Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
başlık troll ama doğru çıktı. şimdi kızacaksınız ama en iyi aday bence kulübü ve ligi tanımasıyla yine fatih terim. hazır hoca boştayken sözleşme imzalanmalı.
4 yıl görev süresi boyunca 1 yıl tdsiz kalma başarısını göstermiş başkanımsı ve bu orospu çocuğu, ömür törpüsü kulübe mi üzülecem. keske 10 tane daha soksa inler şöyle keyiflensem.

uyduruk penalti sonrası golden sonra da birbirlerine sarılıyolar ya kıyamam minnoşlar. lise müsameresi tarzinda ağlar beyler birbirlerini yağlıyolar. birlik beraberlik içindeyiz diyolar. sizin birliğinize ayrı beraberliğinize ayrı sokuyum ruhsuz köpekler.

not:alex
g.saray'ın bu kötü durumdan çıkmak için kapısını çalması gereken kurt hoca. son bi dans be hocam, gel kurtar şu takımı..
üst edit: bana kiralık ilan gönderenlere çok teşekkür ederim. araştırmaları son 2 haftadır sürdürüyorum. görmediğim pek ilan kalmadı diyebilirim. ancak değerli zamanını ayıran sizler benim canımın ciğerisiniz. hep böyle güzel kalın!

herkese merhaba,

iş değişikliği sebebiyle ümraniye'de ev arayışım bulunuyor. 1+1 ve 2+1 olarak ev bakıyorum ancak ne yazık ki uygun bir fiyatta kiralık ev bulamıyorum.

ev fiyatları;
dökük olarak 2500 tl'den başlıyor.
normal olarak 3500 tl'den başlıyor.
iyi olarak 4500 tl'den başlıyor.

bu fiyatlara ek olarak, faturalar + yemek + aidat + eşya taksiti, ödemeleri eklenince 5 bin liraya yaklaşıyor hatta fazlasıyla geçiyor. bir insanın tek başına berbat standartlarda bir eve çıkması imkansız gibi duruyor. bu şartlarda eve çıkan birisinin üsküdar'a gideyim de kız kulesine karşı şöyle bakıp döneyim demesi için 40 kere düşünmesi, hesap kitap yapması gerekiyor.

7000, 10000, 15000 hatta 40000 tl'ye kiralık yerler mevcut buralarda kimler kalıyor.
250 tl indirim talep ettiğim pazarlıklar oluyor. evlerini boş tutuyorlar yine de 250 tl altına düşmüyorlar. böyle bir şey olabilir mi ya, ev sahipleri veya emlakçılar bu durumu gerçekten düşünmüyor mu?
işin en garip tarafı bu evler sürekli tutuluyor. eskaza bir ilan yakalasam 2500 tl altında ya kaporası verilmiş ya da ilanı kaldırmayı unutmuşlar.

arkadaşlar bir insanın normal bir evde yaşaması neden bu kadar zor. son bir ayda 1500 tl olarak açılmış ilanlar yılbaşından sonra 3500 tl olarak güncelleniyor.

edit: mesaj atan arkadaş, bu şehirde öğrenciler yaşıyor onları da düşünsene. zor bela ailesi okuması için devlet üniversitesine gönderiyor. yurtlarda yer bulamıyorlar. hadi biz çalışıyoruz ucu ucuna yettik. onlar ne yapacaklar!

edit2: allah aşkına paylaşımlı odalarda nasıl kalacaksın burası türkiye. nasıl güveneceksin, kime güveneceksin?

edit3: bazı arkadaşlar, elinizi vicdanınıza koyun gerçekten. eğer yoksa bile bir zamanlar nasıldı diye hatırlamaya çalışın. burada bahsettiğimiz konu, sadece dijital bir kırıntı değil. mevzu bahis insanların gerçekten sokakta kalması. üniversite hayaliyle, yeni evli mutlu bir yuva hayaliyle, güzel bir çocuk yetiştirmek hayaliyle, kendi özgürlüğünü tatmak hayaliyle yaşayan insanlar için bu hayallerinin yok olması demek.
lütfen ama lütfen entry girerken bu noktaya dikkat edin.

edit4: bir arkadaş mesaj kutuma şu garip şeyi iletmiş. "1+1 bakiyorum yazmissin 1 bak o zaman. tek oda mutfak."
allah razı olsun parkta yat dememiş :(

edit5: çeşitli arkadaşlar avrupa yakasına (beylikdüzü, bahçelievler) yerleşmemi öneriyorlar.
iş ümraniye'de taş mı yiyelim?

edit6: arkadaşlar bir mal o fiyattan piyasaya sunulmus olsa bile takas gerçekleşmediği sürece onun gerçek değeri olmaz.
bu işin kontrolü basit, bir şekilde o muhitte son 10 tutulan evlerin özellikleri ve fiyatlarını vereceksin. araya bir makas belirleyip ev sahibinin ilan sınırını çizmek gerekiyor.
madem serbest piyasa bir dökün bakalım verileri, arz - talep diyip kaçmak kolay.
muhteşem tespit olmuş gerçekten. benim için de aynı, hayatımın en kazıklanabilir dönemindeyim şu anda... mesela 2 kahveye 100 lira isteseler "ooo oldu mu o kadar yaa, demek ki olmuş." deyip öderim yani öyle bir algı kaybolması...
en cok sevdigi torunuydum, yerim kucuklukten beri hep farkliydi. dayim evlenmemisti, birlikte yasiyorlardi. hafta sonlari ve yaz tatillerinde hep onlarin yaninda kalirdim.

olene kadar 5 vakit namazini kildi, sagligi ciddi sekilde sorun olana kadar 30 gun orucunu tuttu. dayim oruc tutmazdi, sanirim ben de ona cektim. ama her ramazanda her gece sahura kalkar, iftara kadar beklerdik. dayimla sokakta karnimizi doyururduk. farkli bir sevgi ve saygi vardi cocuklugumda.

dayim 24 sene once vefat ettikten sonra cok uzun yillar kendi basina yasadi. son 3 senesini teyzemlerde gecirdi. bir gun kuzenim mesaj cekti, abi anneannemi hastaneye kaldirdik, komada. istersen gel son bir kere gor dedi.

almanya'daydim, apar topar dondum. ben gelene kadar yapilacak bir sey yok diye eve gondermisler, kendini bilmez ve cevresindekileri tanimaz bir sekilde yatiyor. yaninda annem ve 2 teyzem, kuzenlerim. iceriye girdim, naber yavrum dedim. kara oglum gelmis dedi, dogruldu. yalniz misin, yatak arkadasin nerede dedi. o siralar nisanliydim, o da yurt disinda oldugu icin gelmemisti. kizlarini bile taniyamayan kadin torununun nisanlisini soruyor, o sevgi inanilmaz.

konusmaya basladik, 3 gun once doktorlarin olur dedigi kadinin elini tutarak kofte ekmek yer misin dedi? kola da alacaksan, ustune de dondurma getireceksen olur dedi.
o gun yedi, icti. kisa bir zaman sonra da bizi birakip gitti.

vefat haberini alinca memleketime gittim yine. herkes toplanmis, butun cocuklar ve torunlar. annem bir mendil verdi, anneannen sana birakti diye. icine actim, 1.000 lira birakmis. cenazemle kara oglum ilgilensin demis.

seni cok ozluyorum yavrum. evet sen benim yavrum olarak kaldin.
isterseniz milyonlarca metaverse dünyası yapabilirsiniz. bunun önünde hiçbir engel yok.

arazi yatırımı ise dünyada sınırlı sayıda arazi olduğu için yatırım olarak görülür. ikinci bir dünya yok sonuçta. bu yüzden her ne kadar teknolojik gelişmelere ve metaverse'ün kendisine sıcak bakan biri de olsam bu olayı anlayamıyorum. kaldı ki bu evren fiziksel sınırlara bağlı da değil, isterlerse dünya üzerinde 10 metrekare olan bir yeri jüpiter boyutunda da yapabilirler. hal böyleyken buradan bir şey almaya para vermek de ne bileyim... anlamsız gibi.

ha, şöyle bir şey olursa farklı düşünürüm. diyelim facebook, google, microsoft birleşti, biz metaverse v2.0.1'de karar kıldık, başka bir evren yaratmayacağız, bunun arzını da sınırlı koyduk dedi(aynı coinler gibi). o zaman belki bir anlamı ve değeri olur. şu anki haliyle private server yapar gibi metaverse dünyası yapabilir herkes, bir anlamı yok.
cem yilmaz'in fotografini paylasip altina “olmasaydin olmazdik” yazmasi gereken adamin girdigi gereksiz trip.

insan kendine bir sormali, bu adam 30 yilda bir tane ortalama gosteri cikardi, yirmili yaslarinin basinda ulkedeki mizah kulturunu sekillendirdi, ben ayni yaslarda yetenek sizsiniz'de sergen'den carpi yiyordum, bu adam benim kalemim mi diye ama iste sormuyor demek ki.
yayında ve yapımda emeği geçen ecdadını siktiğimin senaristleri yine yaptı yapacağını
ilk dexter'ın finali rezalet oldu diye tüm dünya isyan etti fakat new blood'ın finalini ilkinden bile daha beter yaptılar
resmen tüm izleyici kitlesiyle dalga geçtiler

dizinin senaryosunun ilk birkaç bölüm aralarında değiştiğine ve finalin böyle aptal bir biçimde bitmesine karar verildiğine yemin edebilir hatta kanıtlarım da

--- spoiler ---
hatırlarsanız ilk bölümlerde gösterdikleri bir iş adamı vardı, iron lake'a çok yardımının dokunduğunu söyleyen kapitalist: edward olsen
gerçek senaryoda o adamı bir yere bağlayacaklardı, hatta muhtemelen aşırı saykopat bir serial killer falan çıkacaktı ama o konudan nedense vazgeçtiler
hatta şurada ecnebilerin bu adam hakkında ürettikleri tüm teorilerin çöktüğünü de görebilirsiniz link

bu apar topar bitirilişin en büyük kanıtlarından biri de dexter gibi duygularından arınmış soğuk kanlı birinin sik kafalı harrison'ın birkaç duygusal cümlesine yenik düşmesi ve "yakalanmamak için yapılan her şey mübahtır" ilkesine karşı gelip kendi ölümüne izin vermesi
tamam, batista'nın olaylara dahil olması dexter'ı çok zor bir duruma sokacaktı fakat tüm izleyiciyi ikna edebilecek birkaç cümlelik text bile bu durumu kotarabilirdi
yani şaka gibi, dexter gibi bir deha nezarette logan'a o saçma hamleyi yapıp başını daha çok belaya sokmak yerine bin bir türlü planlar kurup tüm suçu kurt'a atabilir, hatta tekrar kahraman ilan edilebilirdi

kısacası bu dizinin gidişatına meçhul bir darbe indi ve aptalca bir şekilde tamamen bitirdiler, çünkü bu bir sezon finali falan değildi
tekrar buradan senaristlerin geçmişlerini siktiğimi kendilerine iletiyorum

umarım şu harrison ergeninden devam edip new blood'ı buna uyarlamazlar
çünkü ragnar'ın ölümünden sonra vikings'i kimsenin izlememesi gibi bir gerçekle karşı karşıya kalırlar

10 koca bölüm çekip en sonunda milleti hayal kırıklığına uğratacağınıza bir bölümlük yılbaşı hediyesi falan çekerek "dexter sonunda öldü" falan deseniz daha hoşumuza giderdi, pezevenk herifler
--- spoiler ---
son zamanlarda iyice canımı sıkan şey. son üç buluşmamda da aynı sebepten dolayı sohbet ilerlemiyor.

çünkü çoğunun hiçbir tutkusu, hobisi, uğraşı yok. öğrenmek, merak etmek, kendini bir veya birkaç alanda geliştirmek için istekleri yok. kitap okumak yok, spor yok, bilim yok, sanat yok, yok oğlu yok.

varsa yoksa gezip tozup tatlı yemek.

"sıkılıyorum" demedikleri bir gün yok ama "sıkıntını gidermek için bir şey yapmıyorsun, uçup gitmesini mi bekliyorsun?" diyorum, "evet" diyor. ne yapabilirsin ki?
gerdeğe giden zorlu yolda erkeği bekleyen yedi büyük squid game oyunu. oyunların hepsi birbirinden zor ve ölümcül. ya vazgeçip onurunla osbire devam edeceksin, ya bu zorlukları aşıp haftada bir kutsal kaseye erişim yetkisi kazanacaksın. seçim senin.
olaya şöyle de bakılabilir.

ülkenin en çok şampiyonluk almış kulübü ile, oldukça iddialı bir takım kurulmasına rağmen, 20 maçta 7 galibiyet alabilen, 7 de mağlubiyeti olan, "0" averaj yapabilen, herhangi bir gelişme veya değişme emaresi göstermeyen teknik adamın görevine son verilmesi.

böyle bakınca bence geç bile kalınmış.
erzurum belediye başkanı mehmet sekmen’in yaptığı beyin yakan öneri. aşağıya linki koydum; ama üşenenler için özet geçeyim: ona göre sahip olduğumuz küpeler, bilezikler bile devletin kontrolünde özel kasaya konulmalıymış. devlette bunlarla yatırım yapmalıymış. eğer düğünde filan lazım olursa o altınlar izinli sayılacakmış alıp takabilecekmişiz; ama sonra izin dönüşü yerine koyacakmışız kendi altınlarımızı. neyse kendisi ekonomistmiş zaten ve tarihi kur korumalı faiz önerisi ondan gelmiş. adama demezler mi “lan sen kimin altınıyla kime hava atıyorsun?” diye. ha bir de aldığımızı geri verecekmişiz. heralde evlenenlerden balayı dönüşü taktıklarımızı geri isteyeceğiz. sonuçta izinden düşüyor. linki de aşağıda

link

video linki de geldi

2+2 işlemini yapamayan adam kendini ekonomist ilan etmesine mi yanayım, bu adamın koskoca bir ülke yönetiminde pay sahibi olmasına mı yanayım bilemedim. hakikatten cumhuriyet tarihimizde bu kadar düşük iq’lu ve cahil yönetimle karşılaşmamıştık. akp her dönemde bu konuda çıtayı daha yükseğe koyuyor.
hayır ne kasıyorsa bu kadar, olm tut getir işte birini zaten 10 hafta sonra kovacaksın aq.

2 günlük tatile 3 bavulla giden kızlara benzeyen fenerbahçe başkanı.
koca ülkeyi parasız yatılı yurduna çevirdiler lan. aman burdan kültür savaşı çıksın da laikler kudursun. fakirler gelen zamları unutsun. ne bitmez çilesi varmış lan ülkenin. 20 senedir aynı filmi oynatıp halen bilet satıyorlar.
katıldığım tespittir. hâlâ devrim arabaları ile kıyaslayan var. 60'lı yılların yokluğuna rağmen üretilen bir arabaydı devrim, senin elinde her imkan var, dünya devi olduğunu iddia ediyorsun ya! yap öyleyse, engellenmesine izin verme.

bu projeyi başka bir hükümet yürütse gönülden inanırdım başarılı olacağına fakat işin içinde akp olunca hiç inancım yok. beceremezseniz dış güçlere, fetö'ye, gezi'ye atarsınız suçu, hep yaptığınız gibi.
reklam diyenlerin kafa sktiği dizidir. bu ülkede yıllardır komedi alanında düzgün bir dizi çekilmiyor. gibi sayesinde keyfimiz yerine geldi bir şeye de laf etmeyin aq
bu kadar da olur mu artık dedirten olaydır. sağlık bakanı fahrettin koca doktorlara zam müjdesi diye kameraların önünde açıklama yapmıştı. link hatta o gün ortalık ayağa kalkmış ve sanki doktorlar milletin cebinden alıyormuş gibi bir kısım yardımcı sağlık personeli de dahil olmak üzere yaygara koparılmıştı. normalde toplu sözleşmelerde memura ilk 6 ay yüzde 5 gibi komik bir rakamı kabul eden sendikalar (memur sen-sağlık sen ve türk sağlık sen başta olmak üzere ) tek bir grev lafı etmezken doktora zam söz konusu olunca grev bile yapmışlardı. peki bu kadar yaygara, fırtına koptu sonuç sıfır. önce tasarıyı geri çektiler, sonra komisyona havale ettiler. şimdi de ölüm sessizliğine büründüler. demek ki artık bakanların tv'den verdiği sözlere bile inanmamak gerekiyormuş. doktora zammı engelleyen sendikalar memnun, zam lafı edip milleti doktora sövdüren ama zam yapmayan hükümet memnun. olan gene pandemide anasından, babasından,evladından uzak kalan, alkışlanan ama hakkı verilmeyen doktora oldu. emeği geçenleri tebrik ederiz.
yıllarca bu tip insanları tarif etmek için nice argümanlar getirip mantıklı açıklamalar yapmaya çalıştığımız mantıksız insanın mantıksız cümlesi. şimdi tarifleyebiliyorum. bu durumu tanımlayan iki kavram var bence. saldırgan fanatizm ve toksik pozitiflik.

ne memleketin hali, ne çocuklarına saç kurutma makinesini açıp yan odada intihar eden anne, ne tavuklara vereceğim diye yalan söyleyip eşiyle evde bayat ekmek yediği için ağlayan vatandaş, ne çarelerin tükendiğini düşünerek viyadükten atlayan adam ne de meclis önünde kendisini yakan insan... onun umurunda değil. gelecek iktidar bizi perişan edecek maskesinin ardına sığınarak sadece tuttuğu partinin ve liderin iktidar olmasını hedefliyor. aç da olsa, bir aylık yol için dolmuşa para vermek yerine o parayla ekmek alıp yürüyecek de olsa umursamıyor. tıpkı yenilmesine, ligden düşmesine rağmen aynı takımı desteklemeye devam eden fanatikler gibi.

ve bu duruma binaen de her şeyin güllük gülistan olduğunu söylemenin peşinde. ekonomi iyi derler, reis'in bir bildiği vardır derler, dış güçler bize düşmanlık yapıyor derler. ta ki o iktidar düşene kadar. bugün anap'lı olduğunu söyleyen bir allah'ın kulu var mı? ya da bir dyp'li veya hiçbir zaman kendisini açıklamayan genç partili yüzde yedi...

popülist söylemler bir gün tarihe gömülecek ama bugünlerimizi fanatizmine ve toksisitesine aşırı bağımlılığı için satan bu adamlar yine ellerini yıkayarak başka bir iktidarın uçurtmasının ipinden tutunacak.
sayesinde battığım yatırım aracı.

uzun soluklu metaserve dedik ceek aldık elimizde kaldı.

ooo güzel proje dedik aldık chr elde patladı.

uuu oyunu da çıkıyor dedik alice aldık tersten sapladı.

hepsini geçtim 1 ay önce dolardaydık hükümet sapladı.

arkadaş ne istiyorsunuz bizden canımızı mı verelim ya. stoploss yapsan dert yapmasan dert. allah kahretsin böyle piyasayı ya.
bu ceylin'in annesinde de ne göz var. "dağ gibi savcısın" dediği adam ertesi gün istifa etti aq.
vodafone pişmanlıktır. her şeyleri üç kağıt üzerine kurulu. hediye çarkı diye yaptıkları kampanya bile ahlaksızlık örneği. ne kadar çevirirsen çevr sürpriz adı altında sizi alışveriş yapmaya zorluyorlar. çaydanlığa %15 indirimi ne yapayım ben, götüme mi sokayım? harbiden mallık bizde ki 2022'de vodafone kullanıyoruz.
siyaset konusunda yazmayı sevmiyorum hatta hiç yazmıyorum ama artık dayanamadım zıvanadan çıkardınız beni.

millet ittifakı, cumhur ittifakı adayına karşı kimi, neyi aday gösterirse ona oy vereceksin. tekelci abidin abi de olsa, zeliha teyze de olsa, mandalorian da olsa, bıraktım insanı, ıslak banyo terliği de olsa, baş parmak da olsa, geceden kalma yarım bira da olsa, yırtık poşet de olsa, kesilmiş şampuan kutusu da olsa, çöp suyu da olsa, bozuk şarj kablosu da ola basacaksın oyunu geçeceksin.

artık iflahımız kesildi. ne maddi olarak, ne de özgürlük olarak nefes alamıyoruz. onu sürekli görmekten, sesini duymaktan gerçekten yıldım. hiçbir partinin, liderin ve de seçmenin şımarıklık yapma şansı yok artık. cidden yok.

millet ittifakı yapılmış ya da yapılacak protokolü gereği bu seçilecek cumhurbaşkanının sembolik olacağını, siyaset hayatının biteceğini unutmayın. bir daha milletvekili olamayacak, genel başkan olamayacak. siyasi olarak hiçbir şey olamayacak. bir ara dönem olacak ve o ara dönemi yönetecek birisi olacak bu kişi. ekrem imamoğlu neden siyasi hayatını bitirsin daha 50 yaşına gelmeden. ayrıca imamoğlu aday olursa istanbul akp'nin eline geçecek. baktım 40 üye fazlası var mecliste akp'nin. istanbul mu önemli türkiye'yi almak mı diyenlere cevabım. ne istanbul'u, ne ankara'yı ne de türkiye'yi bırakacağız. bu kadar yaklaştık ve hepsini alacağız. imamoğlu aday olursa seçimden aylar önce istanbul belediyesini akp'ye bırakacak. düşünün cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi ne yalandan yolsuzluklar, usulsüzlükler uydururlar ellerindeki devlet ve basın gücü ile. burası başlık kaynar, sosyal medya yanar.

yok efendim şu aday olursa oy vermem, bu aday olursa oy vermem diyenlere şunu söylemek istiyorum. eşek gibi gidip gösterilen adaya oy vereceksin. hayır efendim protesto falan etmeyeceksin. eğer protesto edersen ileride çocukların arkandan çok küfür edecek bilesin. çocuğun yoksa da olacak ve de senin artık bir görevin var onu yapacaksın. sen gelecek nesillerin insanca yaşam hakkını bir şımarıklıkla nasıl ellerinden alabilirsin ya aklım almıyor. çok da sevmediğin birini usulen, adet yerini bulsun diye hastanede ziyaret ettiğini düşün. git yarım saatini harca oyunu ver çık.

chp'ye bayılmıyorum. kılıçdaroğlu'na da bayılmıyorum ama adam kendisini yırtıyor şu ittifakı ayakta tutmak için. aday olur olmaz bilmiyorum ama şunu biliyorum. artık bu ülkenin kahramanlara değil, sisteme ihtiyacı var. şahaneye, süpere, mükemmele değil artık normale ihtiyacımız var. normal istiyorum ben ya makulu istiyorum.

hiç mi içiniz sızlamıyor öğrencilerin başına gelenlere, çocuklarımızın, emeklilerimizin, kadınlarımızın yaşadıklarına. hiç mi gururunuz incinmiyor tepeden bakan, parmak sallayan liyakatsiz siyasetçilere, yazarlara, 25 daireden kira alan telefon göster diyen sokaktaki dayılara.

biliyorum herkesin gönlünde bir aday var ama bu meseleyi cidden unutalım artık. el ele görevimizi yapalım. sevdiğin insan yaptı diye istemeye istemeye yediğin sevmediğin yemeği gülümseyerek yediğinizi düşünün. hadi ben yaşlandım diyelim de artık bu ülkenin gençleri bir nefes alsın. en azından kazandığı para ile geçinebilsin, konsol alsın, araba alsın batıdaki yaşıtları gibi.
mahkeme kararı ile vize iptali sunulan gerekçe haksız olduğundan geri alınmış ancak bakanlığa bireysel olarak vizesini iptal edebileceklerini de söylemişler

eğer bakanlık djokovic'in vizesini tekrar iptal ederse 3 sene boyunca avustralya'ya girişi yasaklanacak.

16 aralık tarihinde pcr testi pozitif çıkmasına rağmen onca etkinliğe katıldığını düşünürsek bu malı halk sağlığına karşı bir tehdit olarak görüp ülkeden kovabilirler.
zaman zaman içimde peyda olan bir istektir. mesela ofiste çalışırken aniden “ankara’ya da ne zamandır gitmedim, bir ara gideyim” diyorum içimden.

sadece ankara’ya özgü bir arzu benim için. enteresan.
orc bile böyle diyorsa fark daha da ciddidir. en büyük korkum bu anketlerin muhalefette rehavet yaratması, kim aday olsa kazanıyoruz diye kılıçdaroğlu'nun bir şekilde aday olması.
din eksenli olduğundan asla oy vermeyeceğim şahıs.

sözümona akıl ve mantıkla başlıyorlar siyasete sonra bedevi kurallarına göre akıl ve mantıktan uzaklaşıyorlar. bu oyuna hiç düşmedim, bundan sonra da düşmeye niyetim yok.
türkçe öldü diyerek imam hatip okullarında türkçe konuşmanın yasaklanıp sadece arapça konuşulmasını isteyen nazif yılmaz, milli eğitim bakan yardımcısı olarak atanmış. ilgili demeci şöyle,
"arapça öğretilirken ikinci bir dil kullanılmaması gerekir. öğrenciler, öğretmenleri ile ancak arapça diyalog kurabileceklerdir. öğrenci teneffüslerde öğretmeni ile ancak arapça konuşabilir. ya konuşur ya da yanında tercüman getirir"

sabah-ı şerifleriniz hayrolsun memet bahçeli beyefendi. sağlık ve sıhhatleriniz yerindedir, afiyettesinizdir inşallah. devletin resmi dili türkçedir diyen karamanoğlu mehmet bey ile isim benzerliğiniz ne yazık ki sadece kötü bir tesadüften ibaret. mehmet değil devlet olmanız ise devasa bir trajedi.

kaynak: barış terkoğlu.
https://www.cumhuriyet.com.tr/…yen-olsun-mu-1898899