Sık geçen başlıklar

öğretmenlerin hak ettiği maaş 9

ekşi'de gör
benim maaşıma karar vermeden önce, çocuklarınızın elektrik teknisyeni olmasını gerçekten istiyor musunuz. ben çocuğunuz boşta kalmasın diye meslek lisesine göndermekten bahsetmiyorum. bilinçli tercihle göndermekten bahsediyorum. bunu genişletebiliriz. çocuğunuzun sanatçı olmasını istemiyorsanız, resim ve müzik öğretmenlerinin, felsefeci olmasını istemiyorsanız, felsefe öğretmenlerinin maaşını konuşmaya hakkınız var mı? başka bir soru sormak gerekirse, evde çocuklarınızla ne kadar ilgileniyorsunuz ki öğretmenleri yargılıyorsunuz.

bugün bir veli çocuğum niye sınıfta kaldı diye telefon makineli tüfek gibi konuşarak şikayet etti. oysa öğretmenleri veliyi bu konuda sürekli uyarmıştı. benimde girdiği 9. sınıflarda sınıf tekrarı hiç olmadığı kadar fazlaydı. haber sitelerinden okuduğum kadarıyla 5. sınıflar da farklı değil. ben girdiğim 9. sınıflara, "burası lise, ilk ve orta okullara benzemez. notlarınız yeterli değilse, sınıfta kalırsınız." diye uyardım. hatta sınıf geçme sistemin değiştiğini, liseden mezun olsalar bile iş hayatının boş durmayı kaldırmayacağını anlattım. şimdi öğrenci afları konuşulmaya başlandı. peki çıksa bile ne değişecek. sınıf tekrarlarının bu kadar çok olmasının nedeni, sistem değişikliği değil, öğrencilerin ve velilerin kolay kazanmaya alışmış olmasıdır. afla sınıf geçtiklerinde, bundan ders almak yerine, aynı tas aynı hamam devam edecektir. bu olursa, ben gelecek sene niye kendimi paralayım. siz kolay kazanmaya alıştıkça ve bunu destekledikçe, bizim maaşımızı sorgulamaya hakkınız yok.
durun içeriden bildiriyorum..
öncelikle 200 bin demiş biri, napiyon hacı sen, iyi uçmuşsun...

gönül isterki biraz daha fazla olsun ama günümüz şartlarında öyle çok da ağlanacak bir maaşımız yok bence. hatta ek dersin gözüne vuran bir kesim neredeyse maaş kadar ek ders de alıyor. yalnız büyük şehir, tek maaş, kira ve çocuk varsa evet durum biraz daha zor, maalesef bu durumda maaş yetersiz kalabilir.

bir öğretmen olarak diyorum ki, bakmayın öğretmenlerin o kadar ağladığına. öğretmen milletinin içinde gözü asla doymayan ve hiç bir şeyden memnun olmayan büyük bir kesim var. onlara 200 bin de verseniz, haftada 2 gün de çalışsa şikayet ederler. okulda bir saat fazla kalacak olsa veya ekstra bir toplantıya çağrılsa ölüm gibi gelir, kaçmak için binbir yol düşünürler. bunların çoğunun eşi de öğretmendir yani iki kat maaş giriyordur eve ama paraları bir türlü yetmez, borçları hiç bitmez, maaşları kredi kartları hep eksidedir, hep maaşımız yetmiyor, asgari ücret alanlarla bir olduk diye ağlarlar. benim tek maaşla etmediğim şikayeti onlardan her gün duyarım, nerdeyse çıkarıp para veresim gelir o derece. içimden gülerim, sözlerine asla inanmam, çünkü maddi durumlarını, yaşam standartlarını, tarzlarını ben biliyorum. mümkünse o ortamda durmam çıkarım ama o muhabbet hiç bitmez, her gün her gün her gün bıktırır...
offff çevremde o kadar çok varki bunlardan aklıma geldi yine sabah sabah sinir oldum.

edit : 'ek dersi maaşı kadar olanlar' kısmı için bir dikkat çekme yapayım.. "neredeyse" kelimesini es geçmiş bazı kişiler, malesef okuduğunu anlamayan veya o şekilde anlamak isteyen bir kısım insanlar mevcut. biraz daha kitap okumanızı tavsiye ediyorum.

aldığım mesajlardan ek dersi sadece okulda girdiği ders sayısı olduğunu sanan cahiller olduğunu öğrendim. size bunu ben öğretecek değilim, bu bir.

ikincisi de; tekrar ediyorum ;
her ek ders kadar maaş demedim, bir kısım var neredeyse o kadar ek ders alıyor ama. yine de maaşım yetmiyor diye ağlıyor yani. ayrıca büyük şehir, çocuk, tek maaş ve kira meselesini de ayrıca belirttim, sen ayrı kulvardasın dostum, üzerine alınma! kapiş?
bir yazar üretime katkısı olmayan öğretmenler demiş. doğru demiş. çünkü biz mühendisi japonya'dan, işçiyi hırvatistan'dan, doktoru, hemşireyi fransa'dan ithal ediyoruz. adamın aklı yok ama fikri var yemin ederim.
evet arkadaşım senin aptal bir öğretmen arkadaşın mı akraban mı her ne boksa italya’nın başkentini bilemediği için para falan vermeye gerek yok koca meslek grubuna.

çok haklısın.
gün geçmiyor ki sözlükte öğretmenlere sallanmasın.

çıktıya bakalım diyenler, girdiye bakmıyor.
çıktıya da bakmıyor çünkü gerçekten başarılı öğrenciler çıkaran öğretmenler legal ek gelir elde etmiyor. hatta ütopik hayal kuralım, bir okulun tamamı pisa sınavında dünya birincisi olsa, yine bi gelir elde etmiyorlar. yani çıktı insanların umrunda değil, maksat kolay sallayalım.

ingilizce öğretmeniyim, ingilizce öğretemiyor diyorlar. gerçekten uygun fiyatlarla yurtdışı gezisi ayarlıyoruz, aile yollamıyor. ödev veriyoruz, lgsde ingilizce kolay denip veli tarafından sallanmıyor. ücretsiz etüt yapıyorum, matematik testi çözer o vakitte hocam deniyor. öğrenciye eksiklerinin olduğu birebir geribildirim yapıyorum, aileye de iletiyorum, takibi yapılmıyor. tatil dönemleri için öğrencileri gruplayıp grup bazlı ödevlendirme ve çalışmalar yapıyorum, kaynak materyal hazırlıyorum, öğrenci yapmıyor, aile yaptırmıyor. toplantılarda ders düzenini bozan öğrencileri aileye bildiriyorum, aile normaldir diyor. sözlü notları sınav not ortalamasından düşük girilemiyor, ders içi performans notu verirken ders içindeki performansı rezalet bir öğrenciye minimum sınav notunu verebiliyoruz, öğretmenlerin yaptırımı yok. sınavda bariz hatası olan öğrenciler cimere şikayet edip kağıtlarını denetlettiriyorlar, hata hala var ama havadan puan bulduruluyor, notları yükseltiliyor. disiplin kurulu işlemiyor, sınıf tekrarı yok, başarısız öğrenci kavramı yok. hepsi sizin o pembe beyaz yakalı götleriniz memnun olsun diye. sonra çıktıya bakalım, nasıl bakalım?

beyaz yakalılar bu durumu size şöyle anlatayım.
satın alma biriminde olduğunuzu düşünün. bir atölye ile çalışıyorsunuz, atölye ürünü sürekli olarak yanlış çıkarıyor, siz onunla çalışmaya devam etmek zorundasınız. o atölye sizi bırakana kadar siz onu bırakamıyorsunuz. bu süreç boyunca da müşteriler ve sizin yöneticileriniz senin ürünlerin bok gibi sen malsın, başarısızsın. başarılıyım diyorsan gel bana başarılı ürününü göster diyor. atölye ile ilişiği keselim dediğinde de yok olmaz diyor. sonra senin maaşını sana çok görüyorlar.

öğretmenler başarısızdır zart zırt diyenler, üni için girdiğimiz adını hatırlayamadığım sınavda sözelde 25binde, sayısalda 35 binde falandım. zaten sayısal okumuştum liseyi de. dilden de 2200. olarak ingilizce öğretmenliği okudum. öğretmenlerin bir kısmı devlete kapak atar keyfim keka takılırım kısmıdır. kalanıysa idealist tayfadır. şimdi ekşi sözlük zaten hiçbir boku beğenmeme topluluğu olduğundan, otorite düşmanlığı ile öğretmen gibi sallanması popüler bir mevkiye rahatça sallar. muhtemelen hayatınıza giren 20-25 öğretmenden 2si falan kötüdür, kalanının sınıfça otoritesini zedelemişsinizdir, onun da eli kolu bağlıdır yada kıyamamıştır yada güç sarjoşluğuyla absürt tepkiler vermiştir aklınızda kötü öğretmen kalmıştır. çalıştığım okulda yüksek lisans yapmayan öğretmen yok, ikinci yabancı dili olmayan öğretmen yok, her zümrede en az 3 öğretmen doktora sahibi yada doktora öğrencisi. sen ne hakla bu insanlara başarısız diyorsun anlamak mümkün değil. zart zırt üni de değil he, ben yüksek ve doktorayı ytüde yaptım mesela. özelde yapan pek yok zaten, maaşlar yetişmiyor o işe.

tatil konusuna gelince, tatil güzel arkadaşlar. öğretmenliğin en güzel yanlarından biri. ama bu öğretmenler meslek tercihi yaparken olmayıp da sonradan çıkan bir şey değil ki. beyaz yakalıların büyük kısmı için hybrid çalışma hakkı var, doktor savcı vs. dolgun maaş fırsatı var, tercümanların kısa çalışma saati fırsatı var, öğretmenlerin tatili var, yazılımlıların remote çalışma fırsatı var vs bu şekilde ilerliyor. bunlara karşılık da farklı götürüler var. öğretmenlikte de bu dışardan anlaşılmayacak farklı konular. inanılmaz rutine girmiş bir hayat, veli tarafından sürekli mobbinge maruz kalmak, çalışma saatinin olmaması, okulda bulunduğun sürede yüksek sorumluluk, siz şımarık sonradan görme “karen” tiplemesi velilerin kendilerinden şımarık yetiştirdiği öğrencilerden hakaret boyutunda laflar yemek, vs. bunun karşılığında maaşı diğer vasıflı meslek gruplarına oranla çok daha hızlı eriyor. öğretmenlerin itiraz ettiği şey bu. ya her memur kadar erisin, yada bir alt limit gelsin. özel sektör çalışanları için alt limit gelsin. yıllık 250 bin tl alan bazı özel okullar öğretmenlerine bu yıl 9bin tl verdi. bu insanlar 9bin tl mi hak ediyor gerçekten? siz aptal mısınız?

o kendini bir şey sanan insanlara da şunu demek isterim. öğretmenlik mesleğinin saygınlığını yitirmesi sonucu, doktora tezim için yaptığım görüşmelerde şu çıktıya ulaştım. pek çok matematik öğretmeni flo, lcw, trendyol gibi şirketlerde bazı birimlerde işe girmişler. bu öğretmenlerin bazıları öğretmenlikte 10. yılını bırakıp da sektör değiştirmiş, çok ileri yaşlarda olmalarına rağmen jr pozisyonda işe başlamışlar. bu jr pozisyonların giriş maaşları, 10 yıllık maaşlarından yüksek. bunun yanında hepsi girdikleri işlerde çok hızlı terfi alan başarılı çalışanlar olmuşlar. aynı durum yabancı dil ve beden eğitimi branşları için de geçerli. geçtiği plaza şirketinde başarısız olan öğretmen olmadığı gibi, terfi süreleri de ortalamadan düşük. lcw de çalışan 4 eski öğretmen, ortalama 2 yıl olan terfi alma hakkı süresini 1 yılda doldurarak terfi almışlar. yani öğretmenler başarısız değil, yaptıkları iş sizinkilerden kolay değil, öğretmen çıktısı düşük değil diye gidiyor. hanım beyaz yakalı, yaptığınız işin zorluğunu oradan biliyorum merak etmeyin. ne sizinki bizimkiden zor nede bizimki sizinkinden. ama biz sizden daha ağır koşullarda yaşıyoruz.
sayılarıyla ters orantılı olabilecek maaştır. nerde çokluk orda bokluk.

bir kere herkes okuyacak diye bir kural yok. çocuğunu muhteşem bir bok sanma heveslisi aileler yüzünden gerizekalı ve kesinlikle okumayacak tipler bile zorla okutuluyor. bu tipleri ortaokuldan sonra iş alemine postalayacaksın. kalan akıllılar şimdikinden daha az öğretmenle ama kaliteli bir eğitimle yola devam edecek. haliyle öğretmen başına bakanlıktan gelecek olan ödenek miktarı da artmış olacak.

bir de her sene binlerce öğretmen adayını mezun edecek sistemden vazgeçilmeli. ihtiyaca göre kontenjan arttırılıp azaltılmalı. mezun sayısı hep aynı olabilir mi allah aşkına. bu ne plansızlıktır!
öğretmenler sizin 8 dakikalık misyoner pozisyonunuzun yan ürünlerine bekçilik yaptıkları için maaş almıyor geri zekalılar. çocuklarınız sizin gibi vasat olmasın diye maaş alıyorlar. öğretmenin bugün alacağı maaş, senin çocuğunun ve torununun nasıl bir ülkede yaşayacağını belirliyor.

menderes iktidara geldikten beri, eşi çalışmayan bir öğretmenin ek iş yapması, pazarda tezgah açması, okuldan kalan zamanında işportacılık yapması alışılmış bir şeydi. çünkü kirasını ödeyebilmesi başka türlü mümkün değildi. bunun bir sonucu olarak, 13 yıl çalışıp 40 yaşında emekli olan davarların çocukları, 60 yaşında emekli olup da üç kuruş maaş almak için itin köpeğin kesesini dolduracaklar diye götlerini yırtıyorlar. zira; oecd'nin derlediği pisa karnesinde göre türk gençleri okuduğunu anlamada 70 ülke içerisinde 50. sırada (2015).

bu skor, 2003 yılında daha yüksekti. çünkü milli eğitim sistemi orospu bohçasına dönmemişti henüz. o kirasını zor ödeyen öğretmenler bu ülkenin çocuklarını şu an olduğundan daha iyi yetiştiriyordu. okuduğunu anlamayan bir neslin özgürlüğünü alırsın. aldılar. buna itirazınız varsa sırf karnı doysun başka da bi boku olmasın diye gece gündüz çalışmak zorunda kalan z kuşağına anlatın. bana değil. yerini yurdunu toprağını alırsın. aldılar, almaya da devam ediyorlar. sonumuz filistin gibi oluncaya kadar bu süreç devam edecek. zaten onlar da aynı kafayı yaşıyordu.

dünya adil bir yer değil. ülkeler var, ülkelerin sınırları var, dünyada belirli ve sınırlı bir kaynak var. ülkenin gücü, o ülkeyi oluşturan vatandaşların bu kaynağın ne kadarını yönetebildikleriyle ölçülür. refah seviyesi de, bu kaynağın vatandaşlara dağılım oranıyla ölçülür.

sınırlı bir kaynaktan örnek verelim; petrol

bu kaynağın yönetimi için son 30 yılda kaç kişinin öldüğünü anlatmama gerek yok. amerikalılar dünyanın öbür ucundan gelip ıraklı kadınların ön dişlerini kerpetenle söktüler oral yaparken ısırmasınlar diye. canlarını aldılar, mallarını aldılar, geleceklerini çaldılar. neden? çünkü yapabiliyorlardı. aynı petrol ırakta değil de almanya'da olsaydı bunu yapamazlardı. çünkü almanlar geri zekalı değil. amerika bunun bir pirus zaferine döneceğini bilirdi. ama ırak, sadece bir kaç aşiret reisini dolar ve mercedes'lerle besleyip bir kaçını birbirine düşürdüğünde senin olabilecek bir yer. kendini yormana bile gerek yok herifler birbirlerini senin yerine öldürebilecek kadar beyinsiz. beyinsiz oldukları için sadece aşiret reisini gaza getirmen yetiyor. geri kalanı zaten reisleri ne derse onu yapıyorlar. almanya'da bunu yapabilir misin?

şimdi, yarısından çoğu okuduğunu anlamakta zorlanan bir ülke düşünün. ve sizin sahip olmadığınız kaynaklara sahipler.

işte, öğretmenlere ödediğiniz maaş, bu noktada olacakları belirleyecek olan şeydir. siz söyleyin şimdi neymiş hak ettikleri maaş.