Sık geçen başlıklar

karaciğer nakli ameliyatı videosu 2

ekşi'de gör
bugün istifa dilekçemi yazdım cerrahi branşımın anabilim dalına teslim ettim.

sebebi tam da bu emeğin sabırın ve marifetin, iltifat minnet ve mükafat yerine haset nispet ve riyakarlık tarafından boğulmuş olmasındandır.

adım atılmayacak bir çember alanı içinde ayakta tüm gün hareketsiz kalmayı hücre cezası sayıp insan hakları mahkemesine taşıyacak hassasiyettekiler ameliyat konsantrasyonu ile bu aktiviteyi bir hayal etsinler. hırtın biri zırt bir konudan umarsızca birbirini bıçaklar (belki gece 02:30'da) sizi 15 dakika içinde nerede ne yapıyor olduğunuz önemsiz bir şekilde hazır kıta ameliyata beklerler, lakin güç bela her mevkiden izin alarak mesaide halletmeniz gereken ikamet işlemi için 16:00'da çıkıp 16:30'da ilgili birime vardığınızda antilop sürüsü gibi dışarıdaki servislerine akan memurları görür, işleminiz için girmek istediğinizde güvenlik personeli durdurur yarın gelin diye heh o zaman anlarsınız memuriyetteki yerinizi. veya davarın biri makas atarken çektiği videosu yarım kalacak bir kaza geçirir, senin fırsat bulabilirsen günde yediğin 1 öğünlük yemekle pür dikkat diktiğin boydan boya yara yerinde kusur arar iz kalmamasını talep eder, birkaç saat sonra tamamen plasebo bir bitkisel kozmetikten kar marjı olarak voleyi vurduğunu aktaran eczacı kalfasının %300 taktığı kazığı %200'e indirmesine tüm hayır dualarını sıralar. hayır anlat derseniz anlatayım ki bu eleman son model bir suv'a binerken hekim arkadaşım 99 model bir araca kredi verilmemesinin derdi ile araç alamadı. hastane içinde çanta ile gezip yakınların yanına oturarak dert dinler gibi yaklaşan akbabalar da dava kovalayacağım diye aileleri gaza getirir, bu gerginlikler ya ensenden vurulma olarak geri döner (bkz: kamil furtun) (bkz: göksel kalaycı) ya da en basitinden ağır itham ve beddualar ile. gündüz aileni arayacak zaman bulamazsın, gece eşinle başbaşa kalamazsın sürekli yatan hastalarının sorumluluğu omuzlarında ve telefon bildirimlerindedir. bu katır gibi yük çeken yarış atı olmaya alışmış cemiyetimin kendi haklarını ancak birimizi kaybedince oluşan toplumdaki acıma duygusuyla kazanması ayrı bir akıl tutulmasıdır tekrar rahmetle analım: (bkz: rümeysa berin şen).

arabanızın lastiğini değiştiren usta 5 dakikada sizin saatlik mesainizin misli kadar kazanır, üstüne “siz insanın biz arabanın doktoruyuz” diye nispet yapar. bunu tesisatçı, kuaför, istediğiniz sektörle örneklerim de yazı uzar.

nitekim madem durum bu, bir benim mi hayatım değersiz, verdim istifayı hiç de işimde iyi olmayı, yeteneğimi de göstermeyi hesaba katmadan. zaten geçenlerde gözetmen olarak girdiğim sınavda dağıttığım optiklerdeki isimlerin de yarısını okuyamadım belli ki biz son nesiliz, girer bundan sonra ameliyatınıza afganlar, pakistanlılar derdinizi çözerler muhtemelen. ülkemin çocuklarının ise tamamına yakınının gayesi uzmalık değil yurtdışında çalışmak. bu gurur hepimizin. birbirine zulüm edenleri hariç tutarak, her meslektaşımın gözlerinden hocalarımın ellerinden öpüyorum saygıyla. kendilerinin fedakarlıkları ile belli bir çizgide tutulan sağlık konforunun büyük lüksünü kaybetmemek için “ama”sız “fakat”sız tam destek verenlere de teşekkürler.

bu iş gönül işi, dualar yeter vs diyenlere de günde ortalama 14 km yapan crocslarım girsin.
inanılmaz bir video!
bu adamlarda tanrı kompleksi olmasın da bende mi olsun aq!
gözümüzün önünde herifin karaciğerini söktü, yenisini taktı adam lan!
hayat da pek garip!
bir tarafta yıllar süren eğitimler, stajlar, emek, uykusuz geceler, kan, ter, gözyaşı ve acı neticesinde şu işi yapabilecek beceriye, niteliğe ermiş insanlarımız var.
bir tarafta esrar hap içmekten 20 yaşında gözleri kan çanağına dönmüş vitaminsiz keko "hırt" diye bıçağı sokup şu insanların canını alabiliyor ve başına da hiç bir şey gelmiyor!
bir yandan böylesine bir eğitilmiş insan gücünü, milli serveti ülkeden "siktir" etmeyi kendine hak gören siyasiler ve onların şakşakçıları!
bir yandan gerçekten iyi şeyler, faydalı şeyler yapabilmek uğruna emeğini, parasını, ömrünü vakfetmiş gerçek insanlar!
hayat sanki iyi ile kötünün savaşı gibi ama kötülerin çoğu kendilerini "iyi" tarafta sanıyorlar.
çok garip!