Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
bu görüntüler bir kaç yıl öncesine ait olup, gözlüklü olan şahıs o dönem çalıştığım firmaya depo rafı yapımı için 2-3 kişi ile beraber daha gider gelirdi, "bismillah bismillah" diye ortada gezerken kaç defa da bizim muhasebeci hatunun g.tüne bakarken yakalamıştım bu orospu çocuğunu. bu görüntüler 2018 aralık ayına falan ait olmalı çünkü kısa süre sonra işten çıkmıştım ve bu videoyu izleyip halen orada çalışan arkadaşlarla geyiğini yapmıştık. gültepe tarafında bir yerden geliyorlardı bize, boğaziçi sanırım.

ek: arkadaşlar hasta mısınız, özelden göt resmi istemeyin, evli barklı kadındı, ayrıca oradan ayrılalı 5 sene olacak neredeyse*

ek 2: bu huhucu yavşaklar ağzı kokan, dişi sinek görse ardından bakacak tipler, öyle düşünün. o yüzden bana güzelleme yapmaya çalışmayın yok özgürce iş yapmaya çalışıyor falan diye, aylarca her gün beraberdik bunlarla. ayrıca bunlar kim ki tebliğde bulunuyor aq, allah görse bunları yarattığına pişman olur.

edit: ufak yazım düzeltmeleri.
(#146771552)

arkadaş şöyle yazmış: “fransa üniter bir devlettir. lakin milliyetçi/kemalistler fantazyasına uymayacak ana dilde eğitim, ademi merkeziyet gibi medeni ilkelere sahiptir.”
ya yanlış biliyor, ancak bildiğini zannediyor. ya da kötü niyetli, yalan söylüyor.

sadece briton dilinde tabela bile kullanmak yasak fransa’da. ya fransızca ya da iki dilde kullanılabiliyor. anadilde eğitim filan zaten hayal.
görsel
görsel

https://en.m.wikipedia.org/wiki/breton_language

“therefore, no other language may be used as a language of instruction in state schools. the toubon law implemented the amendment, asserting that french is the language of public education.”

çeviri: “bu nedenle, devlet okullarında eğitim dili olarak başka bir dil kullanılamaz. toubon yasası bu düzenlemeyi hukukileştirerek, fransızcanın eğitim dili olduğunu ilan eder.”

geçenlerde fransız anayasa mahkemesi yine bask dilinde eğitim vermenin anayasaya aykırı olduğu yönünde bir karar verdi.

http://basquetribune.com/…he-supremacism-of-french/

edit piafh: ama daha karpuz kesecektik, niye gittin ki?
görsel
gece gece ölüp eşe dosta yük olduk iyi mi..

hayatım böyle geçti, aman kimseye yük olmayım. her işimi kendim yapayım olmadı eşin dostunkini de yapayım. bıraksalar kendimi kendim gömerim. öyle manyaklıklar.
yanlış ve yanıltıcı başlık ve içerik. sizin imkansız bu dediğiniz aslında inandığımız herhangi bir canlının püf diye son haliyle var olması.
kimyasal tepkimeler ortada biyokimyasal süreçlerle canlı oluşması ve evrimle nesilden nesile değişerek ve çeşitlenerek her türlü canlı türünün kendi kendine oluşması gayet de olası. (bkz: biyokimya)(bkz: abiyogenez)(bkz: evrim)

edit yoluyla birkaç cevap:
insan rastgele mi oluştu
hayır, evrim gayet öngörülebilir, doğrulanabilir ve test edilebilir bir doğa yasası, insanlar ve dahi tüm canlı türleri de kesinlikle rastgele oluşmamış basamak basamak çevreye uyumlu küçük değişikliklerin birikmesi ile oluşmuştur, kesinlikle rastgele değildir, çevre koşulları yüzde yüz bilindiği taktirde evrim yüzde yüz öngörülebilir bir süreçtir (bkz: grip aşısı)

atomlar vs ne yapacaklarını nereden biliyor
tabiki bilmiyorlar çünkü bilmek eylemi için bir nörolojik yapı gerekmektedir. atomlar fiziksel yasaları, kimyasallar kimya yasaları, hücreler ise bazı biyokimyasal süreçler ile sürüklenmektedirler. hiçbirinin bilmekle alakası yoktur olması da gerekmez. mesela çaya attığınız şekerin de çözünmesi için çözünmeyi bilmesi gerekmiyor diğerlerinin de hiçbir farkı yok.

o zaman bu yasaları yaratan olmalı
eh geriye elimizde bir tek bu argüman kaldı ama artık burası bilimsel değil felsefi bir bölüm, ben de derim ki o zaman yaratıcıyı da yaratan olmalı. yoo o kendi kendine var olabilir diyorsanız o zaman bir şeylerin kendi kendine var olabileceğini kabul etmişsiniz demektir bu da baştaki argümanınız ile çelişir.
kısaca özetleyecek olursak;
"tanrının hiç yaratılmadığını hep var olduğunu savunuyorsanız, maddenin hiç yaratılmama ihtimali de bir o kadar mantıklı gelebilmeli."
her mecrada kürtçe dil özgürlüğü elimizden alındı diyen pkk'lılar, paris'in göbeğinde türkçe slogan atıyorlar.

kürtçe yalanı bir kez daha deşifre oldu.

mesele ne kürtlerin seneler önce yaşadıkları sorunlar, ne de kürtçe.

mesele sadece vandalizm, terörizm ve korku ortamı oluşturup sıradan insanlara zarar vermek.

fransa pkk'ya destek verdikçe, besleyip destek verdikleri teröristler kendilerine saldırır oldu.

fransa akıllanır mı, tabi ki hayır.

pkk terör örgütüne destek olan, finansal destek sağlayan, teröristleri koruyan ülkelerin tümünün geleceği nokta bu.

sırada kuzey avrupa var.
ölümüne savaşan bağışıklık sistemim sağolsun; "ya onlar, ya biz" deyip ateşi 41'lere dayayarak az daha harcıyordu beni. (bkz: r yok)

41 derece ateşle acile yattığım günün üzerinden neredeyse 2 hafta geçti.

hala boğaz ağrısı, ateş, halsizlik. arada bonus mide bulantısı.

iflahım kötü oldu.
kadının derhal yakalanıp cezaevine gönderilmesi lazım. sen kimsin ablacım sana saldıran köpeklere kendini ikram etmiyorsun, tadına bakmalarına izin vermiyorsun…

yakında turistler bizi hindistandaki ineğe tapma mevzusu gibi köpeğe taptığımızı falan düşünecek. çünkü bu kadar sokak köpeğinin başka mantıklı açıklaması yok. he yalanda değil ülkede hatrı sayılır bi köpektapar nufusu var.
çok tartışılır ve emsal oluşturur. pozisyonda rakibe ne kadar zarar verdiği değil, yaptığı hareket önemli. kırmızı kart için rakip oyuncunun burnunun kırılması gerekmiyor. üstelik vara rağmen böyle bir karar çıkması ortalığı yangın yerine çevirecektir önümüzdeki günler, haftalar.
sanırım hükümet kamuoyu ve saha araştırmaları yapıyordur, zira oy vermeyecek olan zaten vermez ancak %50 altı bir zam oranı, iktidara oy verecek olanları da muhalefet bloğuna çeker, zira memur son kertede cebine, mutfakta tencerenin kaynayıp kaynamadığına bakar.

%50 altı bir orana en fanatik iktidar seçmeni dahi oy vermez.
100 lirayla karakalem cizimlerine baslayabilirsiniz. tek ihtiyaciniz olan bir kalem ve bolca kagit.

internette cok uygun fiyatli eskiz baslangic setleri var.

youtubede de bircok ders var

edit.cok mesaj aliyorum birkac link birakayim,

bu alabileceginiz eskiz baslangic setleri linki :

https://www.hepsiburada.com/…i&siralama=yorumsayisi

bunlarda birkac youtube linki:

https://www.youtube.com/watch?v=2xr0th8wefe

https://www.youtube.com/watch?v=oh1w55e5opq&t=1s

https://www.youtube.com/@themaxiartist
yanlış önerme.
ben etrafımdaki herkesi everdim. üstüne çocuk bile yaptılar, okula yolluyorlar.

bugün iki tanesi ile görüştüm. birini kocası iş için ankara'ya gidiyormuş. "ohhh bee" diye bayram ediyordu. 5 sene önce evlendiler, aşk evliliğiydi. şu an adını koyamasa da psikolojik şiddet görüyor, geçen sene boşanacaklardı, gün vs alınmıştı. 15 gün kala vazgeçip çocuk yaptılar.

bir diğeri ise karı-koca memur. babasıyla sıkıntılı bir ilişkisi vardı, taa gençliğimizden beri. kendisini sevdiğini belirten ve niyeti "ciddi" olan ilk adamla evlendi. sonrasında adam, arkadaşımı ailesiyle yaşamaya ve hatta kapanmaya zorladı. şimdi 2 çocukları var ve arkadaşım 2 çocuk, ev ve geçim sıkıntısı ile mücadele ediyor.

bir diğeri daha var. o, liseden beri birlikte olduğu çocukla evlendi. ama zaman içinde yonttuğu ve ikisi de olgun ve geçinmeye gönüllü oldukları için büyük krizler yaşamadılar neyse ki*. sağ olsun beyi evde ütü vs yapan minnoş biri. ama sorsan ilişki sönmüş durumda. bir de oğlanın aile tarafından kardeşleri biraz sıkıntılı, kızın babası alkolik ama işte yine birbirlerini iyi idare ediyorlar.

benim etraftan gördüğüm, genel anlamda kadınlar kocalarından şikayet etmeyi seviyorlar. adamların ne olup bittiğine dair en ufak fikirleri yok. bence ortalama bir adam, ortalama bir kadının bir gün içerisinde kafasından geçenleri 24 saat boyunca tecrübe etse, kafası patlardı.

2 çocuklu olandaki o ince pişmanlığı seziyorum.
ha, ben bekarım diye her gün alemlerde değilim. hatta tek başınalık epey zor. hayat arkadaşı ya da yol arkadaşı müessesesine inanırım. yolda yürürken sohbet edecek, yorulunca yaslanacak birilerinin olma fikri bence güzel.

ama evlilikler bu çerçevede kurulmuyor. ilişkiler de öyle. genel bir fiziksel ve/veya ruhsal birbirini s*kme anlayışı hakim.
evlenince de birbirimizin hayatını s*kmiş oluyoruz genelde.

yöneticim "evlilik bir altın kafes; bekarlar girmeye, evliler çıkmaya uğraşıyor" demişti geçenlerde.
şahsen ben etrafımda pek iyi örnek görmediğim için, bu işi ciddi boyutta düşününce korkuyorum çünkü 5 sene önce düğününde göbek attığımız insanlar ya boşandı ya da şu an çok da mutlu değiller.

doğrusu, güzeli nerede bulunur bilmiyorum. ama evlilik olgun ve doymuş insanların işi, bunu anladım.
onun da bir yaşı yok. gerçekten kısfmet.
varla yok arası bir şey. ne sağı belli ne solu belli. giyince dünyanın en savunmasız ve özgüvensiz insanlarından birisine dönüştürme özelliği var. terliğini yanında getirmeyi unutanlara daha güzel bir ceza olamazdı herhalde.
troll de olsan başka bir şey de, bunu söyleyemezsin oğlum. hani mesela cephe savaşlarında bir saat belirlenir ve o saatte karşılıklı iki düşman ordusu birbirine saldırmaz, kendi ölülerini toplar. senin yaptığın o anda da düşman askerine ateş açmaya benziyor. sen orospu çocuklarının şahısın be.
altılı masadaki 5 partinin doğu anadolu, iç anadolu ve karadeniz bölgesindeki seçmeninin yüzde 60'ıdır. siz hala sıfır nokta bilmem kaç diye küçümseyin. seçim gecesi kk yüzde 40 aldığında hiç şok geçirmeyin. siz saadet partisi'nin bağcılar'daki seçmeninin rte yerine kk'ya oy vereceğini veya konya'daki gelecek partililerin rte varken kk'ya mühür vuracağını düşünüyorsanız veya rize'deki iyi partililerin kk diyeceğini düşünüyorsanız size pembiş rüyalar..kk 40-45 arası bir oy alır en fazla. kk aday olursa seçim gecesi saat 10 gibi balkon hazırlanıyor haberleri düşmeye başlar. 11'e doğru da reis çıkar mekke kazandı kudüs kazandı der siz de apışıp kalırsınız.
bu espri ahmet kaya kültür merkezinde yaşanan olay için değil. orada sadece gösteri için bulunan insanlar için de değil.
bu espri teröriste yataklık yapan besleyen fransa hükümeti için. türkiye'yi bölmeleri için yetiştirdiği sahip çıktığı binlerce masum insanı katleden pkk destekçisi fransa için. ellerine silah verip eğitip benim ülkemin doğusuna gönderen fransa için. gün gelir o besledigin teröristler silahlarını sana çevirir, demek için. bunu anlamak zor değil ama işte trollük yapmak anlamazdan gelmeyi gerektirir.
dişe dokunur bir rakip geldi mi yeniliyorsak bu sezon da bizimkilerden bir bok olmaz. ayrıca hakkını yememek lazım ts geçen seneden daha başarılı ve bence daha oturaklı futbol oynuyor. adamlar nefes aldırmadı bize. haklarını yiyen çarpılır.
acziyet içerisindesin. mutluluğun ve mutsuzluğun bir gülüşe, akan bir gözyaşına, doların yükselişine, işe geç kalışına bağlı. ruh halin bir terazinin iki kefesi gibi. yaşananlar seni dengede bırakmıyor. etkileniyorsun. iplerin çoğunlukla başkalarının ellerinde, nereye çekilirse.
yani maalesef 200 tl bazi insanlar icin hala buyuk para.

bu sebeple tasak gecmek yerine oneride bulunmak istiyorum.

200 tlyi kulagina damlatacagin seviyeye gelene kadar biriyle iliski yasama.

kabuguna cekil ve kendini insa et.
20 tane mail adresi açıp oyunu her mailinden alan hayvanlar yüzünden giremiyoruz.
açık konuşayım bu başlıklar benim anksiyetemi çok azdırıyor, aldatılan biriyseniz burada yazılan her şeye ister istemez çekinerek bakıyorsunuz, hayata karşı şüpheci yaklaşmaya başlıyorsunuz, hiç sağlıklı değil bu başlık, burayı okuyorum, instagrama giriyorum gördüğüm şey 17 yıldır başkalarının çocuklarına babalık yaptığını öğrenen adam, karanlığa giden tüm yol bir şüphe ile başlıyor ve şu an tam da yerindeyim
burada güzel güzel adamın hatalarını anlatmaya çalışıyorlar fakat histerik ronaldo fanları " siz onun boku bile olamazsınız, istediği her şeye ulaştı o adam siz de asgari ücretle çalışmaya devam edin " yazmış. ne alaka amk herifi eleştirmek için ondan daha yetenekli ve daha iyi hayat standartlarına mi sahip olmak gerekiyor. rooney, neville, scholes, ten hag gibi adamlar da elestirince kızıyorsunuz. senden benden daha yakınlar bu herifler adama ve üstelik bizim göremediğimiz şeyleri görmüşler.

tanım: piyasaya ilk çıktığı dönem komple bir futbolcu iken istatistik uğruna santrafor mevkisine geçmesi.
bilimsel geçerliliği olmayan subjektif yorumlarla markaların istasyonlarındaki yakıt kıyaslanmış.

aynı yolu, aynı devirde, aynı sürede, aynı yükle, aynı hava şartlarında vb. kısacası bütün değişkenleri eşit tutarak, denemeler yaparsanız işte o zaman görüşünüze itibar edilir.
arkadaşlar nolur artık diziyi yazanlar için sizin beğenip beğenmemenizin siklerinde olmadığının farkına varın. dertleri para olsa zaten acun'un anlattığı gibi gelen yüksek teklifi reddetmezlerdi. adamların derdi istedikleri şeyleri yapmak.

yani 3.sezondan keyif almadıysan çözüm artık basit, 4. sezonu izlemeyip bir daha bu başlığa uğramayacaksın. bu adamlar istedikleri şeyleri yapacaklar. her sezon belki daha deneysel takılacaklar. zaten anlatıyorlardı. bir bölümsde biz hiç olmayacağız. başkalarının macerasını izleyecekler ve sonda biz beş saniye görüneceğiz gibi.

bu sezonu beğenmediysen bırak izlemeyi. kafa sikme artık nolur. biz beğenerek izlemeye devam ediyoruz. ve sayımız az değil.
"kaybetmesi."

ulen hayatımızı siktin be. şu başlığa anlık olarak sağlık, aşk, huzur, mutluluk, para vs. yazmak bile gelmedi aklıma sayende.

bir düş yakamızdan bi defol git artık yeter. ömrümüzü yedin ömrümüzü vallaha billaha yeter. bırak üç gün insan gibi yaşayalım.
starbucks ta bir kahve alıp 10 saat oturan kızlar gibi, burda da en ucuz menüyü alıp 10 saat oturan ikiz yarma meksikalılar vardır, müdür de gelip kalkın kardeşim artık demez.
"paşa artık 80 yaşındaydı. hayatının yarısını siyasette geçirmişti. 10 hükümet kurmuş, pek çok darbe girişimini önlemiş, sayısız isyan bastırmış, bir de suikast atlatmıştı ama yine de kimselere yaranamamıştı. yorgundu."

"anıtkabir'i son ziyaretinde oturduğu iskemleden şehri süzerken, bütün o idam fermanları, savaş meydanları, parıltılı üniformalar, heyecanlı kalabalıklar, öfkeli nutuklar, kalpaklar, fraklar, kasketler geride kalmış gibiydi.
paşa veda eder gibi salladı şapkasını...."

görsel
(bkz: ismet paşa)*

açlık, yokluk, yoksulluk, çeşitli hastalıklar vardı. halk savaştan çıkmış, adeta küllerinden doğmuştu, döneme uyum süreci zor geçiyordu, bir de üstüne ata'sını kaybetmişti ki sen bizi ikinci kez savaşa sokmadın, "babasız" da bırakmadın...
saygı, sevgi, sonsuz minnetle paşam. huzur içinde uyu...
son birkaç yılda avrupa'ya göç etmiş olup, üç beş kuruş youtube geliri elde etmek için, sürekli market fişi videoları çeken, ülkesinden, anadilinden, ailesinden, anılarından 8 bin km uzaktaki soğuk ve ruhsuz kanada'nın ormanlarında termosta kahve içerken insanca yaşadığına inanıp, buna türkiye'deki garibanları da inandırmaya çalışan, 'bakın siz sürünürken ben kanada'nın ormanlarında insanca kahve içiyorum' videoları çeken samimiyetsiz ve sığ youtuberlar; türkiye'dekiler sürünüyorlar, evet, buna muhalif değilim, ama, sizin yaşadığınız hayat da zavallıca değil mi? türkiye'de kalanlar kaybediyorlar da siz gerçekten hiçbir şey kaybetmiyor musunuz?

göçmenliğin gerçeklerine hiç değinmeyip, ekşi sözlük dahil, sosyal medyada sürekli hava atıp, ego kasma peşinde olan, avrupa'nın bireysel, ruhsuz, kasvetli hayatından hiç bahsetmeyip, yurt dışı gerçeklerinden bihaber yaşayan türkiye'deki gençler tarafından poh pohlanıp, üç beş fazla fav alabilmek için, yaşadığı anlamsız, ruhsuz, aidiyetsiz ve kimliksiz hayatı gizleyip ya da kabullenemeyip, sırf avrupa'da yaşadığı için kendisini ayrıcalıklı göstermeye çalışan, avrupa'ya şu son yıllarda göç etmiş eğitimli(!) türklerin artık kendilerine çeki düzen vermeleri gerektiğini düşünüyorum.

türkiye'nin son yıllarda içinden geçtiği buhranı biliyoruz. o ülkeyi bu hale getirenlerin hiç utanmayacaklarını da biliyoruz.
fakat sizin, yani son birkaç yılda yurt dışına göç etmiş olanların, gerçeklerden kopuk yurt dışı hikayelerinizin, bu tür trajedilere katkısı olmasın lütfen!

sadece çok üzgünüm. rahmetlinin ailesine sabır diliyorum.
bu yolculuğa çıkmadan önce seni tanımış olsaydım "karşıya geçmeyi başarmış olsan da cennete düşmüş olmayacaksın arkadaşım" derdim.
bana iğrenç bir anımı hatırlatan genç. bir ara facebook’ta da benzer görüntüler dolaşmıştı. o görüntülerdeki genç bendim. cidden. ironi yapmıyorum, trollemiyorum. teyzenin biri durakta inmek için ayağa kalkmıştı, yerine ben oturmuştum. otururken de ayaktaki kadınlardan birinden izin almıştım, sol ayağım protez olduğu için ayakta durmakta zorlanıyordum çünkü. fotoğrafı öyle bir açıdan çekmişlerki durakta inmek için ayakta bekleyen teyze başımda bekliyormuş da yer vermiyormuşum gibi. o fotoğrafı sosyal medyaya salan orospu çocuğu müthiş etkileşim almıştı, fotoğraf yıllarca elden ele dolaştı ve fenomen olmuştu. bu konuyla alakalı ne zaman bir olay çıksa o fotoğrafı kullanıyorlar. fotoğrafta şapka kullanıyorum ve ensemin üstündeki saçlar dalgalı. o günden sonra şapka kullanmamaya başladım ve saçlarımı kısa kestirdim. ulan ben 1990 yılından beri, bir trafik kazası sonucu sol ayağımdan engelliyim. ayağımın ağrımadığı tek bir günü bile hatırlamıyorum. daha bu yıl 38 bin tl para verip protez yaptırdım ve protez çöpe gitti. tedavime harcadığım zamanın ve paranın haddi hesabı yok. bir de üzerine linç yiyorum. yolda biri tanısa üzerine bir de dayak yiyeceğim. toplumsal adalet savaşçılarının hedefi oldum resmen. olm çok zoruma gidiyor bu durum…

ekleme: devlet o chopart protezlerin 1500 tl’sini karşılıyor. bakın 38 bin tl verdiğim protezi bile kullanamıyorum devletin önerdiği protezle sakat kalırsınız.

ekleme: şimdi tekrar arattım da onedio’ya bile düşmüş fotoğraf. olm elimdeki kağıtta da protezin adı vardı hatta. abartmıyorum. o kağıdı medikalciden alıp doktora götürüyordum. doktor yanlış protez yazmasın diye. çünkü daha önce yaşamıştım böyle bir durum. yanlış protezi almak zorunda kalmıştım. 5 senede bir protez hakkım olduğu için değiştirememiştim. babam cebinden para verip yaptırmıştı. off babamın bana harcadığı paralara girmeyeyim şimdi…