gibi bir arzum da olmadı. tuhaf tuhaf soruları merak edip, onların peşine düştüm hep. peki bana bu maddi anlamda bir karşılık getirdi mi? hayır. ailem çoğu zaman ne yaptığımı, ne okuduğumu bile anlamadı. hep karşılaştığım soru: peki şimdi sen bunları yaptın e ne oldun? ? yazık ki çevrelerine benimle ilgili hiç övünemediler.

benim okuduğum bölümü zengin aileden gelen biri okumuş olsa, bu alanda benim yaptığımın daha iyisini yapar mıydı? evet yapardı. daha çok gezme ve görme şansı olurdu. araştırma yaparken acaba kiramı ödeyebilecek miyim gibi kaygıları olmazdı. zengin bir aileden geleceği için genç yaşta bir kaç yabancı dil öğrenmiş olurdu. bilimsel araştırmasını daha kolay yapardı. bilmiyorsa da dilini öğrenmek istediği ülkeye gidip, bir süre yaşayarak öğrenme fırsatı olurdu.... ve bugun ki benden daha iyi yapardı bu işi.

neyse sonuç olarak unutmayalım ki, tercihlerimiz, zevklerimiz ve hatta duygularımız bile sınıfsaldır. arada böyle kaymalar olsa da...

edit: imla
sadece şunu söylemek isterim. hangi bölümü, hangi üniversiteyi kazanmış olursan ol. buradaki yorumlara kulak asma. bölümünü sev. emek ver. bu bilgi çağında, kaynakların bu kadar erişilebilir olduğu bir çağda hep kendini geliştir. kimse önünde duramaz. eğitimi küçümseyen, gereksizmiş gibi aşağılayan kim olursa olsun önemseme. yolun açık olsun. güzel günler seni bekliyor.
kara gece olduğu doğru, hakem önce dries mertens'e yapılan net penaltıyı vermedi, aynı pozisyonun devamında oluşan korneri vermedi, bunlara itiraz eden mauro icardi'ye sarı kart verdi..

bu pozisyondan biraz sonra lucas torreira'nın ayağına basan trabzonlu futbolcuyu 2. sarı karttan atmak yerine sergio oliveira'ya itirazdan sarı kart verdi..

bu hakem hemen bugün bu ligden gönderilmeli, gönderilmezse bugün galatasaray'ı doğradığı halde galatasaray lehine çalıştığını iddia eden rakip takım taraftarı mutlaka bu adamın bir kazmalığı sonucu ortalığı yangın yerine verecektir.

atilla karaoğlan adlı hakemin fifa kokart sahibi olması ise bir skandaldır, bu kadar kötü hakem performansı uzun zamandır görmemiştik..
deprem merkezine 330 kilometre mesafedeki binalar yıkıldı kardeş bu ülkede. tavsiye japonya'da ne bileyim almanya'da falan verilir. bizim ülkede ölenle hayatta kalan arasında sadece şans farkı vardır başka da bir şey yoktur.
karşı kaleye ilk ve tek isabetli şutunu dk. 80'de ceza sahasındaki bir karambolde çekebilmiş takımın yönetiminin açıklaması.

ben olsam ben de açıklama yaparım.
bu saatten sonra kalan 3 haftada takımı düzeltemeyeceğime göre...
bir ayda “yolunu bulmanın” yolu şehri tanımaktan geçiyormuş ya. ben doğduğum büyüdüğüm şehirde “bir ay sonra evden çık” desen sokakta kalırım. tanıdığım tonla insan da öyle. istanbul’da üst üste oturuyoruz.
anladım nefretinizi püskürtecek yer arıyorsunuz ama son dakikada öğrencileri mağdur eden bir karar alındıysa bunun çözülmesi gerekir normalleştirilmesi değil.
ben bu çaresizliği biliyorum ya, ne yapsan olmaz, çünkü karşıda başka bir şey oynanıyor amk.

gardaşlara empati yapa yapa izlemekte zorlanıyorum.

ek: bir empati sancısı da tribündeki seyirci için başladı. bütün akşamını ayırıyorsun, hazırlanıp maça geliyorsun, takımın biri bam güm saydırıp akşamı bitiriyor. lan işim çıktı maça 5 dakika geç geleyim desen ilk seti kaçırdın. bir de simit almaya gideyim desen maç bitti. eve dönerken yolda yersin artık.

ek2: bak bak durum 19-3 iken 19-4 oldu, bizimkilerin canı sıkıldı yüzleri asıldı. canavar olmuş bunlar iflah olmaz, delmeye gelmişler. bizim kediye mama verirken de gözleri böyle oluyor.

ek3: bizim smaçlardan sonra direkt karşı tarafın antrenörünü gösteren görüntü yönetmeni sana da iki sözüm var. televizyonun yanındaki hoparlöre falan bakıyorum sen o adamı gösterince. utanıyorum, üzülüyorum, gözlerimi kaçırıyorum.
kendilerinden olmayan, itaat etmeyen herkesi terörist ilan etmek.
yolsuzluk yapmak ve yargılanmamak.
selam ve dua ile tüm işlerin hallolması,
torpille işe girmenin normal karşılanması,
adalet anlayışının kişilere göre değişmesi,
halktan sürekli para istenmesi, alınamadığında vergilerle işin cezaya dökülmesi,
eğitimsizlerin, eğitimlileri yönetmesi,
siyasal islamın her zerresini, her alanda hissetmek.
resmen herkese meydan okuyan dev.

19 ağustos 2023 galatasaray trabzonspor maçında inanılmaz kötü hakem yönetimine rağmen devre arasında kap girip, maçı kazanıp, maç sonu tribünden yıldız transfer çıkartıp şov yapan kulüp.

bu özgüvendir, markadır, büyüklüktür.

iyi ki ama iyi ki galatasaraylıyız be.
her şey bitti şimdi de fiziksel özelliklerine bulaşmak mı kaldı, allah'ın bezelye beyinlileri... iğrenç sakallarınız, leş gibi şalvar pantolonlarınız, ter kokularınız, salak saçma takkelerinizle sizin zaten karizma ve yakışıklılık konusunda verdiğiniz hükümlerin zerre değeri yok nazarımda gidin kumda oynayın
kitalığımdan arkadaşıma en az 4-5 kitap ödünç verdim ve bir süre sonra hangi kitapları verdiğimi unuttum. 1 tanesini hatırladım ve şuan piyasada bile bulamıyorum. arkadaşım ise geri vereceğim diyerek oyaladı oyaladı en sonunda da taşınırken kolilerden çıkmadı gibi bir şey söyledi. yani bu kitap vermeyen insan ben oluyorum. hem hangi çağdayız artık kitapcıya gidemiyosan istediğin kitabı git internetten al , benden isteme !
kardeşim neden bedavaya gidiyor bu adam hem de bonservisiyle bedava gidiyor. lan madem öyle sadece kiralasaydiniz. yok olmuyor italya takımlarına kiralasaydiniz. bu adam bir milyon euro bile etmeyecek bir adam değil ki? anadolu kulüpleri üç büyüklere çöp yerlileri on kağıda satarken bu yapılacak iş mi?

not:metin oktay

edit: kap açıklaması geldi kulüpten bedavaya gitmemiş çok şükür. anlaşma makul.

kap: profesyonel futbolcumuz olimpiu vasile morutan’ın transferi konusunda mke ankaragücü gençlik ve spor kulübü derneği ile anlaşmaya varılmıştır.

buna göre mke ankaragücü gençlik ve spor kulübü derneği, şirketimize 3.000.000 euro tutarında transfer bedeli ile futbolcunun sonraki satışından elde edeceği gelirin %50'sini (3.000.000 eurodan az olmamak kaydıyla) ödeyecektir. mke ankaragücü gençlik ve spor kulübü derneği, 30 haziran 2024 tarihine kadar ek 3.000.000 euro transfer bedeli ödemesi durumunda sonraki satışından elde ettiği transfer geliri karının %25'lik kısmını şirketimize ödeyecektir.

yapılan anlaşma gereği, kulübümüzün 3.000.000 euro transfer bedeli tutarı ile futbolcuyu şarta bağlı geri transfer etme hakkı bulunmaktadır.

kaynak: https://twitter.com/…?t=m3v-gi8jmpmynqiddvozsa&s=19
bu yılan kadının mahkeme süreçlerini izleyip, her şeyi görüp hala savunmak açık açık ahlaksız olmaktır, kötü insan olmaktır. makyajyapıp darp etti iftirası atmak, defalarca kez aldatmak, adama hayatı zindan etmek, merdivenden itti diye iftiralar atmak, adamın tüm kariyerini yok etmeye çalışmak ne zamandır desteklenir şeyler oldu lan itler?
yemek yarışmasında yemek yenildiği için insanları allah'a havale edeceğinize, biz niye bu kadar yoksulluktayız da kilis tava bile yiyemiyoruz diye bir sorgulayın bir zahmet.

yemek yapılan, yapılan yemeklerin de yenildiği bir yemek yarışması. evet yemek.
beyler bayanlar cironun hiçbir önemi yoktur.
bilale anlatır gibi anlatalım,
1- ciro tek başına anlamsızdır.
2- tek başına anlamlı olan şey net kardır.
3- faaliyet karı da önemli bir göstergedir.

konu anlaşılmıştır herhalde.

yok anlaşılmadı diyenler için.
5 milyon ciroda kar oranın %50 mi %0.5'mi?

şirketlerin amacı ciroyu yükseltmek değildir, amaç karlılığı arttırmaktır.
1 milyon ciro ile yaptığınız kar, 5 milyon ciro ile yaptığınız kardan yğksek oluyorsa siz kralsınız.
5 milyon ciro yapıp, dönemi karsız veya zararla kapatıyorsanız, siz o işi kapatın.

şirketler ciro ile değil net kar, faaliyet karı ile değerlendirilir.
gayet makul bir durumdur.

en radikal, yedi kuşak (straight) feminist olan kadın da ne kadar aksini söylese de kendisinden uzun, kendisiden güçlü, kendisinden tecrübeli, kendisinden zengin erkek isteyecektir. burada hiçbir problem yok çünkü bu durum kadınların psikolojik evrim sonucu sahip oldukları mating strategy'lerinden ileri geliyor.

aynı durum erkeklerin "geçmişi olmayan", sadık kadınları tercih etmesinde de geçerli. bunun da sebepleri var. dolayısıyla kadının, erkeğin mesleğine ve parasına bakması gayet doğaldır fakat sizden geleneksel cinsiyet rolleri'ne sahip olmanızı bekleyen bir kadın bakire ve sadık değilse size ilişkide hiçbir şey vermediği gibi kullanılan kişi de siz olmuş oluyorsunuz. feminizmin, modernitenin (!) zokasını yutmayın beyler!