Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
keanu - ben seçilmişim morfius abi.

morpheus - psikolojik bir şey varsa ne olacak? öyle zannediyorsun ama öyle değilse ne olacak? bir psikologa görün.

keanu - bir john wick'in yüzü oluyorum, bir ben oluyorum. bir o oluyorum, bir ben oluyorum. ben olduğum zaman asker kıyafeti giymişim, havacı, asker kıyafeti, yüzbaşı.

(bkz: keanu reeves'in mehdiliğini ilan etmesi)
zaman gazetesi'nin bir zamanlar en çok okunan gazetesi olması gibi mi? balya balya bırakıp kaçarlardı binalara. söz konusu rte kitabıysa ve partiliysen, memursan, bilmem kaçlı ihaleci tayfa bağlantılıysan vs sıkıysa alma bakalım hahahah.
burada nacizane muzik dinlemek, tuvalet temizlemek ne bileyim kitap okumak vs gibi tavsiye verenlerin gercek mutsuzlugu tatmadigini dusunuyorum. olsa olsa can sikintisidir o. gercekten mutsuz bir insanin gecici seylerle gonlunu eglemesi yerine profesyonel yardim almasi, imkani yoksa onu mutsuz eden seyin hazir oldugunda ustune gitmesi ve cozmesi gerekir aksi takdirde cok daha buyuk sorunlari olacaktir zaman gectikce.
geçen hafta "potadaki kaptan" diye emre'yle dalga geçen mal safanur potaya gitti.

1 haftada ağır göt oldu. üstelik emre'yi sergen yollamıştı, safanur 6 oy alarak gitti. dallama.
bakın gençler bırakın z kuşağını size y kuşağının bile zor hatırlayacağı bir bilgi vereyim. daha önceleri yani 80'lerde ve 90'larda araba vergileri ağırlık üzerinden hesaplanırdı. bu yüzden araba firmaları vergisi az çıksın diye motor koruma sacı gibi, sağ yan ayna gibi, yedek lastik gibi kapılardaki bazı parçalar gibi kısabildikleri ne kadar parça varsa arabaya koymazlardı. bir zamanlar insanlar sıfır araba aldıklarında ilk iş bir tamirciye gidip bu eksikleri yaptırıp arabanın kapı ayarıydı motor ayarıydı falan yaptırılırdı. bize zamanında itelenen ilk kuş serisi arabalarla torosa binenler anımsayacaktır.

sosyal medyada insanlar eskiye özlem duyunca hükümetimiz hizmette sınır tanımayarak bu hasretimizi gidermeye doğru gidiyor. tişikkirlir sipirmin.
ana akım rap'çilere baksan "benim kalemim keskin, dudaklarım namlu, lafımı esirgemem, korkum yok kimseden" triplerinde takılırlar ama
- ya birbirine söverler (diss atıp),
- ya kendilerini överler (cepte para, altımda limo, yanımda kızlar vb.)
- ya hayali düşmanı döverler ( sözleri yalan inanmayın, pişman olacak hergele, çıkamaz karşıma vb. *)
vb. vb. vb.

arkadaş hiç mi yaşadığınız topluma ilişkin bir şarkı yapmazsınız. adaletsizlikle, pahalılıkla, çocukla, kadınla... bir iki istisna hariç bomboş içerikler.

ondan sonra şöyle süperim, cesurum, aslanım diye boş muhabbet yapmayın.

edit: şanıser yapıyor, hakkını yeme diye sayısız mesaj aldım. bir kaç istisna var biliyorum. suya sabuna dokununca insanlar da sanatçıya sahip çıkıyor.
"ama o karavaan" diyerek, imarsız izinsiz kaçak evleri arazilerine konduramayanları üzmüş karar

ps: bu küçük evleri otelcilik adı altında geceliği 1500 liradan kaktırmaya çalışanları ise kahretmişe benziyor.
- bunu savunanlarin bir cogu ayni zamanda humanisttir .

( adam bir katil , gazinoda hem de hakim öldürmüş )

- bunu savunanlarin bir cogu feministtir .

( eşi nebahat cehreyi defalarca dovmesi , kafasindaki bardaga nisan alip ates etmesi , arabayla uzerine surup ezmesi , hatta sozlukte şoyle bi sey var (bkz: yılmaz güney'in kadın vajinasına yılan sokması) ohaaa yani. )

- bunu savunanlarin cogu hayvanseverdir.

( meshur yol filmindeki ölen atı biliyorsunuzdur sanirim evet o at gercekten acilar icinde ölüyor bugun bi film icin boyle bir sey yapilsa neler olur kim bilir )

- bunu savunanlar vatansever olduklarini da iddia edebilir .

( fransa da firari bulundugu donemde kurdistan in kurulmasiyla ilgili konusmalarini dinlemeniz gerekir. )

- bunu savunanlar ayni zamanda hak hukuk adalet pesinde olduklarini iddia edebilir.

( israil konsolosunu olduren thko mensubu militanlara yardim ve yataklik yapmistir )

sinemasina gelince butun olayi yol filminin cannes film festivalinde odul almasidir. ancak bunun sebebi ne sinemasinin sanatinin muhtesemligi ne de baska bir seydir. butun olay o anda turkiye de ozgurlukleri kisitlayan askeri bir rejimin olmasi ve yilmaz guney in de kendisini bu rejimin bir magduru olarak gosterip yurt disinda siyasi siginmaci olarak yasamasi. yoksa yol filmini izlerseniz boyle bir filmin birak cannes da odul falan almasini dunyayi kurtaran adam la falan yarisir derecede kotu bir film oldugunu akli basinda herkes kabul edecektir. butun olay ideojik saikler sebebiyledir. filme verilen odul de filmin berbat olmasina ragmen halen bir takim cevrelerce unutulmaz dev bir yapit olarak nitelendirilmesi de hepsi ideolojik gerekcelerle olmus bir sey. hatta allah rahmet eylesin tarik akan gibi buyuk bir oyuncunun da boyle sacma sapan bir filmde oynamasi bile ideolojik.

bugun yilmaz guney in olum yil donumu. yarin sabah basligin alti sozde humanist , hayvansever, feminist ,solcu , vatansever tipler tarafindan doldurulur.

malesef bu ulkede ideolojik olmayan hic bir sey yok.
selamlar, bir arkadaşımın ricası üzerine yaşadığı sorunu aktarıyorum.

***************************************

üst edit : https://eksiup.com/p/j9508656dkzq

airbag sensörüne denk gelmediyse açmaz yazılıyor ancak işaretlediğim şey airbag süngeri imiş, o sünger airbag sensörünün üstünde yer alıyormuş.

+ güvenlik önlemleri neden devreye girmedi

+ kaza sırasında kemerler çekmedi.

****************************************

2019 yılında, bayiden 0 km bir mercedes a180 aldım, aldığım zamandan beri aracım kaskolu.

26.07.2021 tarihinde fotoğraflardaki büyük hasarlı kazayı gerçekleştirdim, kamyon altına girdim. kazadan bir gün sonra araç mercedes yetkili servisine çekildi.

https://eksiup.com/p/z55074812jgk

https://eksiup.com/p/u7507483i8ge

https://eksiup.com/p/ue507484avmp

https://eksiup.com/p/he5074853cjy

https://eksiup.com/p/6h507486xtvd

https://eksiup.com/p/es507487os4k

kaza anında ne airbag'ler ne de kemer aktif duruma gelmedi. benim emniyet kemerim takılı olduğu halde, araç airbagleri açmadı, kemerleri de sıkmadı.

fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere ölümle bile sonuçlanabilicek bir kazaydı. böyle bir kazada airbag'ler açılmayacak da ne zaman açılacak?

internette bu durumu yaşayan bir çok insanın şikayetlerini gördüm.

insan hayatı bu kadar ucuz mu? benim 2 senelik, 0 km olarak aldığım araçtaki güvenlik sistemleri arızalı mı?

bu durumu kazadan sonra 12.08.2021 tarihinde, mercedes genel müdürlüğüne telefonla bildirdim, kayıt açtılar. benden kimlik ve adres bilgilerimle, aracın kazadan sonraki fotoğraf ve videolarını istediler, verdim.

genel müdürlük bana geçmiş olsun deyip, aracı incelemek üzere yetkili servise bir denetçi yönlendirilip, aracın bir hafta içersinde inceleneceğini söyledi.

ancak 09.09.2021 tarihi itibariyle; defalarca servisle, neredeyse her gün, telefonla ve yüz yüze konuşmama rağmen, servis bana genel müdürlükten hiç kimsenin aracı incelemeye gelmediğini söyledi.

araç sigorta şirketi tarafından 30.08.2021 tarihinde perte çıkarıldı, bu zamana kadar da mercedes genel müdürlüğünden şikayetimle ilgili gelen bir denetçi olmadı.

ben sonucu ölümcül olan bir kaza yaşıyorum ve bu kazada aracımdaki güvenlik unsurlarının neden çalışmadığını öğrenmek istiyorum, insan hayatıbu kadar ucuz olmamalı.

bütün uğraşlarıma rağmen hala bir sonuç alabilmiş değilim, ancak hukuki yollardan da sonuna kadar gideceğim.

burada bu durumun çözüme kavuşması için kamuoyu oluşturarak sizden yardımlarınızı bekliyorum.

yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim, umarım bu gibi bir kazayla siz karşılaşmazsınız.
2002'de üçüncülük aldım
19 yıl üstüne yattım
kendi kaleme gol attım
ne istifası japon muyum ben

pandemide iş bulmak zor
gel sen bir de maça kafa yor
bu gidişle herkes bize kor
ne istifası japon muyum ben

cebelitarık'ı zor yendim
hollanda'ya fena bilendim
o yenilginin de sorumlusu bendim
ne istifası japon muyum ben

karadağ, letonya, norveç
sen bu yılı kafadan geç
bana bir tatil yeri seç
ne istifası japon muyum ben
e dünyanın en iyi ikinci havalimanı seçilip, yolcu sayıları da tavan yapmış diyorlar, peki işler o kadar iyiyse, neden kalyon, cengiz, limak ve mapa’nın ortak olduğu, işletmeci iga'nın 1 milyar 45 milyon avro olan tüm borcunu sildi hükümet?

kaynak
ilk entryden hareketle, aşı karşıtlarının bu ülkede ciddi bir problem haline geldiğini gördüğümüz başlık. aşı olmayan olmasın arkadaşlar sorun bu değil. sorun, aşı karşıtlarının dezenformasyon yaratması hatta daha da ileri gidip insanları provoke etmesi. asıl problem bu.
genelde kadın/erkek fark etmezsizin, bir kişiden "soğuyacak" kıvama geldiyseniz, ortada yenilip, yutulmayacak kadar net bir "yanlış" vardır. sizi küçük düşüren herhangi bir ilişkiye/kişiye/duruma dönmek de, kendinize yapabileceğiniz en büyük saygısızlıktır.

dolayısıyla bu sorunun cevabı: dönmez, dönmemelidir de.

gideni beklemek yerine hatalarınızdan ders çıkarın gençler. kendinizi geliştirin. daha iyi bir insan olun.

bir daha da aynı b.ku yemeyin. çarparım.
taliban ve zihniyetinin neden dümdüz edilmesi gerektiğini mükemmel şekilde özetlemiş. canlı bombalar kendini patlata patlata korku/baskı rejimi yarattınız 2021 dünyasında.
halkı tedavi edecek bir tek doktor bulamadığınız andan itibaren herhangi bir hastalık veya olumsuz durum için de canlı bomba eylemlerine başlarsınız artık yeniden, direkt kesin çözüm.

bak eğitim olmadan da ülke yönetebiliyoruz diyebilmek için yalnızca canlı bombalarla iktidar ele geçirilebilirdi zaten. talibanın eğitim bakanı atamasına mı güleyim yoksa atadıkları eğitim bakanının eğitim karşıtı açıklamasına mı karar veremedim amk bu kadar kanı toplanıp komedi skeci çekmek için mi döktünüz anlamadım ki.

gerçi, bizde de "şimdi okuma oranı arttıkça beni hafakanlar basıyor. ben daha çok cahil ve okumamış, tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum bu ülkede." diyen rektör yardımcıları vardı.

edit: bahse konu rektör yardımıcısı yök denetleme kurulu üyeliğine atanmış :)
şüphesiz ki kariyerlerinde iyi yerlere gelenler çok çalışıp başarılı olanlar değil, başkaları tarafından çok çalıştığı ve başarılı olduğu zannedilenlerdir, bu sebeple iş hayatının birinci kuralı algıyı iyi yönetmektir.
alman otobanları'nın tek olayı yolların güzelliği ve de bazılarında hız sınırı olmaması değildir

güzelliğin ana sebebi, bence almanlardaki über "otoyol kültürü"dür

bakın ben 2002 yazında, hannover'den berlin'e bi kız arkadaşımızın arabasında yolculuk yaptım, yan koltuktaydım

araba bildiğiniz fiat uno, evet şu: (https://arbstorage.mncdn.com/…_17209282_580x435.jpg)

neyse

kız cesur çıktı, yolda hız sınırı da yok, uno'nun son hızı 205 km'ymiş onu da yaşayarak öğrenmiş oldum

kız fırsat buldukça dayıyor 205'e, ki 205'e çıkması baya zaman alıyordu, ama çıkıyordu meret

bakın sol şeritten uno ile 200-205 ile gidiyoruz

kız önümüzde sol şeritte denk gelen mercedes'lere bmw'lere bizden daha yavaşlarsa ve yaklaşıyorsak, ta 200-300 metre mesafeden kısa bi selektör yapıyordu, ve bu bassa 250 rahat görebilecek geçebilecek arabalar hiç direnmeden kompleks yapmadan yol vermemek için gayret göstermeden, usulca usulüyle orta şerite geçip yol verip, biz onları geçince yol müsaitse tekrar sola çıkıp 150-200 arası hızlarla yollarına devam ediyorlardı

hatta bazısı selektör yapmaya gerek bile bırakmadan bizim yaklaştığımızı dikiz aynasından görüp daha gelirken usulca orta şeride geçip yol veriyordu

tabi biz de uno ile arkadan bizden hızlı gelenlere, marka farketmeksizin hemen yol veriyorduk, kız bunu otomatik olarak yapıyordu

hiç sinir stres trip ego vs söz konusu değildi ne bizim arabada ne de yol verip yol aldığımız sürücülerde

böyle bi otoban kültürü var adamlarda ve bu muazzam bi kültür

yoksa bizde türkiye'de de artık çok iyi otoyollar var, ama otoyol kültürü yok maalesef, sanırım bi 50 sene falan da zaman geçmesi lazım bunun oluşması için, ki oluşacağından şüpheliyim

bizde adamdan yol istiyorsun, göt istemişsin gibi tribe giriyor

velhasıl, alman otobanlarını keyifli yapan, bence yüksek yol kalitesi ve bazılarında hız sınırı olmamasından ziyade otoban kültürüdür
futbolun ne kadar nankor oldugunun canli kaniti adeta. sen 10 sene boyunca takimin gotunu kurtar sonra bikac mac sicinca itin gotune soksun herkes seni..
arkandayiz muslera senin varligin yeter!
sosyalizm: üç ineğiniz vardır, size yardım eden komşular sütü paylaşır.
komünizm: devlet üç ineğede el koyar ve size azıcık süt tozu dağıtır.
faşizm: devlet 3 ineğede el koyar ve size süt satar.
siyasal islam: 3 ineği fark ettirmeden alır, inek sahibinin anasını beller, hiç bir şeye layık görmez ve üstüne şükran duymasını bekler.
pas ve geçiş oyunlarının gizli kahramanı futbolcu.

bjk'de oğuzhan, sosa, cenk
ts'de periera, abdülkadir, sosa, yusuf yazıcı'nın sürekli aradığı bir oyuncuydu.

hafif sakardı ama pozisyon bilgisi çoğu oyuncudan iyiydi. müthiş sol ayağınan değil ama genellikle sağ ayağıyla çok iyi vuruşlar çıkarırdı.

bence sorunsuz ve uyumlu bir karakterdi. bu bazen başına belada oldu.

yolu açık olsun.

not: ts
ben eskort bir sevgili yaptım. sağ olsun haftada bir ev sahibine vurduruyor da kira mira ödemiyoruz ama aidatı ben ödüyorum, yöneticiye de vurdurtacak değiliz kızı. rahatız şimdililk, lüks residance, homeoffice iş. işin muhasebe kısmı bende zaten. bazen sistemde böyle buglar bulmak lazım, yoksa meftayız mk bu ekonomide.
aferin yavaş yavaş öğrenecek ve kabulleneceksiniz.

önce ingiliz ajanıydı diyeceksiniz, sonra osmanlı olmasaydı olmazdı diyeceksiniz ve en sonunda da onun kabiliyetlerini ve büyüklüğünü kabul edip "ata" kabul edeceksiniz.

ardından da geçmişe dönüp ne mal bir insanmışım beynimi sikeyim diye hayıflanırken hakikate maruz kalmanın mutluluğu içerisinde hayatınıza devam edeceksiniz.
allah kimseye sabahın köründe arda ile pjanic'i kıyaslayıp "arda pjanic'den daha iyi topçuydu tamam mı?" diye zırlayan renkli ağlaklığı vermesin. he kardeş arda daha iyi futbolcu, he amk!

tanım: ligin içinden geçmeye gelmiş boşnak futbol yıldızı.
taarruza başlamadan önceki son akşam yemeğinde “paşam, ya başaramazsanız?” diye soran birine; “ ne demek istiyorsun? taarruzun başlamasından on dört gün sonra yunanlıları denize dökmüş olacağım” cevabını verdi mustafa kemal.

yunanlılar yenilgiden sonra batı anadolu'yu kan ve ateşe bulayarak izmir'e doğru kaçıyorlardı. yunan askerleri, türklerin eline tek bir sağlam dam bırakmamak için evleri ateşe veriyordu. yakma, yıkma, yağma, ırza geçme, ne varsa hepsini yaptılar, katliama kadar. yunanlılar barbarlık ölçülerini aşmışlardı. tarihi manisa'nın on sekiz bin yapısından, sadece beş yüzü ayakta duruyordu.

mustafa kemal 9 eylül tarihinde, daha sonra adı kemalpaşa olacak olan nif'e geldi. gazi'nin öncüleri 9 eylül akşamında izmir'e girmişti. yunanlılar denize dökülmüştü.

zaferin kazanılması için on beş gün yetmişti. mustafa kemal ankara'ya döndüğü vakit arkadaşlarından özür diledi: “kusura bakmayın. insan bazen hesabında yanılabilir. tahminimde bir günlük bir yanlış yapmışım.”

gazi, zeytin dallarıyla bezenmiş otomobiliyle izmir'e geldiğinde tarih 10 eylül'dü. kaldırımlarda askerler ve insanlar yürüyor, “yaşa! mustafa kemal paşa yaşa!” sesleri yükseliyordu.

o gün gittiği bir otelde ilk kadehini yudumlayıp “kral konstantinos hiç buraya gelip bir kadeh rakı içti mi?” diye sordu. hayır cevabını alınca, “öyleyse buralara kadar ne gelmiş?” dedi.

10 eylül akşamı karargahını karşıyaka'da bulunan bir köşke taşıdı. köşke gireceği sırada birdenbire durdu. yere bir yunan bayrağı serilmişti. “bu nedir?” diye sordu. kral konstantinos'un da türk bayrağını çiğnediğini söylediler. gazi, “hata etmiş” dedi. “bayrak bir milletin şerefidir, ne olursa olsun yerlere serilemez. kaldırınız!”

9 eylül, yıllardır savunma durumunda olan bir milletin, 26 ağustos tarihinde, “ordular, ilk hedefiniz akdeniz'dir! ileri” emri ile kocatepe'den başlayan taarruzunun tamamlandığı, izmir'in düşman işgalinden kurtarıldığı, yunanlıların denize döküldüğü gündür.

yaşa mustafa kemal paşa yaşa