avukat olmaktı. oldum. herkes de değişik sebeplerle öyle düşündü, o yüzden lisede alan seçerken tm seçeceğim belliydi, keza aksatmadan okudum ruhsat da aldım.
ama ne yalan söyliyim, hayalimdeki avukatlıkla alakası yok olayların. ben gerçekten bazı noktalarda hakikate ulaşacağımızı ve hukukun üstün geldiği yerleri mahkemelerin kabul edeceğini sanıyordum. ama meğer alakası yokmuş. gerçekten göklerden gelen bir karar var ve politik-siyasi tüm dosyalarda 15 temmuzdan bu yana tamamen kaybediyoruz ya da tutukluluk halleri devam ediyor.
çocukken tee babamın babası -dedem- 12 tane torunu olmasına rağmen bir tek bana 'sen avukat olacaksın' demişti, yani herkes benim ne okuyacağıma zaten çocukken karar vermişti. kız çocuğu olmama rağmen aşırı hak arama düşkünü ve hz.ömerin adaletini aratmayan adalet arayışlarım vardı.
uğur dündarın ben çocukken bi programı vardı, her yıl yapardı muhakkak ciğerimizi sikerdi. çocuk esirgeme kurumu gizli kameralı yayını aaabii. hatırlarsınız. ilk allahı reddedişim çocukken bu programı izledikten sonra oldu. günlerce ağladım, annemler bilirler. tek derdim, çocukların günahı yoksa seçimi yoksa neden anne babaları erkenden ölmüş ve onlara bu hayatı yaşatıyorlar? hepsi dayak yiyiyor, beslenemiyor, ilgiye ve sevgiye açlar...
çocukken insanın dünyası da küçük oluyor. sokaktaki ve ailemdeki tüm tanıdığım çocukların anne ve babası vardı. doğal olarak uğur dündar'ın gösterdiği dünyaya çok uzaktım, tanıdığım herkesin ailesi varken bu çocukların nasıl olmaz allah nasıl bunu yapar diye o'na o kadar çok kızdım ki, annemler de ikna edemedi beni. evrime dair, insanlığa dair henüz hiçbir şeyi bilmeden önce zaten allah'ın adaletini ve varlığını reddetmiştim, neyse ki sonra hata yapmadığımı okudukça anladım.
eşitlik ve adalet çocukluktan beri derdimdi, neden böyle oldu annem babam ne yaptı da aklım başımdan gitti bilmiyorum.
ha bide şey var, çocukken ne zaman ailem müzik açsa
denizler ile alakalı da olan
grup yorum kaseti takarlardı.
şarkışlanın olduğu albüm,
marşlarımız albümü 97'de çıkmış, 9 yaşındayım ve albüm hafızamda hala.
"n'olayıdım n'olayıdım oy
okur yazar olayıdım
deniz (yusuf) mahkemeye düşmüş
avukatı ben olaydım"
sırf bu nakarat yüzünden 9 yaşımdayken
deniz gezmişlerin avukatı bile olmadan asıldıklarını sanıyordum. öyle değme yokluklar yaşandı sandım, eminim bugün bir şekilde mücadelenin içinde bir yerlerde olan insanların da hissiyatı böyledir.
bugün, çocukken şarkısı türküsü marşıyla ailemle ne düşündüysem onu yapıyorum. siyasi avukatlık yapıyorum, ücretsiz solcu gençlerin ve mücadele edenlerin avukatlığını yapıyorum. köpek gibi zaman harcıyorum, pişman değilim. ailem de bu tarz bi avukatlık yapmamı savunuyor, o yönden de sorun yaşamıyorum. sadece arada sırada mücadeleyle alakasız mesleklerde olan arkadaşlarımı görünce bazen "acaba" diyorum... acaba mimar falan olsaydım daha mı iyi olurdu... bilemiyorum.