askeriyede demokrasi yoktur. emir demiri keser.
16 ay askerlik yaptım. 4 ayı yedek subay okulu, 12 ayı kıta hizmeti... 31 temmuz 1986'da terhis oldum.
askerde neler gördüm, neler yaşadım neler... burada anlatsam saatlerce yazmam lazım... zor bir askerliğim oldu. şimdiki para ile milyonlarca liralık kuruşlu belgelere imza attım. sorumluluğum çoktu.
öyle anlar yaşadım ki sanki hep muvazzaf subaymışım gibi hissettim.
terhis olduğum günü hiç unutmam... halen eğitim elbisesiyle dolaşıyorum. terhis olabilmek için bütün birimler ile ilişiği kestiğinize dair bir belge imzalatmanız gerekiyor. tek tek birimleri dolaşıyorum. hepsini sorunsuz atlattım, sadece husumetli olduğum bir üsteğmenin birimi ile bayağı cebelleştim. tutturdu çuval hesabın eksik diye... ben de hepsi depoda dedim. çavuşu çağırdı; "çuvalları tek tek say asteğmenle sonra bana rapor ver!" diye emretti... depoda binlerce un çuvalı... saymak günlerce sürer. maksat gıcıklık olsun... ses etmedim, komutana gittim, durumu anlattım. üsteğmene telefon etti, beni dışarı çıkarttı. içerden gelen yüksek sesleri pek anlamadım ama tartıştığı açıktı. sonra beni odasına çağırdı ve git üsteğmene imzalayacak dedi... gittim üsteğmenin odasına, bir selam çaktım. bu sinirle kağıdı imzaladı ve oradan çıktım. bir daha da mendebur suratını görmedim. daha sonra karargaha gidip üzerime zimmetli palaskadan beylik tabancamı çıkarıp teslim ettim. komutana terhis belgesini imzalattım. terhis belgesine kayıt ve numara almak için görevli astsubaya gittim. subay kimliğimi istedi ve verdim. terhis belgemi aldım ve karargahtaki odama gittim. sivilleri giydim.
5 klasör dolusu evrakı çantama koydum. bana dediler ki: "bu belgeleri 5 sene saklaman lazım, denetlemelerde bir sorun olursa hakkında dava açılabilir..." depoda bu evrakları 5 sene sakladım. sonra sobada yaktım hepsini... buharlaşıp gitti hepsi sadece anılarımda yer etti... sonra otobüs terminaline gittim ve otobüs hareket edince içimi garip bir duygu kapladı... tuhaf bir histi... üzerimden bir yük kalkmış gibi hissettim. aynı zamanda asker arkadaşlarımı bırakıp nasıl orayı terk edebildim diye de aklıma geldi, birden orayı özledim. velhasıl tuhaf bir duyguydu... artık kimse bana komutanım demeyecekti... çaycımı, berberimi, onbaşıyı, çavuşu, birkaç teğmeni, çömezimi, birkaç astsubayı özleyeceğimi biliyordum. yıllarca mektuplaştık, bayram kartı gönderdik, bazen bir yerlerde buluşup konuştuk. zamanla hepsi hayatımdan bir bir çıktı, gitti... hayat bu hiç bir şey sonsuza kadar sürmez...
ertesi gün evimde her zaman olduğu gibi saat 7'de kurulmuş saat gibi kalktım. bu durum bir ay sürdü. sonra terhis olduğuma inanmaya başladım...
15.03.2023 · 26. sıra
doctordeist
14.03.2023 01:26