Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
akp öyle bir miras bıraktı ki bu çocuk gerçekten hakkıyla birinci olmuş olsa bile hayatı boyunca ona şüpheyle bakan gözlerle muhatap olmak zorunda kalacak.

ha tabii böyle şeyleri pek de dert etmeyen bir kültürden geldikleri için onun için çok da şey olmayabilir.
biri tarım kredi kooperatifi müdürü, diğeri nüfus müdürüymüş.
küçük yerlerin büyük insanları...

keşke her ikisi de çiftçi olsaydı.
çiftçi olsalardı, atalardan kalan yüzlerce, binlerce dönüm toprağın kıymetini bilir, eker biçerler ve toprağa sahip çıkarlardı.

televizyon almak için, devrin iyi arabalarından almak için, ıvır zıvır için har vurup harman savurmuşlar o deli deli toprakları rahmetliler.

biz de 3 gıdım toprağımız olsun diye çırpınıyoruz şu an.
keşke çiftçi olsalardı... bilirdik biz de şimdi ekmeyi biçmeyi...
40 yaşından sonra öğrenmeye çalışıcaz şimdi...

bu dünyada topraktan başkası yalan ya... bana öyle geliyor
biden son nefesini vermek üzere. kesinlikle zihni odaklanabilsin diye ilaç almış. hareketleri normal değil.

trump'ın ağzından çıkan her kelime suçlayıcı ve nefret dolu. her ne kadar berbat biri olsa bile mimik, hitabet ve konuşmasıyla biden'ın çok önünde…

koskoca abd içinde bir bunak bir deliden başka aday yapacak kimseyi bulamadılar mı? bunları destekleyen halk nasıl oluyor da dünyanın en güçlü devletinin halkı olabiliyor. hayat gerçekten değişik…
özel sektör çalışanlarının çok büyük kısmı 1 mayıs'ta eylem yapan memurlara ve özellikle de üniversiteli gençlere "biz çalışıyah bu amuğa goduğumun çocukları tatil yapiyah, garı gız götürüyah" diye ana avrat küfredeceğine, sokaklara inip iktidarları titretseydi, böyle ampır ampır konuşmaya gerek duyulmayacak idi.

padişah marabası gibi iktidardan lutüf bekleyip, lütfedilince de iki rekat şükür namazı kılıp "dünya lideri bu amk yeaaa" diye caka satarsan, günün sonunda adamın dalağını sosa yatırıp tertemiz sikerler böyle.
eğer bir kızsa, tam bi ilgi orospusudur. bunların sürekli yedekte erkekleri olur. o da sizsiniz. değer veren önce mesaj atar. daha sonra story paylaşır.
uzak durun. tatlı diline de güzelliğine de takılmayın yoksa ileride daha çok canınız yanar.
sagopa'nın 'kalbim krizin bekçisi olmuş' şarkısı bu konuda muazzamdır. ben bi 20 sene sonra kendisinden bu sefer de yozlaşmış bu dönemi ele alan bi şarkı yapmasını beklerdim ama bu taraklarda bezi yok artık maalesef.

sagopa kajmer'in yıllar öncesinden bugünü gördüğünün kanıtı olan şarkı.

okuyoruz;

[intro]
ben yine anlatmak istiyorum (yo yo) hadi!

[verse 1]
batımda gün yine sokaklar ıssız
şarapkolikler ve para peşinde eli bıçaklılar
sabah yumruk konuşur, gecelerimde silahın notaları
derinde bir sela sabahları, gazetelerde ölümün ibret etkisi

mafya evreninde yaratılan kahraman adamlar
haraçla kazanılan günahlar(günah!)
evimin önüne dizilen onca sarhoşun narası ve polisin etkisizce boş fiilleri
güvenliğim mi yoksa benliğim mi idam anlarında terlemekteki?

kinime yemdi şiddetin meyvesi, bizse bunca yıkıma katıla katıla sırıtır olduk
eylemim rap'imle fiile dönüşecektir bilesiniz
dağdan inme ayıların temelli cahiliyetine vizeyle karşılık verildi
kondular getirdi betonu, başbakan bir metro yerine doğamı geriye ver!

kültürüm piç oldu, özür için dilekçe ver!
ben yarındım ancak aldınız elimden bugünümü kimliğimden utanır oldum
türkiye burası değil hep sefil bakışlar onumun dokuzu psiko bunalım
24 saatte 3'lü çevirir sen-ölüm-kalım!

dünya kerhanesinde bakire değilsin, tecavüz edenler var
gözlerim de sağanak yağışta, kalbim krizin bekçisi olmuş
yak ta ver sigarama derdimi anlatayım duman olsun bu rap'im
ben çaresiz avare gezerken, gözyaşlarım yaşlanır oldu.
(yazıya kuzgunumtrak nick'li arkadaş çevirmiştir.)
oğlum manyak mısınız, bütün yasal haklarını kullanacağını, arkasına baroları ve mesleki dayanışma duygusu ile başka avukatları alabileceğini öngörebilecekleri birine bile işkence veya şiddet uygulamaktan çekincesi olmayan insanlar, ellerine düştüğünde sana veya sevdiğin bir insana neler yapabilirler, cesaretlerinin sınırları nedir hiçbir fikrin var mı? dayak yiyen kişinin avukat olmasında savunma hakkının kısıtlanması vs dışında nasıl bir cesaret ve kontrolsüzlük var göremiyor musunuz?

*sosyal medyaya yansıyan olay örgüsü ve (sebebinin önemi olmaksızın) şiddet iddiasının gerçek olduğunu var sayarsak tabi ki.
aksam aksam guldurmus olan başlık. çünkü ben de bir 80ler bebesi olarak sorularımı "yapabilir misin, açıklar mısın" seklinde soruyorum, aldığım cevap üzerine de tesekkurumu yapistiriyorum. diğer türlüsü doğru gelmiyor üniversite yillarinda wall-e izlemiş neslin bir temsilcisine
kovid 19'dan ilk ölüm gerçekleştiğinde "bu gün 1 hastamı kaybettim ühü ühüüü" diyerek ağlama taklidi yapan, ilerleyen aylarda günlük binlerce ölüm haberini verirken sırıtmaktan utanç duymayan "hastaneler kralı"nın istifa ettiğinin iddiasıdır.
istifa değildir o, istifa olsa duramazdı.
firefox'u beğenmeyip, insanların bir tarayıcıdan daha ne beklediklerini sorgulatan bir başlıktır. yani bir insan, tarayıcıda ne yapabilir de memnun kalmaz merak ettim. firefox'u sanırım 10 senedir kesintisiz kullanıyorum, beraberinde diğer popüler tüm taratıcılar da yüklü. onların yaptığı ama firefox'un yapamadığı bir şeye denk gelmedim.
teröristleri kudurtmaları.

özgün özgün özgün müzik.
gözü yaşlı süzgün müzik.
özgün özgün özgün müzik
hayatından bezgin müzik.

.......

entelim
ilk öğretm?nin kim senin
entelim
canım benim

vitamin dinl?mez
o da neymiş aman aman
sanki umrumuzda
beyninin içi saman

vitamin dinlemez
o da neymiş aman aman
....
gözü bozuk değil gözlük takıyor oysa
ben de trenim üçten fazla kitap okuduysa

dünyayı değiştirecekmiş kötüymüş gidişat
çorabın değiştirmekten aciz demokrat
dünyayı değiştirecekmiş kötüymüş gidişat
çorabın değiştirmekten aciz demokrat

ah şaşkın demokrat
yaşı kırkı aşkın demokrat!
şaşkın demokrat
yaşı kırkı aşkın demokrat!
…...

nasıl koydularsa hala nefreti sıcacık. oysa adamlar mizah yapıyordu. hani siz yapınca mübah olan...
150 boyunda hatunların 185 altı olmaz mimimi yapması takıntı kabul edilebilir ama 170’in üzerinde bir hanımın uzun boylu erkek aramasını takıntı olarak görmüyorum ben. boyu boyuma olmalı tabi ki kardeşim. aramızda bir topuklu ayakkabı giyebilecek kadar mesafe olmalı minimum.

uzun boy = güç diye bakmıyorum ama fiziksel olarak erkeğin kadından uzun ve iri olması cinsel anlamda da kadını daha kadın hissettiren bir durum. bence her kadın yanında minyon hissettiği, kollarında kaybolabileceği erkeklerden hoşlanır.
ne çok büyütüldü avusturya gereksiz bir şekilde. tarihinde yalnızca dört kez avrupa şampiyonası'na katılabilmiş, en büyük başarısı ise son 16 turu. aramızdaki maçlara bakarsak ise ezici üstünlüğümüz bulunuyor. bizimle kıyas bile söz konusu değil bu takım. hollanda'ya 3 attı ama hollanda o maçta neler neler kaçırdı. ayrıca zamanında bizde hollanda'ya 4 atmıştık. her türlü geçeceğiz avusturya'yı.

6-1'in özetini tekrar izledim. bu skor inanılmaz yanıltıcı. yapılan komik defans hataları ve hakemin katliami sonucu oluşan bir skor. 4-1'ken 4-2 yi bulmuşuz ama hakem golümüzü iptal edip alakası olmayan bir penaltı vermiş avusturya'ya.
ya karpuzda bari kendi vatanımızda parya olmayalım abicim. madenlerinin kullanımında oluyorsun, sahillerinde oluyorsun, balık fiyatlarında oluyorsun, zeytin ve yağında oluyorsun bari karpuzda olmayalım amına koyayım ya. allah belanızı versin.
hiçbir zaman usulünce sevilmediğin için sevmeyi de öğrenemedin. mizacın çok sert. inceliklerden uzaksın. buna rağmen isteklerini dile getiremiyor ama ihtiyaçlarının karşılanmasını bekliyorsun. görülmediğini düşündüğünde de kontrolü kaybediyor, saldırganlaşıyorsun.

bazı konularda adil olduğunu (sevgisizliği, acımasızlığı herkese eşit şekilde dağıtıyorsun mesela) ve iyi gözlem yaptığını (arkadaşlarıma dair yorumlarında haklılık payın olur hep) inkâr edemem. kendine olan güvensizliğin, bir şeyleri dikte etmenin önüne geçti ve benim serpilmem için alan açtı belki de. “sen benden daha akıllısın”, “sen daha iyi bilirsin” gibi cümleler kolayca çıktı ağzından. bunun da az şey olmadığını biliyorum. teşekkür ederim, gerçekten teşekkür ederim.

kadınsı olmadın hiçbir zaman, benden de kadın gibi davranmamı beklemedin. hâlâ erkek çocuğu gibi giyiniyorsun. eskiden utanırdım bundan ama artık umurumda değil. belki benim de biraz daha androjen olmamın sebebi sendin hep. kız çocuklarından beklenecek şekilde sakin ve nazik görünsem de dışarıdan, aslında asi bir oğlan kadar özgür, burnunun dikine giden biri oldum. gölge etmedin bana. ulaşmam gereken amaçlar, karşılamam gereken standartlar yoktu hayatımda. akıllı ve başarılı çocuk olma hâlini sürdürme zorunluluğu belki. başımın çaresine bakmam gerekti hep, çünkü başımı okşayan yumuşak bir elin olmayacağını biliyordum.

bir kez yanında panik atak geçirdiğimde “bu kız benden deli” dediğini hatırlıyorum eski eşimin yanında, o beni sakinleştirmeye çalışırken. o kadar uzaktın ki bana. kendine ait olmasından utandığın, bana miras bırakmak istemediğin o parçayla karşılaştın belki de. ancak şimdi anlıyorum seneler sonra, kendim de anne olduğum için artık.

anne, keşke kendini biraz daha sevseydin. kendimi sevmek benim için kaybedilen bir savaş olmaktan çıkar, doğal gelirdi belki. kendimden esirgediğim sevgiyi başkalarına ne kadar verebildim bu zamana kadar, bilmiyorum. elimden geleni yaptım, çok sefer de elime yüzüme bulaştırdım. hatırlıyor musun, geçen senelerde bir kez sana ağlayarak sarılmış, seni sevdiğimi söylemiştim. benim gibi donuk bir insan için ne büyük bir şeydi bu. ondan sonra çok yol katettik ilişkimizde. ama sen neden aynısını benim için yapamadın ben onca zor zamandan geçerken? olmuyor mu? kendine mi yabancılaşıyorsun acaba sevgi söz konusu olduğunda?

seni artık suçlamıyorum ama bağışlamıyorum da. bağışlamak nedir ki zaten? ben senden üstün değilim. sen sensin, ben de benim. iki yetişkiniz artık masada. sarılmasak da hiçbir zaman sıkı sıkı, öpmesen de beni sorun değil. yalnızca artık yan yana durmak istemiyorum uzun süre. çok zorlanıyorum. bu ilişkiyi bu şekilde kabul ediyorum, sen de kabul ediyorsundur umarım. kendine iyi bakmanı da umuyorum çünkü ben sana annelik yapmak istemiyorum. eşitlik istiyorum artık sadece. sorgulanamayacak, geri alınamayacak, tartışılamayacak cinsten bir eşitlik.
bir haltlar dönüyor ama ne?

önce d.işleri bakanı'nın, sonra tsk'nın açıklamalarından sonra şimdilerde de mete yarar'lı tv programlarında konu masaya (!) yatırılıyor. düşkün abdülkadir bile bir şeyler geveliyor düşünün yani.

benim gördüğüm, insanları bir şeye hazırlıyorlar. reis lübnan'a destek attı zaten, rus/ukrayna savaşında tarafsız konumdayken, ortadoğu'da taraf oluyoruz güya. netanyahu ve rte iktidarı sallantıda, ikisinin de mutlak bir zafere ihtiyacı var. ikiside yıllarca birbirlerinden beslendi, tahminime göre lübnan üzerinden her ikisi de istediğini almaya çalışacak. şimdilik bizim tarafta toplum mühendisliği üzerinden bir şeyler dizayn edilmeye çalışılıyor. lakin unuttukları bir şey var; halk geçim sıkıntısından bu senaryoları ciddiye alamıyor. en fanatik akabeli tanıdığım bile a habere artık katlanamadığını itiraf etti geçenlerde.
88 doğumlu adamı 38 yaşında yapanlara da selam olsun
ha 36 çok mu genç dersen bize 1-2 sene oynasa kafi zaten
nankörlük.

semtin en hesaplı kuaförüne gitmiştim ergenken. sonra hem cimriliğim hem de kurulan samimiyet sebebiyle 10 yılı aşkın süre hep o kuaföre gittim. haliyle bir saatten sonra çayımı, kahvemi kendim alır oldum. hatta bazen çayı ben demliyordum, müşterilere de servis ediyordum. yoğunluk olunca fön gibi basit işlemleri de ben alıyordum. hani, yevmiye verseler haktır.

tam günü hatırlamıyorum ama 2023'ün nisanıydı, en son o zaman gittim. o gün de gündem gereği konu seçimden açıldı. şu parti, bu parti derken bizim puşt kuaför demesin mi "ben tayyip'i atatürk'ten üstün görüyorum." diye!!!
senin o gören gözlerine s.çsınlar, diyecem ama ne gerek, zaten bombok görüyormuş. kalktım, "ben sana para kazandıramam artık." dedim. tuttu beni, gitme etme falan filan ama dinlemedim, gittim.

şimdi bir kuaföre girince eskiye göre 3-4 katı fazla ödeme yapıyorum ama olsun. ülke kurucusuna nankörlük eden birine ilk elden para vermek kadar ağır değil herhangi birine 3-4 katı para vermek.

edit: imlâ
kimse götürülmese bülent haksız olurdu.

600 tane ne olduğu belli olmayan zıttırı pıttırının akrabasının arkadaşını götüreceklerine elbette bülent korkmazı götürsünler , milli forma ile bir emek vermiş bir jesttir bu.

yada dediğim gibi ingiltere gibi yapsınlar futbolcular hariç 1 kişinin bile parası ödenmesin.

ama tabi ki tff ne yaptı tabi ki büyükekşi ne yaptı akplilerin 7 sülalesini götürdü.

sen müslümanmısın büyükekşi? öyle isen 1 kuruş hakkım varsa haram olsun allah öbür tarafta hesabını sorsun 1 kuruş için umarım bir cehennem ziyaret edersin. hakkımı helal etmiyorum vergisini veren bir vatandaş için. 600 kişi nedir be
ailem 90 yıllarda televizyon almış. uzaktan kumandalı değil. tv tamircisine uzaktan kumanda modülü taktırmışlar, sonra tv sürekli arıza gel git felan öyle kör topal bir 7-8 sene çalıştı. 7-8 yıl sonunda tv bozulduğunda dayım farklı bir tamirciye götürdü. meğerse bizim kumanda modülü takan tamircimiz, eksik parçalarını bizim tv den karşılıyormuş.

verilen parayı geçtim birçoğunun yaptığı iş baştan savma, özensiz. işi yaparken etrafa verdiği zararı düşünmez, yapacağı işin görselliğini, işlevseliğini umursamaz. sadece işi yapıp parasına odaklanır.
sifonu tamir ederken klozeti kırıp birde üstüne sizden sifon tamir parası alabilirler.

10 yıl önce felan, buzdolabımızın lastik fitilleri eskidiği için soğutma performansı felan bayağı düşmüştü, annem sürekli söyleniyordu yeni buzdolabı alalım vs. (buzdolabıda 15 yıllık felan)
bizim peder annemin şehirdışında olmasını fırsat bilip tamirci çağırmış. sözde orjinal buzdolabının kapı fitillerini değiştirmiş. tam usta çıkarken yakaladım fiyatı sorunca 300 tl diyince çıldırmıştım. aynı klasmanda sıfır buzdolabı 1000 tl demiştim. oda eski buzdolaplari çok sağlam bir 15 yıl daha gider diyip kaçmıştı. şimdiki aklım olsa o fitilleri çıkarır sokardım ona.
esas olan mantıkla verilen karardır. yoksa konfor alanından çıkmak veya çıkmamak, farklı durumlarda faydalı veya zararlı olabilir.

her verilen karar ve yapılan eylemin faydalı ve de zararlı tarafları vardır. esas olan hangisinin hangisine değdiğini iyi tespit edebilmektir. dolayısıyla konfor alanını terk etmenin iyi veya kötü olması değil, faydalı veya zararlı olmasıdır esas mesele.
iyi kullananlarda mevcut ama genel olarak erkeklerden daha "farklı" kullandıkları bir gerçek, trafikte çoğu sürücü erkek olduğu için kadınlara böyle deniliyor ancak trafikte cogu sürücü kadın olsa bu başlıkların hepsi "erkek" olarak değiştirildi.

yinede temel fark, araba veya arabayı kullanırken erkekler için pedal direksiyon vucudunun bir parçası, elinin veya ayağının bir uzantısıyken, kadınlar arabayı kontrol edilecek bir güç olarak gördüğü için "farklı" kullanıyor...
ekşi sözlük için doğrusu "yazı okuyamıyorum insanı" olan tespit.

başlıklara girin, birbirinin aynısı onlarca entry var. kimse kimseyi okumuyor. saçma sapan başlıkların gündemde olmasının bir sebebi de bu. yazanların yüzde onu okusa sözlük rahatlar.

yine okunmayacak ama yazıyoruz işte.*
#165786272

turnuvada ürettiğimiz asist beklentileri : görsel
keşke diğerleri de barış kadar üretken olsaymış ya, çok büyük yetenek arda güler 0.37 asist beklentisinde kalmasaymış da şöyle 2-3 asist beklentisi yapıp gol attırsaymış takıma. siz izlediğinizi cidden anlayamıyorsunuz.

maçta 4 pozisyonumuz 3 tanesini barış hazırlamış, diğer pozisyon da son dakika 5 kişiye 3 kişi gidilen atak. barış etkisiz kaldı demek nasıl bir saçmalık ya? takımda toplam üretilen asist beklentisi 0.40 bile yok barış hariç oynayan 15 oyuncudan bahsediyorum, barış 0.66 üretmiş ki arda atsa boş kaleye orada 0.95 falan yazardı. barış ektisiz kaldıysa diğerleri ne yapmış?

barış alper yılmaz 0.66 asist beklentisi
arda güler 0.09 asist beklentisi
kenan yıldız 0.03 asist beklentisi
hakan çalhanoğlu 0.02 asist beklentisi
ismail yüksek asist yapsa bile 0.06 asist beklentisi
salih özcen 0.02 asist beklentisi
ferdi kadıoğlu 0.11 asist beklentisi
mert müldür 0.02 asist beklentisi
merih demiral 0.03 asist beklentisi
samet akaydin 0.02 asist beklentisi
kaan ayhan 0.05 asist beklentisi
kerem aktürkoğlu 0.01 asist beklentisi

https://www.sofascore.com/…rkey/aubsoub#id:11873986 isteyen bakabilir buradan tek tek.

bunu maçta forvet yokken yaptı, sağ kanattayken. forvet olsa net golü de attırmıştı ama işte forvet yoktu, kaç kere araya kaçtı arda atmadı, ferdi atmadı vb. bunları oyuncuları suçlamak için yazmıyorum anlık olarak görmemiştirler, olmamıştır. barış etkisizse kim etkiliydi ki, o kadar saçma konuşuyorsunuz ki çıldırmamak elde değil.
osmanlı'nın ve türkiye'nin en köklü üniversitelerinden biri olan mimar sinan güzel sanatlar üniversitesine mahalle arası diyen arkadaşlar bulunmaktadır.

ekleme: mimar sinan türkiye'nin en eski 4. üniversitesidir. osman hamdi bey tarafından 2. abdülhamit'in izniyle kurulmuştur. eski adı sanayi-i nefisedir. abdülmecit'in kızları için yaptırdığı boğaza nazır iki saray cumhuriyet döneminde mustafa kemal atatürk tarafından bu okula devredilmiştir. eski meclis-i mebusan binasıdır. türkiye'nin en iyi sanat ve mimarlık okuludur.