Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
ya bişey söylemek istiyorum. maçın analizi bir yana, şu dünya kupası maçında yeşil çimlerde görülen sarı üst-mavi alt-beyaz konç kadar ikonik bir forma var mı bilemiyorum. dünya kupasının tadı tuzu resmen bu görüntü. efsane forma. efsanelerin milli takımı. havası bile dünya kupasının tadını almaya yetti. pele, ronaldo, ronaldinho gözümün önünden geldi geçti, cam şişede buz gibi kola içmek gibiydi be.
oğlum sizin kafa gitmiş var ya. sabahtan beri aynı tarz başlıkları art arda sıçmaktan sıkılmadınız.

evet bir köpeğin canice öldürülmesine tabii ki üzüldüm, kuduz olup ölen çocuğa üzüldüğüm gibi. ölse üzülmeyeceğim tek tür, sürekli ekşi'de köpeklerle ilgili başlıklar açıp insanlara ittapar veya köpektapar diyen hayatsız ezikler.

ülkede sanki yeterince troll yokmuş gibi bir de bunlar türedi. bir susun amına koyayım yeter ya.
tanım: son yaşadığım olayla birlikte artık tüm nefretimi kazanmış, şu anda türkiyenin en büyük problemini kucağımıza bırakmış olan ruh hastası kişilerin sahip olduğu bozukluk.

bu köpektapar kişilik bozukluğuna sahip kişiler şunları artık anlamalılar

1-çok basit şeyler istiyoruz amk. sokaklarda köpek saldırısı olmadan yürüyebilmek, motosiklete binmek, çocuklarımızın güven içinde okula gidebilmesi.

2-hayır barınaklardaki, sokaklardaki köpeklere yapılan işkenceden hoşnut değiliz. fakat bu hayvanların uygun şekilde itlaf edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

3-hayır bu kadar köpeğe barınakta bakılmasın. amk sanki çok zengin ve hizmet şartları çok iyi bir ülkeyiz de barınakta bu köpeklere iyi bakılabileceğini düşünüyorsunuz. daha geçen gün bir hastanede yaşlılara düzenli olarak eziyet edildiği haberi ortaya çıktı. insana bunları yapan vahşilikte bir toplumun bireyleri köpeklere kapalı kapılar ardında neler yapmaz ki.

4-eğer barınak konusunda çok ısrarcı iseniz örgütlenin ve şunu yapın: istediğiniz sayıda ve nitelikte maliyetini hayvanseverlerden toplayacağınız bütçe ile barınak yapın ve gönüllü olarak (sokaklardan izole olarak) itleri besleyin ve hatta isterseniz karşılarına geçip secde edin umurumuzda bile değil. yeter ki bu sorunu çözün.

tabi bu sizin işinize gelmez. siz baştan beri bu sorunu tüm toplumun sorunu yapmaya çalışıyorsunuz. fakat bu başıboş köpek sorunu sizin büyütüp tüm topluma mal etmek istediğiniz bir problemden başka bir şey değil. o halde sorumluluk alın ve sessiz yavrularınıza mutlu ve huzurlu yaşama olanağı sağlayın. onların mutlu ve sağlıklı yaşamasını kapı önlerine mama, su ve bilimum atık yemek bırakıp sonra ortamdan sktirip giderek sağlayamazsınız.

sizin gibi hasta ruhluların beslediği köpeklerin saldırısı yüzünden oturduğum sitenin önünde motosikletimle oğlumu okuldan almaya giderken ilk kazamı yaptım.
en çok güldüğüm olay şu takımlar bile dünya kupasında biz niye yokuz tarzındaki entryler son avrupa şampiyonasında bizim bu galler’e şutumuz yok hangi alemde yaşıyorsunuz oğlum siz
ayrıca sergi açmak, stant kurmak ve seyyar satış da artık yasaklar arasında.

ülkenin sınırına güvenlik önlemi almayıp milyonlarca teröristi memnuniyetle içeri sokanlar, istiklal caddesine güvenlik önlemi adı altında yasaklar getiriyor… orada burada “hükümet terörler savaşıyor” dersiniz artık.

bunların derdi terörle savaş falan değil. halkın özgürlüğünü kısıtlamak, kendi ideolojilerinin yaşam biçimini dikte etmek.

orada yapılan sokak müziğini beğenirsiniz yada beğenmezsiniz, bunun bir önemi yok. bok gibi bir sesle elfidaaaa diye anıran birini kimse takdir etmez… ama sosyal yaşama ve özgürlüğe yasak getiriliyorsa eğer, beğenmiyorsanız da bu yasağa karşı çıkmak zorundasınız. ha eğer karşı çıkmazsanız, gün gelir “potansiyel bir yasak” sebebiyle yılbaşında evinizde tombala oynamak zorunda kalırsınız.

kaynak
yapılır da açılış töreni düzenlenirse, galatasaray formamı giyer stad önündeki etkinliklere katılırım.

hatta fenerbahçeli bir arkadaşım için de store’dan alış veriş yapar kendimce ekonomik destek olurum.

fenerbahçe’nin büyüklüğüne yakışır, dönemin anlam ve önemi sebebiyle ileride gururla anlatılır bir şey olur. umarım olur.
"o sana vurabilir ama sen karşılığında ona vuramazsın çünkü onun amı var." mantığının dillendirip zırlayan ne kadar çok kişi olmuş ya.

kadınlar, erkek gibi kavga etmek istiyorsanız, erkek gibi dayak yemeyi de göze alacaksınız. yok, kimse bana bir tane patlatıp fare boku gibi yere sermesin diyorsanız, kimseye saldırmayın.

beyler, kız arkadaşınızın böyle olduğunu bırak anlamayı, böyle olduğundan şüphelendiğiniz an, anında dehleyin. görüyorsunuz işte. videodaki kezbanın sevgilisi olsaydınız ne yapardınız o an?

a- karışmayıp seyredeceksiniz, o zaman bugs bunny muamelesi görürsünüz.
b- yumruğu yiyen kezbanı savunmak için öne atlayıp, toraman yumrukoğlu'nun ikinci nakavtının tadına bakarsınız.

medeniyetin gözünü seveyim be: ne canlı timsah doğuruyormuş gibi bağıran kızlar var. ne hemen yere yapışan kezbanın başına koşup çocuğa çemkirenler var. ne ortaya atılan simpler var (bu madde muhtemelen toraman'ın boyutları ve yumruğun görüntüsüyle alakalı.) ne de "susar mısın geri zekalı, kız geberiyor şu an!" diyen meltem.

(bkz: and not a single fuck was given that day)
sakın üstüne gitme ok yaz bırak asla başka mesaj falan da atma.. başka biri daha var aklı ona gidiyor ve seninle onun arasında tercih yapacak kuvvetle muhtemel onu seçecek..
pkk'nın eline düşmüş değil bir yetişkin olarak seçimini yapmıştır.
ayrıca hazin bir öykü göremedim. eline silah alırsan büyük ihtimalle ölürsün.

eline silah alıp insan öldürünce kendi ideolojisini kitlelere kabul ettirebileceğini zanneden patolojik bir yapıdır bu.
sokaklarda başıboş köpek olmasına sonuna kadar karşıyım çünkü insan hayatını tehdit ediyorlar; ancak bu da olmamalı... bir devlet düşünün ki barınakta mama bile veremiyor. yazıklar olsun. 2022 türkiye'sinden bir kesit...
siz burada yazilanlara bakmayin. az oksar sonra diskoya gonderir. bir guzel eglenirsin. sonra senin kogusunu degistirirler, daha kral bir yere gecersin. cok kral bir yere alirlar seni. boyle etrafinda ellerinde tufekle falan bekleyen korumalarin olur.

ciktigin zaman cok daha guzel. ne kadar onbasi, cavus, uzman, astsubay, astegmen, tegmen, ustegmen, yuzbasi seninle cok yakinen ilgilenirler. pamuk gibi yaparlar seni.

tek kotu tarafi orgenerali utandirdigin icin seninle gorusmek istemez. o kadar. belki de emekli olmustur kim bilir?

askerde cok guzel bir laf vardir. sikerler ama zamani durduramazlar diye. hem sikerler hem de zamani durdururlar. inanamazsin.

lan sen kimsin orgeneral ile senin isin olacak. adamdan kacmak icin calilarin arkasinda saklanirsin. bir de yumruk atacakmis.
ömrü hayatım boyunca genelleme yapmaktan hep kaçındım. deneyimlemediğim hiçbir olayın ve düşüncenin arkasından koşmadım. tecrübelerim ışığında net olarak söyleyebilirim ki, hayatımda karadenizliler kadar bir şeyi anlamaktan yoksun, aklınca şark kurnazlığı yapmaya çalışan, çirkef ve kanı bozuk canlıyı başka yerde görmedim. bu düşüncemden dolayı taşlanabilirim. hiç önemli değil. ancak tanıştığım o kadar karadenizli arasında bir tane ''insan'' olmaması benim suçum değil. umarım bu fikrim ve önyargım zamanla değişir.
arkadaşlar siz burada "götünüzden kan alırlar" diyen pembe götlülere aldırmayın. askersiniz sonuçta. oradaki albaylar, orgeneraller hepsi sizi rahat ettirmekten sorumlular. eğer bir albaya yumruk atarsanız, albay ilk olarak "ben nerede hata yaptım da bu yumruğu hak ettim" diye düşünecek ve sizden özür dileyecektir. ardından da size tavşan kanı çay ısmarlayacaktır. hatta sabah içtimasında herkesin önünde yapacaktır bunu. bu bir gelenektir. buna "albay alayı" denir.

o yüzden hakkınızı daima araysddfghh

götünüzden kan alırlar arkadaşlar
görsel

zır cahil trt çalışanlarının, resmi adı türkçe amerika birleşik devletleri olan ve abd denildiğinde dahi herkesin anlayabileceği ülkeye köylü gibi doğrudan amerika yazıp geçtikleri maç.

sevgili akıl fakiri trt çalışanları ve yöneticileri! amerika denilen yer, 35 farklı ülkeyi barındıran ve 965 milyon insanın yaşadığı bir coğrafya. ingiltere milli takımı, 35 ülke karmasının yer aldığı, 965 milyon kişiyi temsil eden bir takıma karşı mı oynuyor? bu nasıl bir aymazlıktır?
ergenlikte çok kötüydü, 27ime kadar kendime çok kötü davranıyordum. sevmiyodum, beğenmiyodum, kusur buluyordum, bedenime ruhuma saygım yoktu. sonra bişey oldu, kendimi sevmezsem bunun tüm çevreme sirayet edeceğini kimsenin de beni sevemeyeceğini, değer vermeyeceğini, kendimi hırpalamaktan başka bir şey yapmadığımı anladım. o günden beri kendime iyi davranıyorum, bir bebek gibi, hırpalamıyorum, yargılamıyorum, her şey için suçlamıyorum, sadece anlamaya çalışıyorum, güzelliklerimin farkına varıyorum ve kötü yönlerimi nasıl geliştirebilirim diye düşünüyorum yine kendime “sen şöylesin! sen böylesin” demeden. hayat çok kısa.
bizim millet kadar aşağılık kompleksi olan ender toplumlar vardır. gayet de anlaşabilecek kadar konuşuyor işte daha ne olsun. eski siyasetçilerin kalitesi asla yok ama gündelik hayatta konuşabilmek de önemli. en azından anlaşır bu ingilizce ile çat pat problem değil yani, diğerlerine oranla iyi.
erkeğin özünde gerçekten kim olduğunu anlamak için tam olarak turnusol görevi gören durumlardan birisidir. dilinin ne söylediğine asla bakmayın. zamanında bu tip bir kadınla birlikte olmuş ona değer vermiş (değer vermiyor olduğunu söylese bile ki hep böyle söylerler zaten), onun için riskler almış, ona karşı az ya da çok duyguları olmuş bir adamdan hiçbir şey olmaz. bu adamın istediği kadın özelikleri bellidir çünkü. hiç hayal falan kurmayın "bu adam düzgün kadın arıyor, bu adam zamanında hata yapmış" diye düşünmeyin. belli bir yaştan sonra yapılan hiçbir şey hata değildir. bile isteye o tercihi yapmış olmaktır. bu adam düzgün bir kadını hayatı boyunca asla sevmeyecektir. düzgün kadın onun için" saf, cepte, değer verilmeyecek" bir kadın olacaktır. bu adamın değer yargıları ciddi anlamda sıkıntılıdır ve olmamıştır, oturmamıştır.

bu yüzden bu adamların ne olduğunu iyi anlayın ve balığın baştan kokuyor olduğunu kabul ederek düzgün bir kadın olduğunuza inanıyorsanız bu adamın yanında kendi değerinizi düşürmeyin. bazı adamlar sıcak bir kalp yerine başka şeyleri daha değerli bulacaklardır.

edit: erkekler kadınlara piç bir erkekle birlikte olduğu zaman "o adamın ne olduğunu göremediysen senin problemin, bile isteye o adamla birlikte olmuşsun" diyebilme hakkını kendilerinde görüyorsa kadınların da erkeklere aynı cümleleri kurmaya hakkı vardır. değer yargıları herkes için geçerlidir ve cinsiyet ayrımı yapılmaz. konuşmaktan ve gerçekleri kabul etmekten hiçbir zaman korkmayın. erkeklerin kadınları değerlendirme altına alırken ortaya koydukları kriterler kadınların da haklıdır. karakter insanın hayatındaki en önemli şeylerden birisidir ve bu gibi durumlar işte karakteri ortaya çıkaran en net şeylerdir.
twitter'da barolar ve adında av. yazan bir takım zevat şiddetle bu adama saldırıyor ve köpeklerin sokaktan toplanmasının teklif dahi edilmesinin suç olduğunu (!) iddia ediyor. hesaplarına bakarsanız tüm paylaşımları bu konuda. bu ülkede bir avukat neden ve nasıl başıboş köpek avukatlığı yapmaya soyunur, buradan nasıl geçimini sağlar? aklım almıyor.
boylara bakıyor ve ekşi sözlük erkeği olduğunu tahmin ediyorum.
bizim dörtlü flaşör dediğimiz mekanizma ingilizce'de hazard lights olarak geçer, yani "tehlike ışığı" olarak türkçe'ye çevrilir. kullandığınız araç, trafik için herhangi bir tehlike yaratma potansiyeli taşıyorsa bu ışığı kullanırsınız. mesela lastiğiniz patladığı için sağa çektiyseniz dörtlüleri yakarsınız ki etrafınızdaki insanlar sıkıntılı bir durum olduğunu anlasın.

dörtlüleri yakmak, sıçar gibi arabayı yolun ortasına park etmenizi, az ilerden u dönüşü yapmak götünüze zor geldi diye ters yönde araç kullanmanızı meşrulaştırmaz. pezevengin evladı ters yönden üstüme geliyor, "ne yapıyorsun" diye soruyorum, "e dörtlülerim yanıyor görmüyor musun" diye cevap veriyor.

bu tip hanzoları, dörtlüleri yakıp arabasının önünde sikeceksin. ne yapıyorsun diye sorarsa da "dörtlüleri yaktım ya" diye cevap vereceksin.

medeniyet yoksunu sığırlar sizi.
''amerika ve ingiltere'ye neden afganistan'daki kadınları yalnız bıraktığını sormuyorsun'' diyerek içimin yağlarını eritmiştir.

zira aynı american-british ortaklığı, iran'a demokrasi götürdükten sonra da kadınları bir başına bırakacaktır, tıpkı ırak ve suriye'de yaptığı gibi.
mevzunun köpek olmadığını herkes biliyor.
köpekler insanlara isteyerek zarar vermez.
her köpek insana vahşice saldırmaz.
her insan köpeğe vahşice saldırmaz.
fakat bir köpeğin kafasına kürekle vurulup susulmasını izlemek canilik olduğu gibi bir köpeğin bir çocuğu öldürmesini izlemekte caniliktir.
köpekler kısırlaştırılmalı, gerekirse vahşi köpekler uyutulmalı, kafasına kürekle vurulamaz.
köpekler sokaklarda başıboş gezemez.
barınaklarda vahşice öldürülemez.
köpek sorunu yok yönetim sorunu var.
köpek sorunu değil karakter sorunu var.