Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
amerikan fox kanalinda maci izliyorum. yorumcularin ove ove bitiremedigi futbolcu.

bu troll'lere kimse bakmasin. bugun top tasiyabilen tek oyuncu.
bak simdi cenk oyuna giriyor ya...

iste birazdan atacagi gol de sana girecek icimizdeki santroforsuz futbol muptelasi, muptezel yavsak.
sidik zoruyla zayif takimi yenme = check
buyuk takima rezil olma = check
takimin yarisinin sakat kalaninin cezali olmasi = check
orospu cocugu hakem = check
son dakika gol ile gelen galibiyet = check
aşırı balli bir kura = check
herşeyin mahvolmasina ramak kalmasi = check

buraya kadarmış avusturya. göklerden bir karar geldi. yapacak bir şey yok.
senin santraforsuz oyun anlayışını ters yatırıp düz eşekler kovalasın anasının çocuğu seni.

cenk'in golü sana ve anana gelsin.

bu italyan köylüsü temmuz ortasında köyüne gönderilmelidir.
bir galatasaray'lı olarak milli takım adına oynadığı futbolla gurur duydum. maçın açık ara en iyisiydi.umarım bu yıl iyi bir transfer gerçekleştirir.
bu genel bir sorun. muğlak açıklamalar istedikleri yöne çekilebiliyor ve arayan gözler istenilen her metinde bir mucize yakalayabiliyor. bunun için 7 dakikalık şu videoyu izleyiniz, hem mizah içeriği, hem de numeroloji gibi şeylerin nasıl bir saçmalık olduğunu kafanızda daha iyi oturtursunuz.

mesela izafiyet teorisi iddiasında olduğu gibi, bir şey ortaya çıktıktan sonra, elinizdeki kaynakları ona göre yorumlamak kolaydır. böyle mevzularda hep şunu söylerim, "madem öyle, neden bunu bilim adamları ortaya çıkardı?" madem izafiyet teorisi kuran'da var, neden newton'lar einstein'lar beklendi, neden onlar ortaya çıkardı? madem bin küsür yıldır biliniyordu da? neden evrenin genişlediği bilimsel literatüre girince, buna uygun ayetler çıktı?

ki bakınız, ciddi ciddi her yüzyılda bir çok çok küçük de olsa, ayetleri değiştiriyorlar. metin aynı tabii, anlamını, çevirisini değiştiriyorlar. bu yukarıda evreni genişletme mevzusu da buna örnektir. çeviriler modernleştikçe birden evren genişlemeye başladı kuran'da.

bakınız bu mevzu bilimsel literatüre girmeden elmalılı çevirisi - zariyat 47 -:
"biz göğü kudretimizle bina ettik. hiç şüphesiz biz, çok genişlik ve kudret sahibiyiz."

şimdi diyanet çevirisi:
"göğü, gücümüzle biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz."

yani siz merak etmeyin, kuran'ın açık delil olduğu belli olsa, kimse manyak değil sonsuzluğunu yaksın, annesini babasını bir daha görmeyeceğini, eşinin çocuğunu yok olacağını bilip üzülsün. ortada bir "yav he" durumu var, bunu kabullenmek bu yalanla yaşamaktan daha zor.
soldan içeri girmenin kafasını yakalayamamış henüz. nwakaeme'nin soldan, robben'in meşhur sağdan girişlerinde adamlar hangi senaryoda rakibin durumuna göre dribling rotası şut zamanlaması, kavis ve hedefi iyi belirliyorlardı. tabi nwakaeme'nin anormal yıkılmazlığı, robben'in yavru ceylan gibi hızlı sekişleri çok başka ekstralar. kenan'da bunlar olmasa da pozisyonunun ehliyetini yakaladığında kalburüstü silah olur., çok canlar yakar. onu da soldan gire gire yapacak. zaten eleman deneyen bir tip, çuvallasa da deneyip duruyor, bu eleman öğrenir bu işi. dravdan pas yapsa, mehteran duruşları yapsa bir zikim olmaz derdim.
öncelikle yediği gol %10000000 faul.

çok sağlam bir ahlaka ve karaktere sahip bir insan olduğu çok belli,kendisini hep sevmişimdir.buralara tırnaklarıyla kazıyarak gelmiştir.bu arada türkiye'nin en iyi kalecisidir.
dün evimi taşıdım. merkezi sistem kablo var. bende ki kablo uyumlu değil. ara soket alayım da işimi göreyim dedim. yok konnektör değişmesi lazım yok şu yok bu. 20 dakika bile sürmeyecek iş için benden 400 tl talep etti. şimdi gidip kendim yapacağım.

klimam var onu kendim söktüm. yalnızca takılacak. gaz basma işi de yok. istedikleri rakam 1500-2000 tl civarı. ve kendim ustayı alıp geleceğim. yahu bu işte en fazla 30 dakika. bu dolandırıcılık değil de ne ?

edit: 400 tl dediği şeyi ben 50 tl ye hallettim
8 yıldır çalıştığım iş yerinin kuaföründe saçımı kestiriyordum. saç kesmeye en son para verdiğimde düğünüm vardı 10 lira vermiştim. şirket kuaförü kemer sıkma politikasıyla gönderdi alayımız göt gibi kaldık. ben berbere saç tarif etmeyi bile unutmuşum. yeni berberler nasıl kesiyim diyor; ya yanlar şuralar buralar, üstler de oralar diyorum geçiyorum. aklımda bir imge yok, kes güzel yakışıklı yap işte.

bir yer buldum 500 lira alıyor. beş-yüz lira lan dile kolay. saçlarımı avuç avuç yolasım geliyor böyle olunca. 100-150 liralık berber yok mu diye düşünüyorum ulan diyorum o da bir lahmacun fiyatı o kadar da olmaz.

istanbul anadolu yakası üsküdar kadıköy civarında 250-300 liraya saç kesen yer yok mudur, bilen varsa yeşillendirsin lütfen.

kemer sıkmak için berber kovmak nedir be kardeşim allah sizi kahretsin bir gecede donsuz kaldık.
burada bilgi almak amacıyla insanlar sözlüğe giriyor ama karşılaştıkları şey ergenlerin 3. sınıf espirileri oluyor. sözlük yönetimi bu yazarları uçuracak mı acaba?
1-) bir malın kazancı da malın sahibine aittir.
2-) bir malı haksız mal edinen (hırsızlayan/gasp eden) malın da kazancın da sahibi olmaz.
3-) gelir getiren bir kamu görevi gelir getiren bir mal hükmündedir.
4-) bir başkasının hakkı olan kamu görevini torpil, iltimas, kayırma ile ele geçiren hırsız/gasıp hükmündedir.

sonuç: kayırma ile hak etmediği kamu görevine getirilen kişinin aldığı maaşlar haramdır. aksi sonuca ulaşan da alim değil zalimdir.
yazılım kursuna gittim, 6 ayda yazılımcı oldum 2-3 senede 3000 küsur euro maaşa ulaştım diyen kimseye inanmayın.

yazılım kursuna giderseniz ne olacağını ben söyleyim. öncelikle 6 ayda ancak basit kodları yazabilecek seviyeye geleceksiniz. 6 ay kadar bir yerlerde ücretsiz staj yapmanız gerekecek. 1 yılın sonunda ancak junior pozisyonlara başvurabilir hale geleceksiniz fakat kimse size asgari ücretin üzerinde maaş vermeyecek. sektörde 8 yılınızı doldurduysanız, ingilizceniz advanced seviyedeyse ve kendinizi bu sürede çok iyi geliştirdeyseniz, ancak o zaman yurt dışına iş yapan şirketlerde o 3000 küsur euro’ları almaya başlayabilirsiniz.

bugün piyasada o kadar çok junior yazılımcı var ki boğaziçi’nde, odtü’de bilgisayar mühendisliği okumuş adaylar bile iş bulmakta zorlanıyor. yazılım işinin son yıllarda çok kompleksleşmesi ve çoğu şirketin junior yazılımcı istememesi de bu konuda baya etkili.
her gün öldürülüyoruz diye bık bık edenler öldürülen kişileri eğer ''kadın erkek'' olarak istatistiğe vururlarsa ağızları açık kalır ve eğer algılayabilirlerse sonucu, ''kadınlar öldürülüyor'' demekten vazgeçerler.
öldürülenler ezici ağırlıkla erkeklerdir.
he dersen, öldüren kişiler erkeklerdir diye bak bu tamam.

evleneceğin adama başlık parası vereceğin zaman
çocuklar babaya verildiği zaman
altınlar takıları damat aldığı zaman
evlenmek için köpek gibi çalışıp mal mülk edineceğin zaman
her tehlikede erkeği kurtarıp kendini ateşe attığın zaman
askere gittiğin zaman
her türlü ağır ve tehlikeli işi yaptığın zaman
her yerde önceliği erkeğe verdiğin zaman
erkeğin geçiminden sorumlu olduğun zaman

kadınlara pozitif ayrımcılık yapılmıyor dersin.
şimdi değil kadın.
ver lan adamın 20 bin km süperşarcır hakkını.. ipne elon!, yatacak yerin yok.

özet : bir kullanıcının 20 hazirana kadar olan ama 22 hazirana kadar aracını teslim alanlara verdiği 20 bin km supercharger beleş hediyesini 23 haziranda aldığı için kendisine tanımlanmamasına rezalet dediği konu.

23 hazirana da tanımlasınlar, 24 haziran ağlasın o zaman.. bunun sonu mu olur lan eyt gibi ahahaha

edit : ha bu arada başlıkta yanlış anlaşılmalara yol açıyor, ben şahsen 20 bin km'de arabası şarj falan almıyor sandım.. elon'un yerinde olsam tesla'yı bundan geri alırım, adam tıklasınlar ve okusunlar diye tamamen tık tuzağı yapmış..
eskiden kızardım şimdi bir avantaj gibi düşünüyorum.

1.65 bi adamım. size göre adam da değilim. işte tam da bu yüzden geleceğim için başka şeylere daha çok odaklanır oldum, hayatta pek çok keyif pek çok farklı konu keşfettim. kadınların görüşü artık umrumda değil demek üzereyim. resmen özgürleştim.

185 olsaydım mesela, kalas gelip kalas giderdim belki. 2 sevişir 2 keko rap dinlerdim sizin gibi belki. sıradan biri olarak sıradan bir ömürle yaşar sıradan bir şekilde sktir olup giderdim. sizin gibi olmadığıma seviniyorum. 150 olsam ama yine sizin gibi olmasam, bu bile daha iyi bak.

yani hanımlar; lütfen bu takıntıya devam. benim gibi kısa olanlara da tavsiyem, bırakın ilkel boktan güdüleriyle hareket etsinler. onlara kendinizi beğendirmek için kendinizi yamultmayın, çıkın hayatı dünyayı keşfedin.
çok ilginçtir 9. kattayız belli belirsiz salladı. toplam 2 saniye sürdü yatak gitti geldi o kadar. lambada tık yok. eşim hissetmedi bile. ama aşağı katlar ve müstakil evlerdeki insanlar sokakta. yüksek katlar hissetmemiş. olum çok saçma ve ters bu iş.
yine aynı edebiyat. asgari ücretliye yazık bilemem ne! kardeşim asgari ücret denilen şeyi öğren önce. asgari ücret vasıfsız bir kişiye işverence ödenecek en asgari maaş miktarıdır. sen okumuş kazanmış memur olmuş bir adamla neden kıyaslayıp duruyorsun. bu nasıl bir mallıktır. iyi mk asgari ücretliye yazık diye tüm türkiye doktor, öğretmen, polis, mühendis 17 bin tlye çalışsın. bi sg derler adama.
sofascore'a göre 7.5 alarak barış'tan sonra en yüksek puanı alan ikinci topçu ama buraya göre sahaya sıçmış. ülkedeki futbol seviyesi bu kadar işte

bugün savunmada baya diri durdu, üstelik her ne kadar as forvetleri shick olmamasına rağmen fiziksel üstünlüğü olan çeklere ezilmedi.

topla ne kadar az oynarsa o kadar iyi oynuyor,
yediğimiz golde de topu çizgiden çıkaran buydu.
portekiz maçındaki yıkımdan sonra böyle mentali toplaması büyük başarı
sözlük mecrasında hor görülen oysa tercihine saygı duyulması gereken kızdır.

karşınızdaki insan sizden ciddiyet bekliyor diye “benimle evlenmek istiyor, bu da iyice evlilik manyağı çıktı.” şeklinde düşünmek yerine biraz büyümenizi tavsiye ediyorum. her ciddiyet bekleyen kız sizinle evlenmek istiyor diye bir şey yok çünkü. o kadar yavşak davranışlarınız, laçkalaşmış ve çarpık ilişkileriniz var ki artık insan karşısında gerçekten ne istediğini bilen biri olsun istiyor. bu hemen evlenelimci biri anlamına gelmemeli.

anlamayacaksınız ama yine de bir kere daha söylemekte fayda görüyorum belki anlarsınız diye; ciddi değilsen görüşmeyelim cümlesi “evlenmeyeceksek görüşmeyelim.” demek değildir.

“ben senden hoşlanıyorum, sana değer veriyorum, seni tanımak istiyorum. birbirimizi tanıma amacıyla bir ciddiyet beklentim var senden, bunu karşılamayacaksan görüşmeyelim çünkü geçici ilişkiler peşinde değilim.” demektir ve yadırganacak bir cümle de değil.

“takılalım, anı yaşayalım.”
“öpüşelim ama sevgili olmayalım.”
“birbirimizin hayatındayız ama istediğimizle istediğimiz an birliktelik yaşayabiliriz.”

şeklinde düşünceleri olan biriyle yarın sabaha kahvaltı planı bile yapmam mesela; ciddiyet yok çünkü. kaldı ki onu hayatıma alıp bir şeyler yaşayacağım. eğer birlikte bir anı paylaşıyorsak ve bu özel bir ansa birbirimizin hayatındayız demektir. aramızda bir şeyler varsa, hoşlanıyorsak, biraz daha öteye taşıyıp öpüştüysek, birlikte olduysak benim için artık o kişi benim hayatımda demektir. sizi bilmem, kendi düşüncemi söylüyorum.

e bu insan benim kalbimdeyse, aklımdaysa, artık hayatımdaysa ciddi de bir şey vardır aramızda ki böyleyizdir.

durum böyleyken de tabii ki bireysel olarak üzerimize düşen o beğenmediğiniz ciddiyet halinin gerekliliklerini yerine getirmemiz gerekir: sadakat gibi, bağlılık gibi.

neden bunu istedik diye evlilik meraklısı olarak yaftalanıyoruz? çünkü siz çarpık ilişkilerin köpeği olduğunuz için.

çünkü hayatınıza birini alınca diğer herkesten vazgeçmeniz gerektiğini bildiğiniz halde bunu yapacak göte sahip olmadığınız için.

bağlanma problemi yaşayan zavallılar olduğunuz için.

belki de hiç sevilmediğiniz ve sevileceğinize olan inancınızı kaybettiğiniz için.

burayı kızlar okuyor o yüzden bu yazımı en çok onlar için yazıyorum; eğer hayatınızda size değer vermeyen, sizi özel hissettirmeyen, birkaç dakikalık zevk için yanınıza yaklaşan, “takılır geçerim.” zihniyetine sahip olan, cıvık, varoş insanlar varsa derhal çıkarın onları hayatınızdan.
bırakın “evlilik meraklısı.” desinler, “evlenmeyle kafayı bozmuş.” desinler. onlar hep bir şeyler derler zaten yavrum. siz kendinizi bilin yeter.

sevgiler.
boşanmalarda %90 kadın suçludur geri kalan %10 da kadının akrabaları suçludur. adam evde bir türlü rahat edemez zırt baldız gelir zırt kayınço çıkar gelir teyze gelir amk bir rahat yok adama. adam işe gidecek beni anamlara bırak beni ablamlara bırak ulan bir otur yerine arkadaş ne çarşısı biter karının ne eksiği sürekli alınacak mutlaka birşey vardır. arkadaşlar ile maç dersin darlar kahve desen okey desen hak getire dır dır ana kural zaten. üç kuruş para kazandılar mı ayakları üstünde durduğunu kimseye muhtaç olmadığını sanarlar ulen kavanoz kapağını açmaktan acizsiniz havanız kime arkadaş
kombo yapayım...

"dilediğin kadar acıt canımı, yokluğun da varlığın da yetmiyor"

"öyle sınırsız, öyle derin, öyle çok severim ki, korkarsın "

"hayatta hiç bir şeyim az olmadı senin kadar"

"saymadım, sayamadım sensiz geçen yılları, ne inkar, ne itiraf, bu; yalnızca sitem"

"ne yaparsam olmuyor, olmuyor eskisi gibi, güldürmüyor , ağlatmıyor kimse senin gibi "

"bende bir resmin var, yüzüme bakmıyor "
şu cehape belediyelerinde rant haberi kovalayan orrrrospu çocuğu aktroll yazarlar hani nerdesiniz bak burada da sağlam dümen var.

hortumcu cehepe belediyesinin de amınakoyim dalavereci polisin de amına indiriyim 5'li çetenin de anasını avradını sikeyim diyecek misiniz?