Sık geçen başlıklar

artık görüşülmeyen yakın arkadaş 6

ekşi'de gör
yaş ilerledikçe kaçınılmaz olandır.

çünkü zaman diye bir şey var. zaman geçtikçe herkes değişiyor, hepimiz değişiyoruz, her gün değişiyoruz hem de. farklı farklı insanlara dönüşüyoruz.

arkadaşlık dediğin, ortak dertler, ortak zevkler, benzer yaşam koşulları etrafında insanları kenetleyen bir şeyken, dertlerinin, zevklerinin, yaşam koşullarının her gün hızla değiştiği bir dünyada arkadaşlıklar nasıl aynı kalabilir ki?

elbette ki onlar da değişmek zorundadır. illa birinin seni kıskanması, sırtını dönmesi filan gerekmez. her şey seninle ilgili de değil zaten.

insanlar farklı yollara girerler zamanla. bir gün bir bakmışsın konuştuğunuz dil bile farklı. artık ortak bir dil konuşamamaya başladığında yavaş yavaş sinyali verir o arkadaşlık. belli ki artık başka bir forma evrilecektir. sonrasında başka yakın arkadaşlar olacaktır o günkü konuştuğun dili karşılıklı konuşabileceğin. belki o kadar yakın olmayacaksındır. belki de bir daha kimseye o kadar yakın olma ihtiyacın olmayacaktır.
2005 senesinden beri yakın arkadaşım olan kişi geçen yıl evlendi ve çok tuhaf davranışlarda bulunmaya başladı,ve sadece otomobiliyle ilgili bir arıza olduğu zaman danışmak için veya kredi ihtiyacı olduğu zaman aramaya başladı ve telefonda kendisine beni evine bir kahve içmeye bile çağırmadığını söyleyerek sitem ettiğimde, benim bekar olduğumu, bende evlenince eşimle birlikte çağıracaklarını öyle uygun olduğunu söyledi ve çok üzüldüm, sonra aradı ben sana şaka yaptım diye üstüne yalan söyledi, tabi yıllardır hep yararım dokunmuş birinin beni utandıracak şekilde karısını benden kıskanması ve bunu çiğ şekilde söylemesi beni aşırı derinden yaraladı ve ayda 2 kere arıyor açmıyorum, kanka bana dönsene diye mesaj atıyor dönmüyorum, geçen yıllara mı üzüleyim paylaştığım vaktime mi üzüleyim bilemedim, ama artık kimseyle gerçek dostluk kuramıyorum, insanların yüzlerini göremiyorum, boğazım düğüm düğüm çözemiyorum.
eskiden olsa kalbimi kırardı yakın bir arkadaşımla kopma düşüncesi. şimdi, büyümüş olmalıyım ki, asıl kalbimi kıranların onlar olduğunu, tam da bu sebeple artık onlarla görüşmediğimi görüyorum. böylesi daha acısız.
çoğul haliyle 5 aydır yaşayabiliyorum. yani 1'i değil 4'üyle de iletişimi sonlandırdım. zor oluyor, it gibi özlüyorum, it gibi özlediklerini de biliyorum ama bazı yamukların geri dönüşü olmaz. o yamuğu yutarsam, bunu kendime hazmettiremem.

it gibi özlediğimi ve özlendiğimi nereden mi anladım? birinin kayınbabası kanserden vefat etti 2 hafta önce. bir şekilde haberim oldu ve kalktım gittim taziye için. namaza da durdum, tabuta omuz da çıktım, toprak da attım. taziye evinden mezarlığa gidinceye dek araba içinde beraberdik ve gülmekten gözümüzden yaş geldi hepimizin. güya cenaze... ama kimse kendini kontrol edemiyordu ve çenesini tutmuyordu. öyle ki mezarlığa geldiğimizde arabayı sote bir yere koyduk ki kimse o halimizi görmesin. arabadan inmemiz bile 5 dakika sürdü, kendimizi anca toparlayabildik. kimi elinin tersiyle, kimi bulduğu bir selpak parçasıyla, kimi de üzerindeki tişörtle siliyordu gözyaşlarını. dağılmıştık ezcümle.

sonra ayrıldım ve o günden beri öncesinde nasılsa aynı şekilde devam ediyoruz, yani konuşmuyoruz.

sonuç olarak şunu demeye getiriyorum sanırım(?); arkadaşsız, dostsuz, eşsiz-sevgilisiz yaşanıyor, gurursuz yaşanmıyor. tümünün yokluğunu absorbe edebilirim, canım da yansa katlanabilir ve alışabilirim lakin terazinin diğer kefesindeki olmadan yapamam.
kişinin en yakın arkadaşı yine kendisidir. yıllar geçtikçe bunu anlarsınız.