Sık geçen başlıklar

planescapetorment 23

ekşi profili
osmanlı'nın ve türkiye'nin en köklü üniversitelerinden biri olan mimar sinan güzel sanatlar üniversitesine mahalle arası diyen arkadaşlar bulunmaktadır.

ekleme: mimar sinan türkiye'nin en eski 4. üniversitesidir. osman hamdi bey tarafından 2. abdülhamit'in izniyle kurulmuştur. eski adı sanayi-i nefisedir. abdülmecit'in kızları için yaptırdığı boğaza nazır iki saray cumhuriyet döneminde mustafa kemal atatürk tarafından bu okula devredilmiştir. eski meclis-i mebusan binasıdır. türkiye'nin en iyi sanat ve mimarlık okuludur.
feodal naiflik şehir yaşamına göçünce infantalizme dönüşür. çocuk gibi gördüğü her şeyi "a sen kısasın," "a sen kadınsın," "a saçın uzun" diye tanımlama ihtiyacı hisseden insanların arka planı budur.

"kibarca bilmemne olduğunu söyleme" başlıklarının tamamını bunlar açar. sanki millet bilmiyor kısa mı uzun mu.

bir de bunların hakaretli versiyonları var. "birine çirkin olduğunu söylemenin kibar yolu" falan gibi başlıklar var. ulan neden millete çirkin diyorsun? abuk subuk karakterlerle dolu şu dünya yemin ediyorum.
kayıtsız/yevmiyeli çalışanlar,
sınavlara hazırlananlar,
atama bekleyenler,
insani şartlarda iş bulamayanlar,
ailesi işe veya okula göndermeyenler,
ailesine bakma yükümlülüğünde olanlar,
asgari ücretle (ki ne yazık ki ülkemizde aynı zamanda ortalama maaştır) çalışabilmesi için gerekli olan yol/barınma masraflarını karşılayamayanlardır.
saldıranlar tek tek yere inerken içimin yağlarını eriten videodur. arkasındaki tiplere güvenip hemen atlayan tip yumruk manyağı olup dizlerinin üzerine çökünce gerisini önemsemedim zaten, ama gerisinde de başarılı.

edit: kadına vuran tipe dikkat edin. durduk yere kadına yumruk atıyor. hiçbir sebep yok. sadece kadını görüyor ve vuruyor. hukuki olarak savunması ne olacak mesela? nefsi müdafa yok bir şey yok. kadına yumruk atıyor, sonra adama bütün gücüyle dalıyor, sağlam bir yumruk yiyip yığılıyor, sonra kalkıp gerisin geri gidiyor. dışarı çıkıyor, geniş bir daire çizip hep birlikte daldıkları elemana arkadan yaklaşıp bütün gücüyle vuruyor. adamın yere düştüğü tek nokta bu.

ben sana bir şey demiyorum. öyle bir zamanda yaşıyoruz ki senin yaptığın o hareketle başına bir şey gelmez, ama ben sana burada geçrekten senin ne olduğunu söylersem bana dava açıp ceza aldırırsın. ama sen ne olduğunu biliyorsun. ömrünün sonuna kadar da bunu unutmayacaksın. kalacak o video orada, haber arşivlerinde. o kelimenin ne olduğunu sen çok iyi biliyorsun. bu videoyu izleyen herkesin aklında aynı kelime, senin aklındaki de o kelime.
apollo 11 kayıtlarının silinmesi diye bir şey yoktur. silinen videoların yavaş taramalı televizyon versiyonları, yani sizin anlayacağınız dilde bir anlamda raw kayıtlarının ilk halidir. 1969'da görev sırasında zaten bütün dünyaya canlı yayın olarak verilmiş, nasa bunu normal televizyon formatında kaydetmiş, dünyanın her yerinde de sayısız cihaz tarafından bu formatta kaydedilmiştir. canlı canlı kaydedildikten sonra yavaş tarama kamerasından çıkan verileri ayrıca saklama ihtiyacı hissedilmemiş.

günümüz teknolojisiyle düşünürseniz anlamazsınız. adam google drivedan atmıyor raw sstv kayıtlarını. avusturalyaya gönderiyor, orada kopyalanıyor, kopyalandıktan sonra ilk kaydedilen filme ihtiyaç duyulmadığı için siliniyor. kopyasını aldıktan sonra adam neden saklasın? o dönemde bunu yapmak "bu otoyoldan bir kez gidildi bir daha gitmeyelim" demek gibi bir şey. düz prosedürü uyguluyor adamlar. daha sonra kopyaları bulunuyor restore ediliyor zaten.

mahkemeden dolayı ortaya çıktığı falan yok. 2006'da artık gelişen teknolojiden dolayı nasadaki kamera ekibi biz bunların rawlarını bulsak yüksek kalite olacak şekilde editleriz diyorlar. muhabbet buradan çıkıyor. sonra haberlere yayılıyor. medya belli zaten "nasa kasetleri kaybetmiiiş!" diye haber yapmaya meraklı. halbuki arayan nasa'nın kendisi. kaynak kaynak2
masaya taş koysam "fiyatı 500 milyondur" desem bana oha lan öyle şey mi olur diyenlere "sen neden veremiyosun onu sorgula, zekan 500 milyon kazanmaya yetmiyor demek ki" diyecek tiplerin aklamaya çalıştığı fiyatlardır.

aynen kardeşim enflasyondan şikayet etmek, hayat pahalılığından yakınmak, geçinememek aptallık sana göre. sen bu kafayla devam et hakkaten çok zekiymişsin. heykeline beton yetmez.
aklıma yıllar evvel yabancı bir forumda okuduğum post'u hatırlatmıştır.

forumda bir post açılıyor. bir hanımkızımız şöyle bir soru sormuş: "herkese merhaba. aptalca bir sorum var. regl büyüsü ile ilgili bilgisi olan var mı? işe yarıyor mu? çok hoşlandığım birini bu akşam eve yemeğe çağıracağım ve eğer yemeğine regl kanımı koyarsam bana aşık olacağı söylendi. aptalca biliyorum ama bir zararı var mı? yapayım mı?"

o başlığı ben de okuduğumu hatırlıyorum. kimse cevap vermemişti. aradan 2 sene geçti. aynı hanımkızımız 2 sene sonra aynı forumda bu sefer şunu sormuş:

"beni hatırlayanınız var mı bilmiyorum ama 2 sene önce burada regl büyüsüyle ilgili bir soru sormuştum. o akşam hakkaten de onun yemeğine kanımdan biraz koydum. daha sonra biz iyi anlaştık ve çok güzel 2 senemiz geçti. şimdi nişanlıyız ve düğüne 20 gün kaldı. ancak ben bir şeyi aklımdan çıkaramıyorum. ben ona regl büyüsü yaptığım için mi bana aşık oldu yoksa gerçekten beni ben olduğum için mi seviyor? bunu aklımdan çıkaramıyorum. anksiyete yaşıyorum. eğer beni büyüden dolayı seviyorsa onunla kesinlikle evlenmek istemiyorum. bu büyü işe yarıyor mu yaramıyor mu bileniniz varsa lütfen söylesin çünkü sırf bu yüzden düğünü iptal etmek üzereyim."

bu da böyle bir anımdır. daha doğrusu birilerinin saçma bir anısı. baya da makara olmuştu zamanında.

ha bu arada bunu yapmayın. mikrop falan bulaştırırsınız. seviyorsanız seviyorum diyin zaten en güzel sihir budur.
salgından aşı sayesinde kurtulmuş kimselerin sorduğu soru. bir kısmı da gene olmam diye cevaplamaktadır.

o beklediğiniz büyük "hepsi fake'miş" haberi gelmedi, sokaklar aşı olup pat küt yere düşenlerle dolmadı, bir iki sene geçsin gör bak dediğiniz bir iki senenin ilk senesi bitti ve hiçbir şey zannettiğiniz gibi gerçekleşmedi. öğretmen linci, doktor linci, kiracı linci gibi aşı olanları da linç etmeye çalıştığınız şu mecrada sonunda birileri kalkıp size haklıymışsınız demedi. attığınız her saçma tweet'in altına birisi gelip açıklamasını yaptı. baskı kurdunuz, stk gibi çalıştınız, gündem yarattınız, eyvallah, ama hiçbir işe yaramadı.

biz sizden yediğimiz küfürle kaldık, sizin bir kısmınız yakınlarına covid bulaştırmasıyla kaldı. yapacak bir şey yok. bu kafayla gittiğiniz sürece ikinci pandem de gelir üçüncü de.
knife, know, knight, knave, knickers, knit, knot, knob, knuckle, knapsack, knee, kneel gibi kelimelerle aynı kaderi paylaşır. sebebi 11. yüzyılda norman istilasıyla britanya adasına gelen frankofon eğitimi almış katiplerin cn yazımını beğenmeyip kn olarak yazmasıdır. avantajı night ve knight gibi kelimeleri birbirinden ayırabilmektir.