Değerli ziyaretçilerimiz,

Öncelikle, sitemize gösterdiğiniz ilgi ve destek için hepinize teşekkür ederiz. Sizlerden gelen geri bildirimler ve beğeniler bizim için büyük bir motivasyon kaynağı oldu.

Sozlock olarak tam 9 senedir her gün ekşisözlük'den okumaya değer içerikleri filtreleyip günlük listeler oluşturduk. Bu işi yaparken kişisel davranmadık, günün en popüler başlıklarının en beğenilen entrylerini aldık listelerimize. Üstelik bu gayretimiz hiç bir zaman ticari bir kaygı taşımadı. Yayına başladığımız ilk günden beri en ufak bir reklam yayınlamadık, sponsorluk anlaşmaları yapmadık. Sozlock üzerinden tek kuruş kazanmadık.

Bütün bunlara rağmen, ne yazık ki son dönemde ekşisözlük yönetimi tarafından alınan bot koruma önlemleri nedeniyle, ekşisözlükten entry çekme ve beğenilen entryleri listeleme hizmetimizi maalesef devam ettiremiyoruz. Bu durum ekşisözlük yönetiminin aldığı bir karar olup, tamamen bizim kontrolümüz dışında gerçekleşmiştir. Bu zorunlu durumdan ötürü yaşanan aksaklık nedeniyle anlayışınıza sığınıyoruz.

Sozlock Ekibi

Rastgele
Hepsini aç
  • 1. kriz varsa avm'ler neden dolu

    en kötü ülkenin bile 100 de 10 u zengindir. burası 85 milyonluk ülke 5-10 milyon değil. sizce tüm o dükkanların, restoranların kapasitesi 8.5 milyon varmı tabi dolu olcak. 8.5 milyon hayatı yaşıyor diye kalanlar duvarları kemirirken kimse görmek istemiyor.

  • 2. 5 milyon türk'ün almanya'da lobi yapamaması

    birbirlerini kazıklamaktan fırsat bulamıyorlardır

    ayrıca lobi dediğin şey için de belirli bir eğitimli sınıf ve vatan sevgisi gerekir, o da yok.

    not: heaa bir ara yasaların etrafından dolanıp, aracı- dolandırıcı şirketlere para vererek türkiye'de naylon emeklilik işlerine girmişlerdi. türkiye'yi dolandırma konusunda lobi faaliyetleri güçlüdür

    sonradan giden vizyonsuz- görmemiş- köy kökenli beyaz yaka tayfası da elinde kamerayla marketleri gezip “bisss burada et yiyosss” videoları çekmekle meşgul :)

    edit: bunları yapan tayfadan değilseniz üzerinize alınmayın

  • 3. yazarların dinlediği en hüzünlü şarkı

    kol düğmeleri.

  • 4. vatan sevgisini kaybetmiş bilinçsiz nesil

    vatan yok sermaye var.
    paran kadar vatandaşsın, paran kadar hak hukuk...
    her ulus hakkettiği gibi yaşar.

  • 5. evlenmeden birlikte yaşamak

    birlikte yaşadıktan sonra evlenme kararı veren, evlenen ve evliliğini sürdürebilen kimseyi görmediğim durum.

  • 6. uçakta namaza karşı olan pilotun kovulması

    uçuş sırasında "kokpitte namaz kılmak uçuş güvenliği açısından riskli" diyen 30 yıllık kaptan pilotun thy'deki işine son verildi.

    haber içeriği:

    halk tv'den fırat fıstık'ın haberine göre olay, bir yurtdışı uçuşunda yaşandı. kaptan pilot ile ikinci pilot arasında, uçuş esnasında namaz kılmak ve oruç tutmak hakkında bir diyalog gerçekleşti.

    kaptan pilot, uçuş sırasında namaz kılmanın ve oruç tutmanın güvenlik açısından risk barındırdığını söyledi. bunun üzerine ikinci pilot, kaptan pilottan şikayetçi oldu.

    'sebep söylemek zorunda değilim, istediğimi atarım'

    şikayetin ardından kaptan pilotun işine gerekçe dahi sunulmadan son verildiği belirtildi.

    karar, uçuştan birkaç gün sonra kaptan pilota sunulurken, thy yönetim kurulu başkanı ahmet bolat’ın, sebebini soran pilota “sebep söylemek zorunda değilim, istediğimi atarım” dediği öne sürüldü.

    bolat, geçtiğimiz günlerde kokpit ve kabinde namaz kılmak isteyenler için kural getireceklerini açıklamıştı.

    kaynak
    kaynak

    elbette şeriat öyle bir gecede gelmeyecek.
    bugün islami haberler akıyor vallahi.

    (bkz: okul ve mesai saatlerinin cumaya göre belirlenmesi)

  • 7. 10 yıl önceki sana bir mesaj gönder

    kpss saçmalığını bırak da kitap okumaya son sürat devam et oğlum. her iki yılda bir sınav vakti geliyor. o ana kadar okuduğun kitapları sınav stresiyle okuyamaz olup sınava da zaten çalışma ihtiyacı duymayacaksın çünkü atanmak için çok yüksek puan alamazsın; matematik olmadan o yüksek puanlar gelmez, hadi geldi diyelim mülakatta adamların soracağı saçma bir soruda politik cevap veremeyeceksin. aklından geçeni söylerdin sen. eh, az çok tanırım seni. beni dinle, üç yıl sonra hayatında farklı bir sorumluluk olacak. yaşayarak göreceksin elbet. hayat ne iyi ne kötü ortalama bir yolda gidiyorsun, ilk defa bu yazı kolasız geçiriyorsun. bence 2013'ten denemeye değer. gereksiz kiloları da almazsın. ekşi sözlük'te çaylaksın ama hala 10 entriyi tamamlamadın. ilk entrini 3 mayıs günü girmiştin. hemen 10 entriyi tamamla da sıralamaya gir. yoksa 27 eylül'e kadar sıraya giremeyeceksin. ya da keyfin bilir, nasıl hissediyorsan öyle devam et. bu konuda seni özgür bırakıyorum.

  • 8. an itibarıyla kişinin yüreğine su serpecek söz

    dipte değiliz, alt kattayız.
    az ayık olun amk.
    devam edin.
    mızmızlanmayı kesin.
    kalkın ayağa olm/ kızım.
    kabul edin.
    devam edin.
    siktir edin.
    hayatı kendinize zindan etmeyin.
    hepsi geçecek.
    salın* amk.

    * salmak: devrimci bir eylemdir.
    bütün salanlara selam olsun.

    sevin birbirinizi, hazır hala bedavaya bulunabilirken.

  • 9. ek motorlu taşıtlar vergisini ödememek

    2 aracım var. ödemeyeceğim.

    bu bir tepkidir. karşı tarafın nasıl alacağından ziyade herkesin tepkisini bir şekilde göstermesi gerekiyor.

    ödemeyecek sessiz bir çoğunluk var.

  • 10. kaç lira aslıhan

    aslıhan denen kişi haklı. esnaflar yalandan yok maliyet, yok kira zırlamasın. bir tabak spagettinin 200 tl olması şerefsizlikten başka hiçbir şeyle açıklanamaz. daha önce de birkaç kere dile getirmiştim. türkiye'de restoran ve otel işletmecileri dolandırıcıdır. akp'nin yanlış politikalarının enflasyona etkisi %50 ise geri kalan %50 bu şerefsiz restoran ve otel işletmecilerinden kaynaklanıyor.

  • 11. 79 yaşındaki adamın erkek sevgilisini öldürmesi

    memlekete bak ne enteresan bir yer oldu bir insan katil olmayı eşcinsel olmaya tercih ediyor

  • 12. 20 dakikada 2 litre su içen kadının ölmesi

    içtiği suyla alakası olmayan ölümdür.
    öyle bir olay gerçek olsaydı şayet, yıllardır o sürenin yarısı kadar zamanda o miktardan fazla su içen ben şuanda bu satırları yazamıyor olurdum.

  • 13. cuma namazında dükkan kapatan esnaf

    dükkan adamın olduğuna göre bu sadece adamı bağlar.

  • 14. disney+

    kendi kendine atatürk dizisi yapacağını duyur ve diziyi çek sonra insanları recep ivedik ile, bursa bülbülü ile kandır, millet bırak aylık aboneliği yıllık abone olsun ve sen birden bire böyle karar değiştir. tüketiciyi aldatmak denir buna. tüketiciyi kandırmak denir. bunu abd'de yapabilirler mi? sanmıyorum. türkiye'de müşterisinj kandırmış olan bir film/dizi streaming servisi.

  • 15. enver paşa

    şu "sen yine hayal et, biz yine ölürüz" gibi duyduğum en malca sözü paylaşıp duranlara hayret ediyorum. sen hayatında seni dondurarak öldürecek bir soğuk hissettin mi lan hiç? yazlık kıyafetlerle rusya soğuna gönderilen resmi 78 bin, resmi olmayan rakamlara göre daha fazla türk evladını bile isteye ölüme gönderen ve devletin işgalini hızlandıracak seviyede orduyu zarara uğratan (malum bu askerler ağaçta tek mevsimde yetişmiyor herhalde) sonrasında hiçbir şey olmamış gibi hayaller kurmaya devam eden birini sevemem, kimse kusura bakmasın. gözümde 2. abdülhamit ne kadar zarar verdiyse ülkeye, bu zat da aynı oranda vermiştir. türklük evvela yurdunu, milletini sevmek ve düşünmektir. öyle bu vatanın evlatlarını sebilhane bardağı gibi harcamak değil. tamam vatan severliğinden şüphemiz yok elbette, ancak hayallerin vatana zarar veriyorsa kardeşim, birilerinin gerçekleri söylemesi lazım. asker önce senin vatanına lazım, turan meselesi o anki düşünmen gereken şey değil. eve lazım olan camiiye haramdır demişler.

    edit: imla

  • 16. yeni nesil stand-up'çıların komik olmaması

    sosyal medyada dolaşırken fazlaca önüme çıkıyor geçmeden seyrediyorum kısa videolarını, bazıları tebessüm ettiriyor fakat bi tanesi bile kahkaha attıramıyor. izlenme sayılarına bakıyorum milyon defa izlenmiş bilmem kaç beğeni almış falan ben de merak ediyorum acaba gerçekten izlemeye değer mi diye. neyse açtım kutsal youtube'u bi kaç tanesini seyrettim yok arkadaş seyircisi kahkaha atıyor bende tık yok tebessüm bile etmiyorum yani komik değil, bir konu anlatıyor anlatırken ne espri yapacağını anlayabiliyorum çünkü çok basit kalıyor çok belli ediyor yapacağı espriyi. böyle olunca da gülemiyorum sadece dinliyorum.

    çabalarını anlıyorum takdir de ediyorum yani ben yapamam onların yaptıklarını, çıkıp 200-300 kişi önünde konuşamam onlar bunu başarabiliyorlar fakat komik değiller işte.

    varsa bildiğiniz ya şunu bi izle bu çok komik dediğiniz biri yazın da izleyelim.

    ekleme: sana göre komik değil bana göre komik diyen arkadaşlar oluyor özellikle isim veriyorlar, ben hiç isim vermedim şu şu komik değil demedim genel olarak komik değiller dedim ki halen fikrimde bir değişiklik yok.

    ekleme 2: özelden mesaj gönderen arkadaşlar oluyor isim veriyorlar verdikleri isimlerin hepsini seyrettim ve hiçbirine gülmedim.

    ayrıca benim gülmekteki kastım arkadaşlar kahkaha atmak öyle küçük tebessümler değil bildiğin bi anda patlayıp kahkaha atmak.

  • 17. hesabı erkek öder bu bir görgü kuralıdır

    cinsiyete dayali hesap odeme ile ilgili bir gorgu kurali yoktur.

    genellikle cografyaya / kulture ozgu yaygin hesap odeme aliskanliklari vardir. ornegin patron calisaniyla yemege ciktiginda - her gun cikilmiyorsa - gelir durumu muhakkak cok daha iyi oldugu icin cikarip bir jest olarak hesabi odeyebilir, bir noktada verilen emeklerin karsiligi kucuk bir bonus, bir tesekkur jesti olarak degerlendirilebilir.

    karsimdaki insanin cinsiyetinden bagimsiz , hesap cok yuklu degilse - ornegin iki kahve icilmisse veya mutevazi bir yemek yenmisse- bir daha gorusuruz sonraki sefer de o oder diyip genellikle hesabi oderim hic gocunmam. kadin erkek farketmez.

    hesabi erkek oder diyen zihniyet, yalnizca ebeveynler oldugunde kiz cocuklarinin miras hakki olmayan , kadinin finansal olarak surekli bagimli yetistigi kulturlerden birinin parcasi ise belki anlasilabilir.

    finansal ozgurlugu oldugu halde "gorgu kurali" adi altinda boyle safsatalarin arkasina siginip parazit gibi yasayan insanlarin yaptigi sark kurnazligidir.

  • 18. nilperi şahinkaya

    yukarıdaki entry’de belirtildiği gibi suç bireyseldir. ama cem garipoğlu olayında suç bireysel değildir zira bütün bir aile suçun üzerini örtüp, cem’i kaçırmaya çalıştı. hala kendisinin ölmediği, yurtdışında yaşadığına dair komplo teorileri var. bütün bunları geçiyorum, hadi diyelim canavar da olsa, sapık da olsa oğul sonuçta, kaçırmaya çalıştılar. sakine de o sıralar çocuk yaştaydı, olaya dahi hakim değildi. ama bütün bunların üzerine aile daha yeni münevver karabulut’un katledildiği koltukta mutlu aile pozu verdiler. benim bundan çıkardığım sonuç aile bu cinayetlerden dolayı pişman değil, oğullarıyla gurur duyuyor. hatta yaptığı eylemlerden dolayı destekliyor. yani bu münferit olayda suç bireysel değil, nilperi’nin de o kişiyi tanımadığına şahsen inanmıyorum.

  • 19. migros'un net dönem karının %245 artması

    ön edit: başlığın orijinali dönem karının %245 olması gibi bir şeydi.

    - öncelikle, karı %245 oldu değil, karı %245 arttı denmesi gerekir. karı %245 oldu ne demek? neye kıyasla?

    - migros'u takip edenler bilir, son dönemlerde eksi özkaynaklardan, sürekli zarar açıklayan noktalardan bu noktalara geldi, şirket neredeyse yok olacaktı*. o noktadan bu yana toparlıyor. dolayısıyla esasında karı artmıyor, olması gereken noktaya geliyor.

    - zaten ciroya göre oranladığınız zaman inanılmaz düşük bir marjla (tek basamaklı) çalışıtığını görürsünüz şirketin.

    - bununla birlikte net kar içerisinde tek seferlik satış var, dolayısıyla o da geçici. esas faaliyet karına baktığımız zaman ise açıklanan enflasyonun biraz üzerinde bir artış var, dolayısıyla toparlanan bir şirket için gayet normal bir artış.

    - ve son olarak: enflasyon, enflasyon, enflasyon. migros sadece gofret satsa, ve geçen seneye göre aynı miktarda gofret satsa cirosu ve faaliyet karı zaten gofret enflasyonu kadar artacak. bu da migros'luk bir durum değil

    dolayısıyla gömülecek bir durum görmüyorum.

    bana migros savundurttunuz, teşekkürler *

  • 20. ulaşılan en yüksek kilo ile şu anki kilo farkı

    ulaşılan en yüksek kilo 222:

    görsel
    görsel

    bir yıl içinde yalnızca diyet ve yoğunluklu olarak ağırlık egzersiziyle düşülen kilo 90:

    görsel

    geçirilen iki tane iddialı deri ameliyatı:

    görsel

    sonrasında erişilen form:

    görsel
    görsel

    bir deri ameliyatı daha olup bütün görüntüyü parlatacak iken türlü gerekçelerle ertelemeler ve son 3 yıldır alınan çılgınca kilolar...

    şu anki kilomu söylemiyorum, 3-4 ay sonra sayı bildirimini de yapacağım. şu kadarını söyleyeyim; haziran sonu panikle uyanmama neden olan kilonun 14.4 kg altındaydım bu sabah.

    plânım; kasım - aralık gibi insana benzemek, mart gibi son kiloya vurmak ve sonra 3 ay harap olmuş kaslara özel alâka göstermek.

    sabah uyanınca son durum fotoğrafı paylaşayım bir de taze taze.

  • 21. chatgpt'nin aptallaşması

    chatgpt'nin sözelci olması

  • 22. karaciğer nakli ameliyatı videosu

    bugün istifa dilekçemi yazdım cerrahi branşımın anabilim dalına teslim ettim.

    sebebi tam da bu emeğin sabırın ve marifetin, iltifat minnet ve mükafat yerine haset nispet ve riyakarlık tarafından boğulmuş olmasındandır.

    adım atılmayacak bir çember alanı içinde ayakta tüm gün hareketsiz kalmayı hücre cezası sayıp insan hakları mahkemesine taşıyacak hassasiyettekiler ameliyat konsantrasyonu ile bu aktiviteyi bir hayal etsinler. hırtın biri zırt bir konudan umarsızca birbirini bıçaklar (belki gece 02:30'da) sizi 15 dakika içinde nerede ne yapıyor olduğunuz önemsiz bir şekilde hazır kıta ameliyata beklerler, lakin güç bela her mevkiden izin alarak mesaide halletmeniz gereken ikamet işlemi için 16:00'da çıkıp 16:30'da ilgili birime vardığınızda antilop sürüsü gibi dışarıdaki servislerine akan memurları görür, işleminiz için girmek istediğinizde güvenlik personeli durdurur yarın gelin diye heh o zaman anlarsınız memuriyetteki yerinizi. veya davarın biri makas atarken çektiği videosu yarım kalacak bir kaza geçirir, senin fırsat bulabilirsen günde yediğin 1 öğünlük yemekle pür dikkat diktiğin boydan boya yara yerinde kusur arar iz kalmamasını talep eder, birkaç saat sonra tamamen plasebo bir bitkisel kozmetikten kar marjı olarak voleyi vurduğunu aktaran eczacı kalfasının %300 taktığı kazığı %200'e indirmesine tüm hayır dualarını sıralar. hayır anlat derseniz anlatayım ki bu eleman son model bir suv'a binerken hekim arkadaşım 99 model bir araca kredi verilmemesinin derdi ile araç alamadı. hastane içinde çanta ile gezip yakınların yanına oturarak dert dinler gibi yaklaşan akbabalar da dava kovalayacağım diye aileleri gaza getirir, bu gerginlikler ya ensenden vurulma olarak geri döner (bkz: kamil furtun) (bkz: göksel kalaycı) ya da en basitinden ağır itham ve beddualar ile. gündüz aileni arayacak zaman bulamazsın, gece eşinle başbaşa kalamazsın sürekli yatan hastalarının sorumluluğu omuzlarında ve telefon bildirimlerindedir. bu katır gibi yük çeken yarış atı olmaya alışmış cemiyetimin kendi haklarını ancak birimizi kaybedince oluşan toplumdaki acıma duygusuyla kazanması ayrı bir akıl tutulmasıdır tekrar rahmetle analım: (bkz: rümeysa berin şen).

    arabanızın lastiğini değiştiren usta 5 dakikada sizin saatlik mesainizin misli kadar kazanır, üstüne “siz insanın biz arabanın doktoruyuz” diye nispet yapar. bunu tesisatçı, kuaför, istediğiniz sektörle örneklerim de yazı uzar.

    nitekim madem durum bu, bir benim mi hayatım değersiz, verdim istifayı hiç de işimde iyi olmayı, yeteneğimi de göstermeyi hesaba katmadan. zaten geçenlerde gözetmen olarak girdiğim sınavda dağıttığım optiklerdeki isimlerin de yarısını okuyamadım belli ki biz son nesiliz, girer bundan sonra ameliyatınıza afganlar, pakistanlılar derdinizi çözerler muhtemelen. ülkemin çocuklarının ise tamamına yakınının gayesi uzmalık değil yurtdışında çalışmak. bu gurur hepimizin. birbirine zulüm edenleri hariç tutarak, her meslektaşımın gözlerinden hocalarımın ellerinden öpüyorum saygıyla. kendilerinin fedakarlıkları ile belli bir çizgide tutulan sağlık konforunun büyük lüksünü kaybetmemek için “ama”sız “fakat”sız tam destek verenlere de teşekkürler.

    bu iş gönül işi, dualar yeter vs diyenlere de günde ortalama 14 km yapan crocslarım girsin.

  • 23. galatasaray'ın şampiyonlar ligi şampiyonu olması

    bilmeyenler vardır muhakkak ama 2000-2001 sezonunda bu ihtimal epey vardı.

    bir önceki yıl uefa kupası'nı almış, sezona girerken de real madrid'den süper kupa'yı almıştık. sezon başında terim-lucescu ve hakan şükür-jardel değişikliklerinin başta sancıları yaşansa da takımın birbiriyle oynama alışkanlığıyla sancılı süreç çok da uzun sürmemişti.

    o sezon şampiyonlar ligi'nde iki grup aşamalı sisteme geçilmişti. yani son 16 turu, grup usulüyle oynanıyordu ve galatasaray ilk grupta biraz zorlanmasına rağmen 2 gruptan da alnının akıyla çıkmayı başarmıştı. çeyrek finalde ise rakip sezon başında elinden süper kupa'yı aldığımız real madrid olmuştu.

    ali sami yen'deki ilk maçta ilk yarı 2-0 geriye düşmemize rağmen özellikle hasan şaş ve fatih akyel'in unutulmaz performanslarıyla real madrid'i muazzam bir geri dönüşle 3-2 ile geçmiştik. yalnız o maçta savunmanın bel kemiği popescu, gördüğü sarı kartla rövanş maçında cezalı duruma düşmüş, komutan gibi bir adamın yerini de emre aşık gibi vasattan hallice bir adamla dolduramayınca yarı final elimizden kayıp gitmişti.

    takım iskeleti o kadar iyiydi ki; o dönem milli takımın ilk 11'inde de 8-9 galatasaraylı oynuyordu ve bunların 6-7'si altyapıdan çıkmışlardı. o kadroyla 2000 yılında; tarihimizde 2. kez bir avrupa şampiyonası'na gitmiş ve ilk kez gruplardan çıkmıştık. 2002 yılında da yine tarihimizde 2. kez dünya kupası'na gitmiş, bu kez yarı final görerek şimdilerde hayal bile edemeyeceğimiz bir başarı görmüştük. işte o dönem galatasaray öyle bir takımdı.

    bu arada; bizim yapamadığımızı 2 yıl sonra mourinholu porto başarmıştı. 2002-2003'te önce uefa kupası'nı, 2003-2004'te de şampiyonlar ligi şampiyonluğunu kazanmışlardı.

  • 24. erdal özyağcılar

    kekeç salman rolünü her adam oynayamaz. hacer’in abilerindeki performansı, kibar feyzo’daki zülfo ve postacı filmindeki latif tiplerini öyle bir ustaca oynamıştır ki oraya dünya üzerinde o rolleri oynayacak öyle birini daha bulamazsınız. velhasıl karakter oyunculuğun kralıdır gözümde.

  • 25. eyyam-ı bahur

    40 yıllık sıcak hava dalgamız bile mülteci akımının etkisi altında. balkanlardan gelen soğuk hava dalgamıza da kayyım atamasalar bari.

    (bkz: nemli terli yapış yapış arap seviciliği)

  • 26. uefa ülke puanı

    2. ön eleme oynamaya çok alıştığımız bir tur değil. ama gene de 4/4 olması iyi tabii.

    ama övülecek takım adanadır. çünkü diğer üç takımımız seribaşıydı.

    adana seri sonuydu.

  • 27. karısı kızıyla rakı içen insan

    normal bir ailedir. alkol içmeyi köpek gibi içip karı kıza asılmak veya çirkin işler yapmak olarak yorumlayan asalaklar, bu tarz ailelerde gözlemlediğim 2 tek içip gecenin keyfini yaşarlar maksat sarhoş olmak değil zaten rakıyla sarhoş olma adeti daha yeni peydahlandı eskiden ayıplanan bir mevzuydu. en azından bu tarz ailelerin çocukları annesinin babasının arkasından iş çevirip klüplerde ortam mezesi olmuyor. bir şeyi ne kadar kısıtlarsanız o kadar ilgi çekici gelir ilk bulduğu fırsatta da ortalığı dağıtır.

  • 28. 3 ağustos 2023 adana demirspor cfr cluj maçı

    helal olsun.
    bizim anamız ağladı zalgirisi eleyeceğiz diye uefa sıralamasında 131. olan takım.
    cluj ise galatasaray’ın üstünde 55. sırada uefa sıralamasında.
    adana demirspor’a tebrikler, gruplara kalırlar umarım.

    not : gs

  • 29. ingilizlerin en iyi olduğu konu

    islam dinini emevi dinciliğine dönüştürerek asya ve arap yarımadası toplumlarını cahilleştirip kendine köle yapmak. neden üzerinde güneş batmayan imparatorluk olmuşlar işte bunu çok iyi anlıyorsunuz. şeytanın aklına gelmez, gelse bile şeytan üşenir, bunlar üşenmemişler, yüzyıllara yayılan bir plan programdan bahsediyoruz. öncelikle, cahil toplumların köleliğe müsait olduklarını keşfetmişler. sonra bir toplumu cahilleştimek için o toplumun kadınlarını bastırmak gerektiğini keşfetmişler, kadını bastırmak için ise emevi dinciliğini kullanmışlar. bugün mesela ortadoğu'da ve akp ile birlikte türkiye'deki kadınların taktığı türbanın islam diniyle alakası yoktur, türk kültürüyle de alakası yoktur, türban tamamen ingiliz tandanslı bir emevi giysisidir. emevilere de hristiyanlar ve yahudilerden geçmiştir. ingilizler emevi dinciliğininin, islam dinini taklit eden ama islam dinine tamamen zıt ayrı bir din olduğunu zaten biliyorlardı. öyleyse yapılacak olan şey, sömürmek istedikleri müslüman toplumların yöneticilerini emevi dincilerinden oluşturmaktı. bunu sömürmek istedikleri hemen tüm toplumlarda başardılar. tek istisnası türkiye cumhuriyetiydi. bu nedenle atatürk'e olan nefretleri her zaman diridir ancak zaman içinde intikamlarını aldılar. atatürk'ün ölümünden sonra emevi tohumlarını anadolu'ya özenle ve zevkle diktiler. yıllar içinde büyüyen emevi tohumları ağaç oldu ve türkiye cumhuriyeti akp ile birlikte fiilen yıkılmış oldu. bugün türkiye'nin bütün finansal varlığı ingilizlerin elindedir. ingilizler türkiye'yi parayla satın alma işlemini hem doğrudan kendi elleriyle hem de yularını tuttukları arap ülkeleriyle yaptılar ve yapıyorlar. ekonomik işgal başarıyla sonuçlandı, sırada fiili işgal var, onun süresini bilemeyiz, bir proje kapsamında türkiye'ye yerleştirdikleri milyonlarca sığınmacının daha fazla yayılıp palazlanmasını bekleyebilirler ve hiç askeri işgale gerek kalmadan bir iç savaşla nihai intikamlarını almış olurlar. bu süreci takip edecekler ve önümüzdeki yıllarda türkiye'nin demografik yapısındaki kırılmaya göre karar verirler diye düşünüyorum. bu kısa hikayedeki ingilizleri amerika olarak da düşebilirsiniz çünkü zaten amerika demek ingiltere demektir.

  • 30. 4 ağustos 2023 dolar kuru

    biri yazmış "merak etmeyin hareketlilik duracak" falan filan.

    27 cm girmiş içeri hareketli olsa ne olacak bu saatten sonra.

  • 31. bir gün ölecek olmak

    birçok kişinin aksine beni rahatlatan düşünce. kafamda büyüttüğüm her şeyde “zaten bir gün ölüp gideceksin mk dert ettiğin şeye bak” der geçerim.

  • 32. muhittin böcek'in gelininin mesajını ifşalaması

    'aynı mesajı önce "whatappım heklenmiştir", daha sonra "whats'upp uygulamam hacklenmiştir" ve son olarak "whatsapp uygulamam hacklenmiştir" şeklinde yayınladı.'

    ahaha, biraz daha kasacak olsa "ya ne sikimse hacklendi işte amk uzatmayın" yazacakmış da neyse ki sonunda düzgün yazdım diye ikna olmuş :)

  • 33. erdoğan'ın kanunen 2028'de aday olamaması

    seçim geçince otokrat seçim zamanı gelince demokrat olan dede bu sorunu kısa sürede halledecektir.

  • 34. murat bardakçı'nın eyyam-ı bahur tepkisi

    "kuzey yarımküre’de temmuz’un sonunda başlayıp ağustos’un ortalarına kadar devam eden ve “çok sıcak günler” mânâsında kullanılan “eyyâm-ı bâhur” sözünün kaynağını...

    demek ki "çok sıcak günler" anlamına geliyorsa "çok sıcak günler" denebilirmiş, değil mi sayın murat bardakçı? neden illâ ki "eyyâm-ı bâhur" o zaman?

    yanlış anlaşılmasın, kelimenin kökeni ya da kendisiyle bir derdim yok ama son 3-5 sene öncesine kadar kimsenin dile getirmediği bir tabirdi bu, kimse kimseyi yemesin şimdi. yani tam olarak akp türkiye'sinde, siyasal islamcı türkiye'de yaygın kullanıma sokulan bir tabir. haliyle insanların altında bir çapanoğlu araması, anlamsız ve kel alâka bulması çok normal. bunun için gazeteye köşe yazısı yazmaya gerek yok.

    "çok sıcak günler"se çok sıcak günler denir, geçilir. şekle sokmaya gerek yok.

  • 35. zeki yakışıklı başarılı komik ve zengin erkek

    8 arkadaş bir araya geldik bu şartları yerine getiremedik.

  • 36. evlenilecek kişiye verilebilecek garantiler

    birini evlenecek kadar çok seversem ona verebileceğim tek garanti sonsuz sevgi olur.

    laf olsun diye söylemiyorum bunu. evlilik her şeye rağmen kutsal bir kurumdur. her ne kadar şimdilerde evlenmiş olmak ya da kadının yaşım geçiyor anne olmak istiyorum ve erkeğin düzenli bir hayatım olsun diye ilerisini çok düşünmeden hayata geçirdiği bir karar olsa da.

    evlilik çok sevmek, sonsuz sadakat ve mutlu bir hayatı birlikte yaşamaktır. son çare olarak görülen bir yol değil. bu yola çıkılacaksa önce çok sevmek gerekli diye düşünüyorum.

  • 37. yolda yürüyen baba-kızın üstüne çürük bina düşmesi

    anne panikle kızına daha çok zarar vermiş gibi gözüküyor. allah korusun kırık kemikle paya savurdu kızını üzücü bir olay umarım herkes iyidir. sorumlular cezasını bulsun!

  • 38. masterchef türkiye 2023 all-star

    izleyiciler bir konuyu kaçıyor
    eda esrayı çok seviyorum kankam havalarında esrada aynı havalarda ama esra masterchef elemelerinde yarışırken eda; suna ve güzideyle beraber balkonda esraya nefret edercesine sallıyordu. izleyenler hatırlar esranın masterchef yarışmacılarından birinin açılışına katılıp oralarda yalakalık yapmaya çalıştığını falan anlatıyordu.

    şu anda esranın ağzından çıkan cümleleri fırsat bu fırsat diyip sergenle konuşup planı yapıp yarışma esnasında konuşulmasını sağlıyor daha sergen konuşamadan tahsin devreye girip konuşuyor. falan filan anlayın işte tezgah büyük.

  • 39. sadece kadınların olduğu bir dünya

    zamanında beyaz ırkçılar da siyahi ve beyaz insanlardan oluşan ayrı grupları belli parametreler üzerinden karşılaştırıp siyahların görece daha başarısız olmasını şevkle izler, bu durumu siyahilerin alt ırk olduğuna dair özcü tezlerine kanıt olarak sunarlardı. bu gruplar da öyle 10-12 kişiden oluşan küçük denek grupları değildi. direkt siyahi gettolar ve beyaz yerleşim yerlerinden söz ediyorum. "bakın siyahi mahallelerde gasp, cinayet, taciz, tecavüz, ceteleşme, hırsızlık, okur yazarlık, uyuşturucu kullanım yaşı
    rakamlari bunlar, bakın beyaz mahallerlerdeki rakamlar da şunlar. aradaki farkı gördünüz mü? istatistikler yanılmaz! siyahiler gerçekten alt ırk madam! zenci savunucusu arkadaşım siyahi mahallede götüne bıçağı yediğinden beridir artık zenci savunmuyor hahah" türünden bu denyoluk yeni değil yani.

    sosyoloji, tarih, kültür, hegemonya, rıza üretimi, egemenlik, insan doğasının tahrif edilmesi gibi konularda iki kelam fikir sahibi olmadan ortaya bu fikirler her daim atılırdı. gel zaman git zaman, ırkçılığın kurduğu mantığın çarpık ve kasıtlı olduğu anlaşıldı. siyahileri eğitim, sağlık, adalet, sanat gibi tüm kamusal alanlardan mahrum ve izole et, bunun kaçınılmaz sonucu olarak siyahilerde geri kalmışlık baş göstersin, öznelik durumlarını yitirsin, sen de bu geri kalmışlığı ve edilgenliği onların doğuştan gelen mistik özü ve genetik özelliği olarak sat. bu kurnazlık teşhir edileli asırlar oldu. bak daha 16. yy'da amerikan yerlilerinin özünde kötü mü iyi mi olduğunu, eşit şartlar sağlanırsa zannedildiği gibi görünürdeki eşitsiz durumun değişip değişmeyeceğini tartışmış insanlık. (bkz: valladolid konseyi)

    oğlum biraz özgün olun lan! feminizm kadının üstün ve kusursuz varlıklar olduğu iddiasından yola çıkmıyor ki bir feminist de geri ve kötü kadın tipi görünce cins mücadelesinden soğusun. erkekler hemen çadır kurdu, ava çıktı, bank yaptı da kadınlar ancak dırdır diyor. feminizm de onu diyor olabilir mi acaba aynştayn! kamusal hayatın üretim ve yaratıma içkin her alanında özne ve güç olan erkekle, çocuk doğurma ve evde kocanın getirdiği iki lokmaya alıştırılmış ve muhtaç edilmiş kadını bir adaya koyup çadır kurmayı bir ölçüt olarak ortaya koyup ortadaki eşitsiz durumu kendi tezlerine kanıt olarak sunuyorsun. verdiğin örnek olsa olsa feminizmi doğrulayan bir örnek. bugün git apartmanda yaşayan 10 erkek memur çocuğu ile 10 çoban erkek çocuğunu aynı adaya koy, bu fark onlar arasında da oluşacak. bak iki taraf da erkek oysa. peki fark neden? çünkü deneyim, yetenek, maddi koşullar, imkan gibi faktörler devreye girdi. mantık yürütmek bu kadar zor olmamalı. entryde sözü edilen "arkadaşım artık feminist değil"deki arkadaş, "benim kürt arkadaşlarım var"daki arkadaşla aynı arkadaş olmasın sakın!

    feminizmin derdi komple eril düzenle. yani, onun yarattığı kadın profili ile de sorunu var feminizmin. bugün aşağıladıgın kadın profili de bizzatihi eril düzenin zorunlu çıktısı bir tip. feminizmin senden farkı şu; sen kurbanı suçlarsın, o kurbanı bu çarkın dişlilerinden kurtarmaya çalışır. feminizm, eril düzende erkeklerin de kurban olduğunu yıllardır vurguluyor. ırkçılığın, beyazlara maliyetinin olması gibi bir maliyetten söz ediyoruz. siyahileri saçma sapan tekil örnekler ve istatistikler üzerinden suçlamak ile, somut durumu tahlil edip siyahilerin eşit imkan ve haklara sahip olduğunda en az beyazlar kadar medeni, kabiliyetli, üretken ve yaratıcı olabileceğini düşünmek arasındaki fark gibi bu.

    feminizm diyor ki kadın yaşamın her alanından soyutlanmış, özne olamamış, bunun sonucu olarak da edilgen, zavallı, yeteneksiz bir cinse dönüşmüş, bununla mücadele etmek, kadını da yaratıcı ve üretken bir özne kılmak insanlığın asli görevi. sen diyorsun ki hayır kadınlar çadır kuramaz, kadın satranç şampiyonu yok, kadın filozof yok, kadın heykeltıraş yok, bakın işte kadınlar eksik varlıklar. yetmiyor, bu ilkelliğini medeni dünyaya fikir ve hakikat diye satma peşindesin üstelik. hakikaten mantık felsefesi, kreşten itibaren zorunlu ders olarak okutulmalı bu ülkede.

  • 40. ömründen 5 yıl verip sevdiğini geri ister miydin

    geri aldıktan sonra ne kadar benimle kalacağını da öğrenmem gerekiyor tabii. ben ölene kadar benimle kalacaksa veririm 5 yılı. ama alıp bir daha kaybedeceksem daha da büyük bir darbe olur herhalde.

  • 41. 35 yaşında crop giyen kadınların olması

  • 42. birden çok dairesi olan insan

    yemeyip içmeyip gezmeyip sosyalleşmeyip sadece biriktiren tasarruf eden ot gibi yaşayan yorgan altında ayda birkaç kez sevişen anadolu insanı ev almayı "dayire" almayı çok sever . yaşama amacı budur

  • 43. sevdi mi tam seven sildi mi tam silen insan

    emrah’tır.

  • 44. nicolo zaniolo

    rashica'nın en iyi hali werder bremendeki halidir. yunus'un en iyi hali adana demirspordaki halidir.
    zaniolo'nun en iyi hali italya'nın en yetenekli futbolcusu halidir. yani demem şu ki, rashica ve yunus'u kazanırsan iyi bir takımdaki işleyen katkı veren iyi bir kanat oyuncusuna sahip olursun lakin zaniolo'yu kazanırsan dünya çapında bir yeteneği, sana kupalar kazandıracak bir yeteneği yeri geldimi gitti denilen büyük maçları çıkar sana kazandırır.
    o yüzdendirki dünya da büyük yıldızları yönetebilen onları verimli hale getirebilecek sistemler kuran hocalar büyük hoca olarak kabul görür. galatasaray ve okan hoca büyük oynamak istiyorsa avrupa da başarı elde etmek istiyorsa mutlaka zaniolo'yu kazanmalı, ona yeteneklerini gösterebileceği alan açmalı. malesef ülkemizde hala kanat forvet ve ofansif kanat oyuncusu arasındaki fark anlaşılmadı. zaniolo bir kanat forvettir onu rashica gibi kerem gibi çizgiye in diyemezsin, rakip beki kovala diyemezsin. ronaldo, messi, roben, neymar mesela bunlar kanat forvettir bunlara alan açarsın, şut imkânı tanırsın, forvetini bu adamlara duvar yaparsın, orta sahanı yakın oynatırsın, arkasındaki boşluğu top rakipteyken dolduracak şekilde defansif adamını yakın oynatır kapatırsın ve bu şekilde bu isimleri tamamen özel yeteneklerini sergileyecekleri özgürlüğü verirsin işte biz buna kanat forvet deriz. zaniolo da tam olarak böyle bir kanat forvetti, avrupa futbolunda yeni bir süper star doğuyor denildiği zaman ondan sonra düşüşe geçip morinho ile kavga etmesinin sebebide tam olarak buydu. morinho da ona kanat oyuncusu olmasını istedi.
    okan hoca zaniolo'ya kanat forvet görevi vermeli ona özgürlük sağlamalı ve şampiyonlar liginde başarılı olmak istiyorsa mutlaka onu kazanmalı. rashica ile yunus gibi isimlerle şampiyonlar liginde başarı imkansız.

  • 45. erkeklerin kadınların 6 katı kan bağışlaması

    biyolojik faktörlerle alakalı durum. bir süre önce bir yakınım için uzun süre kan ihtiyacımız oldu. pek çok kadın arkadaşımız ya da tanımadığımız kadın, gönüllü olarak geldiler ancak neredeyse tamamının değerleri kan vermeye elverişli çıkmadı. hatta, bir süre sonra ilanlara "erkek" diye bir ifade koyduk ki insanlar boşu boşuna yorulmasın diye...

  • 46. kadınların hiç love-bombing yapmaması

    başlık “kadınların bana hiç love-bombing yapmaması” diye düzeltilse daha doğru olur

  • 47. en ihtiyacın olduğunda yalnız bırakılmak

    sen kendini yalnız bırakma yeter ki. gelen gelir, giden gider hiiiççç kafana takıp da gül cemalini ekşitme, yüreğini darlama. her şey olur bu hayatta. geçmez bor'un pazarı döner de geriye, yeni bir yolda da terkedenlerle gidilir ileriye... dünyadan göçmüşse gidenler , gözden ırak gönülden de mi ırak olur? sarıl anılarına sıkı sıkı limanın hatıraların olur. yeter ki ruhun yalnız bırakmasın bedenini.... şu hayatta her şey yaşanabilir sadece bunu unutma.

  • 48. doğru düzgün salavat getiremeyen gençler var

    salavat: muhammed'i anarak selamlamak, kutsamak, yüceltmek için yapılan, dine sonradan girip en önde yer alan şovmenlik sözü.

    allah insanların bu gibi gereksizlikleri yapacağını bildiğinden şu ayeti göndererek "yapmayın" demiştir;
    “de ki: ben de sizin gibi bir insanım. benim sizden farkım, tanrınızın tek bir tanrı olduğu gerçeğinin bana vahyedilmiş olmasıdır."
    kehf süresi, 110

    sözde din işlerinin başındaki alim! ama kitaptan haberi yok.

    dini salavat sanan bir cahilin cümlesi.

  • 49. mezarlıkların hissettirdiği duygu

    "home is where your mom is" diye bir söz var ingilizcede. "ev, annenin olduğu yerdir" şeklinde çevrilebilir. yani artık orası benim evim. aklımıza gelmedi, getirmek istemedik. babam için de yanına yer alsaydık, yanyana yatsalardı. ben de arada gidip uzanabilseydim ortalarına..

    evimdir. hasret giderdiğim, tek yönlü konuşmalar yapıp cevap alamadığım, keşkelerle dönüş yaptığım yerdir.

  • 50. cezaevinden yeni çıktım babama acımamışım

    eski infaz ve koruma memuruyum..

    bu gibi haşerelerin bize "abi abi" çekip revirden aşırdıkları ya da biriktirdikleri antidepresan haplar ile nası kafa yaptıklarını hala çok iyi hatırlıyorum.

    aylık açık görüş, haftalık telefon hakları falan derken istekleri de hiç bitmez ve bi gözü pencerede bi gözü tencerede olur.

    kısa bir süre kaldıkları kapalı cezaevinden bir kaç ay ya da 1-2 yıl sonra açık cezaevine çıkar ardından da video gördüğünüz şey..

    ne mesleki eğitim verilir ne de sabah sayımınını ayakta vermek dışında disiplin..

    bir caydırıcılık yok anlayacağınız..

    cezaevini de evi gibi gördüğü için.. (3 öğün yemek, yatak, aile ile yeterli iletişim, arkadaş çevresi, akşam ışıkları kapat film gecesi) içeriyi özlüyor ve korkmuyor..

    edit : imlâ