erkeklere bir ilişkide gelinecek son nokta olarak önerimdir. çok seviyorsan, al evini, arabanı (yine sen al sorun değil) ve birlikte yaşa. hatta sevdiğin kadının masraflarını da üstlen ama birlikte yaşa işte, evlenme. çünkü bu eşikten sonrası sadece size girer. bir kere evlendin mi hayatının yarısını o masada bırakmadan boşanmaya bile boşanamazsın. kanunlar, yargıçlar, avukatlar, feministler, varsa çoluk çocuk hepsi ümüğünü sıkmak için tepene biner.
senin kadar zor işlerde çalışmamış elin kızı bir kadın servetinin yarısına otomatik olarak konar, üzerine kendi için ayrı nafaka çocuk için ayrı nafaka alır. buraya kadar sözüm ona eşitsindir... heyhat velayeti paylaşmaya gelince eşitlik bozulur. çocuğu istiyorsa kendine alır, orada eşit sayılmazsın. ancak çocuğun tüm masraflarını öderken yine eşit olduğunuz hatırlatılır. sonra o çocuğu senin paranla sana karşı doldurur, düşman eder. tabii çocuğu görmeye gelince yine eşit değilsindir, haftada 1 gün, 15 günde 2 gün falan görebilirsin. saçma sapan kanunlar sana işlerine gelen nüanslarda eşitliği sürekli hatırlatır durur. gelmeyenlerde oralı olmaz.
evlenmeyin oğlum, devir aklıselim bir erkeğin evlenebileceği devir değil. sonra hayat boyu eşek gibi çalışırsınız kim olduğunu, gerçek karakterini çok çok sonra anladığınız yabancı bir kadın rahat etsin diye...
yeni kuralları kim yazdıysa olmamış bunlar. kölelik düzeni gibi bir şeyi eşitlik olarak satıyorlar. çalışıyorsun, sorumlulukların çok yüksek ama söz hakkın yok. zor işler yapmayan, az sorumluluk alan, rahat yaşayan biri nasıl eşit söz hakkına sahip olabiliyor, nasıl her şeye eşit çökebiliyor bunu ticaret hukukuyla izah etmek mümkün değil. binaenaleyh adına "medeni" dedikleri yeni bir hukuk icat etmek iktiza etti.