zamanında beyaz ırkçılar da siyahi ve beyaz insanlardan oluşan ayrı grupları belli parametreler üzerinden karşılaştırıp siyahların görece daha başarısız olmasını şevkle izler, bu durumu siyahilerin alt ırk olduğuna dair özcü tezlerine kanıt olarak sunarlardı. bu gruplar da öyle 10-12 kişiden oluşan küçük denek grupları değildi. direkt siyahi gettolar ve beyaz yerleşim yerlerinden söz ediyorum. "bakın siyahi mahallelerde gasp, cinayet, taciz, tecavüz, ceteleşme, hırsızlık, okur yazarlık, uyuşturucu kullanım yaşı
rakamlari bunlar, bakın beyaz mahallerlerdeki rakamlar da şunlar. aradaki farkı gördünüz mü? istatistikler yanılmaz! siyahiler gerçekten alt ırk madam! zenci savunucusu arkadaşım siyahi mahallede götüne bıçağı yediğinden beridir artık zenci savunmuyor hahah" türünden bu denyoluk yeni değil yani.
sosyoloji, tarih, kültür, hegemonya, rıza üretimi, egemenlik, insan doğasının tahrif edilmesi gibi konularda iki kelam fikir sahibi olmadan ortaya bu fikirler her daim atılırdı. gel zaman git zaman, ırkçılığın kurduğu mantığın çarpık ve kasıtlı olduğu anlaşıldı. siyahileri eğitim, sağlık, adalet, sanat gibi tüm kamusal alanlardan mahrum ve izole et, bunun kaçınılmaz sonucu olarak siyahilerde geri kalmışlık baş göstersin, öznelik durumlarını yitirsin, sen de bu geri kalmışlığı ve edilgenliği onların doğuştan gelen mistik özü ve genetik özelliği olarak sat. bu kurnazlık teşhir edileli asırlar oldu. bak daha 16. yy'da amerikan yerlilerinin özünde kötü mü iyi mi olduğunu, eşit şartlar sağlanırsa zannedildiği gibi görünürdeki eşitsiz durumun değişip değişmeyeceğini tartışmış insanlık. (bkz: valladolid konseyi)
oğlum biraz özgün olun lan! feminizm kadının üstün ve kusursuz varlıklar olduğu iddiasından yola çıkmıyor ki bir feminist de geri ve kötü kadın tipi görünce cins mücadelesinden soğusun. erkekler hemen çadır kurdu, ava çıktı, bank yaptı da kadınlar ancak dırdır diyor. feminizm de onu diyor olabilir mi acaba aynştayn! kamusal hayatın üretim ve yaratıma içkin her alanında özne ve güç olan erkekle, çocuk doğurma ve evde kocanın getirdiği iki lokmaya alıştırılmış ve muhtaç edilmiş kadını bir adaya koyup çadır kurmayı bir ölçüt olarak ortaya koyup ortadaki eşitsiz durumu kendi tezlerine kanıt olarak sunuyorsun. verdiğin örnek olsa olsa feminizmi doğrulayan bir örnek. bugün git apartmanda yaşayan 10 erkek memur çocuğu ile 10 çoban erkek çocuğunu aynı adaya koy, bu fark onlar arasında da oluşacak. bak iki taraf da erkek oysa. peki fark neden? çünkü deneyim, yetenek, maddi koşullar, imkan gibi faktörler devreye girdi. mantık yürütmek bu kadar zor olmamalı. entryde sözü edilen "arkadaşım artık feminist değil"deki arkadaş, "benim kürt arkadaşlarım var"daki arkadaşla aynı arkadaş olmasın sakın!
feminizmin derdi komple eril düzenle. yani, onun yarattığı kadın profili ile de sorunu var feminizmin. bugün aşağıladıgın kadın profili de bizzatihi eril düzenin zorunlu çıktısı bir tip. feminizmin senden farkı şu; sen kurbanı suçlarsın, o kurbanı bu çarkın dişlilerinden kurtarmaya çalışır. feminizm, eril düzende erkeklerin de kurban olduğunu yıllardır vurguluyor. ırkçılığın, beyazlara maliyetinin olması gibi bir maliyetten söz ediyoruz. siyahileri saçma sapan tekil örnekler ve istatistikler üzerinden suçlamak ile, somut durumu tahlil edip siyahilerin eşit imkan ve haklara sahip olduğunda en az beyazlar kadar medeni, kabiliyetli, üretken ve yaratıcı olabileceğini düşünmek arasındaki fark gibi bu.
feminizm diyor ki kadın yaşamın her alanından soyutlanmış, özne olamamış, bunun sonucu olarak da edilgen, zavallı, yeteneksiz bir cinse dönüşmüş, bununla mücadele etmek, kadını da yaratıcı ve üretken bir özne kılmak insanlığın asli görevi. sen diyorsun ki hayır kadınlar çadır kuramaz, kadın satranç şampiyonu yok, kadın filozof yok, kadın heykeltıraş yok, bakın işte kadınlar eksik varlıklar. yetmiyor, bu ilkelliğini medeni dünyaya fikir ve hakikat diye satma peşindesin üstelik. hakikaten mantık felsefesi, kreşten itibaren zorunlu ders olarak okutulmalı bu ülkede.
05.08.2023 · 39. sıra
hattabi
04.08.2023 10:54 ~ 21:51