"bazı şeyler herkese vardır ama sadece size yoktur."
bu kısacık cümle o kadar çok şeyi açıklıyor ki insan bu cümlenin gerçekliğini kavradığı zaman hayatta ne kadar büyük bir yol aldığını da anlıyor...
Sık geçen başlıklar
fulistug 34
ekşi profilinarsisizm ile narsistik kişilik bozukluğu birbirinden ayrı kavramlardır. her insanın içinde biraz narsizm vardır ama nkb bambaşka bir kavramdır. üstelik nkb kavramı bile kendi içinde çeşitli alt dallara ayrılır. bu yüzden bir nkb'yi tanımak çok kolay değildir genellikle onu tanıdığınız zaman iş işten geçmiş demektir. bırakın onu düzeltmeyi o sizi tuzağına çekmiş olduğu için bir süre sonra sizin tedaviye ihtiyacınız olacaktır. bu konuda çözüm arayan kişiler çoğunlukla nkb kurbanı insanlardır. onlarla baş edemezsiniz bunu da gerçekten bu insanların kurbanı olan kişiler bilirler. size öyle şeyler yaşatırlar ki insanlara olan inancınız bile yerle bir olabilir.
istismarlar, sizinle oynanan oyunlar, kendinizden şüphe ettirecek akıl oyunları, onun kafasında kurduğu şeyler, size giydirmek isteği gömlekler, sizi yalnızlaştırma çabaları, sizi aşağılamaya yönelik yaptığı her şey, ne olursa olsun onun mağdur olması, ne yaparsa yapsın haklı olması, sevgi denen kavramı asla bilmiyor olması, kendini her şeyi yapmaya hak görmesi bu liste bu şekilde uzar gider ama bu kişilik bozukluğuna sahip kişi asla ama asla düzelmez...
ayrıca bu konu hakkında bazı şeyleri bilmek de sizi bu gibi insanlardan koruyacaktır. sosyal medyada oldukça popüler olan bir söylem haline gelen narsist insan oldukça da yanlış bilinen bir kavram aslında. bu durumu hem psikolojik olarak çok iyi bildiğim için hem de çok yakından tanıdığım insanlar olduğu için bu konuda bir şeyler yazmak iyi olacak.
öncelikle kötü ilişkiler yaşadığınız, size kötü davranan her insan ya da bencil olan her insan narsist değildir. narsist insan çok daha tehlikelidir. narsist bir insanın zihninde kurduğu bazı şeylere inanmazsınız. gerçeklikle ilgisi olmayan ve sadece kendi bakış açısına göre şekillenen bir kurmadır bu. sizin yapacağınız hiçbir açıklama kar etmeyecektir. o kafasından geçen şeye inanacaktır. siz isterseniz dünyanın en güzel şeyini yapın o kendi kafasında bunun arkasında bir kötü niyet bulmuş haldeyse yaptığınız şey hiçbir şey işe yaramayacaktır.
sizinle gurur duyduğu kadar ki ister çocuğu olun, ister sevgilisi, ister eşi hiç fark etmez aynı zamanda sizin benliğinizi yok etmek için her şeyi yapacaktır. narsist insan güçsüz insanlarla uğraşmaz. güçlü olan bir insanı kendine bağımlı kılmak ve onun üzerinde otorite kurmak tek amacıdır. üstelik siz ona bağımlı olduğunuz anda da size olan hayranlığı ve saygısı da yok olacaktır. bu yüzden mesela narsist insanların aldatma oranı çok daha yüksektir. eşi ya da çocuğu iseniz aranızda resmi bir bağ varsa ona bağımlı olduğunuz ve size saygı duymadığı zaman bile gitmenize asla izin vermeyecektir çünkü sizin gitmeniz demek onun sosyal statüsü için bir darbe olacaktır. sizin gitmeniz demek onun başarısız olması anlamına gelecektir ve o bunu kabul etmeyecektir. o başarısız olamaz; arkanızdan iş çevirir, sizi aldatır, sizi aşağılar, sizi zorlar ama sizi bırakmaz.
çünkü siz bağımlı olarak aynı zamanda onun ciddi anlamda yaralı olan öz güvenini tamir ediyor halde olursunuz. güçlü bir insanı kendine bağımlı kılmış olmak bir taraftan size acıyarak bakmasına sebep olurken aynı zamanda da onun egosunu göklere çıkaracaktır. dikkat ederseniz narsist bir ebeveyn ile büyüyen çocukların narsist olma oranı da yüksektir ama bu kişiler aynı zamanda hayatın bazı alanlarında oldukça başarılı insanlardır. çünkü narsist bir insanı memnun etmek imkansıza yakındır. sizi daimi olarak zorlayacaktır. çünkü manipülasyon yeteneği sayesinde sizin eksik yerlerinizi çok iyi görür ki kimse bu hayatta mükemmel değildir ve eksik olduğu yerler mutlaka vardır. narsist ebeveyn ya da partner daima o eksik yönlerin üstüne gidecektir. mesela güzel bir insan ya da yakışıklı bir insan değilseniz ama bunun yanında iyi bir eğitim durumunuz, karakteriniz mevzu bahis bile olsa size devamlı olarak "sen aslında hiç güzel değilsin mesajı verilir. bunun amacı sizin benliğinizi yok ederek bağımlı kılmaktır. ama bu durum arasa sırada söylenmez sürekli olarak her daim dile getirilir. zaten narsist insanı ayırt eden de budur aslında. hiç ara vermeden devamlı olarak sizi eleştiri altına almasıdır ya da siz bir çocuk olarak derslerde başarılı olursunuz ama sosyal hayatta eksik taraflarınız vardır devamlı olarak sosyal yönden eksik olmanız sürekli olarak dile getirilir ebeveyn tarafından. çünkü siz onun statüsü için mükemmel olmak zorundasınız ama aynı zamanda paradoksa bakın ki üzerinizde hakimiyet kurmak içinde eksik yönlerinizin olması gerekmektedir. o eksik yönler tamamlansa bile bir başka yerden mutlaka eksik bulunacaktır.
bu durum çok bilinmez ama narsist insanlar aynı zamanda bağımlı insanlardır. özelikle arada ciddi bir bağ varsa onların da size bağımlı olduğunu anlarsınız. özelikle de empat, sağ duyulu, başarılı, düzgün bir insansanız onun da size bağımlı olması kaçınılmazdır. çünkü siz onun egosunu besleyen en önemli nesnelerden birisinizdir. bu yüzden de dönüp dolaşıp size gelirler mutlaka. dış dünyaya çok öz güvenli bir izlenim veriyor olsalar bile iç dünyalarında dünyanın en korkak insanı yatar. çevresindeki nesneler olmadan o bir hiçtir aslında. bu yüzden buz dağının altında bağımlı bir kişilik yatar.
narsist insan empati yapamayan bir insan değildir aslında. empati yapar ama o bir çocuk kadar empati yapabilme yeteneğine sahiptir. bu yüzden de zaten zihninin bazı bölümleri çocukluk döneminde kalmıştır. kendisine her şeyi hak görmesi, düşünmeden yapması, istemesi bunların nedeni budur aslında. o sizi devamlı istismar edebilir çünkü çocuk zihni de masum da olsa istismar üzerine kuruludur. çocuk devamlı olarak ebeveyninden alır bunu da haklı olarak görür. narsist insan da aynı bu şekildedir işte.
kendisi sizi eleştiri altında alırken ki belirttiğim gibi bu çok yoğundur kendisi eleştiri kabul eden bir insan olduğunu söylese bile asla kabul etmez. söylediğiniz her şeyin sonuna mutlaka bir "bu yüzden böyle, bu aslında tam olarak böyle değil, bunun nedenleri var" diyerek devam edecektir. aynı zamanda ne kadar gariptir ki sizin kendi iyi taraflarınızı dile getirmenize asla izin vermez. siz çıkıp da 'ben de burada iyiyim' deseniz ağzından her daim duyacağınız şu olacaktır "insan kendini övmez, dile getirmene gerek yok bunları" aynı kişi devamlı eksiklerinizi ortaya koyar, iyi yönleriniz ufaktan dile getirilecek olsa bile sizi direkt olarak susturacaktır.
onlarla güzel bir an yaşamak pek mümkün değildir ve bu her zaman başınıza gelir. sevgiliniz ise size güzel bir gün geçirtir akşamında bir şeyle berbat eder. ebeveyn ise size güzel bir şey yok yapar sonrasında gene berbat bir şey yaşarsınız. bu devamlı olur arada sırada değildir devamlı başınıza gelir. aklınızda devamlı olarak kalacak şeyler hep kötü şeyler olacaktır. size bir iyilik yapmıştır ama günün sonunda yapmaz olsaydı daha iyi olurdu dersiniz.
onlarda devamlı olarak dengesizlik vardır. arada sırada her insanda olabilir yaşadığı bazı durumlardan dolayı ama onlarda bu süreklidir. mesela bir an çok mutludur saniyeler içinde yüzü asılmaya başlar. siz acaba ben mi bir şey yaptım diye kafayı yerken kendinizi bulursunuz. ya da çok üzgündür bir anda onu bambaşka şeyler isterken bulursunuz. bunların da elle tutulur bir nedeni yoktur. olay onun zihninde olup biter her zaman için.
sizin duygularınız asla önemli değildir. sizin üzgün olmanız, sinirli olmanız hiç önemli değildir. siz onun duygusal gel git hallerine uymak zorundasınız ama o bunu yapmayacaktır. siz ona tahammül göstermek zorundasınız ama o buna mecbur değildir. o halde bile onun sizden istediği şeyleri yapmak zorundasınız yoksa sorun çıkacak olduğunu iyi bilirsiniz.
her şeyin suçlusu sizsiniz ne olursa olsun suçlu sizsiniz. narsist bir partneri olan bir danışandan duymuştum bunu kocası onu aldatıyordu ve aldatma sebebini de karısının kilolu olmasına bağlıyordu. kadına af dilemek gönderdiği çiçeğin üstünde kilo vermesi gerektiği yazıyordu. hatta psikoloğa verdiği parayı spor salonuna vermesi gerektiğini söylemiş bunu yapmazsa da onunla artık dışarı çıkmayacağı tehditini yapmıştı. kadın bunun üzerine terapiyi bırakıp spor salonuna yazılmıştı. yani kısaca sizi döverse suçlu sizsiniz, size hakaret ederse suçlu sizsiniz, sizi aldatırsa suçlu sizsiniz. herşeyin nedeni sizsiniz.
bu esnada çok ciddi manipüle edileceksiniz. sevgiliniz eşiniz ise sizi ondan başka kimsenin sevmeyecek olduğunu dile getirecek. çocuk iseniz ile yaramaz bir çocuk olduğunuz dile getirilecek. devamlı olarak karşılaştırma altına alınacaksınız. başka sevgililer, başka eşler, başka çocuklar hep sizden daha iyi olacak. onun sizinle olması, onun ebeveyniniz olması bir lütuf olacak.
ayrıca aile içinde çok ciddi sıkıntılara maruz kalacaksınız. yine bir danışandan narsist bir anneye sahip danışandan duymuştum bunu bir anne olarak evin içinde ne olmuş olursa olsun eşine söylüyordu ama olayları abartarak anlatılıyordu. baba da öfkeli bir babaydı ve bunun üzerine şiddet uyguluyordu. o danışan annesinin gözü önünde babasından dakikalarca dayak yediğini ve annesinin bir koltuğa oturup onu izlediğini anlatmıştı. anne eşi ile ilişkisini canlı tutmak için çocuklarını kullanıyordu.
aslında daha yazılacak çok özelik var narsizmin türleri, ortaya çıkış aşamalarının farklılığı, cinsel hayatları, kadına erkeğe çocuklara bakışları, kendi içindeki tutarsız halleri bunların hepsi çok uzun ve detaylı bir şekilde bilinmesi gereken konular. her kötü insan narsist değildir. sevgili olmayı başaramadığınız her insan narsist değildir. narsizm tanısı konulması için birçok verinin elde var olması gerekir. ayrıca tanı koyacak kişinin de bu konuda çok bilgili olması gerekir. fakat en önemli ayrım şudur her daim ama her daim sürekli olarak istismara maruz kalıyorsanız işte orada durup düşünülmesi gerekir. düşünülmesi gereken şey onunla kalmak değildir ama sizin böyle bir şeyin içine neden çekilmiş olduğunuz, sizdeki travmaların ne olduğu ve oradan çıkmak için neler yapılması gerektiğidir...
istismarlar, sizinle oynanan oyunlar, kendinizden şüphe ettirecek akıl oyunları, onun kafasında kurduğu şeyler, size giydirmek isteği gömlekler, sizi yalnızlaştırma çabaları, sizi aşağılamaya yönelik yaptığı her şey, ne olursa olsun onun mağdur olması, ne yaparsa yapsın haklı olması, sevgi denen kavramı asla bilmiyor olması, kendini her şeyi yapmaya hak görmesi bu liste bu şekilde uzar gider ama bu kişilik bozukluğuna sahip kişi asla ama asla düzelmez...
ayrıca bu konu hakkında bazı şeyleri bilmek de sizi bu gibi insanlardan koruyacaktır. sosyal medyada oldukça popüler olan bir söylem haline gelen narsist insan oldukça da yanlış bilinen bir kavram aslında. bu durumu hem psikolojik olarak çok iyi bildiğim için hem de çok yakından tanıdığım insanlar olduğu için bu konuda bir şeyler yazmak iyi olacak.
öncelikle kötü ilişkiler yaşadığınız, size kötü davranan her insan ya da bencil olan her insan narsist değildir. narsist insan çok daha tehlikelidir. narsist bir insanın zihninde kurduğu bazı şeylere inanmazsınız. gerçeklikle ilgisi olmayan ve sadece kendi bakış açısına göre şekillenen bir kurmadır bu. sizin yapacağınız hiçbir açıklama kar etmeyecektir. o kafasından geçen şeye inanacaktır. siz isterseniz dünyanın en güzel şeyini yapın o kendi kafasında bunun arkasında bir kötü niyet bulmuş haldeyse yaptığınız şey hiçbir şey işe yaramayacaktır.
sizinle gurur duyduğu kadar ki ister çocuğu olun, ister sevgilisi, ister eşi hiç fark etmez aynı zamanda sizin benliğinizi yok etmek için her şeyi yapacaktır. narsist insan güçsüz insanlarla uğraşmaz. güçlü olan bir insanı kendine bağımlı kılmak ve onun üzerinde otorite kurmak tek amacıdır. üstelik siz ona bağımlı olduğunuz anda da size olan hayranlığı ve saygısı da yok olacaktır. bu yüzden mesela narsist insanların aldatma oranı çok daha yüksektir. eşi ya da çocuğu iseniz aranızda resmi bir bağ varsa ona bağımlı olduğunuz ve size saygı duymadığı zaman bile gitmenize asla izin vermeyecektir çünkü sizin gitmeniz demek onun sosyal statüsü için bir darbe olacaktır. sizin gitmeniz demek onun başarısız olması anlamına gelecektir ve o bunu kabul etmeyecektir. o başarısız olamaz; arkanızdan iş çevirir, sizi aldatır, sizi aşağılar, sizi zorlar ama sizi bırakmaz.
çünkü siz bağımlı olarak aynı zamanda onun ciddi anlamda yaralı olan öz güvenini tamir ediyor halde olursunuz. güçlü bir insanı kendine bağımlı kılmış olmak bir taraftan size acıyarak bakmasına sebep olurken aynı zamanda da onun egosunu göklere çıkaracaktır. dikkat ederseniz narsist bir ebeveyn ile büyüyen çocukların narsist olma oranı da yüksektir ama bu kişiler aynı zamanda hayatın bazı alanlarında oldukça başarılı insanlardır. çünkü narsist bir insanı memnun etmek imkansıza yakındır. sizi daimi olarak zorlayacaktır. çünkü manipülasyon yeteneği sayesinde sizin eksik yerlerinizi çok iyi görür ki kimse bu hayatta mükemmel değildir ve eksik olduğu yerler mutlaka vardır. narsist ebeveyn ya da partner daima o eksik yönlerin üstüne gidecektir. mesela güzel bir insan ya da yakışıklı bir insan değilseniz ama bunun yanında iyi bir eğitim durumunuz, karakteriniz mevzu bahis bile olsa size devamlı olarak "sen aslında hiç güzel değilsin mesajı verilir. bunun amacı sizin benliğinizi yok ederek bağımlı kılmaktır. ama bu durum arasa sırada söylenmez sürekli olarak her daim dile getirilir. zaten narsist insanı ayırt eden de budur aslında. hiç ara vermeden devamlı olarak sizi eleştiri altına almasıdır ya da siz bir çocuk olarak derslerde başarılı olursunuz ama sosyal hayatta eksik taraflarınız vardır devamlı olarak sosyal yönden eksik olmanız sürekli olarak dile getirilir ebeveyn tarafından. çünkü siz onun statüsü için mükemmel olmak zorundasınız ama aynı zamanda paradoksa bakın ki üzerinizde hakimiyet kurmak içinde eksik yönlerinizin olması gerekmektedir. o eksik yönler tamamlansa bile bir başka yerden mutlaka eksik bulunacaktır.
bu durum çok bilinmez ama narsist insanlar aynı zamanda bağımlı insanlardır. özelikle arada ciddi bir bağ varsa onların da size bağımlı olduğunu anlarsınız. özelikle de empat, sağ duyulu, başarılı, düzgün bir insansanız onun da size bağımlı olması kaçınılmazdır. çünkü siz onun egosunu besleyen en önemli nesnelerden birisinizdir. bu yüzden de dönüp dolaşıp size gelirler mutlaka. dış dünyaya çok öz güvenli bir izlenim veriyor olsalar bile iç dünyalarında dünyanın en korkak insanı yatar. çevresindeki nesneler olmadan o bir hiçtir aslında. bu yüzden buz dağının altında bağımlı bir kişilik yatar.
narsist insan empati yapamayan bir insan değildir aslında. empati yapar ama o bir çocuk kadar empati yapabilme yeteneğine sahiptir. bu yüzden de zaten zihninin bazı bölümleri çocukluk döneminde kalmıştır. kendisine her şeyi hak görmesi, düşünmeden yapması, istemesi bunların nedeni budur aslında. o sizi devamlı istismar edebilir çünkü çocuk zihni de masum da olsa istismar üzerine kuruludur. çocuk devamlı olarak ebeveyninden alır bunu da haklı olarak görür. narsist insan da aynı bu şekildedir işte.
kendisi sizi eleştiri altında alırken ki belirttiğim gibi bu çok yoğundur kendisi eleştiri kabul eden bir insan olduğunu söylese bile asla kabul etmez. söylediğiniz her şeyin sonuna mutlaka bir "bu yüzden böyle, bu aslında tam olarak böyle değil, bunun nedenleri var" diyerek devam edecektir. aynı zamanda ne kadar gariptir ki sizin kendi iyi taraflarınızı dile getirmenize asla izin vermez. siz çıkıp da 'ben de burada iyiyim' deseniz ağzından her daim duyacağınız şu olacaktır "insan kendini övmez, dile getirmene gerek yok bunları" aynı kişi devamlı eksiklerinizi ortaya koyar, iyi yönleriniz ufaktan dile getirilecek olsa bile sizi direkt olarak susturacaktır.
onlarla güzel bir an yaşamak pek mümkün değildir ve bu her zaman başınıza gelir. sevgiliniz ise size güzel bir gün geçirtir akşamında bir şeyle berbat eder. ebeveyn ise size güzel bir şey yok yapar sonrasında gene berbat bir şey yaşarsınız. bu devamlı olur arada sırada değildir devamlı başınıza gelir. aklınızda devamlı olarak kalacak şeyler hep kötü şeyler olacaktır. size bir iyilik yapmıştır ama günün sonunda yapmaz olsaydı daha iyi olurdu dersiniz.
onlarda devamlı olarak dengesizlik vardır. arada sırada her insanda olabilir yaşadığı bazı durumlardan dolayı ama onlarda bu süreklidir. mesela bir an çok mutludur saniyeler içinde yüzü asılmaya başlar. siz acaba ben mi bir şey yaptım diye kafayı yerken kendinizi bulursunuz. ya da çok üzgündür bir anda onu bambaşka şeyler isterken bulursunuz. bunların da elle tutulur bir nedeni yoktur. olay onun zihninde olup biter her zaman için.
sizin duygularınız asla önemli değildir. sizin üzgün olmanız, sinirli olmanız hiç önemli değildir. siz onun duygusal gel git hallerine uymak zorundasınız ama o bunu yapmayacaktır. siz ona tahammül göstermek zorundasınız ama o buna mecbur değildir. o halde bile onun sizden istediği şeyleri yapmak zorundasınız yoksa sorun çıkacak olduğunu iyi bilirsiniz.
her şeyin suçlusu sizsiniz ne olursa olsun suçlu sizsiniz. narsist bir partneri olan bir danışandan duymuştum bunu kocası onu aldatıyordu ve aldatma sebebini de karısının kilolu olmasına bağlıyordu. kadına af dilemek gönderdiği çiçeğin üstünde kilo vermesi gerektiği yazıyordu. hatta psikoloğa verdiği parayı spor salonuna vermesi gerektiğini söylemiş bunu yapmazsa da onunla artık dışarı çıkmayacağı tehditini yapmıştı. kadın bunun üzerine terapiyi bırakıp spor salonuna yazılmıştı. yani kısaca sizi döverse suçlu sizsiniz, size hakaret ederse suçlu sizsiniz, sizi aldatırsa suçlu sizsiniz. herşeyin nedeni sizsiniz.
bu esnada çok ciddi manipüle edileceksiniz. sevgiliniz eşiniz ise sizi ondan başka kimsenin sevmeyecek olduğunu dile getirecek. çocuk iseniz ile yaramaz bir çocuk olduğunuz dile getirilecek. devamlı olarak karşılaştırma altına alınacaksınız. başka sevgililer, başka eşler, başka çocuklar hep sizden daha iyi olacak. onun sizinle olması, onun ebeveyniniz olması bir lütuf olacak.
ayrıca aile içinde çok ciddi sıkıntılara maruz kalacaksınız. yine bir danışandan narsist bir anneye sahip danışandan duymuştum bunu bir anne olarak evin içinde ne olmuş olursa olsun eşine söylüyordu ama olayları abartarak anlatılıyordu. baba da öfkeli bir babaydı ve bunun üzerine şiddet uyguluyordu. o danışan annesinin gözü önünde babasından dakikalarca dayak yediğini ve annesinin bir koltuğa oturup onu izlediğini anlatmıştı. anne eşi ile ilişkisini canlı tutmak için çocuklarını kullanıyordu.
aslında daha yazılacak çok özelik var narsizmin türleri, ortaya çıkış aşamalarının farklılığı, cinsel hayatları, kadına erkeğe çocuklara bakışları, kendi içindeki tutarsız halleri bunların hepsi çok uzun ve detaylı bir şekilde bilinmesi gereken konular. her kötü insan narsist değildir. sevgili olmayı başaramadığınız her insan narsist değildir. narsizm tanısı konulması için birçok verinin elde var olması gerekir. ayrıca tanı koyacak kişinin de bu konuda çok bilgili olması gerekir. fakat en önemli ayrım şudur her daim ama her daim sürekli olarak istismara maruz kalıyorsanız işte orada durup düşünülmesi gerekir. düşünülmesi gereken şey onunla kalmak değildir ama sizin böyle bir şeyin içine neden çekilmiş olduğunuz, sizdeki travmaların ne olduğu ve oradan çıkmak için neler yapılması gerektiğidir...
aslında bunun cevabı tek bir şeyde gizlidir. kadın erkek fark etmeden bunu söylüyorum. ister evlenilecek insan olsun, ister ciddi bir ilişki yaşayacağınız insan olsun, isterse hayatınızda bir yer işgal ederek hayatınıza eklemlenecek insan olsun sadece ve sadece sizi dönüştürmüş olduğu kişiye bakın. bazıları sizi daha depresif, öfkeli kaygılı birisine dönüştürür, bazıları ise sizi huzurlu, mutlu, gözleri gülen birisine dönüştürür. işte sizi çoğunlukla mutlu eden kişi ve sizin de mutlu ettiğiniz kişi gerçekten sağlıklı bir ilişki yaşadığınızı gösterir ve o kişi hayatınızda büyük bir yer kaplayacak kişidir.
düzelir diye düşünerek, sürekli olarak aklamaya çalıştığınız kişiler, korktuğunuz kişiler, size ağzına geleni söylemek de sorun görmeyen kişiler, sizi sürekli olarak eleştiren kişiler, sizi yukarı taşımak yerine aşağıya çeken kişiler, sizi hayatında koyduğu yer belli olan kişiler sizin hayatınızda da aynı yerde olmak zorundadır. bunları görmek zorundasınız, görmeseniz, görmek istemezseniz eğer mutsuzluk eninde sonunda kapınızı çalacaktır. bazen hayat bu kadar basittir bir insanı hayatınıza aldığınız andan itibaren kim olmaya başladınız sorusu aslında birçok cevabın da anahtarı olacaktır...
düzelir diye düşünerek, sürekli olarak aklamaya çalıştığınız kişiler, korktuğunuz kişiler, size ağzına geleni söylemek de sorun görmeyen kişiler, sizi sürekli olarak eleştiren kişiler, sizi yukarı taşımak yerine aşağıya çeken kişiler, sizi hayatında koyduğu yer belli olan kişiler sizin hayatınızda da aynı yerde olmak zorundadır. bunları görmek zorundasınız, görmeseniz, görmek istemezseniz eğer mutsuzluk eninde sonunda kapınızı çalacaktır. bazen hayat bu kadar basittir bir insanı hayatınıza aldığınız andan itibaren kim olmaya başladınız sorusu aslında birçok cevabın da anahtarı olacaktır...
varlar, var olmaya da devam edecekler, siz görmeseniz bile, görmek istemeseniz bile, denk gelmiyor olsanız bile bu gibi kadınlar varlar. üstelik sevmiyor oldukları için değil tam tersine seviyor oldukları için sevdiği adama saygı duyduğu için, ona değer veriyor olduğu için, olgun bir kadın olduğu için bunları yapıyordur. üstelik tüm bunların sonunda "bana değer vermediler" diye ağlamak yerine o ilişkide ortaya koyması gerekenleri ortaya koyup baktı ki olmuyor, aptal yerine konuluyor çirkeflik yapmadan edebi ile de çekilmeyi bilen kadındır. çünkü gerçek sevgi bunu gerektirir.
aptal bir kadın değildir, her şeyi kabul eden, susan bir kadın da değildir ama bir sürü hazineyi içinde barındıran bir kadındır. karşındaki kişinin de insan olduğunu bilir ve onu seviyorsa hayatını elinden ne kadarı geliyorsa kolaylaştırmaya çalışır. ama çoğu insan bu gibi bir sevgiyle sevilmenin tadını bile bilmeden bu dünyadan göçüp gidecektir, sahip olup kaybedenler ise ömrü boyunca bunu yeniden bulmaya çalışacaktır.
edit: bu şekilde davranan bir kadın bunları yaptığı için bir erkek tarafından değersiz, cepte görülüyorsa o kadın zaten bu gibi bir adamdan kurtulmuş olduğu için çok şanslı bir kadındır. zaten bunu bildiği için, kendine güvenen bir kadın olduğu için kendi yolunda asilce yürümeye de devam edecektir. ortaya iyi şeyler koymuş olduğunuz zaman kaydeden asla siz olmazsanız. siz o boşluğu eninde sonunda doldurursunuz zaten...
aptal bir kadın değildir, her şeyi kabul eden, susan bir kadın da değildir ama bir sürü hazineyi içinde barındıran bir kadındır. karşındaki kişinin de insan olduğunu bilir ve onu seviyorsa hayatını elinden ne kadarı geliyorsa kolaylaştırmaya çalışır. ama çoğu insan bu gibi bir sevgiyle sevilmenin tadını bile bilmeden bu dünyadan göçüp gidecektir, sahip olup kaybedenler ise ömrü boyunca bunu yeniden bulmaya çalışacaktır.
edit: bu şekilde davranan bir kadın bunları yaptığı için bir erkek tarafından değersiz, cepte görülüyorsa o kadın zaten bu gibi bir adamdan kurtulmuş olduğu için çok şanslı bir kadındır. zaten bunu bildiği için, kendine güvenen bir kadın olduğu için kendi yolunda asilce yürümeye de devam edecektir. ortaya iyi şeyler koymuş olduğunuz zaman kaydeden asla siz olmazsanız. siz o boşluğu eninde sonunda doldurursunuz zaten...
psikoloji konusunda bilgisi olan bir insan olarak iyi biri olarak iyi birisini bulma ihtimaliniz arasındaki korelasyon doğru orantılı değildir çoğunlukla. ancak ve ancak bilinçaltınız ve tercihleriniz gerçekten sağlıklı ve iyiyse ve sizin seçtiğiniz kişinin de bilinçaltı sağlıklı ve iyiyse iyi birisini bulursunuz kısaca birbirinizi bulursunuz. iki insanın iyi birisi olması sağlıklı tercihler yapacağı anlamına gelmiyor çünkü iyi birisi olmak ile sağlıklı ilişkiler yaşamanın arasında ciddi bir korelasyon yoktur. insan olarak çok iyi olan ama yaşadıkları ilişkileri sorunlar sarmalına dolanan bir sürü insan gösterebilirim. bir evlilik yapmak bu evlilikleri uzun yıllar sürdürmek iki kişi de sağlıklı bireyler değilse tam olarak zihnen hastalıklı iki insanın birbirini bulması anlamına da gelebilir.
bu şekilde olan bir çift tanımıştım uzun yıllardır evlilerdi dışarıdan da kimseye zararı olmayan iyi insanlardı ama kendileri bile zihnen arızalı noktalardan nasıl birbirlerini tamamlanıyor olduklarının farkında değillerdi. yani bu iki insan sağlıklı bir ilişki için asla bir araya gelmemesi, bırak çocuk sahibi olmayı aile bile kurmaması gereken kişilerdi ama birbirlerini tetikliyor oldukları için birbirlerinden başkası ile de olamayacak insanlardı. çünkü ikisi de bir zincirin halkası gibi birbirini tamamlayan bazı yönlerden hasarlı kişilerdi. bu iyi ve sağlıklı bir ilişki değildi ama kişiler travmalarını birbirlerinde tetikliyor oldukları için birbirleri için iyi insanlardı.
işte çoğunlukla iyi birisini biz iyi olduğumuz ya da o iyi olduğu için seçmeyiz. çünkü kimse sorsanız alacağınız cevap 'ben iyi birisini arıyorum" olurken insanlar bu kadar yanlış tercihler yapıyor olmazlardı. iyilik kavramı da tartışmalı bir konudur zaten kime iyi denir ki? siz yaptığınız şeylerin iyi olduğunu düşünürken karşınızdaki insan için bir şey ifade etmiyorsa, o iyilik onun istediği bir şey değilse siz iyi mi olursunuz? siz olmayacak yerlerde aman sıkıntı çıkmasın diye sustuğunuz zaman iyi mi olursunuz? siz cefakar ve fedakar olduğunuz zaman iyi mi olursunuz? siz bir insanı, onun iyiliğini düşündüğünüz zaman iyi mi olursunuz? vefalı, vicdanlı, merhametli, güvenilir olduğunuz zaman iyi mi olursunuz? bunlar iyiliğin tanımı gibi gözükür ama boş yere yapıldığı zaman aslında bu iyilikler gerçekten iyilik olur mu?
karma denilen şey aslında tamamen bilinçaltını ifade eder o yüzden de insanlar kendilerine göre tercihler yaparak hak etmiş oldukları hayatları yaşarlar. size iyilik arıyorum diyen bir kadın parayı seçiyorsa o kadının bulacağı şey onun karması olacaktır. bir erkek iyilik arıyorum derken güzelliğe ve cilveye gidiyorsa o onun tercihi ve karması olacaktır. çünkü her tercih aslında bir şeylerden vazgeçmeyi ve feda etmeyi içerir özünde. hiç kimse bütün olumlu özelikleri kendinde toplayamaz. bu karma ise zincirin birbirini tamamlaması gibi sadece görmeyi bilen gözlerin gördüğü bir bedel olacaktır. ilişkilerde iyi ya da kötü kavramı yoktur aslında tercihler vardır ve bu tercihlerde sağlıklı ya da sağlıksız ilişkileri belirler.
bu yüzden iyi birisi olmaya çalışırken ya da iyi birisini bulmaya çalışırken öncelik vereceğiniz ilk şey kendi tercihleriniz olsun. önce neyi neden yapıyor olduğunuzu belirleyin. tercihleriniz sağlıklı olursa, kendinizi tanıyor olursanız zaten sizin için doğru kişiyi ve sağlıklı ilişkiyi de bulmuş olursunuz. iyi biri olmanız sağlıklı bir ilişki yaşayacak olduğunuz anlamına gelmez. sizin için doğru olan kişi zaten sizin için iyi olan kişidir aslında. sadece kendinize bakarak ilerlemeye çalısın. kendinizde çözmüş olduğunuz her örüntü sizi, sizin için olan doğruya ve iyiye daha da yaklaştırma halinde olacaktır. ayrıca insan bazen yalnız da kalabilir bu da bazen içinde olunan ama içinde olan insanların göremediği bir cehennemi yaşamaktan çok daha iyidir...
bu şekilde olan bir çift tanımıştım uzun yıllardır evlilerdi dışarıdan da kimseye zararı olmayan iyi insanlardı ama kendileri bile zihnen arızalı noktalardan nasıl birbirlerini tamamlanıyor olduklarının farkında değillerdi. yani bu iki insan sağlıklı bir ilişki için asla bir araya gelmemesi, bırak çocuk sahibi olmayı aile bile kurmaması gereken kişilerdi ama birbirlerini tetikliyor oldukları için birbirlerinden başkası ile de olamayacak insanlardı. çünkü ikisi de bir zincirin halkası gibi birbirini tamamlayan bazı yönlerden hasarlı kişilerdi. bu iyi ve sağlıklı bir ilişki değildi ama kişiler travmalarını birbirlerinde tetikliyor oldukları için birbirleri için iyi insanlardı.
işte çoğunlukla iyi birisini biz iyi olduğumuz ya da o iyi olduğu için seçmeyiz. çünkü kimse sorsanız alacağınız cevap 'ben iyi birisini arıyorum" olurken insanlar bu kadar yanlış tercihler yapıyor olmazlardı. iyilik kavramı da tartışmalı bir konudur zaten kime iyi denir ki? siz yaptığınız şeylerin iyi olduğunu düşünürken karşınızdaki insan için bir şey ifade etmiyorsa, o iyilik onun istediği bir şey değilse siz iyi mi olursunuz? siz olmayacak yerlerde aman sıkıntı çıkmasın diye sustuğunuz zaman iyi mi olursunuz? siz cefakar ve fedakar olduğunuz zaman iyi mi olursunuz? siz bir insanı, onun iyiliğini düşündüğünüz zaman iyi mi olursunuz? vefalı, vicdanlı, merhametli, güvenilir olduğunuz zaman iyi mi olursunuz? bunlar iyiliğin tanımı gibi gözükür ama boş yere yapıldığı zaman aslında bu iyilikler gerçekten iyilik olur mu?
karma denilen şey aslında tamamen bilinçaltını ifade eder o yüzden de insanlar kendilerine göre tercihler yaparak hak etmiş oldukları hayatları yaşarlar. size iyilik arıyorum diyen bir kadın parayı seçiyorsa o kadının bulacağı şey onun karması olacaktır. bir erkek iyilik arıyorum derken güzelliğe ve cilveye gidiyorsa o onun tercihi ve karması olacaktır. çünkü her tercih aslında bir şeylerden vazgeçmeyi ve feda etmeyi içerir özünde. hiç kimse bütün olumlu özelikleri kendinde toplayamaz. bu karma ise zincirin birbirini tamamlaması gibi sadece görmeyi bilen gözlerin gördüğü bir bedel olacaktır. ilişkilerde iyi ya da kötü kavramı yoktur aslında tercihler vardır ve bu tercihlerde sağlıklı ya da sağlıksız ilişkileri belirler.
bu yüzden iyi birisi olmaya çalışırken ya da iyi birisini bulmaya çalışırken öncelik vereceğiniz ilk şey kendi tercihleriniz olsun. önce neyi neden yapıyor olduğunuzu belirleyin. tercihleriniz sağlıklı olursa, kendinizi tanıyor olursanız zaten sizin için doğru kişiyi ve sağlıklı ilişkiyi de bulmuş olursunuz. iyi biri olmanız sağlıklı bir ilişki yaşayacak olduğunuz anlamına gelmez. sizin için doğru olan kişi zaten sizin için iyi olan kişidir aslında. sadece kendinize bakarak ilerlemeye çalısın. kendinizde çözmüş olduğunuz her örüntü sizi, sizin için olan doğruya ve iyiye daha da yaklaştırma halinde olacaktır. ayrıca insan bazen yalnız da kalabilir bu da bazen içinde olunan ama içinde olan insanların göremediği bir cehennemi yaşamaktan çok daha iyidir...
yapmak isteyenin yapacağını, yapmak istemeyen insanın ise yapmamayı tercih ettiğini ve bunun nedenlerinin de aslında çok önemli olmadığını.
bir insanın seni sevmesinden daha önemli olan seni ne kadar seviyor olduğu. onun seni tuttuğu belli bir mesafe varsa senin de o kişiyi aynı mesafeye koyman gerektiği.
sevgi, cinsel çekim iki insanı bir araya getirebilir ama ne uyumu ne de dostluğu garantiler.
bazen insan "seni sevmiyorum" demez de; ilgi ve saygı göstermez, önemsemez, zaman ayırmaz, önceliği yapmaz, saydam olmaz, sorumluluk almaz, çaba göstermez. senin tüm bu işaretleri görüp değer verilmiyor, sevilmiyor olduğunu anlaman gerekir.
bir insan ona kattığın değerin ve ilişkiye yaptığın yatırımın farkında değilse ve sen o ilişkinin içinde kalmaya devam edersen sonsuza kadar bu durum devam edecektir. sen vereceksin o alacak ve sen kırıntılar ile idare etmek zorunda kalacaksın.
değer verdiğin birisi senin için pek bir şey yapmaya gerek duymuyorsa bir süre boyunca baya bir üzülürsün. sonra öyle bir eşik gelir ki seni kendinden yoksun bırakan kişinin yokluğuna alışmaya başlarsın ve bir süre sonra o kişi senin için görünmez olmaya başlar. varlığı ile yokluğu arasında pek fark olmaz. çünkü kalpteki hiçbir duygu aynı şiddette yaşanmaya devam etmez. bu nokta da tam bir dönüm noktasıdır aslında.
sevdiğin insanlara karşı aşırı hassas, düşünceli ve hisli olduğun zaman ilk gözden çıkartılan, önemsenmeyen ve düşünülmeyen sen oluyorsun. fakat bir süre sonra o değer verdiğin insanlara baktığında hissettiğin tek şey hayal kırıklığı oluyor. sonra sende bırakıyorsun ve sen kaybettim zannederken onların kaybediyor olduğunu anlıyorsun. çünkü iyilik ve güzellik insanın karşısına her zaman çıkmıyor...
zamanla anlıyorsun ki aslında kimin seni seçtiğinin ya da seninle ilgilendiğinin bir önemi yok. önemli olan cesur bir şekilde seninle olmak konusunda kararlı olan ve eylemleri sözleriyle uyumlu olan kişileri senin seçiyor olman.
son olarak ise ne olursa olsun kimseye bel bağlamadan yola devam edebilmek. sizin mutluluğunuz, mutsuzluğunuz, istekleriniz aslında çok da önemli değil başkaları için. bunu anladığınız anda da kendinize daha çok sarılmaya başlıyorsunuz...
bir insanın seni sevmesinden daha önemli olan seni ne kadar seviyor olduğu. onun seni tuttuğu belli bir mesafe varsa senin de o kişiyi aynı mesafeye koyman gerektiği.
sevgi, cinsel çekim iki insanı bir araya getirebilir ama ne uyumu ne de dostluğu garantiler.
bazen insan "seni sevmiyorum" demez de; ilgi ve saygı göstermez, önemsemez, zaman ayırmaz, önceliği yapmaz, saydam olmaz, sorumluluk almaz, çaba göstermez. senin tüm bu işaretleri görüp değer verilmiyor, sevilmiyor olduğunu anlaman gerekir.
bir insan ona kattığın değerin ve ilişkiye yaptığın yatırımın farkında değilse ve sen o ilişkinin içinde kalmaya devam edersen sonsuza kadar bu durum devam edecektir. sen vereceksin o alacak ve sen kırıntılar ile idare etmek zorunda kalacaksın.
değer verdiğin birisi senin için pek bir şey yapmaya gerek duymuyorsa bir süre boyunca baya bir üzülürsün. sonra öyle bir eşik gelir ki seni kendinden yoksun bırakan kişinin yokluğuna alışmaya başlarsın ve bir süre sonra o kişi senin için görünmez olmaya başlar. varlığı ile yokluğu arasında pek fark olmaz. çünkü kalpteki hiçbir duygu aynı şiddette yaşanmaya devam etmez. bu nokta da tam bir dönüm noktasıdır aslında.
sevdiğin insanlara karşı aşırı hassas, düşünceli ve hisli olduğun zaman ilk gözden çıkartılan, önemsenmeyen ve düşünülmeyen sen oluyorsun. fakat bir süre sonra o değer verdiğin insanlara baktığında hissettiğin tek şey hayal kırıklığı oluyor. sonra sende bırakıyorsun ve sen kaybettim zannederken onların kaybediyor olduğunu anlıyorsun. çünkü iyilik ve güzellik insanın karşısına her zaman çıkmıyor...
zamanla anlıyorsun ki aslında kimin seni seçtiğinin ya da seninle ilgilendiğinin bir önemi yok. önemli olan cesur bir şekilde seninle olmak konusunda kararlı olan ve eylemleri sözleriyle uyumlu olan kişileri senin seçiyor olman.
son olarak ise ne olursa olsun kimseye bel bağlamadan yola devam edebilmek. sizin mutluluğunuz, mutsuzluğunuz, istekleriniz aslında çok da önemli değil başkaları için. bunu anladığınız anda da kendinize daha çok sarılmaya başlıyorsunuz...
olmayacak bazı şeyleri ve cevabı oldukça açık olan bazı şeyleri neden oldurmaya uğraşırız bunun insanoğlunun en garip yanlarından birisi olduğunu hep düşünürüm. şahsen erkek arkadaşım mesajıma 20 saati geçtim haberim olmadan 1 saat bile geç yazsa acaba başına bir şey mi geldi diye kendi kendimi yiyip bitiririm. ilk aklıma gelen şey bu olur. korkarım çünkü onu sevdiğim ve değer verdiğim için. işi olduğunu bilirsem zaten rahatsız etmem kendisini. fakat haberim olmadan bana cevap vermemeyi seçiyorsa da işte orada benim için zaten ölmüş bir adam söz konusu olacaktır.
bu dünyanın en net gerçeğidir aslında sizi görmek isteyen zaman yaratır ve görür, yapmıyorsa görmek istemiyor sizi özlemiyor, önemsemiyor, değer vermiyor demektir. bunun üzerine yapılacak tek şey vardır onunla görüşmek için bende kılımı bile kıpırdatmam. bir insan size mesaj yazmıyorsa aramak istemiyorsa bunu gerçekten istemiyor demektir. istese mutlaka ama mutlaka yapardı. çünkü insan sevdiği insanı merak eder, onun için zaman yaratır ve onu görmek ister, ondan haberdar olmak ister. bunlar yoksa onun için zerre kadar öneminiz yok demektir. bir insan bir şeyi fırsatı olduğu halde, fırsat yaratabilme ihtimali olduğu halde yapmıyorsa bu artık tamamen tercih meseledir. yapmamayı tercih etmiş hakkını bu yönde kullanmış demektir.
bu gibi durumlarda insan kendine tek bir soru sormalı bence "onun bana yaptığı bu şeyi ben ona yapabilir miydim?" cevabınız hayırsa işte burada size biçilen yeri ve değeri de anlamanız gerekiyor. bir de şu var ki o sizi aramadan, haberdar olmadan, sizi görmeden yaşayabiliyorsa siz de bunu yapabilirsiniz. şahsen ona değerimi ispat etmeye uğraşmak yerine, beni merak etmesini, görmesini istemeyi sağlamak yerine kendimle ilgilenip kendi hayatımı daha iyi bir yere taşırım. en azından gururum onurum benimle kalmış olur ve değecek bir şeyler için emek harcamış olurum.
fedakarlık karşısında sevgisizlik görüyorsanız yapılması gereken tek şey durumu kabul edip kendi hayatına bakmaktır. sizi hayatında koyduğu yer apaçık belli olan bir insana bahaneler bulmaya çalışmak sadece kendi hayatından çalmak anlamına gelecektir. gerçekten sizi merak etmeyen, görmek istemeyen, boş zamanlarını doldurduğunuz kişinin hayatında kalmak isteyecek kadar değersiz biri misiniz siz? kimi görmek istiyorsan git onu gör demek varken onun için uğraşmaya devam etmek kendini o insanın gözünde daha hiç etmek anlamına gelecektir. bir gün bir yerlerde sizi görmek için, sizden haber almak için deli olacak bir insanla yaşamak ihtimaliniz varken hem de...
bu dünyanın en net gerçeğidir aslında sizi görmek isteyen zaman yaratır ve görür, yapmıyorsa görmek istemiyor sizi özlemiyor, önemsemiyor, değer vermiyor demektir. bunun üzerine yapılacak tek şey vardır onunla görüşmek için bende kılımı bile kıpırdatmam. bir insan size mesaj yazmıyorsa aramak istemiyorsa bunu gerçekten istemiyor demektir. istese mutlaka ama mutlaka yapardı. çünkü insan sevdiği insanı merak eder, onun için zaman yaratır ve onu görmek ister, ondan haberdar olmak ister. bunlar yoksa onun için zerre kadar öneminiz yok demektir. bir insan bir şeyi fırsatı olduğu halde, fırsat yaratabilme ihtimali olduğu halde yapmıyorsa bu artık tamamen tercih meseledir. yapmamayı tercih etmiş hakkını bu yönde kullanmış demektir.
bu gibi durumlarda insan kendine tek bir soru sormalı bence "onun bana yaptığı bu şeyi ben ona yapabilir miydim?" cevabınız hayırsa işte burada size biçilen yeri ve değeri de anlamanız gerekiyor. bir de şu var ki o sizi aramadan, haberdar olmadan, sizi görmeden yaşayabiliyorsa siz de bunu yapabilirsiniz. şahsen ona değerimi ispat etmeye uğraşmak yerine, beni merak etmesini, görmesini istemeyi sağlamak yerine kendimle ilgilenip kendi hayatımı daha iyi bir yere taşırım. en azından gururum onurum benimle kalmış olur ve değecek bir şeyler için emek harcamış olurum.
fedakarlık karşısında sevgisizlik görüyorsanız yapılması gereken tek şey durumu kabul edip kendi hayatına bakmaktır. sizi hayatında koyduğu yer apaçık belli olan bir insana bahaneler bulmaya çalışmak sadece kendi hayatından çalmak anlamına gelecektir. gerçekten sizi merak etmeyen, görmek istemeyen, boş zamanlarını doldurduğunuz kişinin hayatında kalmak isteyecek kadar değersiz biri misiniz siz? kimi görmek istiyorsan git onu gör demek varken onun için uğraşmaya devam etmek kendini o insanın gözünde daha hiç etmek anlamına gelecektir. bir gün bir yerlerde sizi görmek için, sizden haber almak için deli olacak bir insanla yaşamak ihtimaliniz varken hem de...
bu başlık üzerinde kendini bilen karakteri oturmuş erkekleri hariç tutarak sadece şunu söylemek istiyorum sizi sadece bir meta olarak, yatırım aracı olarak gören bütün erkeklerden uzak durun. sizi asla bir birey, insan, kadın olarak görmeyecekler. sizler sadece erkeklerin ihtiyaçları için var olmuş bir organizma gibisiniz onlar için. bugün yaşınız için başka bir zaman etiniz için başka bir zaman için bambaşka şeylerle ifade edileceksiniz. size verdikleri soyadları, evlilik kurumu her daim bir lütuf olacak. devamlı olarak aşağılanmak zorunda kalacaksınız. bu yüzden bu gibilerin yanında olmaktansa, isimlerinizin yanyana gelmesindense hayat boyu yalnız kalmak daha onurlu bir davranış olacaktır.
sizi sadece üretin, çalışın, kendinize devamlı olarak bir şeyler katın. iyi bir insan olmaya çalışın. gerçekten değecek, hak edecek insanların yanında olun, elinizden geleni yapın ve sonrasında da yolunuza bakın. siz siz yapacak olan, size değer katacak olan birisinin karısı birisinin annesi olmak değildir. yanınızda olacak ya da olmayacak hiç kimse, hiçbir sıfat değerinizi belirleyemez. kendini sürekli üste taşıyan bir insan yanında olmasını istediği kişileri de kendi seçecektir.
şunu da asla unutmayın dünyanın en mutlu alt kümesi hiç evlenmemiş ve bekar kalmış kadınlar. bu kadınlar evli olan hemcinslerine göre daha uzun yaşıyorlar ve çok daha mutlular. bekar ve çocuksuz erkekler ise mutsuzlar alt kümesine giriyorlar. bu erkekler evli olan hemcinslerine göre daha kısa yaşıyorlar ve daha mutsuzlar. bu araştırma bile aslında çok şeyi ortaya koyuyor. karakteri oturmamış bir erkekle evlenmek dünyada cehennemi yaşamak anlamına gelir bırakın onlar kendilerine layık olanı bulsunlar...
sizi sadece üretin, çalışın, kendinize devamlı olarak bir şeyler katın. iyi bir insan olmaya çalışın. gerçekten değecek, hak edecek insanların yanında olun, elinizden geleni yapın ve sonrasında da yolunuza bakın. siz siz yapacak olan, size değer katacak olan birisinin karısı birisinin annesi olmak değildir. yanınızda olacak ya da olmayacak hiç kimse, hiçbir sıfat değerinizi belirleyemez. kendini sürekli üste taşıyan bir insan yanında olmasını istediği kişileri de kendi seçecektir.
şunu da asla unutmayın dünyanın en mutlu alt kümesi hiç evlenmemiş ve bekar kalmış kadınlar. bu kadınlar evli olan hemcinslerine göre daha uzun yaşıyorlar ve çok daha mutlular. bekar ve çocuksuz erkekler ise mutsuzlar alt kümesine giriyorlar. bu erkekler evli olan hemcinslerine göre daha kısa yaşıyorlar ve daha mutsuzlar. bu araştırma bile aslında çok şeyi ortaya koyuyor. karakteri oturmamış bir erkekle evlenmek dünyada cehennemi yaşamak anlamına gelir bırakın onlar kendilerine layık olanı bulsunlar...
evet o çocuk sahibi olmayı kolay kolay düşünmeyecek kesimin içindeyim. bunun nedeni de sorumluluk korkusu falan değil tek düşündüğüm şey çocuğuma ileride maddi ya da manevi anlamda neler sağlayabilme ihtimalim. çocuğumun hayatını maddi ya da manevi olarak garanti altına alamazsam asla çocuk sahibi olmayı düşünmem. çünkü bu yapacağım şey ona haksızlık olacaktır ve ben çocuğumun en iyi şartlarda yetişemesini isterim.
annelik kutsal değildir hele ki düşünmeden yapılan bir annelik asla kutsal değildir. herkes doğurma kapasitesine sahiptir. bunu hayvanlarda yapıyor insanlarda yapıyor ki bazı annelerin nasıl anne olduklarını hepimiz görüyoruz. asıl kutsal olan şey ona iyi bir hayat sunmak istediği için çocuk yapmaktan sakınan kadındır. asıl değerli olan kadın bunu düşünen ve bazı şeylerin bilincinde olan kadındır. hayat sizin çevrenizdeki "ya ben çocuk bakamam ki, çocuk bakmak çok zor ki, çocuk için keyfimden feragat edemem ki" diyen pelinsulardan ibaret değil. zaten bu derece zeki, mantıklı ve akıllı bir kadın çoğu erkeğin de harcı değildir.
ona iyi bir gelecek sunamazsam, hayatımdaki adamın iyi bir baba olacağını düşünmezsem (bu hayatta ölüm de var ki ben her zaman orada olmayabilirim), bu hayatta sorunlar da olabilir ki günün birinde bir ayrılma durumunda çocuğuma babasının beş kuruşuna muhtaç olmadan bakabilme ihtimalim olduğunu kesin olarak görmezsem ve ona her anlamda mükemmele yakın bir annelik yapacağıma inanmazsam bu hayatta anne olmayı hiçbir zaman düşünmüyorum.
annelik kutsal değildir hele ki düşünmeden yapılan bir annelik asla kutsal değildir. herkes doğurma kapasitesine sahiptir. bunu hayvanlarda yapıyor insanlarda yapıyor ki bazı annelerin nasıl anne olduklarını hepimiz görüyoruz. asıl kutsal olan şey ona iyi bir hayat sunmak istediği için çocuk yapmaktan sakınan kadındır. asıl değerli olan kadın bunu düşünen ve bazı şeylerin bilincinde olan kadındır. hayat sizin çevrenizdeki "ya ben çocuk bakamam ki, çocuk bakmak çok zor ki, çocuk için keyfimden feragat edemem ki" diyen pelinsulardan ibaret değil. zaten bu derece zeki, mantıklı ve akıllı bir kadın çoğu erkeğin de harcı değildir.
ona iyi bir gelecek sunamazsam, hayatımdaki adamın iyi bir baba olacağını düşünmezsem (bu hayatta ölüm de var ki ben her zaman orada olmayabilirim), bu hayatta sorunlar da olabilir ki günün birinde bir ayrılma durumunda çocuğuma babasının beş kuruşuna muhtaç olmadan bakabilme ihtimalim olduğunu kesin olarak görmezsem ve ona her anlamda mükemmele yakın bir annelik yapacağıma inanmazsam bu hayatta anne olmayı hiçbir zaman düşünmüyorum.
gerçekleri kabul etmek zor bir eylemdir ama bu hiç değişmeyen bir gerçektir. seni merak etmeyen insan seni sevmiyordur. sana anlamak istersen açık açık aslında seni sevmediğini söylüyor. kimse o kadar yoğun değildir ve insan isterse 2 dakika bile olsa o kişiye isterse zaman ayırır. bu insanları ister hayatınızdan çıkarın isterseniz de bu şekilde kabul edip onlara aynı şekilde davranın, tercih tamamen sizindir. ama bu insanlara karşı asla umut beslemeyin.
ayrıca şu bir gerçek ki herkesin yeri doldurulur. sizden iki kelimeyi esirgeyen bir insanla olmaktansa dünyanın bir yerlerinde sabahlara kadar sizinle konuşmaktan zevk alacak insanlar olduğunu sakın unutmayın. bir insanın umrunda olmazsınız ama başka bir insanın dünyası olursunuz. o yüzden dünyanız olacak ve bunu yapmaya istekli insanlardan bir şeylerden bekleyin.
şahsen beni merak etmeyen ve bahane uyduran bir insana tek kelime bile yazmam, ölse bile umrumda olmaz. çünkü bende onun umrunda değilimdir. hayatta her şey karşılıklıdır seven sevilir, saygı duyana saygı duyulur, önemseyen önemsenir. tek taraflı şeyler sadece romanlarda olur. son olarak ise şunu asla unutmayın "her şeyinizi heyecanla anlattığınız bir duvarı sakın eviniz sanmayın." bazen bir duvar sadece duvardır ve ne yaparsanız yapın eviniz olmaz, çünkü sizin eviniz başka yerdedir...
ayrıca şu bir gerçek ki herkesin yeri doldurulur. sizden iki kelimeyi esirgeyen bir insanla olmaktansa dünyanın bir yerlerinde sabahlara kadar sizinle konuşmaktan zevk alacak insanlar olduğunu sakın unutmayın. bir insanın umrunda olmazsınız ama başka bir insanın dünyası olursunuz. o yüzden dünyanız olacak ve bunu yapmaya istekli insanlardan bir şeylerden bekleyin.
şahsen beni merak etmeyen ve bahane uyduran bir insana tek kelime bile yazmam, ölse bile umrumda olmaz. çünkü bende onun umrunda değilimdir. hayatta her şey karşılıklıdır seven sevilir, saygı duyana saygı duyulur, önemseyen önemsenir. tek taraflı şeyler sadece romanlarda olur. son olarak ise şunu asla unutmayın "her şeyinizi heyecanla anlattığınız bir duvarı sakın eviniz sanmayın." bazen bir duvar sadece duvardır ve ne yaparsanız yapın eviniz olmaz, çünkü sizin eviniz başka yerdedir...
kıskanmak değil de nasıl yaptıklarını merak ettiğim şey şu oluyor bir kadın nasıl oluyor da gerçekten bir erkeği parmağında oynatma hünerine sahip oluyor. bütün istekleri yerine getiriliyor, trip attığı zaman önüne para, mücevher, çicek vb. şeyler seriliyor. üstelik bu kadınların çoğu karşısındaki adamı insan yerine bile koymazken ki insan sevdiği adama böyle davranmaz bu kadınlar nasıl her isteğini elde ediyor?
hayır biz insan gibi davranıp, değer verdiğimiz, sevdiğimiz zaman gelmişimizin, geçmişimizin geleceğimizin üstünden geçiliyor da o yüzden bunu nasıl yapıyorlar gerçekten merak ediyorum...
hayır biz insan gibi davranıp, değer verdiğimiz, sevdiğimiz zaman gelmişimizin, geçmişimizin geleceğimizin üstünden geçiliyor da o yüzden bunu nasıl yapıyorlar gerçekten merak ediyorum...
bu konular yaş almaya başladığın zaman saçmalıktan başka bir şey ifade etmemeye başlıyor. psikolojik rahatsızlıkları ya da travmaları olan kişiler haricinde kimse kendisine kötü davranan bir insanı sevemez, sevmeye devam edemez. ha şu var ki erkeğin amacı sadece seks ise evet kendine kötü davranan kişiyi de tahammül eder kendine iyi davranan kişinin de pek bir farkı olmaz. erkeklerin seks söz konusu olduğu zaman zihinsel ve duygusal ayrımları daha iyi yapabiliyor olduğunu hepimiz biliyoruz.
iyi davranmak her zaman için sizinle ilgili bir durumdur. sevilmek için iyi olunmaz, değer görmek için iyi olunmaz, önemli olmak için iyi olunmaz. iyi olursunuz çünkü hem kendinize hem de o kişiye saygınız vardır. bu tür davranışlar ise her zaman söylediğim gibi turnusol görevi görürler. bir adamın iyi davranışlar karşısında sergilediği tutumlar onun kim olduğunu size gösterir. bunu da her zaman söylerim iyi olmak sevilmek için yeterli değildir ama karşınızdaki kişinin zihinsel kodlarını çözebilmek açısından önemlidir. birçok bakımdan iyi olan bir kadının ve bunu davranışları ile de gösteren bir kadının erkeğin gözünde çok bir değeri yoksa yapacağınız tek şey o adamın kim olduğunu kabul etmek ve hayatınızda önemli bir yere koymamaktır ve eğer elinizde imkan varsa hayatından çıkmaktır.
ben bir kadının taktikler peşinde koşması yerine sadece kendisi gibi olması gerektiğine inanıyorum. iyi olmaya çalışan, kendini geliştirmeye çalışan, yeri geldiği zaman kendi eleştirisini de yapan, yeri geldiği zaman uyumlu olan, saygı sınırlarını aşmayan, misilleme yapmaya çalışmayan, maddi ya da manevi kimseden yararlanmaya çalışmayan ve sevdiği adamı iyi ya da kötü gün demeden ne olursa olsun desteklemesi gerektiğine inanıyorum. ama tüm bunlara karşılık yaptığı tüm güzel şeylere rağmen değeri bilinmiyorsa da kadının kendine saygı duyarak, sınırlarını koruyarak o adamın hayatından çıkması gerektiğine inanıyorum. kendine saygı duymayan bir kadına hiçbir erkek saygı duymaz ve asıl öldüren şey bana göre budur. bir adamın saygı duymadığı bir kadın olmak ve sınırlarının devamlı olarak ihlal edilmesi. sanırım beni bu hayatta yok edecek yegane şeylerden birisi de bu olurdu.
bu yüzden bırakın kötülük yapmayı, iyilik yapmayı, bunlar üzerinden değer görmeyi. bunlar çok anlamsız şeyler. bir adamın zihniyeti belliyse değişme imkanı pek yoktur. her zaman bunu söylüyorum siz kendiniz olarak kalın; isteyen yanınızda kalır istemeyen ise başka denizlere yelken açar. fakat en önemli şeylerden birisi de şudur ki o yelken açan kişilerin bir daha asla limanı olmayacak olduğunuzun da çok iyi bilinmesi gerekir. bu hayatta her şeyin bir zamanı var ve emin olun herkes her şeyin sonunda hak ettiği şeyleri mutlaka yaşıyor. kendinizden emin olduğunuz zaman ve yaptığınız şeyleri de bildiğiniz zaman, vicdanınız rahat olduğu zaman yanınızdan geçip gidenler çok da umurunuzda olmuyor. ben elimden gelenin fazlasını yaptım rahatlığı emin olun hiçbir şeyde olmuyor ve artık onlar düşünsün diyerek onların aslında kim olduğunu anlamanın ve kendine yönelip daha da ileriye gitmenin güzelliği sadece ve sadece sizinle kalıyor...
iyi davranmak her zaman için sizinle ilgili bir durumdur. sevilmek için iyi olunmaz, değer görmek için iyi olunmaz, önemli olmak için iyi olunmaz. iyi olursunuz çünkü hem kendinize hem de o kişiye saygınız vardır. bu tür davranışlar ise her zaman söylediğim gibi turnusol görevi görürler. bir adamın iyi davranışlar karşısında sergilediği tutumlar onun kim olduğunu size gösterir. bunu da her zaman söylerim iyi olmak sevilmek için yeterli değildir ama karşınızdaki kişinin zihinsel kodlarını çözebilmek açısından önemlidir. birçok bakımdan iyi olan bir kadının ve bunu davranışları ile de gösteren bir kadının erkeğin gözünde çok bir değeri yoksa yapacağınız tek şey o adamın kim olduğunu kabul etmek ve hayatınızda önemli bir yere koymamaktır ve eğer elinizde imkan varsa hayatından çıkmaktır.
ben bir kadının taktikler peşinde koşması yerine sadece kendisi gibi olması gerektiğine inanıyorum. iyi olmaya çalışan, kendini geliştirmeye çalışan, yeri geldiği zaman kendi eleştirisini de yapan, yeri geldiği zaman uyumlu olan, saygı sınırlarını aşmayan, misilleme yapmaya çalışmayan, maddi ya da manevi kimseden yararlanmaya çalışmayan ve sevdiği adamı iyi ya da kötü gün demeden ne olursa olsun desteklemesi gerektiğine inanıyorum. ama tüm bunlara karşılık yaptığı tüm güzel şeylere rağmen değeri bilinmiyorsa da kadının kendine saygı duyarak, sınırlarını koruyarak o adamın hayatından çıkması gerektiğine inanıyorum. kendine saygı duymayan bir kadına hiçbir erkek saygı duymaz ve asıl öldüren şey bana göre budur. bir adamın saygı duymadığı bir kadın olmak ve sınırlarının devamlı olarak ihlal edilmesi. sanırım beni bu hayatta yok edecek yegane şeylerden birisi de bu olurdu.
bu yüzden bırakın kötülük yapmayı, iyilik yapmayı, bunlar üzerinden değer görmeyi. bunlar çok anlamsız şeyler. bir adamın zihniyeti belliyse değişme imkanı pek yoktur. her zaman bunu söylüyorum siz kendiniz olarak kalın; isteyen yanınızda kalır istemeyen ise başka denizlere yelken açar. fakat en önemli şeylerden birisi de şudur ki o yelken açan kişilerin bir daha asla limanı olmayacak olduğunuzun da çok iyi bilinmesi gerekir. bu hayatta her şeyin bir zamanı var ve emin olun herkes her şeyin sonunda hak ettiği şeyleri mutlaka yaşıyor. kendinizden emin olduğunuz zaman ve yaptığınız şeyleri de bildiğiniz zaman, vicdanınız rahat olduğu zaman yanınızdan geçip gidenler çok da umurunuzda olmuyor. ben elimden gelenin fazlasını yaptım rahatlığı emin olun hiçbir şeyde olmuyor ve artık onlar düşünsün diyerek onların aslında kim olduğunu anlamanın ve kendine yönelip daha da ileriye gitmenin güzelliği sadece ve sadece sizinle kalıyor...
erkeğin özünde gerçekten kim olduğunu anlamak için tam olarak turnusol görevi gören durumlardan birisidir. dilinin ne söylediğine asla bakmayın. zamanında bu tip bir kadınla birlikte olmuş ona değer vermiş (değer vermiyor olduğunu söylese bile ki hep böyle söylerler zaten), onun için riskler almış, ona karşı az ya da çok duyguları olmuş bir adamdan hiçbir şey olmaz. bu adamın istediği kadın özelikleri bellidir çünkü. hiç hayal falan kurmayın "bu adam düzgün kadın arıyor, bu adam zamanında hata yapmış" diye düşünmeyin. belli bir yaştan sonra yapılan hiçbir şey hata değildir. bile isteye o tercihi yapmış olmaktır. bu adam düzgün bir kadını hayatı boyunca asla sevmeyecektir. düzgün kadın onun için" saf, cepte, değer verilmeyecek" bir kadın olacaktır. bu adamın değer yargıları ciddi anlamda sıkıntılıdır ve olmamıştır, oturmamıştır.
bu yüzden bu adamların ne olduğunu iyi anlayın ve balığın baştan kokuyor olduğunu kabul ederek düzgün bir kadın olduğunuza inanıyorsanız bu adamın yanında kendi değerinizi düşürmeyin. bazı adamlar sıcak bir kalp yerine başka şeyleri daha değerli bulacaklardır.
edit: erkekler kadınlara piç bir erkekle birlikte olduğu zaman "o adamın ne olduğunu göremediysen senin problemin, bile isteye o adamla birlikte olmuşsun" diyebilme hakkını kendilerinde görüyorsa kadınların da erkeklere aynı cümleleri kurmaya hakkı vardır. değer yargıları herkes için geçerlidir ve cinsiyet ayrımı yapılmaz. konuşmaktan ve gerçekleri kabul etmekten hiçbir zaman korkmayın. erkeklerin kadınları değerlendirme altına alırken ortaya koydukları kriterler kadınların da haklıdır. karakter insanın hayatındaki en önemli şeylerden birisidir ve bu gibi durumlar işte karakteri ortaya çıkaran en net şeylerdir.
bu yüzden bu adamların ne olduğunu iyi anlayın ve balığın baştan kokuyor olduğunu kabul ederek düzgün bir kadın olduğunuza inanıyorsanız bu adamın yanında kendi değerinizi düşürmeyin. bazı adamlar sıcak bir kalp yerine başka şeyleri daha değerli bulacaklardır.
edit: erkekler kadınlara piç bir erkekle birlikte olduğu zaman "o adamın ne olduğunu göremediysen senin problemin, bile isteye o adamla birlikte olmuşsun" diyebilme hakkını kendilerinde görüyorsa kadınların da erkeklere aynı cümleleri kurmaya hakkı vardır. değer yargıları herkes için geçerlidir ve cinsiyet ayrımı yapılmaz. konuşmaktan ve gerçekleri kabul etmekten hiçbir zaman korkmayın. erkeklerin kadınları değerlendirme altına alırken ortaya koydukları kriterler kadınların da haklıdır. karakter insanın hayatındaki en önemli şeylerden birisidir ve bu gibi durumlar işte karakteri ortaya çıkaran en net şeylerdir.
bizim bugün saçlarımızda rüzgar dolaşıyor olmasının en büyük sebebi mustafa kemal atatürk gibi bir değere sahip olmaktır. bugün kadınlar olarak bu özgürlüklere bedel ödemeden sahip olduysak tek nedeni o harika adamdır...
bence çok güzel ve harika bir durumdur. hayatta olgun olmaya başladığın yaşlarda düşünmen gereken başka hiçbir şey yoktur. çevrendeki arkadaşların evlilik sorunları, çocuk sorunları, eş dost akraba sorunları gibi şeylerden bahsederken senin bunlardan uzaktan yakından alakan yoktur. hayatta mutlu olmamın şartının illaki evlilik olmadığını bilirsin. senin temel amacın evlilik değildir bu hayatta. hayatta başka amaçların vardır ve çoğunlukla evlenen insanlarında aslında nasıl bilinçsiz tercihler yaptığını görüp kendin bunları yapmadığın için her gün kendine teşekkür edersin.
gerçekten bak hayatta evlilikten çok daha güzel ve mutlu eden şeyler de var. hatta çoğunlukla evlilik sana bir yük olarak geri dönmüş oluyor. ayrıca sırf evli olmadığım için birileri beni aşağılamaya çalışacaksa birçoğunun evlilik şikayetlerini burunlarının dibine koyarak gerekeni de yaparım. benim için 30 yaşında bekar olmanın avantajı çok daha fazladır. hayat başarısını ya da mutluluğunu evlilikle ölçmek aptalların işidir.
edit: mutsuz bir evlilik yapmaktansa, sırf evlenmiş olmak için evlenmektense ve aradığım şeyi bulamazsam ömrümün sonuna kadar bekar kalmayı tercih ederim.
gerçekten bak hayatta evlilikten çok daha güzel ve mutlu eden şeyler de var. hatta çoğunlukla evlilik sana bir yük olarak geri dönmüş oluyor. ayrıca sırf evli olmadığım için birileri beni aşağılamaya çalışacaksa birçoğunun evlilik şikayetlerini burunlarının dibine koyarak gerekeni de yaparım. benim için 30 yaşında bekar olmanın avantajı çok daha fazladır. hayat başarısını ya da mutluluğunu evlilikle ölçmek aptalların işidir.
edit: mutsuz bir evlilik yapmaktansa, sırf evlenmiş olmak için evlenmektense ve aradığım şeyi bulamazsam ömrümün sonuna kadar bekar kalmayı tercih ederim.
bir insan bir işe yarasın diye iyi olmaz. "ben iyi birisi oldum ama kıymet bilmediler" diye düşünmek tam anlamıyla kurban psikolojisi içine girmektir. her zaman için insanın iyi olmasının sadece kendisi için olması gerektiğine inanıyorum. size çok acı bir gerçek söyleyim; kimse size iyi olduğunuz için bir borç ya da minnet duygusu hissetmeyecek. bakın bu hayatta bazı değerler çok kıymetli şeylerdir ama bunları başkaları size değer versin diye taşımazsınız aslında olması gereken sizin bu değerlere sadece kendiniz için ulaşmanız gerektiği gerçeğidir.
ha benim gözümde iyi bir insan olmanın en büyük avantajı karşınızdaki insanların ne mal olduğunu da görmektir. bazen öyle nankör, öyle bencil insanlar ile yan yana gelirsiniz ki sizin yaptığınız iyi şeyler onların gerçek yüzünü kısa sürede ortaya çıkarır. ben genelde böyle insanlardan kurtulduğum için sevinirim. çünkü onların tabiatı kötüdür ve bir şekilde de gerçekten kötü tabiatlı insanlar ile hayatlarını devam ettirirler. bir şekilde hayat o insanların ne kadar iğrenç olduğunu yüzlerine vuracaktır.
bu yüzden ben iyi oldum ama olmadı edebiyatı yapmak yerine kendin için, değerlerin için iyi olmaya devam etmek gerekiyor. ne olursa olsun bunu kendinize yapmayın, kendinizden emin bir haldeyseniz başkalarının sizin değerinizi belirlemesine izin vermeyin. çünkü bu hayatta kendinizden başka kimse sizin değerinizi bilmez. bu ancak peri masallarında ve romanlarda olur. iyilik sadece insan olmanın değerleri ile ilgili bir şeydir.
ayrıca neden bilmiyorum ama herkeste bir şekilde bu hayatta kendini iyi görüyor. bazen düşünmüyor da değilim herkes bu kadar iyiyse nasıl bu kadar kötü insan da meydanda geziyor. iyilik aslında çok daha başka şeylerde detaylarda gizlidir bana göre. lafı da çok uzatmaya gerek yok bu yüzden herkesi boş verin gitsin, siz kendinizi biliyor haldeyseniz bırakın başkaları kendi tercihleri ve pislikleri içinde boğulsun...
ha benim gözümde iyi bir insan olmanın en büyük avantajı karşınızdaki insanların ne mal olduğunu da görmektir. bazen öyle nankör, öyle bencil insanlar ile yan yana gelirsiniz ki sizin yaptığınız iyi şeyler onların gerçek yüzünü kısa sürede ortaya çıkarır. ben genelde böyle insanlardan kurtulduğum için sevinirim. çünkü onların tabiatı kötüdür ve bir şekilde de gerçekten kötü tabiatlı insanlar ile hayatlarını devam ettirirler. bir şekilde hayat o insanların ne kadar iğrenç olduğunu yüzlerine vuracaktır.
bu yüzden ben iyi oldum ama olmadı edebiyatı yapmak yerine kendin için, değerlerin için iyi olmaya devam etmek gerekiyor. ne olursa olsun bunu kendinize yapmayın, kendinizden emin bir haldeyseniz başkalarının sizin değerinizi belirlemesine izin vermeyin. çünkü bu hayatta kendinizden başka kimse sizin değerinizi bilmez. bu ancak peri masallarında ve romanlarda olur. iyilik sadece insan olmanın değerleri ile ilgili bir şeydir.
ayrıca neden bilmiyorum ama herkeste bir şekilde bu hayatta kendini iyi görüyor. bazen düşünmüyor da değilim herkes bu kadar iyiyse nasıl bu kadar kötü insan da meydanda geziyor. iyilik aslında çok daha başka şeylerde detaylarda gizlidir bana göre. lafı da çok uzatmaya gerek yok bu yüzden herkesi boş verin gitsin, siz kendinizi biliyor haldeyseniz bırakın başkaları kendi tercihleri ve pislikleri içinde boğulsun...
gerçekten kültürlü ve zeki bir kadın ortamlarda ben çok zekiyim çok kültürlü bir kadınım diye bağırmaz. gerçekten kültürlü bir kadın her daim öğrenmeye açtır ve her daim eksiği olduğunu bilir, genelde mütevazi kişilerdir ve şu bir gerçek ki cahil bir insan bir ortamda "ben çok kültürlü bir insanım" diyerek olmayan egosu ile ortalarda dolaşır. zeki kadın ortama uyum sağlayan kadındır, zeki kadın bir insanı anlamaya çalışan kadındır, zeki kadın nerede ne yapması gerektiğini bilen kadındır, zeki kadın duyguları ile mantığını senkronize bir şekilde kullanan kadındır, zeki kadın bir insanın seviyesine inebilen kadındır ve zeki kadın çoğu şeyi görüyor olsa bile düşüncelerinin doğru çıkıp çıkmayacağını bekleyen kadındır. ben hiçbir yetkin insanın ortalıkta "ben harikayım" diye bağırdığını duymadım.
erkeklerin böyle kadın yoktur demelerine pek bakmayın, çünkü adamın seviyesi neyse hayatındaki kadınlar da aynı seviyede olacaktır. tabi erkekler genel olarak böyle bir kadın yerine şöyle işveli, cilveli, onlara hayat ışığı olacak, onlar ne yapsa affedecek, pozitif bir şekilde onları sürekli pohpohlayacak, hayat dolu kadınları tercih ettikleri için böyle bir kadınla olmak imkansızlık seviyesinde olacaktır. ha zeki kadın bir insanı genelde anlamaya çalışır. insanların seviyesine inmeye çalışır ama günün birinde bunun olmayacağını anlar, olmaz çünkü karşısındaki adamı anlasa bile o adam onu genellikle anlamaz.
zeka ve kültür instagram kullanmıyor olmakla, bir iki kitap okumakla olacak şey değildir. beynin sürekli olarak çalışması anlamına gelir, her daim bilgiye aç olmak anlamına gelir ve üzgünüm ama çoğu zaman aptallar arasında çıkış yolu bulmaya çalışmak anlamına gelir. zeki ve kültürlü kadınlar bir yerlerde var, siz merak etmeyin tek sorun siz onları bulacak, bulsanız bile hayatınızda tutacak kadar zeki bir adam mısınız?
zeki kadın çoğu zaman için bir şeyleri en başından anlar ama yaşayarak da görmek ister aynı zamanda. yanılmak ister ama çoğu zaman yanılmaz. zeki, karakteri sağlam ve kültürlü bir kadın bir adamın hayatında başına gelecek en mükemmel şeylerden birisidir, bu kadın sizi seviyorsa ve sizin yanınızda kalıyorsa bu harika bir şeydir ama bunun kıymeti çoğu zaman için bilinmedi ve bence hiçbir zaman da bilinmeyecek.
erkeklerin böyle kadın yoktur demelerine pek bakmayın, çünkü adamın seviyesi neyse hayatındaki kadınlar da aynı seviyede olacaktır. tabi erkekler genel olarak böyle bir kadın yerine şöyle işveli, cilveli, onlara hayat ışığı olacak, onlar ne yapsa affedecek, pozitif bir şekilde onları sürekli pohpohlayacak, hayat dolu kadınları tercih ettikleri için böyle bir kadınla olmak imkansızlık seviyesinde olacaktır. ha zeki kadın bir insanı genelde anlamaya çalışır. insanların seviyesine inmeye çalışır ama günün birinde bunun olmayacağını anlar, olmaz çünkü karşısındaki adamı anlasa bile o adam onu genellikle anlamaz.
zeka ve kültür instagram kullanmıyor olmakla, bir iki kitap okumakla olacak şey değildir. beynin sürekli olarak çalışması anlamına gelir, her daim bilgiye aç olmak anlamına gelir ve üzgünüm ama çoğu zaman aptallar arasında çıkış yolu bulmaya çalışmak anlamına gelir. zeki ve kültürlü kadınlar bir yerlerde var, siz merak etmeyin tek sorun siz onları bulacak, bulsanız bile hayatınızda tutacak kadar zeki bir adam mısınız?
zeki kadın çoğu zaman için bir şeyleri en başından anlar ama yaşayarak da görmek ister aynı zamanda. yanılmak ister ama çoğu zaman yanılmaz. zeki, karakteri sağlam ve kültürlü bir kadın bir adamın hayatında başına gelecek en mükemmel şeylerden birisidir, bu kadın sizi seviyorsa ve sizin yanınızda kalıyorsa bu harika bir şeydir ama bunun kıymeti çoğu zaman için bilinmedi ve bence hiçbir zaman da bilinmeyecek.
bunun türk ya da yabancı olmakla alakası yok. bir insan çoğu zaman tanımadığı bir insanın mesajına cevap vermek istemez. şu bir gerçek ki kadın erkeğe oranla daha fazla ilgi görür. gerçekten burası bile söz konusu olsa siz o kadına mesaj atan kişinin sadece kendiniz olduğunu mu düşünüyorsunuz? çoğu zaman bunun içine çok saçma mesajlar da dahil olmak üzere mesajlar geliyor ve şu da ayrı bir durum ki genelde bir mesaja cevap verdiğin zaman mutlaka bu durum tanışma isteğine gidiyor. karşındaki insan bir tanışmak istiyor.
daha birkaç ay önce yaşadım. bir mesaja, bir konu hakkında yorum yapan bir mesaja cevap verdim. birkaç mesaj sonrasında tanışmak istedi. gerek olmadığını söylediğim zaman öyle bir mesaj aldım ki adam kendini paragraflar boyunca öven ve en sonunda kezban ve kendini beğenmiş olmam ile bitiren bir mesaj atmış. direkt engelledim ama zihniyeti fark edin. bir adamın tanışma isteğine cevap vermeme tercihim benim kezban olmama neden oldu.
bir mesaja cevap versek ayrı bir mesele vermesek ayrı bir mesele. sosyal medya hesaplarım gizlidir tanımadığım kimseyi eklemem ve ekleme talebini direkt red ederim. mesajlara cevap vermem. hayır bir de takipçi sayısı fazla olan kızlar da gene "yollu" oluyor. artı her mesaja cevap verse de aynı şekilde düşünülüyor. vermese de düşünülüyor. şimdi bu kadın ne yapsın da sizin istediğiniz gibi olsun.
sevdiğim ve tanıdığım insanların mesajlarını cevapsız bırakmam ama tanımadığım insanı kolay kolay kendime yaklaştırmam. ben artık bu olaylara fazla takılmıyorum. erkek siz onun istediği gibi davranmadığınız her an nasılsa sizi bir şekilde yaftalıyor. her türlü ilgi budalası oluyorsunuz, bırakın onlar bir şekilde kendine yakışan kadını bulacaktır zaten.
daha birkaç ay önce yaşadım. bir mesaja, bir konu hakkında yorum yapan bir mesaja cevap verdim. birkaç mesaj sonrasında tanışmak istedi. gerek olmadığını söylediğim zaman öyle bir mesaj aldım ki adam kendini paragraflar boyunca öven ve en sonunda kezban ve kendini beğenmiş olmam ile bitiren bir mesaj atmış. direkt engelledim ama zihniyeti fark edin. bir adamın tanışma isteğine cevap vermeme tercihim benim kezban olmama neden oldu.
bir mesaja cevap versek ayrı bir mesele vermesek ayrı bir mesele. sosyal medya hesaplarım gizlidir tanımadığım kimseyi eklemem ve ekleme talebini direkt red ederim. mesajlara cevap vermem. hayır bir de takipçi sayısı fazla olan kızlar da gene "yollu" oluyor. artı her mesaja cevap verse de aynı şekilde düşünülüyor. vermese de düşünülüyor. şimdi bu kadın ne yapsın da sizin istediğiniz gibi olsun.
sevdiğim ve tanıdığım insanların mesajlarını cevapsız bırakmam ama tanımadığım insanı kolay kolay kendime yaklaştırmam. ben artık bu olaylara fazla takılmıyorum. erkek siz onun istediği gibi davranmadığınız her an nasılsa sizi bir şekilde yaftalıyor. her türlü ilgi budalası oluyorsunuz, bırakın onlar bir şekilde kendine yakışan kadını bulacaktır zaten.
zaten olması gereken şey budur. bunun büyük bir mucize gibi lanse edilmesi çok yanlış. sanırım bizim toplumdaki ilişkilerin en büyük sorunlarından birisi bu oluyor: olması gereken şeylerin büyük şeyler ya da çok nadir olarak insanın karşısına çıktığını düşünmek. insanlar çoğu şeyi sırf yapmak zorunda oldukları için yapıyorlar ve sonucunda ortaya mutsuz evlilikler, mutsuz ilişkiler çıkıyor.
ha bana göre her insan kendi gibi birisiyle birlikte olacaktır zaten. daha doğrusu hayatı boyunca belli özeliklere sahip kişileri seçtikleri için evlendiği kişi bu özeliklerden farklı bir özelliğe sahip olmayacaktır. kendi sevgi anlayışına göre sevgisini gösteren, hayata kendisi gibi bakan, en azından görmek istediği ve kendinde var olan özelikleri taşıyan birisi olacaktır. bana göre yapılacak şey bellidir; sizin kendinizle ilgilenmeniz, her daim ileriye gitmeniz, ne istediğinizi iyi bilmeniz, daha azına razı olmamanız ve kendinizi geliştirmeniz.
gerçekten bilgili, kültürlü, zeki, nerede ne yapacağını bilen birisi olursanız çevrenizde de bu insanlar olacaktır. ha arada çürük elmalar sizi bulabilir tabiki ama sonuçta insan her zaman kazanamaz. eğer tüm bunlara rağmen bir insan yanınızda olmamayı seçiyorsa kurtulduğunuz için hayata her gün teşekkür edin. yok yaptığınız şeyler değer görüyorsa kadir kıymet biliniyorsa zaten o kişiyi buldunuz demektir. bu durumda da gerekeni yapar, mutlu mesut hayata devam edersiniz. en azından ben böyle düşünüyorum.
ha bana göre her insan kendi gibi birisiyle birlikte olacaktır zaten. daha doğrusu hayatı boyunca belli özeliklere sahip kişileri seçtikleri için evlendiği kişi bu özeliklerden farklı bir özelliğe sahip olmayacaktır. kendi sevgi anlayışına göre sevgisini gösteren, hayata kendisi gibi bakan, en azından görmek istediği ve kendinde var olan özelikleri taşıyan birisi olacaktır. bana göre yapılacak şey bellidir; sizin kendinizle ilgilenmeniz, her daim ileriye gitmeniz, ne istediğinizi iyi bilmeniz, daha azına razı olmamanız ve kendinizi geliştirmeniz.
gerçekten bilgili, kültürlü, zeki, nerede ne yapacağını bilen birisi olursanız çevrenizde de bu insanlar olacaktır. ha arada çürük elmalar sizi bulabilir tabiki ama sonuçta insan her zaman kazanamaz. eğer tüm bunlara rağmen bir insan yanınızda olmamayı seçiyorsa kurtulduğunuz için hayata her gün teşekkür edin. yok yaptığınız şeyler değer görüyorsa kadir kıymet biliniyorsa zaten o kişiyi buldunuz demektir. bu durumda da gerekeni yapar, mutlu mesut hayata devam edersiniz. en azından ben böyle düşünüyorum.
ben bu başlıkları çok seviyorum ve gerçekten roman okur gibi okuyorum. öncelikle bir kadının evlendiği zaman nasıl olacağı aslında az çok bellidir aynı erkeklerde olduğu gibi. hani erkekler "kadınlar iyi erkekleri seçin, erkek kendini belli eder" diyor ya işte o hesap. kadın da aslında belli eder ama erkek tabiki başlarda bu durum hoşuna gittiği için önemsemez.
erkek genelde çok duygusal değildir diye düşünülür ama aslında bir erkeği manipüle etmek de oldukça kolaydır. erkeğe "tanrı gibi" hissettirdiğiniz an, ona yoğun duygular ile gittiğiniz ve bunu gösterdiğiniz an çoğu erkek her şeyi yapmaya hazır hale gelir. erkeğe kadının ilişkinin başında kıskanması ona üretilen duyguların bir gösterim şekli olarak gelir. hala toplum olarak "seven kıskanır" sözüne olan inanışımız oldukça malum bir gerçek. ilişki içinde erkeği serbest bırakmayı tercih eden bir kadın hiç şaşmaz bir halde "bu kadın beni sevmiyor" olarak erkek beynine kodlanır. erkek çoğu zaman kıskanılma duygusu ile birlikte kendini önemli hissetmeye başlar.
ben bu duyguyu çoğu erkekte gördüm. bana kimse karışamaz diyen adamların "seviyor da yapıyor" dediğini, telefonumu kimse eline alamaz diyen adamların telefonlarının kız arkadaşlarının elinde gezdiğine, benim özgürlük alanım var diyen adamların sevgililik döneminde bile arkadaşlarıyla görüşmesine izin vermeyen kadınlarla olduğunu gördüm. hepsi de istisnasız ilişki sürecinde bunun hoşuna gittiğini belirtirken ilişki sonunda bu kadınların hepsi "kezban" oldu. halbuki buna izin veren onlardı ve hepsinin de hayatından şu karşısındaki erkeğin hayatına saygı duyan, onları böyle saçma sapan kıskançlıklar ile boğmayan kadınlarda geçmişti. bu kadınlarda sonunda "sevmeyen kadın" ilan edilmişti.
her zaman için insanların istedikleri yani onları tanımlayan kişilerle olduğunu belirtiyorum. bu istek dilde olan bir şey değil yalnız gerçekten kişinin içinde, bilinçaltında gizli oluyor. herkesin ağzında mükemmel bir kadın erkek tanımı zaten vardır. fakat kişinin asıl istediğini gösteren şey seçimleri oluyor. bu kadınlardan bu kadar şikayet edene kadar ve evliliği ya da sevgili olmayı kişinin kişisel alanının yok edildiği bir yer olarak görene kadar ki bu durum aslında sizin her zaman için bu tip kadınlarla birlikte olmayı tercih ettiğinizi gösterir size saygı duyan kadınları seçebilirsiniz. yani bir kadın size "canım arkadaşlarınla görüşmen çok doğal, beni işin bittiği zaman ya da istediğin zaman ararsın" dediği zaman onu sevmiyor ya da salak ilan etmek yerine kıymet vermeyi tercih edebilirsiniz. bu kadını bulduğunuz zaman eğer kıymet bilmiyor ve başka birini tercih ediyorsanız da konuşma hakkınız olmayacaktır. çünkü siz istediniz ve onu tercih ettiniz.
kısaca sorun evlilik ya da sevgililik değil seçtiğiniz kişilerde başlıyor. bu durum hoşunuza gidiyor aslında ve bu nedenle sizi kısıtlayan bir insanı hayatınıza alıyorsunuz. ben bugüne kadar hiçbir erkek arkadaşımı kısıtlamaya çalışmadım. güvenmeyi tercih ettim ve onlara birey olarak saygı duydum. aynı şekilde karşımdaki insandan da bunu bekledim. yapmadığı zaman ya da benim ona saygı duymamı hak etmediğini anladığım zaman ise hayatlarından çıktım. çünkü bir ilişkiye sahip olmak, sağlıklı bir ilişki yaşamak bunu gerektiriyor. olay aslında bu kadar basit bana göre. insan ne ekerse sonunda da onu biçecektir.
erkek genelde çok duygusal değildir diye düşünülür ama aslında bir erkeği manipüle etmek de oldukça kolaydır. erkeğe "tanrı gibi" hissettirdiğiniz an, ona yoğun duygular ile gittiğiniz ve bunu gösterdiğiniz an çoğu erkek her şeyi yapmaya hazır hale gelir. erkeğe kadının ilişkinin başında kıskanması ona üretilen duyguların bir gösterim şekli olarak gelir. hala toplum olarak "seven kıskanır" sözüne olan inanışımız oldukça malum bir gerçek. ilişki içinde erkeği serbest bırakmayı tercih eden bir kadın hiç şaşmaz bir halde "bu kadın beni sevmiyor" olarak erkek beynine kodlanır. erkek çoğu zaman kıskanılma duygusu ile birlikte kendini önemli hissetmeye başlar.
ben bu duyguyu çoğu erkekte gördüm. bana kimse karışamaz diyen adamların "seviyor da yapıyor" dediğini, telefonumu kimse eline alamaz diyen adamların telefonlarının kız arkadaşlarının elinde gezdiğine, benim özgürlük alanım var diyen adamların sevgililik döneminde bile arkadaşlarıyla görüşmesine izin vermeyen kadınlarla olduğunu gördüm. hepsi de istisnasız ilişki sürecinde bunun hoşuna gittiğini belirtirken ilişki sonunda bu kadınların hepsi "kezban" oldu. halbuki buna izin veren onlardı ve hepsinin de hayatından şu karşısındaki erkeğin hayatına saygı duyan, onları böyle saçma sapan kıskançlıklar ile boğmayan kadınlarda geçmişti. bu kadınlarda sonunda "sevmeyen kadın" ilan edilmişti.
her zaman için insanların istedikleri yani onları tanımlayan kişilerle olduğunu belirtiyorum. bu istek dilde olan bir şey değil yalnız gerçekten kişinin içinde, bilinçaltında gizli oluyor. herkesin ağzında mükemmel bir kadın erkek tanımı zaten vardır. fakat kişinin asıl istediğini gösteren şey seçimleri oluyor. bu kadınlardan bu kadar şikayet edene kadar ve evliliği ya da sevgili olmayı kişinin kişisel alanının yok edildiği bir yer olarak görene kadar ki bu durum aslında sizin her zaman için bu tip kadınlarla birlikte olmayı tercih ettiğinizi gösterir size saygı duyan kadınları seçebilirsiniz. yani bir kadın size "canım arkadaşlarınla görüşmen çok doğal, beni işin bittiği zaman ya da istediğin zaman ararsın" dediği zaman onu sevmiyor ya da salak ilan etmek yerine kıymet vermeyi tercih edebilirsiniz. bu kadını bulduğunuz zaman eğer kıymet bilmiyor ve başka birini tercih ediyorsanız da konuşma hakkınız olmayacaktır. çünkü siz istediniz ve onu tercih ettiniz.
kısaca sorun evlilik ya da sevgililik değil seçtiğiniz kişilerde başlıyor. bu durum hoşunuza gidiyor aslında ve bu nedenle sizi kısıtlayan bir insanı hayatınıza alıyorsunuz. ben bugüne kadar hiçbir erkek arkadaşımı kısıtlamaya çalışmadım. güvenmeyi tercih ettim ve onlara birey olarak saygı duydum. aynı şekilde karşımdaki insandan da bunu bekledim. yapmadığı zaman ya da benim ona saygı duymamı hak etmediğini anladığım zaman ise hayatlarından çıktım. çünkü bir ilişkiye sahip olmak, sağlıklı bir ilişki yaşamak bunu gerektiriyor. olay aslında bu kadar basit bana göre. insan ne ekerse sonunda da onu biçecektir.