Sık geçen başlıklar

yaş aldıkça anlaşılan şeyler 5

ekşi'de gör
yapmak isteyenin yapacağını, yapmak istemeyen insanın ise yapmamayı tercih ettiğini ve bunun nedenlerinin de aslında çok önemli olmadığını.

bir insanın seni sevmesinden daha önemli olan seni ne kadar seviyor olduğu. onun seni tuttuğu belli bir mesafe varsa senin de o kişiyi aynı mesafeye koyman gerektiği.

sevgi, cinsel çekim iki insanı bir araya getirebilir ama ne uyumu ne de dostluğu garantiler.

bazen insan "seni sevmiyorum" demez de; ilgi ve saygı göstermez, önemsemez, zaman ayırmaz, önceliği yapmaz, saydam olmaz, sorumluluk almaz, çaba göstermez. senin tüm bu işaretleri görüp değer verilmiyor, sevilmiyor olduğunu anlaman gerekir.

bir insan ona kattığın değerin ve ilişkiye yaptığın yatırımın farkında değilse ve sen o ilişkinin içinde kalmaya devam edersen sonsuza kadar bu durum devam edecektir. sen vereceksin o alacak ve sen kırıntılar ile idare etmek zorunda kalacaksın.

değer verdiğin birisi senin için pek bir şey yapmaya gerek duymuyorsa bir süre boyunca baya bir üzülürsün. sonra öyle bir eşik gelir ki seni kendinden yoksun bırakan kişinin yokluğuna alışmaya başlarsın ve bir süre sonra o kişi senin için görünmez olmaya başlar. varlığı ile yokluğu arasında pek fark olmaz. çünkü kalpteki hiçbir duygu aynı şiddette yaşanmaya devam etmez. bu nokta da tam bir dönüm noktasıdır aslında.

sevdiğin insanlara karşı aşırı hassas, düşünceli ve hisli olduğun zaman ilk gözden çıkartılan, önemsenmeyen ve düşünülmeyen sen oluyorsun. fakat bir süre sonra o değer verdiğin insanlara baktığında hissettiğin tek şey hayal kırıklığı oluyor. sonra sende bırakıyorsun ve sen kaybettim zannederken onların kaybediyor olduğunu anlıyorsun. çünkü iyilik ve güzellik insanın karşısına her zaman çıkmıyor...

zamanla anlıyorsun ki aslında kimin seni seçtiğinin ya da seninle ilgilendiğinin bir önemi yok. önemli olan cesur bir şekilde seninle olmak konusunda kararlı olan ve eylemleri sözleriyle uyumlu olan kişileri senin seçiyor olman.

son olarak ise ne olursa olsun kimseye bel bağlamadan yola devam edebilmek. sizin mutluluğunuz, mutsuzluğunuz, istekleriniz aslında çok da önemli değil başkaları için. bunu anladığınız anda da kendinize daha çok sarılmaya başlıyorsunuz...
insan kendi yanlışlarını yapmalıymış.

başkalarının tavsiyelerini dinlemiş ve neticesinde batırmış olmak daha büyük can yakıyor

ayrıca; iyi niyetli sandığınız insanlar o kadar da iyi olmayabiliyor. yeri geliyor kendi annenizden babanızdan bile zarar görebiliyorsunuz. şu bir gerçek ki maalesef günün sonunda hep tek başımızayız. en yakınına bile tamamen kendini açmamalıymış
sktir et takma kafana diyen psikoloğun haklı olduğu gerçeği.

ama teori ile pratik paralel yürümüyor yaşamda.
geçmişte yaşanılan günlerin geleceği belirlediği...
değiştiremeyeceğimiz şeyler için üzülmeye devam etmenin ne kadar yanlış ve zaman kaybı olduğu.. ve an'ı yaşamaktan keyif almayı başarabilmenin en büyük zenginlik olduğu.