--- spoiler ---
bu adam ak parti tabanından müthiş bir şekilde oy alıyor
--- spoiler ---
sığır mısınız olum siz. ak troller solcu olsaydım oy verirdim diyor, kalan akp-mhp seçmeninden b*k oy alır. oy alacağı 18-25 yaş aralığında siyasetten bi b*k anlamayan ak trollerin gazına gelmiş tayfadır. yeter ince başlıklarını patlattığınız, operasyon çocukları, ak troller..
edit: imla
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
bu ses kaydını
turkcell ceo'su murat erkan'
vodafone ceo'su engin aksoy
turk telekom ceo'su ümit önal'a dinletmek lazım.
bu ses kaydını dinleyip acaba biraz olsun vicdanları sızlar mı? bu kızımız gibi kaç bin kişi operatörlerin yetersiz kalması yüzünden enkaz altında öldü?
ve çok merak ediyorum, hadi resmi kurumlarda istifa olmadı, bu gsm operatörlerinde deprem sonrası kaç soruşturma açıldı, kaç kişi istifa etti ya da görevinden alındı?
turkcell ceo'su murat erkan'
vodafone ceo'su engin aksoy
turk telekom ceo'su ümit önal'a dinletmek lazım.
bu ses kaydını dinleyip acaba biraz olsun vicdanları sızlar mı? bu kızımız gibi kaç bin kişi operatörlerin yetersiz kalması yüzünden enkaz altında öldü?
ve çok merak ediyorum, hadi resmi kurumlarda istifa olmadı, bu gsm operatörlerinde deprem sonrası kaç soruşturma açıldı, kaç kişi istifa etti ya da görevinden alındı?
şu amına koduğumun kaldırımlarına araba park etmek.
filmler desek daha iyi olabilir:
(bkz: matrix)
(bkz: matrix reloaded)
(bkz: matrix revolutions)
--- spoiler ---
filmin dört gözle beklediğim son seri filmi olan matrix resurrections beklentilerimin altında kaldığı için ekleme yapmadım.
--- spoiler ---
(bkz: matrix)
(bkz: matrix reloaded)
(bkz: matrix revolutions)
--- spoiler ---
filmin dört gözle beklediğim son seri filmi olan matrix resurrections beklentilerimin altında kaldığı için ekleme yapmadım.
--- spoiler ---
evrim'in bir şeye çare bulmak gibi bir amacı olduğunu düşünen yazar sorusu. allah da minnacık bebelere tecavüz edilmesinin çaresini bulamadı. buna ne diyecen.
kürt olmam amk.
fiyat güzel. sanırım şimdilik tek küçük sorunumuz. ortada böyle bir araç olmaması..bir kaç yıla o da olur inşallah.
hala saf saf bu araci bekleyenleri gordugumuz arac modeli. italya'dan bir kac arac daha siparis verilir secim icin gerisi yine 2027 secimlerinin vaadi.
bir de yok satar diyen var yukarida. tabi yok satar aq. cunku arac komple yok.
bir de yok satar diyen var yukarida. tabi yok satar aq. cunku arac komple yok.
yerinde açıklamalardır. *
edit: başlık başa kalmış.
kaynak
kaynak 2
cumhurbaşkanı adayı kemal kılıçdaroğlu'nun suriye sınırında yaptığı açıklamalar şu şekilde:
"en geç 2 yıl içinde suriyelileri ülkelerine geri göndereceğiz."
"türkiye'yi akdenizin en güçlü ülkesi haline getireceğiz."
"iran sınırından geçen tüm afganları iran'a teslim edeceğiz."
"sınır kapılarını kapatacağız, hiçkimse elini kolunu sallayarak türkiye'ye giremeyecek."
edit2: zafer partisinden sonra mı aklına gelmiş diye merak edenler için (bkz: geçmişten günümüze kk'nın suriyeli açıklamaları)
edit: başlık başa kalmış.
kaynak
kaynak 2
cumhurbaşkanı adayı kemal kılıçdaroğlu'nun suriye sınırında yaptığı açıklamalar şu şekilde:
"en geç 2 yıl içinde suriyelileri ülkelerine geri göndereceğiz."
"türkiye'yi akdenizin en güçlü ülkesi haline getireceğiz."
"iran sınırından geçen tüm afganları iran'a teslim edeceğiz."
"sınır kapılarını kapatacağız, hiçkimse elini kolunu sallayarak türkiye'ye giremeyecek."
edit2: zafer partisinden sonra mı aklına gelmiş diye merak edenler için (bkz: geçmişten günümüze kk'nın suriyeli açıklamaları)
hele bir cumartesi-pazar herkese izin kullandırabilelim de.. milyonlarca insanımız var günde 12 saat, haftada bir gün izinle çalışan. hatta o bir günlük izni de hafta içi kullanmak zorunda kalan yine milyonlarca hizmet sektörü çalışanı var. bizim yolumuz uzun.
abdest almış. tam yemek yapacak iken yaklaşıp comolokko.
abdest bozuldu. yemek ocakta kaldı. kadıncağız haybeye cehenneme gitti. istemiyorum derse yine cehennem. ulan kadınlar işiniz hiç kolay değilmiş ya.
abdest bozuldu. yemek ocakta kaldı. kadıncağız haybeye cehenneme gitti. istemiyorum derse yine cehennem. ulan kadınlar işiniz hiç kolay değilmiş ya.
-sayısı tahmini 3-4 milyondan fazla olan suriyeli, afgan oyları
-ev ile birlikte vatandaşlık satın alan arapların oyları
-burda yaşayan halkın derdini bilmeden oy veren gurbetçiler
adamlar resmen kaybettiği her oy yerine yenisini oy ihrac ederek yaptı. işin kötü yanı hiç bir ankette bu kişilerin oyları gözükmüyor.
az da olsa sığınmacılar gitsin diye ses çıkıyor muhalefetten. ama mantık hatası var burada. asıl tepki sığınmacılar oy kullanmasın diye yapılmalı.zaten oy kullandıkları zaman gitmemelerini garantilemiş olacaklar.
şuan tek gelen afkan erkekler ise seçimden sonra eşlerini de getirecekler ve oy çoğunluklarını iyice arttırmış olacaklar.
bu seçim hayati derecede önem taşıyor.eğer kaybedilirse maalesef bir daha asla geri dönüşü olmayacak ve ülke elden gidecek.o yüzden muhalefet artık bu oy konusunda uykudan uyanıp büyük yaygara kopartmalı.
dipnot: aylar önce e devletten isim değişikliği yapılmaya başlandı. kimse farketmedi ama bunun asıl amacı nüfus müdürlüklerine gitmeden sığınmacıların adlarını değiştirebilmesini sağlamaktı. çünkü nüfus müdürlüklerine toplu gitseler kamu oyunda dikkat çekebilirdi.şimdi seçmen listelerinde bakınca kim afgan kim suriyeli anlaşılmayacak bile.
-ev ile birlikte vatandaşlık satın alan arapların oyları
-burda yaşayan halkın derdini bilmeden oy veren gurbetçiler
adamlar resmen kaybettiği her oy yerine yenisini oy ihrac ederek yaptı. işin kötü yanı hiç bir ankette bu kişilerin oyları gözükmüyor.
az da olsa sığınmacılar gitsin diye ses çıkıyor muhalefetten. ama mantık hatası var burada. asıl tepki sığınmacılar oy kullanmasın diye yapılmalı.zaten oy kullandıkları zaman gitmemelerini garantilemiş olacaklar.
şuan tek gelen afkan erkekler ise seçimden sonra eşlerini de getirecekler ve oy çoğunluklarını iyice arttırmış olacaklar.
bu seçim hayati derecede önem taşıyor.eğer kaybedilirse maalesef bir daha asla geri dönüşü olmayacak ve ülke elden gidecek.o yüzden muhalefet artık bu oy konusunda uykudan uyanıp büyük yaygara kopartmalı.
dipnot: aylar önce e devletten isim değişikliği yapılmaya başlandı. kimse farketmedi ama bunun asıl amacı nüfus müdürlüklerine gitmeden sığınmacıların adlarını değiştirebilmesini sağlamaktı. çünkü nüfus müdürlüklerine toplu gitseler kamu oyunda dikkat çekebilirdi.şimdi seçmen listelerinde bakınca kim afgan kim suriyeli anlaşılmayacak bile.
adam rakam veriyor. diyor ki 13 kişinin (yazıyla onüç) serveti 44 milyon insanın varlığından fazla.
bizim sağ kafa: olabilir.
devlet eğitim, sağlık gibi zorunlu ihtiyaçları ücretsiz versin.
bizim sağ kafa: haha olur mu öyle şey, hayal bunlar.
bir adamın 1000 tane evi var.
bizim sağ kafa: olabilir.
herkesin en azından güvenle yaşayabileceği 1 evi olsun.
bizim sağ kafa: olur mu canım. (tabii o zaman kimden kira alacaksın değil mi?)
bizim sağ kafa: olabilir.
devlet eğitim, sağlık gibi zorunlu ihtiyaçları ücretsiz versin.
bizim sağ kafa: haha olur mu öyle şey, hayal bunlar.
bir adamın 1000 tane evi var.
bizim sağ kafa: olabilir.
herkesin en azından güvenle yaşayabileceği 1 evi olsun.
bizim sağ kafa: olur mu canım. (tabii o zaman kimden kira alacaksın değil mi?)
bütün sağlık camiasının tıp bayramını kutluyorum.
bu ülkede doktor olmaktan çok daha zoru ise bu ülkede engelli bir doktor olmaktır.
bu ülkede doktor olmaktan çok daha zoru ise bu ülkede engelli bir doktor olmaktır.
ikisinin arasında seçim yapmana sebep olan kişinin peşinden kesinlikle gitmemen gerekir.
saci olanin derdidir. ne guzel dertler var :(
deprem enkazlarının fotoğrafı olmalıdır. kendisi izin verirse enkaz içinde ölmüş kızının elini tutan babanın fotoğrafı da olabilir. belki böylece afet bölgesinde yaşadığımızı unutmayız.
yoksa açılımı o mu: b'eşinci b'üyük p'arti
rte nin hüdapar gibi bir partiyle ittifak yapmasına sebep olmuş godfather.
rte nin muharrem ince için troll ordusu kurmasına sebep olmuş godfather
rte nin 6 lı masayı bozmasını engellemiş ve bu kaostan inanılmaz bir yükselişle çıkmış godfather.
daha yazayım mı. sabaha kadar sürer.
rte nin muharrem ince için troll ordusu kurmasına sebep olmuş godfather
rte nin 6 lı masayı bozmasını engellemiş ve bu kaostan inanılmaz bir yükselişle çıkmış godfather.
daha yazayım mı. sabaha kadar sürer.
hükümet devleti bitirmiş. milyar milyar para topladıktan sonra halen terlik isteyebiliyorlar utanmadan!
hiç anlamıyorum ben. hep sanki nezaket gösteriyorlarmış gibi geliyor bana. belki de gerçekten öyle
memleketimin insanı uyanmadı aslında.mevzu sadece ceplerinin boşalmış olması.
almanya'da asgari ücret saatlik 12€ (brüt) oldu, vergi kesintisi olsun hatta üzerine de kilise vergisini verelim müslüman olduğumuz halde: 7€ saatlik cebimize para girsin.
https://www.destatis.de/…mindestloehne/_inhalt.html
verilen hesaba göre günlük kur ile 125tl şu anda 6,15€ yapmakta. yani bu durumda yaklaşık 52 dakika çalışarak 1 kilo kıyma alabiliyorsunuz.
türkiyedeki saatlik ücreti de ekleyelim:
https://mustafabaysal.com/…in-saat-ucreti-ne-kadar/
en yüksek saatlik ücret (ki buna fazla mesai dahil, türkiye koşullarında patron iflahınızı kesecek demek oluyor) 47,78tl
kıymayı almanya'dan getirsek bile güncel rakamlara göre yaklaşık 2 saat 36 dakika çalışmanız gerekiyor.
buradan çıkan sonuç ise; hayatınızdan yaklaşık 1.5 saat sadece farklı bir coğrafyada doğduğunuz ya da çoğunluğun yaptığı saçma sapan siyasi tercihler yüzünden heba oldu.
https://www.destatis.de/…mindestloehne/_inhalt.html
verilen hesaba göre günlük kur ile 125tl şu anda 6,15€ yapmakta. yani bu durumda yaklaşık 52 dakika çalışarak 1 kilo kıyma alabiliyorsunuz.
türkiyedeki saatlik ücreti de ekleyelim:
https://mustafabaysal.com/…in-saat-ucreti-ne-kadar/
en yüksek saatlik ücret (ki buna fazla mesai dahil, türkiye koşullarında patron iflahınızı kesecek demek oluyor) 47,78tl
kıymayı almanya'dan getirsek bile güncel rakamlara göre yaklaşık 2 saat 36 dakika çalışmanız gerekiyor.
buradan çıkan sonuç ise; hayatınızdan yaklaşık 1.5 saat sadece farklı bir coğrafyada doğduğunuz ya da çoğunluğun yaptığı saçma sapan siyasi tercihler yüzünden heba oldu.
twitter'a ekşiye girdikçe içim sıkılıyor bunalıyorum çocukluğum gençliğim bu hükümetle elimden yavaş yavaş alındı, istanbul sözleşmesini feshetti bu hükümet asıl tam da bu ülkede olması gerekirken. hayallerim, hedeflerim kayboldu sempatizanları değilim diye, ıqsu tek rakam olan insanlar en lüks arabalarla bilmem ne başkanı yardımcısı olarak gezerken benim kirada oturduğum ev sahibiyle bir ay sonra tahliye davam var. bir araba alacağım diye maaşımın yarısını yıllarca ipotek ettim. ülkemde şehrimde güvende hissetmiyorum, benim vergilerimle kimler neler yiyor ben markete girdiğimde indirim bakarken 4 tur atıyorum. türkiye'nin en iyi üniversitelerinden birinden mezun 7 yıldır çalışan orta direk olması gereken ben bu hükümetin izin verdiği kadar yaşayıp her zammına her hayat tarzına müdahelesine tamam diyip işim elimden alınmasın diye susayım ve bu insanlar en lüks en cafcaflı hayatların devam mı etsinler. ve siz troller, kararsızlar sempatizanlar benim hayatımı karartmaya devam edemezsiniz.
askeriyede demokrasi yoktur. emir demiri keser.
16 ay askerlik yaptım. 4 ayı yedek subay okulu, 12 ayı kıta hizmeti... 31 temmuz 1986'da terhis oldum.
askerde neler gördüm, neler yaşadım neler... burada anlatsam saatlerce yazmam lazım... zor bir askerliğim oldu. şimdiki para ile milyonlarca liralık kuruşlu belgelere imza attım. sorumluluğum çoktu.
öyle anlar yaşadım ki sanki hep muvazzaf subaymışım gibi hissettim.
terhis olduğum günü hiç unutmam... halen eğitim elbisesiyle dolaşıyorum. terhis olabilmek için bütün birimler ile ilişiği kestiğinize dair bir belge imzalatmanız gerekiyor. tek tek birimleri dolaşıyorum. hepsini sorunsuz atlattım, sadece husumetli olduğum bir üsteğmenin birimi ile bayağı cebelleştim. tutturdu çuval hesabın eksik diye... ben de hepsi depoda dedim. çavuşu çağırdı; "çuvalları tek tek say asteğmenle sonra bana rapor ver!" diye emretti... depoda binlerce un çuvalı... saymak günlerce sürer. maksat gıcıklık olsun... ses etmedim, komutana gittim, durumu anlattım. üsteğmene telefon etti, beni dışarı çıkarttı. içerden gelen yüksek sesleri pek anlamadım ama tartıştığı açıktı. sonra beni odasına çağırdı ve git üsteğmene imzalayacak dedi... gittim üsteğmenin odasına, bir selam çaktım. bu sinirle kağıdı imzaladı ve oradan çıktım. bir daha da mendebur suratını görmedim. daha sonra karargaha gidip üzerime zimmetli palaskadan beylik tabancamı çıkarıp teslim ettim. komutana terhis belgesini imzalattım. terhis belgesine kayıt ve numara almak için görevli astsubaya gittim. subay kimliğimi istedi ve verdim. terhis belgemi aldım ve karargahtaki odama gittim. sivilleri giydim.
5 klasör dolusu evrakı çantama koydum. bana dediler ki: "bu belgeleri 5 sene saklaman lazım, denetlemelerde bir sorun olursa hakkında dava açılabilir..." depoda bu evrakları 5 sene sakladım. sonra sobada yaktım hepsini... buharlaşıp gitti hepsi sadece anılarımda yer etti... sonra otobüs terminaline gittim ve otobüs hareket edince içimi garip bir duygu kapladı... tuhaf bir histi... üzerimden bir yük kalkmış gibi hissettim. aynı zamanda asker arkadaşlarımı bırakıp nasıl orayı terk edebildim diye de aklıma geldi, birden orayı özledim. velhasıl tuhaf bir duyguydu... artık kimse bana komutanım demeyecekti... çaycımı, berberimi, onbaşıyı, çavuşu, birkaç teğmeni, çömezimi, birkaç astsubayı özleyeceğimi biliyordum. yıllarca mektuplaştık, bayram kartı gönderdik, bazen bir yerlerde buluşup konuştuk. zamanla hepsi hayatımdan bir bir çıktı, gitti... hayat bu hiç bir şey sonsuza kadar sürmez...
ertesi gün evimde her zaman olduğu gibi saat 7'de kurulmuş saat gibi kalktım. bu durum bir ay sürdü. sonra terhis olduğuma inanmaya başladım...
16 ay askerlik yaptım. 4 ayı yedek subay okulu, 12 ayı kıta hizmeti... 31 temmuz 1986'da terhis oldum.
askerde neler gördüm, neler yaşadım neler... burada anlatsam saatlerce yazmam lazım... zor bir askerliğim oldu. şimdiki para ile milyonlarca liralık kuruşlu belgelere imza attım. sorumluluğum çoktu.
öyle anlar yaşadım ki sanki hep muvazzaf subaymışım gibi hissettim.
terhis olduğum günü hiç unutmam... halen eğitim elbisesiyle dolaşıyorum. terhis olabilmek için bütün birimler ile ilişiği kestiğinize dair bir belge imzalatmanız gerekiyor. tek tek birimleri dolaşıyorum. hepsini sorunsuz atlattım, sadece husumetli olduğum bir üsteğmenin birimi ile bayağı cebelleştim. tutturdu çuval hesabın eksik diye... ben de hepsi depoda dedim. çavuşu çağırdı; "çuvalları tek tek say asteğmenle sonra bana rapor ver!" diye emretti... depoda binlerce un çuvalı... saymak günlerce sürer. maksat gıcıklık olsun... ses etmedim, komutana gittim, durumu anlattım. üsteğmene telefon etti, beni dışarı çıkarttı. içerden gelen yüksek sesleri pek anlamadım ama tartıştığı açıktı. sonra beni odasına çağırdı ve git üsteğmene imzalayacak dedi... gittim üsteğmenin odasına, bir selam çaktım. bu sinirle kağıdı imzaladı ve oradan çıktım. bir daha da mendebur suratını görmedim. daha sonra karargaha gidip üzerime zimmetli palaskadan beylik tabancamı çıkarıp teslim ettim. komutana terhis belgesini imzalattım. terhis belgesine kayıt ve numara almak için görevli astsubaya gittim. subay kimliğimi istedi ve verdim. terhis belgemi aldım ve karargahtaki odama gittim. sivilleri giydim.
5 klasör dolusu evrakı çantama koydum. bana dediler ki: "bu belgeleri 5 sene saklaman lazım, denetlemelerde bir sorun olursa hakkında dava açılabilir..." depoda bu evrakları 5 sene sakladım. sonra sobada yaktım hepsini... buharlaşıp gitti hepsi sadece anılarımda yer etti... sonra otobüs terminaline gittim ve otobüs hareket edince içimi garip bir duygu kapladı... tuhaf bir histi... üzerimden bir yük kalkmış gibi hissettim. aynı zamanda asker arkadaşlarımı bırakıp nasıl orayı terk edebildim diye de aklıma geldi, birden orayı özledim. velhasıl tuhaf bir duyguydu... artık kimse bana komutanım demeyecekti... çaycımı, berberimi, onbaşıyı, çavuşu, birkaç teğmeni, çömezimi, birkaç astsubayı özleyeceğimi biliyordum. yıllarca mektuplaştık, bayram kartı gönderdik, bazen bir yerlerde buluşup konuştuk. zamanla hepsi hayatımdan bir bir çıktı, gitti... hayat bu hiç bir şey sonsuza kadar sürmez...
ertesi gün evimde her zaman olduğu gibi saat 7'de kurulmuş saat gibi kalktım. bu durum bir ay sürdü. sonra terhis olduğuma inanmaya başladım...
lan tabi ki vereceksin.
sana göre bomboş; nasıl yol, paralı, otoban, şehir içi, şehirler arası sokak arası?
yol sadece senin görmediğinden ibaret olunca boş olur; her şeyi görebiliyorsan nesin tanrı mı?
bugün bomboştu diye vermezsin, bir sonraki sefer "döneceğim taraftan kimse gelmiyordu" diye, sonra "yea o yol tek yön" (karşına çıkacak bir yaya bilmeyebilir, bir motor görmeyebilir) diye...
sinyal vermemenin hiçbir bahanesi olmaz arkadaşım.
zaten kurallara zerre uyulmayan şu ülkede hala daha şunu rasyonalize etmeye çalışmayın!
karikatür yeteneğim olsa saçma sapan sorunlarla uğraşan süpermen karikatürü çizerdim. önce böyle minör sorunlardan başlayacak, misal sinyal vermeyen herkes sinyal verir olana kadar sinyal kollarını söküp götlerine sokacak.. anca böyle düzelir bu ülkede.
sana göre bomboş; nasıl yol, paralı, otoban, şehir içi, şehirler arası sokak arası?
yol sadece senin görmediğinden ibaret olunca boş olur; her şeyi görebiliyorsan nesin tanrı mı?
bugün bomboştu diye vermezsin, bir sonraki sefer "döneceğim taraftan kimse gelmiyordu" diye, sonra "yea o yol tek yön" (karşına çıkacak bir yaya bilmeyebilir, bir motor görmeyebilir) diye...
sinyal vermemenin hiçbir bahanesi olmaz arkadaşım.
zaten kurallara zerre uyulmayan şu ülkede hala daha şunu rasyonalize etmeye çalışmayın!
karikatür yeteneğim olsa saçma sapan sorunlarla uğraşan süpermen karikatürü çizerdim. önce böyle minör sorunlardan başlayacak, misal sinyal vermeyen herkes sinyal verir olana kadar sinyal kollarını söküp götlerine sokacak.. anca böyle düzelir bu ülkede.
kaçırılacak bir hayatım kalmadı... yaş 62...
rahmetli babamın bir sözü vardı: "at kıçında sineğin yaşadığı gibi yaşıyoruz!.." sinek malum yerden her türlü besinini, ihtiyacını karşılar ve oradan gitmez... atın arada bir kuyruğunu sallayıp kıçındaki sinekleri kovalaması da pek bir işe yaramaz. sinek havalanır, bir müddet sonra iştahla aynı bölgeye konar. bu hiç şaşmaz... :)
akp ceplerimizi tamtakır etti... tütün parası bulup, tütün sarıp içmek öncelikli derdim oldu. paket sigara almak biz emekliler için tarihin geçmiş sayfalarına gömüleli çok oldu.
hayatı yaşamak sadece belediye parklarını dolaşmakla, dere tepe dümdüz gitmekle, avm'lerde vitrinlere iştahla bakıp sadece yalanmakla olmuyor.
yaşamak demek konfor demektir. para sıkıntısı çekmemek demektir. akşam işten geldiğinde kıçını kaliteli koltuğa gömüp, ayağını konforlu pufu uzatıp eline bir viski kadehi alıp yudumlamak demektir. çeşitli zengin bir sofra ile kaliteli beslenmek demektir. çocuklarının, eşinin isteklerini maddi anlamda yerine getirebilmek demektir. hafta sonları lüks bir yerde ailece oturup yemek yiyebilmek, sinemaya, tiyatroya, kısa seyahatlere gidebilmek demektir. günde 8-10 saat eşek gibi çalışıp kazancıyla ancak çorba ve makarna yiyip haline şükreden din ile köleleştirilmiş cehalet demek değildir. yazın en az iki hafta lüks bir otelde tatil yapamıyorsan, yurt dışına çıkıp dünyayı dolaşamıyorsan zaten rahmetli babamın dediği gibi at kıçında sinek gibi yaşıyorsun demektir...
kitap okuyanlar hayatı kaçırıyorlarmış... mış... pöh...
62 yaşımdayım sürekli kitap okuyorum. kitap okumaktan daha iyi yapacağım bir iş yok. her kitap bitirdiğimde dünyayı, hayatı, insanları, doğayı daha iyi anlıyorum. bakış açım zenginleşiyor. farkına varamadıklarımın farkına varıyorum. bu mu hayatı kaçırmak dersiniz? yılda 50 kitap okuduğunu söyleyen, dünyanın en zengin adamlarından birisi olan bill gates hayatı kaçırıyor mu dersiniz? tam tersine her insan gibi kitap okumaya ihtiyacı var, kişiliğini zenginleştirmek, hayata bakış açısını daha isabetli hale getirmek için kitap okumaya ihtiyacı var kuşkusuz...
hayat; ister kaliteli ister berbat yaşayın eninde sonunda bitecek. geçmişte yaşanmış anılar beynin bir yerinde depolanır. ihtiyarlayınca anılar sadece hayallerde yaşar. tıpkı sanal bir sayı gibi olur. gerçekliği zamanın geçmiş boyutunda kalmıştır. anı deposu erzak deposuna benzemez. çıkarıp istediğiniz zaman atıştıramazsınız. geçmiş, geçmiştir... siz öldüğünüzde yaşanmış onca şey sizinle beraber mezarlıkta çürüyüp gider. maalesef hayatımızın özetidir bu... onca krallar, sultanlar, padişahların şaşalı hayatına dair geriye bir şey kalmaz.
hayatı dolu dolu kaliteli yaşamak gerek. kitap da hayatınıza zenginlik katar. hem kitap okuyun hem hayatınızı imkanlarınız varsa yaşayın.
ünlü bir söz var. kim söyledi şu an aklıma gelmedi: "insanların % 90'ı gerçekte yaşamazlar, sadece vardırlar..." bukowski'nin dediği gibi: "sabahın altı buçuğunda bir çalar saatin sesine uyanıp yataktan fırla, giyin, zorla bir şeyler atıştır, sıç, işe, diş fırçala, saç tara, başka birine büyük paralar kazandırmak için ve sana tanınan fırsat için müteşekkir olmak için berbat trafiğin içine dal. nasıl razı olunur böyle bir yaşama?.."
rahmetli babamın bir sözü vardı: "at kıçında sineğin yaşadığı gibi yaşıyoruz!.." sinek malum yerden her türlü besinini, ihtiyacını karşılar ve oradan gitmez... atın arada bir kuyruğunu sallayıp kıçındaki sinekleri kovalaması da pek bir işe yaramaz. sinek havalanır, bir müddet sonra iştahla aynı bölgeye konar. bu hiç şaşmaz... :)
akp ceplerimizi tamtakır etti... tütün parası bulup, tütün sarıp içmek öncelikli derdim oldu. paket sigara almak biz emekliler için tarihin geçmiş sayfalarına gömüleli çok oldu.
hayatı yaşamak sadece belediye parklarını dolaşmakla, dere tepe dümdüz gitmekle, avm'lerde vitrinlere iştahla bakıp sadece yalanmakla olmuyor.
yaşamak demek konfor demektir. para sıkıntısı çekmemek demektir. akşam işten geldiğinde kıçını kaliteli koltuğa gömüp, ayağını konforlu pufu uzatıp eline bir viski kadehi alıp yudumlamak demektir. çeşitli zengin bir sofra ile kaliteli beslenmek demektir. çocuklarının, eşinin isteklerini maddi anlamda yerine getirebilmek demektir. hafta sonları lüks bir yerde ailece oturup yemek yiyebilmek, sinemaya, tiyatroya, kısa seyahatlere gidebilmek demektir. günde 8-10 saat eşek gibi çalışıp kazancıyla ancak çorba ve makarna yiyip haline şükreden din ile köleleştirilmiş cehalet demek değildir. yazın en az iki hafta lüks bir otelde tatil yapamıyorsan, yurt dışına çıkıp dünyayı dolaşamıyorsan zaten rahmetli babamın dediği gibi at kıçında sinek gibi yaşıyorsun demektir...
kitap okuyanlar hayatı kaçırıyorlarmış... mış... pöh...
62 yaşımdayım sürekli kitap okuyorum. kitap okumaktan daha iyi yapacağım bir iş yok. her kitap bitirdiğimde dünyayı, hayatı, insanları, doğayı daha iyi anlıyorum. bakış açım zenginleşiyor. farkına varamadıklarımın farkına varıyorum. bu mu hayatı kaçırmak dersiniz? yılda 50 kitap okuduğunu söyleyen, dünyanın en zengin adamlarından birisi olan bill gates hayatı kaçırıyor mu dersiniz? tam tersine her insan gibi kitap okumaya ihtiyacı var, kişiliğini zenginleştirmek, hayata bakış açısını daha isabetli hale getirmek için kitap okumaya ihtiyacı var kuşkusuz...
hayat; ister kaliteli ister berbat yaşayın eninde sonunda bitecek. geçmişte yaşanmış anılar beynin bir yerinde depolanır. ihtiyarlayınca anılar sadece hayallerde yaşar. tıpkı sanal bir sayı gibi olur. gerçekliği zamanın geçmiş boyutunda kalmıştır. anı deposu erzak deposuna benzemez. çıkarıp istediğiniz zaman atıştıramazsınız. geçmiş, geçmiştir... siz öldüğünüzde yaşanmış onca şey sizinle beraber mezarlıkta çürüyüp gider. maalesef hayatımızın özetidir bu... onca krallar, sultanlar, padişahların şaşalı hayatına dair geriye bir şey kalmaz.
hayatı dolu dolu kaliteli yaşamak gerek. kitap da hayatınıza zenginlik katar. hem kitap okuyun hem hayatınızı imkanlarınız varsa yaşayın.
ünlü bir söz var. kim söyledi şu an aklıma gelmedi: "insanların % 90'ı gerçekte yaşamazlar, sadece vardırlar..." bukowski'nin dediği gibi: "sabahın altı buçuğunda bir çalar saatin sesine uyanıp yataktan fırla, giyin, zorla bir şeyler atıştır, sıç, işe, diş fırçala, saç tara, başka birine büyük paralar kazandırmak için ve sana tanınan fırsat için müteşekkir olmak için berbat trafiğin içine dal. nasıl razı olunur böyle bir yaşama?.."
çok hoş bir sezon finali ile biten dizi. oyuna bu kadar sadık kalmalarına gerçekten saygı duydum. önemli bir detay, 2.oyunu tek sezonda anlatmayacaklarmış. hikaye uzun olduğundan sezonlara bölünecekmiş. bu sayede 3.oyunun hikayesine de zaman kazandırılmış olunur.
--- spoiler ---
zürafa sahnesi yine yüzümüzü güldürdü. öncesinde joel'un 'hadi ellie seni yukarı kaldırayım şu merdiveni indir' dediği sahnede üçgen tuşuna basası gelenler, bir gün toplanıp bir kahve içelim be :'(
--- spoiler ---
--- spoiler ---
zürafa sahnesi yine yüzümüzü güldürdü. öncesinde joel'un 'hadi ellie seni yukarı kaldırayım şu merdiveni indir' dediği sahnede üçgen tuşuna basası gelenler, bir gün toplanıp bir kahve içelim be :'(
--- spoiler ---
konda tarafindan hiçbir yerde paylaşılmamış olan, tahminen vitaminsizin üstünlüğü ele alan muhalefetin moralini bozmak için dolaşıma soktuğu kolpa.
buna inanıp da manipülasyon yapanın kafasına patlatın.
buna inanıp da manipülasyon yapanın kafasına patlatın.
tasmasının ucu kandilde olanları rahatsız eden türk evladıdır.
evet türk dedim ne kadar da ırkçıyım değil mi cihangir solcusu
evet türk dedim ne kadar da ırkçıyım değil mi cihangir solcusu
bebeği kapan kuş tabii ki! kartal mı şahin mi akbaba mı bilmiyorum ama fatma girik filmiydi diye hatırlıyorum.
1 günlük mühendis bile yönetir. kimsenin zoruna gitmesin.
iyi yönetir veya kötü yönetir, bunu değerlendirmek de meslektaşlarının haddinedir.
iyi yönetir veya kötü yönetir, bunu değerlendirmek de meslektaşlarının haddinedir.
(bkz: varoş)eğitimsiz , kırsal kesim kökenli, görgüsüz insanların tanımlamak için kullanılır.
kahve içmek ile varoş olmayı nasıl birbirine bağladınız çok merak ediyorum. insanların zevk aldığı şeyleri yemeleri /içmeleri onların varoş olduğunu göstermez ama bu şekilde bir kafa yapısına sahip olan birinin varoş olduğunu gösterir.çünkü bu insanın görgüsüz olduğunun en net belirtisidir.
kahve içmek ile varoş olmayı nasıl birbirine bağladınız çok merak ediyorum. insanların zevk aldığı şeyleri yemeleri /içmeleri onların varoş olduğunu göstermez ama bu şekilde bir kafa yapısına sahip olan birinin varoş olduğunu gösterir.çünkü bu insanın görgüsüz olduğunun en net belirtisidir.
nevşin mengü'yü azarlamasından sonra, fatih portakal'a da benzer tepki göstermesi ile iyice ortaya çıkan problemdir. fatih portakal bugünkü programında bu tespiti yaptı. link
sadece bu iki olay değil, gerek meydanlarda, gerek mecliste, adam durmadan yüksek sesle bağırıp çağırıyor. sinirli müdür yardımcısı havası var adamda. 4 duble rakıdan sonra bu adamla aynı masada durulmaz, ne yapacağı belli olmaz.
sadece bu iki olay değil, gerek meydanlarda, gerek mecliste, adam durmadan yüksek sesle bağırıp çağırıyor. sinirli müdür yardımcısı havası var adamda. 4 duble rakıdan sonra bu adamla aynı masada durulmaz, ne yapacağı belli olmaz.
dilekçeye anlaşamadık yazın.öyle saçma sapan yazmayın.bana kültürsüz yazdırmış eski kocam.öğretmen olmam,üzerine bir sürü sertifika almam,yüksek lisans yapmam ve bir daha üni okuyor olmam fark etmemiş.köyden gelme,sonradan görme adam başımıza parayı bulunca kültürlü olmuştu.
o kadar kültürlü insan ki boşanınca iki aya akrabası ile evlendi.çocuğu ile de ilgilenmiyor.
insan gibi boşanın.
çocuktan boşanmayın
çocuklara sahip çıkın adam olun.
o kadar kültürlü insan ki boşanınca iki aya akrabası ile evlendi.çocuğu ile de ilgilenmiyor.
insan gibi boşanın.
çocuktan boşanmayın
çocuklara sahip çıkın adam olun.
bu veli profiline göre en az 100 bin olmalıdır. bu kadar cehaletle ancak bu şekilde mücadele edilir.
zenginlik, güç, para, şiddet vb. unsurları göze sokan standart bir tv dizisi. ben kadın olsam, amcasıyla konuşurken cam masayı yumruklayıp tuzla buz eden birinden koşarak kaçardım. olması gereken de budur zaten. bunun normalleştirilmesi tehlikeli. hele bizim gibi toplumlarda daha hassas bir mesele. ana karakterin davranışları mafyatik öğeleri bilinçaltında olumlu sınıflandırmaya neden olur. internet ve sinema nispeten izole alanlar ama açık kanalda sırf para uğruna bu işler yapılmamalı.
vega ankara eşliğinde tunalı’da yürümek. loopa alınmış halde. başka yerde vega ankara duyunca hemen aklına bu an gelmesi. ankara’daki aşkların hep mutsuz sonla bitmesi. ama ankara’nın bunda suçu olmaması.
el ele gezilecek çok sokak var. büklüm sokak’tan kızılay’a yürümek de güzeldir.
el ele gezilecek çok sokak var. büklüm sokak’tan kızılay’a yürümek de güzeldir.
liseden bir arkadaşım vardı. kendisine hindistan derdik... :) babası hindistan elçiliği yapmış...
yıllar, yıllar sonra simitçide oturup konuşuyoruz. ona dedim ki: "dünyanın en zengin insanlarından bazıları hintli... ama yüzmilyonlarca sefil, fakir, aç, perişan insan var. nasıl böyle olabiliyor?.. insanlar isyan etmiyor mu?.."
bana söylediği şuydu: " din ile köleleştirilmiş yüzmilyonlarca cahil insan var orada... şükretmeye alıştırılmışlar. din, fakirlerin zenginleri öldürmemesi için vardır..."
yıllar, yıllar sonra simitçide oturup konuşuyoruz. ona dedim ki: "dünyanın en zengin insanlarından bazıları hintli... ama yüzmilyonlarca sefil, fakir, aç, perişan insan var. nasıl böyle olabiliyor?.. insanlar isyan etmiyor mu?.."
bana söylediği şuydu: " din ile köleleştirilmiş yüzmilyonlarca cahil insan var orada... şükretmeye alıştırılmışlar. din, fakirlerin zenginleri öldürmemesi için vardır..."
türkiye tek yürek yardım kampanyasıyla toplanan 115 milyar liralık bağışla ilgili yaşanan belirsizlik devam ediyor. deprem yaralarını sarmak için sayıştay denetimine tabi yeni fon kuran iktidar, tek yürek kampanyasıyla toplanan 115 milyar lirayı fona almadı.
haberin devamı
link
şaşırdık mı? tabiki hayır depremde çadır satan gıda satan zihniyet tabiki bu paranın üstüne yatacaktı.
ahbapa boşuna saldırmadı çeteler para para diye ölüyor bunlar
paraları yediler sonra da süleyman soylu çıkıp kahvaltılık yok para yollayın demeye başladı
ülkeyi saf kötülük yönetiyor cehennem gibi ya
haberin devamı
link
şaşırdık mı? tabiki hayır depremde çadır satan gıda satan zihniyet tabiki bu paranın üstüne yatacaktı.
ahbapa boşuna saldırmadı çeteler para para diye ölüyor bunlar
paraları yediler sonra da süleyman soylu çıkıp kahvaltılık yok para yollayın demeye başladı
ülkeyi saf kötülük yönetiyor cehennem gibi ya
muharrem ınce tam bir ergen, secim gecesi de morali bozulup bırakmıştı seçimleri. olgun bir politikacı asla olamayacak.
planlı programlı bir insan değil aklına ne eserse onu yapıyor. davranışlarının ne getireceğini sonuçlarını göremiyor.
malesef böyle bir adamın ülkeye hiç bir katkısı olamaz, görüldüğü gibi ancak akp nin oyuncağı olur.
planlı programlı bir insan değil aklına ne eserse onu yapıyor. davranışlarının ne getireceğini sonuçlarını göremiyor.
malesef böyle bir adamın ülkeye hiç bir katkısı olamaz, görüldüğü gibi ancak akp nin oyuncağı olur.
paket halinde satılan fayans çeşidi.
oscar sonrası popüler olanca yazma gereği duyan ve anlamadığı şeye kötü diyerek kendilerini böyle var etmeye çalışan cahillerin üşüştüğü başlık oldu ne hoş.
hdp kapanır veya kapatılır,yeşil sol parti olarak devam eder.
kk ya destek olurlar. kk cumhurbaşkanı olur.
akp ekibi yargılanır, dolar düşer, istihdam artar, suriyeliler gider, kentsel dönüşüm rantsal dönüşüm olmaz, arabada alkolde ötv düşer, galatasaray şampiyon olur, ahmet hakan işten kovulur, alım gücü artar, tanıdık değil liyakat konuşur vs vs..
kulağa hoş geldi dimi?
kk ya destek olurlar. kk cumhurbaşkanı olur.
akp ekibi yargılanır, dolar düşer, istihdam artar, suriyeliler gider, kentsel dönüşüm rantsal dönüşüm olmaz, arabada alkolde ötv düşer, galatasaray şampiyon olur, ahmet hakan işten kovulur, alım gücü artar, tanıdık değil liyakat konuşur vs vs..
kulağa hoş geldi dimi?
toplamda beş sevgilim olmadığı için katılamadığım anket. bu kadar gerekli bilgileri sizlere sunamadığım için özür dilerim sözlük.
ilgililerin utanmadan ve sıkılmadan hiçbir sorumluluk almadığı ve sürekli acizliklerine bahane bulmaya ve yaratmaya çalıştığı bu ortamda böyle bir yazı kaleme almak aymazlıktır. gerekli önlemler alınsaydı ve herkes işini doğru yapsaydı bundan çok daha büyük depremde bile can kaybını 10'larca veya 100'lerce kişiyle sınırlı tutabilirdik.
(bkz: asrın ihmali)
(bkz: asrın ihmali)
offf gundemim o kadar cok siyasi konulari dusunmek oldu ki baslikta tip yazdigini gorunce "turkiye isci partisi " ne alaka oldum.
tam anadolu kültürü, ölmeden mezara koyarlar insanı. kendi çevremde de çok var. bayılırlar aptal aptal bire bin katmaya.
gelip bir de buraya “68 yaşında 1-2 aya ölebilir” yazan bir gerzo var. allasen biraz günceli takip edin. üç yıl şurda yazarlık bekliyorsunuz.
hadi onu da bırak “seçimi bekle güzel günler göreceğiz” falan yazanlar var. siyasetin konuyla ilgisini zaten çözemedim ama, bu adam türk telekom’un 15 temmuz reklamına daha yeni seslendirme yaptı. seçimin falan götünde olduğunu sanmıyorum. hem nalına hem mıhına.
kendi kendinize tribe girmeyin.
gelip bir de buraya “68 yaşında 1-2 aya ölebilir” yazan bir gerzo var. allasen biraz günceli takip edin. üç yıl şurda yazarlık bekliyorsunuz.
hadi onu da bırak “seçimi bekle güzel günler göreceğiz” falan yazanlar var. siyasetin konuyla ilgisini zaten çözemedim ama, bu adam türk telekom’un 15 temmuz reklamına daha yeni seslendirme yaptı. seçimin falan götünde olduğunu sanmıyorum. hem nalına hem mıhına.
kendi kendinize tribe girmeyin.
dışarıdan bakınca soğuk, suratsız dediğiniz insanların çoğu nerede nasıl davranması gerektiğini bilen saygılı ve seviyeli insanlardır. soğuk değiliz. sadece gereksiz samimiyetlere girmek yerine zamanla oturan insan ilişkilerini tercih ediyoruz.