Sık geçen başlıklar

atomların rastgele birleşip insanı oluşturması 3

ekşi'de gör
100 yıl ortalama ömrü olan primatın 14 milyar yıllık süreçteki olasılıkları kafasında hesaplayıp bu kalemi kim üretti diye bir argümanla çıkagelmesinden sonra çok da sorgulamamak lazım.
dawkins tanrı argümanının mantıksızlığını ortaya koyarken burada bahsi geçen görüşü kitabının nihai boeing 747 adlı bölümünde ele alır.

nedir buradaki mantık hatası kısaca açıklayalım.

fred hoyle diye bir adam var ve bu adam diyor ki, dünyada hayatın kendi kendine ortaya çıkma ihtimali, güçlü bir kasırganın bir hurdalığa vurarak tesadüfen parçaları boeing 747 oluşturacak şekilde birleştirmesinden daha fazla değildir. özünde bu başlıkta da izlenen mantık budur. evrimin belirli prensipler dahilinde gerçekleşen bir süreç olduğunu anlayamayıp, bir insanın oluşumunu atomların rastgele birleşip insanı oluşturması gibi zanneden yaradılışçıların sevdiği bir analojidir bu boeing 747 analojisi.

dawkins buna "olasılıksızlıktan kanıt" der. buradaki temel problem, "rastgele meydana gelmek", "kasıtlı tasarımın yokluğunda meydana gelmek", "kendiliğinden meydana gelmek" gibi senaryoların mantıksal olarak aynı şeymiş gibi yutturulmasıdır.

oysa doğal seçilim rastlantısal değildir. belirli doğal kurallar çerçevesinde, bir düzen içinde, anlık bir mucize ile değil milyonlarca yıl süren çok küçük değişimlerle etkisini gösterir.

evrim dediğiniz şeyin rastlantısal bir şey olmadığını, darwin kalkıp angraecum sesquipedaleye bakarak xanthopan morganii denen bir canlı türünü hiç görmeden tahmin edebilmesinden anlayabilmelisiniz. (bkz: charles darwin/@highpriestess)

yani ortada analiz edilerek, gözlem yaparak sizi doğru sonuçlara ulaştırabilen koca bir bilim dalı varsa orada rastgelelikten söz edilemez. bir şeyin yaratıcı olmadan meydana gelmiş olması, o şeyi doğanın ilkelerinden bağımsız olarak tamamen şans eseri bir biçimde var olmuş yapmaz.

"bir gezegende kendiliğinden yaşamın oluşması kaçta kaç olasılık?" gibi sorular da evrendeki trilyonlarca galaksiyi, o trilyonlarca galaksiden sadece biri olan samanyolu'ndaki 100 milyar gezegeni düşününce pek yaradılışçılara hizmet edecek bir sonuç vermez.

şöyle anlatayım: 100 milyarda 11 tane sıfır var. 2 trilyonda 12 sıfır var. bunları birbiri ile çarpıp, paydaya koyup, şimdiye kadar yaşam bulabildiğiniz gezegen sayısını da paya yazarsanız ateistlerin de "bir gezegende kendiliğinden yaşamın oluşması kaçta kaç olasılık?" sorusuna zaten "çok büyük olasılık yeaaa" diye cevap vermeyeceğini anlayabilirsiniz.

bir de 4 milyar yıllık "evrimsel başarı"dan söz edebilir miyiz, ondan da hiç emin değilim zaten. buradan bakınca pek başarı gibi görünmüyor da.*
yanlış ve yanıltıcı başlık ve içerik. sizin imkansız bu dediğiniz aslında inandığımız herhangi bir canlının püf diye son haliyle var olması.
kimyasal tepkimeler ortada biyokimyasal süreçlerle canlı oluşması ve evrimle nesilden nesile değişerek ve çeşitlenerek her türlü canlı türünün kendi kendine oluşması gayet de olası. (bkz: biyokimya)(bkz: abiyogenez)(bkz: evrim)

edit yoluyla birkaç cevap:
insan rastgele mi oluştu
hayır, evrim gayet öngörülebilir, doğrulanabilir ve test edilebilir bir doğa yasası, insanlar ve dahi tüm canlı türleri de kesinlikle rastgele oluşmamış basamak basamak çevreye uyumlu küçük değişikliklerin birikmesi ile oluşmuştur, kesinlikle rastgele değildir, çevre koşulları yüzde yüz bilindiği taktirde evrim yüzde yüz öngörülebilir bir süreçtir (bkz: grip aşısı)

atomlar vs ne yapacaklarını nereden biliyor
tabiki bilmiyorlar çünkü bilmek eylemi için bir nörolojik yapı gerekmektedir. atomlar fiziksel yasaları, kimyasallar kimya yasaları, hücreler ise bazı biyokimyasal süreçler ile sürüklenmektedirler. hiçbirinin bilmekle alakası yoktur olması da gerekmez. mesela çaya attığınız şekerin de çözünmesi için çözünmeyi bilmesi gerekmiyor diğerlerinin de hiçbir farkı yok.

o zaman bu yasaları yaratan olmalı
eh geriye elimizde bir tek bu argüman kaldı ama artık burası bilimsel değil felsefi bir bölüm, ben de derim ki o zaman yaratıcıyı da yaratan olmalı. yoo o kendi kendine var olabilir diyorsanız o zaman bir şeylerin kendi kendine var olabileceğini kabul etmişsiniz demektir bu da baştaki argümanınız ile çelişir.
kısaca özetleyecek olursak;
"tanrının hiç yaratılmadığını hep var olduğunu savunuyorsanız, maddenin hiç yaratılmama ihtimali de bir o kadar mantıklı gelebilmeli."