Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
aksiyon filmi tadında takip ettiğim protestolardır.

yalnız dikkatimi çeken bir konu var kürtçe atılan tek slogan "biji serok" diğer sloganlar hep türkçe atılmış yakıştıramadım. ana dilde protesto hakkı verilmeli

ayrıca türk yetkililerin bu olaylardaki kişileri bir şekilde tespit edip türkiye'ye giriş yasağı koyması gerektiğini düşünüyorum yakında bize iteleyebilirler.
tanıdık bir iş yeri var, patron akrabamız. ben de bir süre çalıştım.

patron türkiye şartlarında iyi biri. 7 kişilik kadro, lise mezunu olması ve çok parlak olmamasına rağmen (marketten pil yerine pinpon topu alan cinsten) patron asgari ücret üstü maaş verir. öğle yemekleri şirketten, fazla mesai ya bir etkinlikle (dışarıda yemek) ya da harçlıkla karşılanır vs.

böyleydi demek daha doğru çünkü son iki sene bu çalışanların maaşları asgari ücrete yakınsadı, haftada bir çıkan etli öğle yemeği ayda bire düştü, artık doğum günleri mado'da değil iş yerinde ucuz tatlılarla kutlanıyor. yakında bunlar da gidecek, hatta kadroda küçülme bile olabilir.

kısacası şirket, çalışanıyla patronuyla enflasyon karşısında ezildi. bu durumun tek doğrudan sebebi ise hükümetin ekonomi politikası. büyük şirketler milyarlık krediler alabilirken, vergi borçlarını affettirirken, kaçak işçi çalıştırırken; işini kanuna göre yapan küçük işletmeler can çekişmekte. çalışanların durumu daha feci, eğer ailesiyle veya sahip oldukları evde yaşamıyor olsalardı hiçbiri devam edemezdi. ülkede o kadar verimsiz bir ekonomik sistem var ki evde boş boş duran adam çalışandan daha iyi durumda, en azından yıpranmıyor.

bu tip süreçler bir iki sene sürse hadi dişimizi sıkalım diyebiliriz ama durum hiç öyle gözükmüyor.

sadece bir gözlemde bulunmak istedim.
türkiye'de gerçekleşmekte olan durum. kapalı alanda sigara yasağı olmasına rağmen, istisnalar hariç, neredeyse bütün meyhanelerde sigara içilmesine müsaade ediliyor. ne bakanlık, ne vatandaş, ne polis kimse müdahale etmiyor. bu konuda herkes başını kuma gömmüş durumda.

olan benim gibi sigaradan hazzetmeyen insanlara oluyor. şimdi bi kaç sığ arkadaşın “madem sigaradan hazzetmiyosun niye meyhaneneye gidiyosun” diye yorum yapacağına adım gibi eminim. içki içiyorum diye sigara içmek ya da sigara dumanına maruz kalmak zorunda mıyım? ayrıca kurallara uyup mekanında sigara içirtmeyen meyhanelerin suçu ne? kurallara uymak mı?

artık bu konu hakkında birileri harekete geçmeli. çünkü kör şeytanı oynamaktan ben kendi adıma yoruldum. kapalı alanda sigara içirten meyhaneler alenen suç işliyor ve cezasız kalıyolar. toplum sağlığı için bunun önüne geçilmesi lazım.

edit: başlığı altında yazılanlara görünce bu ülkeden bi bok olmayacağını anlıyosun. adama kapalı alanda sigara içmek yasak diyosun, toplum sağlığına zarar veriyosun diyosun, gelişmiş bir toplumda yasalara uyulması gerekir diyosun, adam "meyhanede sigara içmek benim keyfim yeaaaaa, karışmayın bi keyfimize de, sigara içmiyosan gelme meyhaneye" diye sığ bi cevap veriyo.

o zaman ülkede herkes keyfine göre hareket etsin. mesela sen insanlara tokat atmaktan mı hoşlanıyosun, git sokakta gördüğün herkese tokat at. sonuçta bu senin keyfin. başkalarının sağlığı senin umrunda değil. neden böyle yapıyosun diyenlere de "bu benim keyfim yeaaaa, sen de sokağa çıkma o zaman" diye cevap ver, konu kapansın.

sonuç olarak laftan anlayan dostlarıma anlatmak istediğim şu, kapalı alanlarda sigara içilmesi yasak. yasa diyorum yasa. yasaları keyfine göre delemezsin. delersen işte o da senin yıllardır eleştirdiğin sistemin çocuklarından bi farkın olmadığını gösterir bu. ha yarın yasa değişir, meyhanelerde sigara içilmesi serbest bırakılır o zaman saygı gösterilir tabi ki bu duruma. biz de ona göre meyhaneye gider ya da gitmeyiz. olay bu.
üst edit: müzisyenim, her şey ben sahnedeyken gözümün önünde cereyan ediyor.

işim gereği sürekli alkollü mekanlar ile çalışıyorum. artık hemen hemen her gün, başlıkta bahsettiğim şeyi profesyonel meslek olarak yapan kadınlar görüyorum. olay şöyle gelişiyor.

*önce sosyal medyadan bir erkek ile tanışılır.
*erkeğin buluşma teklifi kabul edilir.
*erkek daha önceden anlaşılan mekana götürülür.
*erkeğin ne içersin sorusuna viski, şampanya vs. şeklinde cevap verilir. genelde bir kaç şişe şampanya patlatılır. çünkü mekanlar patlatmalık şampanyayı çok komik rakamlara alıp, hesaba bin katı fiyat yazıyorlar.
*yüklü bir hesap gelir ve hesap erkek tarafından ödenir.
*hesabın belli bir yüzdesi kadına verilir.

bu hikayede mekan kazanır, kadın kazanır, yanan ise erkek olur. çünkü her seferinde hesap ödendikten sonra kadın bir şekilde tartışma çıkartıp mekandan hızlıca ayrılıyor. hiç abartmıyorum aynı mekana aynı gün içinde 5-6 erkekle farklı saatlerde gelen kadınlar var. bu kadınların günlük kazancı ortalama 3-4 bin lira civarında.

her gün geldikleri mekanı da hiç tanımıyormuş gibi davranıyorlar. misal her geldiğinde, adamın yanında garsona "lavabo nerede?" diye soruyorlar asdfghj.

tanım: hem içip, hem eğlenip, üzerine para kazanan kadınlardır. etik mi? orasına siz karar verin.
almanya'da kaç tane türk nazi almanlar tarafından öldürüldü, evleri kundaklandı, katledildiler. bi açın bakın almanya'daki ırkçı kurbanı türklere, sayılarına.

gördünüz mü şöyle bir görüntü?

bu ülkedeyken sırf türk diye sokakta vahşice masum çocuk, bebek, kadın, insan öldüren bir örgüte; pkk'ya sempati duyanlardan ve bunu normal bulanlardan ne bekliyorsunuz? bunların kodlarında var teröristlik. biraz daha ileri gitse bomba patlatıp fransız bebek çocuk da öldürürler fransa sokaklarında, etraf kan gölüne döner.

şimdi uğraşsınlar, zerre umrumda değil. hatta daha fazla "özgürlük savaşçısı" istiyorlarsa gönderelim, uçak biletlerini de biz verelim.
ya kusura bakmayın ama bunun futbolla bile alakası yok.
dünyanın en futboldan anlamaz adamına bile, trabzonspor maçında, trabzonspor lehine hata yaptığı için 5 hafta maç verilmemiş adamı, 5 hafta sonra yine trabzonspor maçına verdiklerini söylesen, o da hadi oradan canım der.
aynı şekilde bu adam 5 hafta önce trabzonspor aleyhine hata yapıpta yine 5 hafta sonra bu maça atansa, yine aptalça der, yine saçma bulur, yine itiraz ederdim.
artık çok net bir şekilde bu işlerin fenerbahçe, galatasaray, beşiktaş, trabzonspor'dan bağımsız, art niyetle yapıldığını düşünüyorum.
fenerbahçe'liyim, trabzonspor'da bugün bizi yenebilir, hiç şaşırmam çünkü trabzonspor güçlü bir takım ve evinde her takımı yenebilir.
ama şu hakemi şu maça atayıp gereksiz yere herkesi germek, bu bambaşka bir kötü niyet.
kibir…

ben bu tayfada ilginç bir özgüven ve kibir olduğunu farketmiştim. üniversite yıllarında fetönün henüz fetö olmadığı yıllarda çevremizde çok sayıda arkadaşımız bu tayfanın mensuplarıydı. giyim kuşam, tavırlar falan benzerlik arz ediyordu ama kibir çok ilginçti.

müslüman adamdan daha alçak gönüllü, mütevazı bir tavır bekliyorsun ama bunlar çeşitli ortamlarda nasıl gazlanıyorlarsa kendilerini bir başka frekansta hissediyorlardı. islamî götü kalkıklık nedir ben bu yavşaklarda gördüm.
kasıt felan yok köpek yana kaçtı sanıyor sonra salak köpek arabanın önüne geçiyor tekrardan. hayvan gibi yüksek araçlarda insan çıksa önünüze görmezsiniz.

böyle her şeyi kendinize göre yontuyorsunuz ileride gerçekten köpeklerin üzerine sürenler haber olduğunda kimse umursamayacak.
dalga geçiyorsunuz ama tarihi bir olaya tanıklık ediyor kanada ve amerika. son 40 yılda olmayan bir polar vortex inmeyi başardı. bildiğin buzul çağını yaşayacaklar.
ota boka trol başlığın açıldığı sözlükte bu arkadaşın bu tarihi soğuk için başlık açmış olmasını niye bu kadar eleştirdiniz anlamadım.
komedi gibi bir bakanlık, ve komedyen az saçlıya sorulması gereken en önemli sorular silsilesi.

“madem bunlar terörist niye dışarıda?”
“işe girerken temiz kağıdını nasıl aldılar?”
“aylardır belediyeye ve iştiraklerine terörist doldurulduğuna dair delilleriniz var ise niye bu saate kadar beklediniz”
“saç ekimi yaptırmayı düşünüyor musunuz?”

ve gelelim bu olayın suçlularına;
1) terör örgütüne bağlı olan bu kişileri hala yakalamayan içişleri bakanlığı
2) işe giriş adli sicil kaydını temiz veren adalet bakanlığı
en büyük suçlu ise sigorta poliçesi basan yazıcı sesini seven adam.

ayrıca işe giren adamların terör bağlantılı olup olmadığını anlaması için 221b baker sokağından sherlock holmes' u çağırmayan imamoğlu'na ben de çok kırgınım.

rezalet zamanların içinden geçiyoruz..
ben bazı gençlerin kapalı kadınlara özellikle yer vermediğini düşünüyorum.

çünkü kapalıların otomatik olarak akp'ye oy verdiğini düşünüyorlar ve bu yüzden de hayatını, geleceğini siken partinin sempatizanlarına otobüste yer vermeyerek intikam alıyorlar

böyle düşünenler doğru yapıyorlar valla asla taviz vermesinler. o otobüslerde siyahisi, suriyelisi, türkmeni her boku var. böyle olmasını kim istediyse cefasını da çekecek. milletin ayakta anası sikilirken buna sebep olanlar oturarak giderse " ohhh akp sayesinde her şey mis gibi ilerliyor " düşüncesinden çıkamazlar. gençler de bu zihniyetin bokunu çekmeye devam ederler.

yaşlıların esas hayıflanması, sorusu " gençler neden yer vermiyor ? " olmamalı. esas soru " bu amına kodumun otobüsleri neden her saat hınca hınç dolu, neden 85 milyonluk nüfüsün 25 milyonu istanbul'da yaşıyor, bu cins cins insanlar nereden geldi amk ? " olmalı.

(bkz: metrobüste yanına kimseyi oturtmayan siyahi kadın)
seneye siyaseti bırakıp ya yurtdışına yerleşir ya da yaşam koçu vs gibi bişey olur en fazla. hayatımda vasatın bu kadar el üstünde olduğu, bu kadar saçma bi dönem yaşamadım gerçekten.
kazim aga dedenin icindeki çingeneyi cikardi helal olsun. maraaabalaaaar kumesinize donun falan.. istanbul beyefendisi ayaklarinda siir okuyodun dede bey kismetse olur varosuna dondun iki dakikada
son sezonun son bölümünü az önce bitirdiğim dizi. feyyaz, güzel kardeşim, ekibinde her yaptığını alkışlayan, ohaa lan mükemmel oldu diye seni gazlayan bir lavuk olduğunu düşünüyorum, mümkünse kendisinden kurtul.
mültecilere leblebi gibi vatandaşlık dağıtılıyor siz hala bu anketlere güvenip ak parti düşecek zannetmeye devam edin. min. %5 mültecilerden oy araklayacaklar. türkiye halkının kaderini bir de bu çöl bedevilerine siktirecekler.
sinirlari icinde 10 milyon ne idügü belirsiz adamin yasadigi bir ülkede güvenlik politikalari uzmani gibi bir is yaptigini belirten sahis.

ısin garibi adamin zihniyeti o 10 milyon it kopugun ülkede kalmasini isteyenlerle ayni.
benimdir bu. ne yazık ki günümüzde çalışmayan kadın denildiğinde aklıma hep " sizinle eylendi, benimle evlendi", "kocam bey", "canım çekti diye gitmiş gofret almış" diye bütün gün storyler atan çatal bıçak takımını paylaşan kadınlar geliyor aklıma.
iyi hayırlı olsun.

#zeynep_bastık_sözlüğün_yakasını_bırak
#özgürekşi
#pizza #korona #izmir_escort #ifşa #pizza #kısmetseolur #zam #pasif #fahrettin_koca #sma_bebek #istanbul_sözleşmesi_yaşatır #reis_erdoğan #vegan #dolar #eyt #asgari_ücret
normal er olarak girip önce onbaşılık sonra çavuşluk terfisiyle başarı merdivenlerini bir bir çıkarken, baktım sonra uzman çavuşluk ordan tuğgeneralliğe kadar uzayacak konu, dedim böyle olmaz, sivilde manita bekliyor. aldım tezkeremi.
"ay aman inş. kimseye bir şey olmasın" goygoyunu bir kenara bırakırsak, ibb iki kere mühürledik, mühürü kırdılar girdiler diyor. bundan çıkan sonuç:

-mührün bir bağlayıcılığı yok. kır gir.

-mührü kırmanın caydırıcı bir cezası yok.

-böyle bir restoranı belediye, il sağlık vs vs kapatamaz, gücü yetmez. belki reis talimat verirse bir kaç gün kapatırlar, sonra tekrar açılır.

-hak hukuk zengine işlemez, garibana işler.
kendisi yalova üniversitesi'nde hocaymış
asıl gerçeği bağlamından koparıp saçma bir argümanla haksızlığı savunan bir üniversite hocası.. yeni türkiye'nin üniversite hocaları bunlar işte.
özgür demirtaş da bütün yıl boyunca alacağı zammı bekliyordu amk.

yazık bu adamın dersine giren öğrencilere..
ayrıca (bkz: kim takar yalova üniversitesi hocasını)
saçma videodur.

-kamera neden işeme hadisesinden önce açık?
-abla işerken gram istifini bozmuyor.
-ablayı geçtim markette kimse istifini bozmuyor.

kurgu desen bunun kurgusu mu olur amk? değil desen apaçık bir taciz eylemi var.

madem bir bok yiyeceksiniz, bari kız işemeye başladıktan sonra başlatsaydınız videoyu. her haliyle mantıksız.

edit: aldığım mesajlardan ve alttaki entry'lerden anladığım kadarıyla kurgunun da ötesinde bu bir fanteziymiş. ben yaşlanmışım sözlük, yeni nesil gümbür gümbür geliyor.*
bu tür başlıkları okurken memur düşmanlarının argümanları aynı hep. bir b.k yapmıyorlar , solitare oynuyorlar falan. geçin arkadaşlar o işi. 2-3 kurum dışında öyle yayıla yayıla çalışan bir memur yok. tapulara,adliyelere, nüfus müdürlüklerine, hastanelere vs gidin memurlar nasıl çalışıyor. önceden nispeten az is yoğunluğu olan nüfus müdürlüklerindeki personeller bile suan başımı kaşıyacak vakit bulamıyor. adliyedeki iş temposunu bir görün. normalde üst dereceye gittikçe çalışma saatleri azalır derler ya, hakim savcıların bile nasıl çalıştığını bir görün. arkadaşlar devlet kurumları sandığınız gibi yerler değil artık. çoğu kurumda alt kademe memurun yaptığı işlerde milyonluk riskler var. işten atılma korkusu yok diyorsunuz ama yapılan mobbinglerin haddi hesabı yok. özellikle polislerde ve jandarmalarda. mesai parası yok, yol yok, yemek yok çoğu kurumda. sandığınız kadar kolay işler de yapmıyor memurlar. karşınıza asık suratlı yaşlı memurlar görüyor, kötü davranıyor bunu tüm memurlar böyle yapıyormuş gibi davranıyorsunuz. benimde çoğu kuruma isim düştü, vatandaşın işini göreyim diye durduk yere başına sorumluluk alan bir sürü memur da var. karşılaştığınız kötü tipler yüzünden özverili çalışan memurların hakkını da yemeyin. misal a101 e giriyorum, bazen saçma sapan kasiyerlerle karşılaşıyorum. bunu görüp tüm a101 çalışanları böyle diyemem. aklınızdaki su tabuları yıkın artık. memurluk da öyle aman aman kolay değil. beğenmiyorsan işten çık özel sektöre gir demek de aşırı sacma. arkadaşlar herkes ekmeğinin peşinde. memurluğunda kendine göre artıları eksileri zorlukları var , özel sektöründe. nasıl asgari ücretli maaşının artmasını isterse memurda ister.
bok gibi top oynuyor bugün. devrede çıkmazsa kesin kırmızı görür.
benimdir. her bir ilişki biterken kendi kendime, "herkes böyle değil, sonunda karşına düzgün bir kadın çıkacak" dedim. ama tecrübelerim sonucu tüm kadınların aynı olduğunu gördüm.

- tüm ilişki kendi mutlulukları etrafında oluşturulur ve her geçen gün onları mutlu etmek zorlaşır
- sürekli onların güvensizlikleriyle uğraşırsınız
- yaşları ne olursa olsun kafaları çocuk gibidir; gerek eğlenirken çocuk gibi eğlenirler, gerekse de çocuk gibi küslerler, surat asarlar, vs.
- hemcinslerine karşı inanılmaz bir kıskançlık beslerler ve bu yaşıtlarıyla sınırlı kalmaz
- kendileri mükemmelmiş gibi sürekli sizin psikoanalizinizi yaparlar, ama size bir eleştiri yapma hakkını tanımazlar
- sizin hatalarınız sürekli hatırlatılırken, siz onların hatalarını hatırlattığınızda kafayı geçmişle bozmuş biri etiketini yapıştırırlar
- ayrılık ve boşanma gibi konularda bir erkeğin asla ulaşamayacağı bir acımasızlık sergilerler
- sonuç işlerini gördüğü sürece yalan söylemekte bir sorun görmezler
- duruma göre karakterlerini uyarlarlar, hayatları boyunca rol yaparlar