Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
öncelikle hangi hareketten esinlendiği için: trust the plan

linke tıklamak istemeyenler için özetle, 2020 amerika seçimlerinde donald trump’ın kaybetmesi sonrası beyaz sarayı basan komplo teorileri ile kafayı bozmuş qanon hareketinin sloganıdır bu.

qanon hareketine ilişkin bir kitap : görsel

bu popülist hareket üzerine daha detaylı bir analiz ve diğer ülkelerdeki politik hareketlere etkisi için

(kendisi de bu hareketin içinde gibi saçmasapan bir şey demiyorum tabiki. dünyada neo-liberal çöküntüye karşı yükselen bir trend var. siyasetçiler de bu akım nezdinde, benzer diller ve figürler kullanarak (trump’ın viral ettiği dansın oldukça benzerinin ince tarafından kullanılması, oğan’ın bu sloganını düşününce ilginç bir tesadüf ki.. değil ), özellikle gençleri etkilemeye yönelik tabanlarını genişletme amacı güdüyorlar. . özellikle popülist sağ hareketler. burada da böyle bir durum söz konusu. daha önce etki yaratmış farklı ülkelerdeki farklı siyasetçilerin kampanyalarında kullanılmış ve başarılı olmuş propaganda yöntemlerini ve dilini kullanmak şaşırtıcı olmasa gerek. fakat bunlar oldukça irite edici ve gülünç durmakta. yine de bu sloganın daha önce türkiye’de bir dizide viral hale gelmeside, bu söylemi sağ popülist hareketlere kapılmaya meyilli gençlerin önemli ölçüde ilgisini çekebilecek bir çerçeveye sokuyor. doğrudan bu amaç güdülerek buradan da esinlenilmiş olabilir. trust the plan benzerliğinin ilgi çekici yanı, birbirine iki zıt gibi görünen, fakat aslında oldukça fazla ortak özellikleri olan iki farklı siyasi figür ya da hareketin kitlelerinin mobilizasyonu için benzer bir dil ve yöntemi kullanıyor oluşu).

ek olarak, kendisiyle aynı alandan gelen, görüşlerine ve etkilendiği “fikirlere” uzun zamandır aşina olan ve oğan’la ilglili yaklaşık bir senedir yazan bir yazar olarak bahsettiği planın ipuçlarını içeren bir kaç yazıyı buraya bırakıyorum.

(bkz: #152960316)

(bkz: #152586988)

(bkz: #150826951)

“ imamoğlu’na erzurum’da saldırıldıktan bir saat sonra kendisine de saldırı(!) düzenlenmiştir. twitter hesabında bunu duyurmuştur; fakat daha sonra bunu silmiş(!) ve yeni bir tweet atarak yine benzer bir yaklaşımı benimsemiştir; ama biraz daha kısa ve dengeli bir tabirle. kendisine yönelik bu sözde saldırıyı yapanlar, jandarma tutanaklarında ve saldırının olduğu otobüsün içinde olan şöför ve oğlu’nun beyanında “kimliği belirsiz grup” olarak geçerken, otobüste olmadığı halde (ki sadece şöför ve oğlu var) , saldırıyı yapan grubun “hdp”li olduğunu söylemiş ve topu erdoğan’ın göğsünde yumuşatmasını sağlayarak, imamoğlu’na yönelik saldırının ardından oluşabilecek mağduriyetin düşürebileceği oyları toparlamıştır ki kendisi ikinci turda da bu kişiyi desteklemiştir. bu arada saldırının yapıldığı yer hizbullah’a yönelik ilk operasyonların gerçekleştiği bölgeye oldukça yakındır.

kimliğini bu olay afiş etmekle birlikte, kendisini uzun bir süredir ifşa etmeye çalışan bir yazar olarak kendisiyle ilgili yazdığım iki yazıyı buraya bırakıyorum :

polonya’nın bir çok mgimo mezununu işten çıkarması ve gerekçesi

new york times ve mgimo anlatısı

bakın bakalım şuraya kendini milliyetçi sananlar. polonya devleti zamanında aliyev’in(!) de okulu olan oğan’ın doktorasını tamamladığı ve tezini yazdığı okuldan hatta bölümden mezun devlet görevlilerini ne gerekçeyle işten çıkarmış.

edit 2 : oğan cv , kendi sitesinden. “.. 2009 yılında, moskova devlet uluslararası ilişkiler üniversitesi mgimo’da uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi bölümünden doktora derecesini aldı.”

“ küreselleşme koşullarında türk dış politikasında rusya yönünün oluşumunda iç siyasi faktörlerin etkisi (1991-2007) “ başlıklı bulunması oldukça zor(!) teziyle

kendisinin rolünü aklınızda bulundurarak siz hesaplayın artık küreselleşme koşullarında seçimlerin türk dış politikasında rusya yönünün oluşumuna etkisini.

tezin özetinin ilk sayfası :görsel

yalnız burada tezin içeriğinden ziyade, yukarıda da belirttiğim gibi bu tezi tamamladığı okul dikkat çekici. (bkz: mgimo) ki içeriğine ilişkin kendisi (bkz: tika) gerekse farklı yerlerde 90’lardan itibaren benzer yazılar yazmakta.

bir örnek sayfa 18: “ erdoğan öncesinde kafkas lobisi güçlüydü, o yüzden ruslarla aramız iyi değildi. erdoğan'dan sonra türk ordusu ve medya bu alanda güç kaybetti ve daha verimli ilişkiler kurulabildi.” (rusçadan çeviri)

edit : bir diğer keriz avı için
o kadar sikimde değil ki video'yu bile izlemedim.
eğer bir taraf akp hükümeti diğer taraf halk ise haklı olan akp hükümetidir.
"domalın lan" dese bile domalmak zorundasınız bitti gitti. zırlayıp kafa sikmeyin, köylü halinizle devlet işine karışmayın.
kaç yıl daha yaşar meçhul 75 yaşındaki bir adam, artık hayattan herhangi bir beklentisi olamayacak bir yaştayken milyonlarca gencecik insanın geleceği üzerine kumar oynadı ve kaybetti. kaybettikten sonra da kürsüye çıkıp şakşakçılarının alkışlarını kabul etti ve sırıtarak mekanı terk etti. mission completed.
edit 2 : bakın bana aktroll diyolar. şimdi daha da kudurtucam onları. bakalım şimdi atacağım yazıya ne diyeceksiniz? size söyleyecek söz bulamıyorum olum. hayatınız hayaller üzerine kurulu. alın okuyun.

atatürk'ün en yakınındakilerden falih rıfkı atay, çankaya adlı eserinde, "sahibini ısıran köpekten artık hayır kalmadığına" inandırılan atatürk'ün foks'un öldürülmesine onay verdiğini ve foks'un böylece öldürüldüğünü yazmıştır.

atatürkte zamanında bu kararı vererek doğru olanı yapmıştı. hüdaparlı dediyse küfür etmeye gerek yok çünkü doğrusu olan bu amk. atatürkü etiket olarak kullanmaktan başka bi boka yaramıyorsunuz.

kararı buraya bırakıyorum okursunuz.
görsel

edit : şuradan kaynağa ulaşabilirsiniz. bu emrin nerden geldiğine de şuradan görebilirsiniz.
hülya gülbahar yapıştırmış cevabı

"son 20 yıldır erkek çok eşliliği türkiye’de meşru hale getirilmeye ve hukuk sistemi adım adım buna evrilmeye çalışılıyor. erkek çok eşliliği meselesi çocuk istismarıyla da doğrudan ilişkili"
(bkz: kılıçdartapar kişilik bozukluğu)

hem sözlükte hem de sosyal medyada bolca görebildiğimiz modern zaman hastalığıdır. bu hastalığa sahip insanların ortak özelliği belirgin düzeyde iq düşüklüğüdür.

hastalık belirtileri:

- 13 senede 12 seçim kaybeden parti liderini ölümüne savunurlar.

-“bakın hata yapıyorsunuz, etmeyin” diyenleri ak troll olmakla suçlarlar.

-“biz senden razıyız dedeeem, bizi affet sen kaybetmedin biz kaybettik” diye entry girerler.

-iktidar olmak gibi bir amaçları yoktur, tek istekleri taptıkları lideri, chp başında görmeye devam etmektir.

- kaybedince suçluyu başka yerde ararlar, halka salak derler, zam gelince oh olsun çekerler, akp'nin yüksek çıktığı yerdeki insanlara küfür ederler.

tedavi yöntemi:

- ne yazık ki modern tıbbın geliştirebildiği bir tedavi yöntemi yoktur. tek çare (bkz: engelle), (bkz: başlıklarını engelle)
yeşil pasaportun kurumsal şirkette yönetici olunması ile ne alakası olduğunu anlamadığım pasaport türü. herhangi bir memurun 1. dereceye gelmesi de takribi düz memur ise minimum 20 yıl civarı sürer. zaten yakında yeşil pasaport diye bir şey kalmayacağı için çok üstünde durmanın bir anlamı yok.
edit; bir kaç yazar tarafından ismi alzain olarak söylendi.
ismi açıklanmayan mı?
o bölgede yemek yiyoruz ve öğrenciyiz bari gitmeyelim.
açıkça iş yeri adı kamuoyuna paylaşılmalıdır.
bu yapılan çirkin işlerin cezası para olmamalı sadece.
iş yeri kapatılmalıdır bunun affı olmaz.
ben urfa'da hiçbir mekana güvenemem artık.
kampüs dışında da yemek yemeyeceğim.
hiçbir covid aşısından vurulmamış biri olarak, kalp ritm bozukluklarını* virüsün kendisinin de "kesinlikle" yaptığını, kendimden bilerek ve kesinlikle söyleyebilirim.

aşı olanlar, bu durumu gözetip, kendilerindeki etkileri daha objektif değerlendirebilirler.

*bozukluk, kısa zamanda ve sağlıklı yaşam kurallarına uyarak, kendi kendine ortadan kayboldu.
üst edit: para az önce geçti, herkese çok teşekkürler. ekşi'de gündem olunca hızlıca hallettiler mail falan beklemeden demek ki. uğradığımız zarar yanlarına kar kalmayacak bddk'ya şikayet edeceğim.

20.05.2023 tarihinde wise hesabımdan arkadaşımın enpara hesabına 3000 dolar ve 7200 euro gönderdim. ocak ayında araba aldığım için kendisinden borç almıştım ve bu nedenle açıklamaya "borç ödeme" yazdım ve gönderdim.

enpara 1 gün sonra 3000 doları hesaba geçti ancak 7200 euroyu bugün itibarıyla 12 gün geçmesine rağmen para onlara ulaştığı halde hala hesaba geçmedi, hukuksuz bir şekilde kendinde tutuyor. nedeni ise açıklamayı beğenmemesi. aynı açıklamayı dolar için de yazmama rağmen tek neden olarak "borç ödeme" açıklaması kabul edilemez diyor.

arkadaşım borcum olduğuna dair imzalı dilekçeyi gönderdi, wise kendilerine düzeltme swifti gönderdi tüm bunlar olalı da 10 gün oldu ancak hala para hesaba geçmiyor, konuyla ilgili hiçbir teknik bilgisi olmayan müşteri temsilcilerinden başka da kimseyle görüşemiyorum.

hukuksuz bir şekilde paramın üstüne çöktüler, yaptıkları rezilliğin farkında bile değiller. arkadaşım da araba alacaktı, bir hafta beklettiler arabayı zar zor, en son alamadı ve satıldı araba. ettiği zararın haddi hesabı yok, bunun hesabını kim verecek? enpara'daki bir adet işgüzar çalışan yüzünden 70-80 bin tl'lik bir zarar yaşıyoruz. dün bir saat telefonda görüşmeme rağmen para hala yatmadı, "tamam kayıt açıyorum" deyip bir boka yaramayan kayıtlar açan müşteri temsilcisi dışında bir muhatap da yok.

paranıza hukuksuz bir şekilde çökülmesini istemiyorsanız bu şubesiz bankacılığı kullanırken tekrar düşünün derim.

edit: miktardan kaynaklandığını düşünenler var, daha yüksek miktarda dolar veya euro transferini daha önce başkasının teb hesabına yapmışlığım var, hiçbir sorun yaşamadım.

edit2: para enparaya ulaştı arkadaşlar muhabir banka ile bir ilgisi yok olayın, hesaba aktarmıyor.

edit3: enpara müşteri temsilcisi aradı, açıklama "yurtdışından kredi kullanma" şüphesi yarattığı için kabul etmemişler, doları nasıl kabul ettiniz o zaman dedim, "sehven olmuştur" dedi. ciddi ciddi bunu dedi rezaleti görün diye yazıyorum. ikisi de türkiye'de ikamet eden şahıstan şahısa transferde kredi kullanma şüphesi ne alaka dedim, olabiliyor öyle şeyler dedi, hala paramı yatırmıyorlar yani. karşı bankaya mail atmışlar da o banka bana ulaşıp onlara geri dönecekmiş de vs vs daha aylar alabilir görünene göre, wise'dan bana ulaşan falan olmadı bu mail konusunda.
evet o çocuk sahibi olmayı kolay kolay düşünmeyecek kesimin içindeyim. bunun nedeni de sorumluluk korkusu falan değil tek düşündüğüm şey çocuğuma ileride maddi ya da manevi anlamda neler sağlayabilme ihtimalim. çocuğumun hayatını maddi ya da manevi olarak garanti altına alamazsam asla çocuk sahibi olmayı düşünmem. çünkü bu yapacağım şey ona haksızlık olacaktır ve ben çocuğumun en iyi şartlarda yetişemesini isterim.

annelik kutsal değildir hele ki düşünmeden yapılan bir annelik asla kutsal değildir. herkes doğurma kapasitesine sahiptir. bunu hayvanlarda yapıyor insanlarda yapıyor ki bazı annelerin nasıl anne olduklarını hepimiz görüyoruz. asıl kutsal olan şey ona iyi bir hayat sunmak istediği için çocuk yapmaktan sakınan kadındır. asıl değerli olan kadın bunu düşünen ve bazı şeylerin bilincinde olan kadındır. hayat sizin çevrenizdeki "ya ben çocuk bakamam ki, çocuk bakmak çok zor ki, çocuk için keyfimden feragat edemem ki" diyen pelinsulardan ibaret değil. zaten bu derece zeki, mantıklı ve akıllı bir kadın çoğu erkeğin de harcı değildir.

ona iyi bir gelecek sunamazsam, hayatımdaki adamın iyi bir baba olacağını düşünmezsem (bu hayatta ölüm de var ki ben her zaman orada olmayabilirim), bu hayatta sorunlar da olabilir ki günün birinde bir ayrılma durumunda çocuğuma babasının beş kuruşuna muhtaç olmadan bakabilme ihtimalim olduğunu kesin olarak görmezsem ve ona her anlamda mükemmele yakın bir annelik yapacağıma inanmazsam bu hayatta anne olmayı hiçbir zaman düşünmüyorum.
resmi gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanan erdoğan’ın mal bildiriminde görünen borcudur.

sahip olduğu taşınmazlar; 2 bin metrekare arsa - üsküdar-kısıklı’da iki tane konutun yarı hissesi (toplam 15 milyon tl)

ayrıca banka hesaplarında yaklaşık 2.1 milyon lira ve mustafa erdoğan’a 5.5 milyon lira borcu da bulunmaktaymış…

kaynak

listede offshore hesaplarındaki milyar dolarlar, ihalelerde hüpletilenler, bıbıcım bıbıcım deyip sıfırlanamayan ayakkabı kutuları, onbinlerce dolarlık hermes çanta koleksiyonların yok...

göğsüne vurup "buuu fakiiiiir" diyerek attığı naralara sırf siz inanın diye, 10 ciltlik ansiklopedilere ancak sığabilecek mal varlığı listesinin sadece tek bir sayfası paylaşılmış.

ama bu açıklanan listeye inanacak bi %52 keriz kesin vardır ülkemizde. hatta inanıyorum ki; erdoğan’ın borcunu ödemek isteyen reis aşığı bir sürü keriz oğlu keriz bile vardır…

haydi kerizler! pamuk eller cebe. kapatın reisinizin borcunu. ayıptır.
eved götümüze falan sokabiliriz mesela.

plana sadık kaldaki plan bop planıymış yani, şaşırdık mı tabiki de hayır. yıllardır söyledik yine söyleyelim amaç türkiyenin demografik yapısının değiştirilip sonrasını biliyorsunuz işte hayal gücünüzü kullanın veya sınır komşularımıza bir göz atın ortadoğuda istikrarlı ve güçlü bir ülke istenmiyor ve akp sayesinde türkiyede adım adım bu plana sadık kalarak ilerliyor. seçim için ölüm kalım meselesi dememizin sebebi buydu. saat işliyor tik tak tik tak abd, avrupa ve israilin kalıcı planları emin ve güvenli bir şekilde ilmek ilmek dokunuyor bunların maşası da akp.

edit: sinan oğan az önce attığı tweetle dediklerimizi doğruluyor şaka gibiler. yani kaçaklar kazara değil bile isteye alındı ve zoraki ülke içinde tutuluyorlar alın size plan.

"politikada hiçbir şey kazayla olmaz. olmuşsa, öyle planlanmıştır. franklin d. roosevelt “plana sadık kal…”

soğan tweet
eskiden değeri olabilecek bir laftı. zira ömür kısa, tıp gelişmemiş, iş yapacak birileri her zaman lazım.

günümüzde ise bu cümleyi kuranlar için doğum kontrol uygulattırılması gerekir.zira mal ebeveynden doğacak şanssız sabilerin habercisidir.
konuşmanın ilk 1 saatini dinledim. uzaylılarla iletişime geçtik demiyor. bazen dedektörlerimiz veya pilotlarımız çok tuhaf, acayip, denişik bi şeyler görüyor, ama ne olduğunu anlamıyoruz. keşke daha kaliteli imajlar çekecek sistemlerimiz olsa da, sonra biz de onları bilimsel yöntemle incelesek de ne olduğunu anlasak diyor. şayet bunların ne olduğunu anlamazsak gökyüzü halkımız için güvenli bi yer olmaktan çıkar diyor. yani demeye getiriyor ki, işte uzaylı heyecanı, işte uzaylı tehdidi, başkanım aç şu kesenin ağzını.
görsel görsel

uap olarak da şu topu gösterdiler. görsel
kıvır kıvır manevra yapıyormuş. mesela
- uzaylıların önden gönderdiği keşif aracı olabilir
- o topun içinde gerçekten uzaylı olabilir
- çin veya kuzey kore gibi ülkelerin geliştirdiği ve amerika'nın henüz haberdar olmadığı bir teknoloji olabilir
- içinde yaşadığımız simülasyonda bir kod hatası olmuş olabilir
- amerikan ordusunun içindeki en gizli grup geliştirmiş ve normal askerleri, sivilleri vs. bu konuda bilgilendirmemiş olabilir
- ödeneği azaltılmasın diye nasa bunu kendi uydurmuş olabilir
- amerikan siyasetçileri toplumun dikkatini başka yöne çekmek için uydurmuş ve nasa'ya emir vermiş olabilir
- birinin evde kendi kendine geliştirdiği uzaktan kumandalı top olabilir
- elon musk'ın yeni oyuncağı olabilir
- nasa zaten uzaylılar tarafından yönetiliyor ve kendi varlıklarına bizi böyle yavaş yavaş hazırlamaya çalışıyorlar olabilir.
teorilerin sonu yok, nerenizden uydurduğunuza göre çeşitlendirebilirsiniz.
şu anda, ne olduğundan emin olmadığımız bir uçan top olduğu dışında bi şey bilmiyoruz, o yüzden kesin biliyormuş gibi sallamayın. biyolojide bu kadarcık veriden sonuca zıplamaya çalışanlar aşı karşıtı oluyor.

bazılarını da önceden ufo sandık ama sonra n'olduğunu anladık diyor. yani bütçemiz olsa daha neler neler anlarız diyor görsel

neyse, veriyi halka açmışlar. çalışmak isteyen girsin baksın.

uzaylı kardeşlerime de buradan kucak dolusu sevgi gönderiyor, ve kendilerine şemsi yastıman ustadan uzaylılar hoşgeldiniz isimli parçayı armağan ediyorum.
https://www.youtube.com/watch?v=r3ce9gp-thk
şu salak kültürün ikiyüzlülüğünün de boku çıktı artık amk.

sadece sevişilecek diye bir ton anlamsız ve görgüsüz seremoni kas, sonra da prezervatife "şey" de. aferin çok edepli oldunuz amk; çünkü bütün olay seks için değildi zaten.
kameraların sürekli mimiklere odaklanmadığı, oyuncuların her topu izlemediği, setin her anında oyuncu değiştirilebilen, her topa reaksiyon verilen ve yeni katılanların büyük fark yarattığı bir milli takım izliyoruz.

suratsızdan sonra santarellinin büyük fark yarattığı bir milli takım var sahada.
dolar alan zenginleşmiyor dolar almayan fakirleşiyor. sahip olunan paranın alım gücünü korumak için döviz alınır kar etmek için değil. kar eden büyük meblağlarla anlık al-sat yapanlardır. ama böyle krizlerde döviz almak da paranın değerini tamamiyle korumaz. toplum olarak bunu anlayabildiğimizde ki hiç ihtimal vermiyorum belki o zaman düzeliriz.
yağmurdan sonra sokakta oluşan toprak kokusu.

bir de çarşafları değiştirdikten sonra yatak odasındaki o yoğun deterjan kokusu. tinerci gibi içime çeke çeke uyumayı seviyorum. duş alıp temiz çarşafın üzerinde uyumak gibisi yok hakikaten.
hay ben sizin memurları hala eski türk filmlerindeki gibi akşama kadar masa başında dedikodu yapıp rüşvet yiyen tipler olarak gören algınıza sokayım. ilk defa küfür ediyorum şurda çünkü memurlara yapılmış ya da yapılacak komik zammı enflasyonun sebebi olarak gören o kadar düşünme engelli tip var ki ne yazsan anlatamazsın bunlara
dün arkadaşlarla şampiyonluk goygoyu yaparken bu sezon attığı hangi golü ilk sıraya yazarsınız gibi bir konu açıldı, derbide sol ayağıyla tavana yapıştırdığı gol dedim. bi 5 saniyelik falan sessizlik oldu sonra, hangisini diyorum acaba diye. öyle bir adamdır.

iban açıklasınlar 1 günde bonservisini toplarız. bonuslarla birlikte.
bayilerin arka tarafında mevcut otoparklarda bulunan sıfır km araçlardır. milletçe birbirimizi düdükleme odaklı bir yaşam formu sürdürürdüğümüz için çokta yadırgamayın...

pandemi döneminde, türkiyede epey tanınmış markakarın bayiliğini yapan ve onlarca şubesi olan bir holdingin hukuk müşavirliğinde çalısıyordum. mesela 2020 ocak ve şubat ayında renault clionun en boş paketi 156.000 tl. ayda bir şubeden ortalama 4 5 araç satışı olur bu modelden. mart başında haftada ortalama 10 tır her tırda 8 araç olmak üzere ford renault opel marka araçlar stoklanmaya başladı. bizim otoparklar yetmedi ispark ile anlaşma yapıp büyükçekmece civarında sadece bize tahsisli yer kiraladık. tabi bu arada araçlar sürekli geliyor. deli gibi talep var. ama satmıyoruz çip krizi diyorlar şu diyorlar bu diyorlar. 1 mart 30 mayıs arası hiç araç satılmadı. 1 haziran itibariyle 156.000 e gelen araçlar 300 bin bandında satışa çıkarıldı. opsiyonlar hariç. bin e yakın araç stoklandı o dönem sadece benim çalıştığım firmada. bugünkü alışkanlık aslında ordan kalma. kötü bir anı ancak maalesef gerçekler böyle.
chpli taklidi yapan heval sevicilerin saldırdığı kadın.

seçim sonucunun sorumlusu değildir. kadın ne dediyse çıktı.
türklere ret verilmesinin sebebi suriyeliler değil.

bakın habere:
https://tr.euronews.com/…urusu%20yap%c4%b1ld%c4%b1.

diyor ki sadece kasım ayında 8.300 tane türk vatandaşı, avrupa'da iltica başvurusunda bulundu.

yani 8300 tane vatandaş, türkiye'deki baskıcı rejimi ve baskıcı toplumu gerekçe göstererek avrupaya iltica etti. yılda 100 bin kişi yapıyor.

schengen'in amacı avrupa'da istediğin gibi seyahat et ve sonra dön üzerine. ama gelenlerin yarısı iltica başvurusunda bulunuyorsa, vizeyi amacına göre kullanmıyorlar demektir. amacına göre kullanmayacak adamları seçmesi çok zor, kimsenin alnında yazmıyor. bu sebeple çok gerekli sebebi yoksa çoğuna ret veriyorlar.

kendi bütünlüğünü ve toplumunu korumak isteyen her egemen devletin yapacağı bir hamle bu. "ama ben çok kalifiyeyim, çok param var bana niye vermiyorlar", çok kalifiyeysen avrupa kaybeder, sana dünya'da seçenek bol. çok zenginsen başka vize türleri var onlara başvur.

ya avrupa birliği iltica şartlarını değiştirecek (bence kısa süre içinde değiştirecekler) ya da bu şekilde schengen'e ret vermeye devam edecekler.
komik istektir. dün kademeli eyt gelsin diye kk'na baskı yapanlar, seçim geçince iptal edilsin demeye başlamışlar. eyt gasp edilen bir haktı ve geç de olsa teslim edildi. oyna, devam.