Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
"çocuklarımız asgari ücretli öğretmenden eğitim alsın diye milyarlar döküyoruz"'dan sonrasını okumadım.

edit: çok mesaj geldi nesi yanlış diye. arkadaşlar yanlış bir şey yok. ben de özünde bu noktaya dikkat çekmek istedim. moralim çok bozulunca da okumayı bıraktım.

memur yükünü de nicelik bakımından değil nitelik bakımından değerlendirmek lazım. kurumlarda iş yapmayan bir oda dolusu memur var ancak iş yüküne göre de mevcut kadar, yer yer daha fazlası gerekli.
bi fenerli olarak ali koç ne acaip adammış ya diyorum yıllarca okumuş efendi adam zannettik.
edit: yorumları okuyorum yok arkadaş biz hakikaten nefret dolu ruh hastasıyız. işte bunun için ali koç gibi tepedekilerin davranışı daha da önemli.
*evi kiraya vermez diyenler icin: katlanarak artan emlak vergisi sebebiyle 7 tane evi olan kisi 1 milyon liralik o 7.evini yilda 150-200bin tl odememek icin satmak zorunda kalacak bu ev bollugu olusturacak ve fiyatlari asagiya cektiginden kiraci sayisi azalip kendi evlerini almalari kolaylasacak.
duzenlemenin amaci zaten ev stokculugu yapip manipulasyon yapanlar

her evin tapusu ve sistemde bir kayit numarasi oldugundan gerekli olandir. boylece elden odemelerle vergi kacirmanin onune gecilecektir ve cok evi olanlardan daha fazla gelir vergisi alinabilecektir. ayrica kirayi odedi odemedi gec odedi fazla zam yapildi dava yuku bitecektir.
emlak vergiside her sahip olunan ev icin katlanarak artmalidir boylece bolge bolge evleri satin alip calisanlara yuksek fiyattan vermeye calisan emlak cetelerininde sonu gelecektir.

(bkz: #140656509)
(bkz: #140658213)
*sisteme kayitli oldugundan yeni kiracidan daha yuksek tutarlar istenemeyecektir.
**cok evi olandan emlak sayisina gore %0.2 yerine %10+ lara varan evin degeri uzerinden vergilendirme yapilmis olacaktir. bu yolla saglanan gelirden ulkeyi ileriye tasiyacak genclere yurt ve okullarda ucretsiz yemek saglanabilir.
gelen mesajlardan: 'avrupa’da ev kiraladığında imzalı sözleşmeni gelir idaresi başkanlığına verip kayıt belgesi alman gerekiyor. ayrıca emlakçı her şeyle ilgileniyor tamirat tadilat vs. onun aldığı komisyon da sisteme girip vergilendirlmiş oluyor.'
yukarıdaki doktor tam tipik doktor(!). türk eğitim sisteminde şu an yapılandırmacı yaklaşım kullanılıyor arkadaşım. yani bilgi verme değil öğrenmeyi öğretme. öğretmen sınıfa bilmiyor gibi girer ve öğrenciye kendi nasıl bilgiye erisecegi metodunu öğretir. bu yüzden matematik bilmen seni matematik öğretmeninden daha uzman yapmaz. burada çocuğun seviyesi, bireysel farklılığı onun duyguları, psikolojisi ön plandadır. 150 öğrencim var ve tayinim çıktığında hepsi gözyaşlarına boğuldular. benden iyi sosyal bilgiler bilen birisi için aynı şeyi yapacaklarını düşünmüyorum. ayrıca öğretmenler su an kendilerine okunan eğitimleri yıllar önce aldılar, uyguluyorlar teorik bilginin hiçbir faydası yok. son olarak da bu ülkede bir tane baş öğretmen var.
edit: tipik doktor genelleme değil son zamanlarda türeyen her şeyi herkesten iyi bilen, tepeden bakan tipler.. lütfen doktorlar alınmasın.
nasıl satarsınız ? nasıl kaptırırsınız ? gibi soruları gördükçe bir gülme geliyor.

ülkedeki gençlerin , üniversite mezunlarının birinci hayali buralardan kaçıp gitmek olmuşken, futbolcularımızın kokuşmuş futbol camiasının içinden kaçıp gitmek istemeleri en doğal hakları.

hatta rıdvana kontratının bitimini beklemeden para kazandırarak gittiği, emirhana biten kontratıyla kaçıp gidebilmek varken 4.5m euro serbest kalır maddesi ekleyerek kontrat yenilediği için teşekkür etmeliyiz.

kimse kimseyi kandırmasın , son yirmi yılda hangi türk futbolcu türkiyede kalarak gelişimini tamamlayabilmiş. vizyonlu, açık görüşlü çocukların erken yaşta bu coğrafyadan uzaklaşıp kendilerini kurtarmaları, giderkende kulübe para kazandırmaları gayet güzel davranışlar.

hem emirhan ın hem rıdvan ın yolları açık olsun.
20 dakikadır sağ açıkta oynayan yavru martıyı sahadan çıkartmayan bir topluluk var sahada.
yahu hayvan yavru, uçamıyor, bir allahın kuluda kış kış deyip kenara almıyor hayvanı.
şimdide orta sahaya yerleşti martı.
edit: dakika 32. martı sağ köşe gönderi civarında top bekliyor hala.
edit:dakika 38 .martımız ceza sahasına girdi.
edit:dakika 40. martı için ofsayt bayrağı kalktı.
edit:martı ceza sahası içinde kalarak ilk yarıyı bitirdi.

edit:2. yarı başladı. martımız hala sahada. ama bu defa defansta kalıyor.sağ bek pozisyonunda takılıyor.
edit:dakika 55. martımız libero pozisyonuna geçti.
edit:dakika 71. martımıza top çarpınca uçarak karşı alana geçti.sol açık pozisyonuna kondu.
edit:dakika 90.martımız sol bek pozisyonuna döndü.
edit:90+5.martımız tüm oyun süresince sahada kalarak maçı tamamladı.

böylece tüm oyun boyunca sahada kalan tek martı olarak tarihe geçti.

bende maç yerine onu izleyip not alan biri olarak kendime ne desem bilemiyorum.
bu ülkede bitmeyen ve artık kabak tadı veren 2 şey var;
1.si akp li mağduriyeti
2.si fb li ağlaklığı

arkadaş gidin rambo okanı gazlayın sağda solda bıçak sallasın eğlenin biraz.
dede iyisin hoşsun da seni şeytan gibi görüp, sığındığın evi yakmaya kadar gözü dönmüş bir kitle var. ağzınla değil kuş, flamingo bile tutsan bu cahil tayfa sana oy vermez. o yüzden türkiye'nin önünü açıp kazanacak adayı ortaya koy. çünkü bunu yapabilecek güç elinde var. bu yaştan sonra tayyip'in "chp'den sorumlu genel başkan yardımcısı" olarak anılma.
çin abd'yi twitter'dan tehdit ediyor.

vpn'le falan girdiler ellaaam

abd twitter'ı da yasaklasa ya da resmi hesaplarını askıya aldırtsa bunların, yarrak gibi kalacaklar. hiç birimizin haberi falan da olmayacak

yavaş tehdit etsin amk

edit: arkadaşlar “tehtid” mi “tehdit” mi diye mesaj atmayın allah’ın aşkına. amk dünden beri on kere editledim lan. bi karar verin kendimden şüpheye düşücem

büdüt: tehdit ulan tehdit. gençliğimi yediniz be
yılın en sıcak gününde, 1.80 boyunda kazık kadar bir insan olarak klimasız bir ortaokulda, dizimden alçak sıralarda dahil olacağım sınav.

ösym'nin bir planlama dehası olduğunu buradan anlayabilirsiniz.
uzun zamandır bu tarz haberleri ve "haberleştirme" şekillerini görüyorum ve canım sıkılarak okuyup geçiyorum da "kardeş" ben sizin habercilik anlayışınıza sokayım afedersin. bu tipitip ergenlere ne oldu? polis mi yakaladı? sen videoya nasıl ulaştın? polis yakaladıysa savcılığa sevk edildiler mi? yaptıkları hayvanlığın ve düpedüz suçun cezasını çekecekler mi? yakalanmadılarsa neden yakalanmadılar? ne oldu? ne bitti?

gazetecilik sadece şöyle oldu böyle oldu diye haber yapmak değildir, yaptığı haberin takipçisi de olmaktır aynı zamanda ki o yüzden hiçbir iktidar gazetecileri sevmez mesela.

yok böyle olmuş sonra da böyle olmuş. habercilik mi altın gününde dedikodu mu belli değil amk

olum bu ülkenin işi valla çok zor lan. hiçbir sektörde işini düzgün yapan insan olmaz mı lan. kafayı yiyecem sonunda yemin ediyorum.
doktorların kendini bilinçli sanan hastanın görüşlerini dinlemeye vakti mi var? siz şikayetinizi doğru anlatırsınız o da tedavisini verir. çok bilinçliyseniz ve verilen tedaviyi beğenmezseniz uygulamayın. başka doktora gidin.

ameliyat, kemoterapi, radyoterapi gibi önemli ve uzun süreli tedavilerde hastaya seçenekler sunulur. bilinçli tavırlarınızı o zaman sergileyin. ama benim serum almam lazım, çocuğum ancak antibiyotikle iyileşiyor, niye ekg istiyorsun sadece karın ağrım var gibi söylemleri olan kişiler kendini bilinçli sanıyor.

eğer çok bilinçliyseniz hastalığınızla alakalı ve doktordan illaki kendi istediğiniz tedaviyi vermesini istiyorsanız, ona göre semptom uydurun. muhtemelen yanlış veya gereksiz tedavi alırsınız ama istediğiniz olur.
kılıçdaroğlu'nun kaybettiği seçimleri saymazlar ama işin sonunda adamı kılıçdar katakulliye getirdiği halde adam suçlu oldu. herkes herşeyi biliyor boşuna anırmayın.

yenilen pehlivan güreşe doymazmış. yani güler misin ağlar mısın muhafazakârı da solcusu da ayrı gerizekalı ülkenin çünkü hepsi mantiktan bir hayli uzak aşırı fanatikler maalesef.
neden kurallara uymama konusunda gayret gösterdiğimizi çözmediğim durum. neden illa ki "yaw noolcak 5 lira eksik" demeyi hak görüyoruz kendimizde. neden. kural kuraldır adam yazmış kural, 100 lira diye. niye buna bile uymak istemiyoruz. dediğim hadise.

düzelti: klavye azizlikleri
başlık altında atıp tutanların büyük çoğunluğunun kurusıkı salladığı cevaplardır.

belli bir süre birlikte olmuş insanlar finale gelmeden ortada bir sorun olduğunu anlayamıyorsa zaten sevgili olamamışlardır. her şeyi geçtim sorunu göremediniz, her şeyin iyi gittiğini düşündüğünüz bir anda karşı taraftan "ben ayrılmak istiyorum" cümlesini duyduğunuzda insan sebebini sorar amk! yok neymiş efendim siktir git dermiş, peki dermiş yok kapı gösterenler falan* sizde bunları yapacak karakter yok amk hiç öyle alfalık taslamayın. eğer hayatınızdaki insan eğlenmek için takıldığınız birisiyse bir nebze anlarım zaten sikinizde değildir ama az da olsa değer verdiyseniz sebebini sorarsınız. sormanın amacı o sorunu düzeltirim olayı değil ilerideki ilişkilerde yaptığın hatayı tekrar yapmaman içindir. yoksa ben ayrılmak istiyorum diyen insan bunu 40 defa düşünmüştür ve bitirmiştir kafasında. geri dönse de bir sikim olmaz. okey dermiş yarramın kafası sanki bana ingiliz kraliyet ailesi mensubu*
bir kadina değil de hiçbir insana verilmemesi gereken şey sadece senin bildiğin sana ait olan gizli sırların. bazı şeyler sende kalmali kimseye anlatmamalisin. anlatırsan ne karakterin kalir ne de kişiliğin.

birazcık karakteriniz olsun. sevgiliniz olsa da eşiniz olsa da anneniz olsa da her şeyinizi anlatmayın.
türkiye cumhuriyeti'nın devlete ait yaklaşık 60 yılık tv kanalı trt'nin ana haber kuşağındaki haberdir.

türkiye'ye eyyam-ı bahur sıcakları geliyormuş. dikkatli olmamız gerekiyormuş. 43 yaşındayım. gündemi, haberleri hep takip etmişimdir. şimdiye kadar türkiye'de hiçbir haber kanalında eyyam-ı bahur kelime grubunun geçtiğini duymadım. zannetmiyorum ki geçmiş olsun. google'dan baktım, arapça kökenli bir kelime grubu. yine google'dan eyyam-ı bahurla ilgili haber aradım. bingo. son birkaç gün haricinde yok. daha önce böyle bir kelime grubu geçmemiş görünüyor haber olarak.

farkında mısınız artık arapçılığın geldiği noktanın ne kadar yüzsüzleştiğinin, ne kadar pervasızlaştığının. ana haber bültenlerine bile hayatımızda ilk defa duyduğumuz arapça kelimeler sokuşturuluyor. haşlanmakta olan kurbağa gibi sakin sakin izliyoruz.

türkçemi ingilizce tahakkümü altından kurtarmaya çalışırken şimdi bir de arapça çıktı başımıza. ingilizce'ye kurban olayım.

(bkz: eyyam-ı bahur) başlığına baktım şimdi. bir arkadaş haklı olarak şöyle (#140654886) bir tepki göstermiş.

edit: bir edit yapma ihtiyacı hissettim. haber sitelerinde illa ki geçmiştir. gazetelerde de yazmıştır. halk arasında da belki kullanılıyor olabilir. benim tepki gösterdiğim nokta; devletin resmi televizyonunun manidar bir zamanlamayla çöl sıcakları yerine arapça karşılığını tercih etmesidir.
hava sıcak. susamışsın. buz gibi bir bira geliyor. kafaya dikip yenisini istiyorsun. onu da aynı hız ve keyifle bitiriyorsun.

bunu yapabileceğiniz başka bir alkollü içki yok. hatta bu keyifle yapabileceğiniz alkolsüz içki de yok. bu anlamda, ben de diyorum ki bira en iyi, en lezzetli içkidir.
mümkün olduğunca, rahatsızlığınız yok ise gidip tuvalette banyoda yapın. her ne olursa olsun ilişkilerde, mesafeyi korumak lazım ki buna örnek el şakaları dahildir ve asla yapmayın ki saygı kaybedilmesin.
fenerbahçe'nin vücut bulmuş hali olan yalı çocuğu. gerçekten inanılmaz. hiç hataları yok hep etraf hatalı. hep birileri suçlu bunlar sudan çıkmış ak kaşık. ne kadar da birilerine benziyorlar değil mi ?
geçen gün, üst kat komşum olan almancı dayı, (ev dayalı döşeli 9 ay boş 3 ay gelip kalıyorlar) almanya'da her şeyin %20 pahalılandığını anlattı. avrupa'da yaşamak artık çok zormuş. bir saat anlattı anlattı. elimde a101 poşetiyle sessiz sessiz dinledim.
poşetten, 17.5 tl'ye, yeni aldığım aqualin 5'li sabunu ve 37 liraya aldığım, 400 ml elidor saç kremini çıkarıp ağzına sokmadım.
"dayı ben bu amk sabununu geçen sene 6 tl'ye alıyodum, bu saç kreminin 650 ml'si 19 tl idi, senin de amk, avrupa'nın da amk" demedim.
çünkü sabunlarımı heba edip, bir 17.50 tl daha veremezdim. saç kremini eşim istemişti, dayı için eşimi üzemezdim.
şimdi yazarken aklıma geldi tüh !
25 kuruşluk poşetle boğsaydım olurmuş aslında *

editto: imla
çocuğunuzu okula yazdırırken öncelikle öğretmeninize ne kadar maaş veriyorsunuz diye sorun, mutsuz, umutsuz, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan bir insan çocuğunuza ne öğretebilir ki?

bahçeşehir ve benzerleri çok kötüsünüz, insafsızsınız ve bunu normal zannediyorsunuz. okul fiyatları 80 bin lira.

bu okulda öğretmenler iş bulana kadar çalışıyor, ilk hamlede kaçıyor. çocuğunuz öğretmeni 3 kere değişsin ister misiniz?
fındıkçıların tamamı reaya, biatçı ve kapıkulu akepelilerdir. *

bu sebeple fiyatı 10 tl de olsa yine de ampüle basacaklar ancak genelde ampül onlara basmaktadır.

ilk başta yazacağını en son yazma editi: giresunluları az-çok tanırım, (özelikle yeni kuşak) onlar hariç.