Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
anlayamadınız degil mi? dinin insanı ahlaka sevkettiği falan yok ve hicbir zaman da olmayacak. sağduyu, yalnızca akıl devreye girdiğinde anlam kazanır. masallar ve korku ile değil.
üst edit: tenmak ile iletişime geçildi umarım dönüş yaparlar.

konu medya gündeminde:

https://www.cumhuriyet.com.tr/…n-kaynagi-ne-1930814

--- tümrad ---

"seviyeyi ölçen sensörlerde arıza oluştu"
radyoaktif iddiasına ilişkin tümrad (tüm radyoloji teknisyenleri ve teknikerleri derneği) cumhuriyet'e açıklamalarda bulundu.

dernekten yapılan açıklamada, "manisa'daki radyoaktiviteyi ölçen sensörlerde oluşan arıza nedeniyle uyarı verildi. radyoaktivite değerlerinde tehlikeli bir durum mevcut değil" denildi.
--- tümrad ---
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

manisa'da olağandışı radyoaktivite hareket gözlemledim. dün gerçekleşmiş. sebebini merak etmekteyim. şu anda avrupa'da tespit edilen en yüksek radyoaktivite seviyesi türkiye'de, manisa’da görünüyor.

görsel

görsel

kaynak: https://remap.jrc.ec.europa.eu/simple.aspx

sonrasında manisa ile ilgili biraz araştırmalar yaptım. 2014 yılında manisa’nın köprübaşı ilçesinde 1970-1980 yılları arasında faaliyet gösteren uranyum cevher alanlarından ve işletme tesisinden, dünya genelinde izin verilen yıllık radyasyon değerinin tam 140 katı radyasyon ölçümü yapıldığını öğrendim.

2014'deki değerleri yorumlayan yrd. doç. dr. enver yaser küçükgül, bölgedeki dere yataklarından akan suyla kirliliğin demirköprü barajına, oradan da gediz yolluyla ege denizine ulaşması söz konusu. biz alanda gama ışınlarını ölçtük. elde edilen değerler birleşmiş milletler atom enerji komisyonunun tanımladığı yıllık değerin 140 katı. biz 16 mikrosivert ölçtük. türkiye'de böyle bir sayı yok. bu sayı fukişima'da 40. çernobil'in karadeniz kıyılarına yıllık etkisi 0.50 mikrosivert düzeyinde. açıklamalarını yapmıştı. dün (27 nisan'da) ölçülen değerler ise günlük dağılımda 2 mikrosivert, saatlik ise 45-50 mikrosivert'e yakın radyoaktivite gamma değeri tespit edildi. beni endişelendiren durum saatlik olarak ani çıkışın sebebi.

yetkililerin açıklama yapması gerektiğini düşünüyorum..

edit:

konuyla ilgili 2014 araştırması: https://t24.com.tr/…0-kati-radyasyon-olculdu,248809

bazı arkadaşlar nano mikro olayına takılmış onun da hesaplamasını yapabilirsiniz:

olay günlük veribazında almayın, saatlik olarak 45-50k nanosivert değeri tespit ediliyor. 45k nanosivert = 45 mikrosivert değerine denk geliyor. 2014 yılında ölçülen değerin nerdeyse 3 katı. ben sadece uyarmak istedim.

https://www.convert-measurement-units.com/…entdosis
asıl rezaleti son cümlesinde olan üzücü olay.

"ben sonrasında 5 gün boyunca acile gittim. doktorlar her seferinde 'bir şey yok' dedi. durumu ağırlaştı. aydın'a sevk ettiler. o gün yoğun bakıma alındı. 12 saat sonra yaşamını kaybetti" diye konuştu.

sorumlularının en ağır cezayı almasını diliyorum.
yanlışım varsa düzeltin; nasıl yani daha önce istanbul il başkanını fetöcü ilan ettiği, genel başkanını terör işbirlikçisi olarak nitelendirdiği, ilk 4 maddeyi değiştirmeye çalışmakla itham ettiği, üniter devleti parçalamaya teşebbüsle suçladığı iyi parti'yle mi ittifak yapacakmış sayın özdağ?

hani şu video çekip parmak sallayarak suçladığı meral akşener'den işbirliği mi bekler olmuş? hani şu sarı muhalefet dediği.

işte omurga, işte türk sağı...

%0,5 oy oranını seyreltmeden mi kullanıyorlar acaba? seçim yolunda belki kazanamayacaklar ama mustafa sarıgül ile ümit özdağ'ın bu sürece ve hayatımıza neşe kattıkları tartışılmaz.

o değil de, akp millet ittifakı'nı parçalama hevesinden vazgeçmeyecek, orası belli oldu. çok dikkat etmek gerek.
bu konuda pegasus yerinde olmak istemezdim. çalışanları bi bok yemiş. kurumun zerre alakası yokken dallamanın biri burada "pegasus çalışanları" diye başlık açmış. işinde gücünde olan kurum bir anda ortada kalmış. yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal. cezalandırsan ayrı bir güruh tepki gösterecek, bana ne desen ayrı bir güruh tepki gösterecek. ilk defa bir kurum/firma için üzülüyorum sanırım.
bu millet çabuk unutur.

rte'nin seçimi kaybetmesi ihtimalini güçlendiren olayların üzerinden epey zaman geçti. eğer tazeyken seçim yapılsa rte kaybederdi ama olaylar hep unutuldu. unutulacak.

etkisini her gün hissettiren tek şey ekonomik kriz. ancak onun da dezavantajı “alışmak”. dolar ilk 6-7 liralara fırlayınca herkes battık bittik diyordu; yemin ediyorum dolar 18 lirayı gördüğü gün bu kadar tepki verilmemişti. çünkü zaten 6'yı gördüğümüz gün batmıştık.

her gününü türlü gündelik meşguliyetlerle geçiren ve insan gibi yaşamayan türk halkı artık sağlıklı düşünce yetisini kaybetti. bir suya 5 lira vermek veya depoyu 1000 liraya fullemek insanlara anormal gelmiyor artık. işte bu “alışmak” çok tehlikeli.

eğer doğru kişi aday olmazsa vay halimize.
annem her bayram rahmetli babamın elini öperdi. sorduğumda bana baban benden büyük derdi. ki ikisi de eğitimli, devlet memuru insanlardı. yobaz bir aile de değildik özellikle belirteyim.

eskiden büyüklere saygı vardı. anne, baba, eş, dost fark etmez. insanlar büyüklerine saygı gösterirdi ve o insanlar hâlâ bu saygıyı devam ettiriyor.

tabii zaman değişti. yeni nesilde böyle bir şey yok ve bu gayet normal. tıpkı eski nesil kadınlarının kocalarının elini öpmesi gibi. bir bıraksanız artık? size saçma gelen şeyler bazılarına gayet normal gelebiliyor.
gördüğüm en kötü geri dönüş oranına sahip doğa olayı. takipçi sayısı 4 milyon, videonun izlenmesi 6 bin, beğeni sayısı 78. düz 78. böyle bir şey nasıl mümkün olabiliyor yahu? ben şarkı yapsam ve bunu paylaşsam eminim 78'den daha fazla beğeni alır. anlamadım bu işi.
temel ihtiyaçlarını bile karşılayamadığı bir hayatı makul gören halk.

edit:daha kolay anlaşılması için, yakın zamanda batan ülkelerden yunanistan'da halk bizdeki mevcut durumdan daha iyi bir vaziyetteydi. demek ki halk iktidarın cebine müdahalesine izin vermedi.
bizde yatak odamıza girmişler, evin her köşesini talan etmişler.
kimi umutsuz şekilde kenara çekilmiş izliyor,
kimi ses çıkarıyor, yargının keskin kılıcıyla tanışıyor.
bir de stockholm sendromlu arkadaşlar var.
evine yapılan baskını alkışlıyor.
hayvan bile kaçıyor kadından.
bu nasıl hayvanseverlik.

hayvanlar ve çocuklar sevildiğini hissederler. bakın köpek bile olayın şov olduğunun farkında ki kameralardan ve kadından acele ile kaçıyor.

edit : ilgili sahne şovun 30. saniyesinde görülebilir.
açılın öğretmen özellik tespit ekibi geldi dediğim avanak listesi.

ülkede herkes işini severek yaptığı için öğretmenler kesinlikle öyle olmalı zaten.

ülkede herkes sabırlı ve vicdanlı. öğretmen de öyle olmalı.
eğitimin kalitesini artırmak için öneriler, steam yöntemi ve projeleri üzerine tartışmalar, takip edilen akademik yayınlardaki makaleler üzerine yapılan brainstormlar, pedagojik formasyon ve eğitim yöntemleri güncellemeleri noktasında dünyayla entegre olmak için takip edilen yabancı yayınlar üzerine konuşuluyor hep. şaka lan. borsa-kripto, futbol, araç alım-satım, siyaset ve sınav ücretleri dışında bir şey yok.
birbirlerinden farkı görüşlere sahip olan ve bunu söylemekten kesinlikle çekinmeyen; tek amaçları içinde bulunduğumuz saçma sistemi bir an önce tarihe gömerek liyakatli kadrolar oluşturmak olan siyasi parti liderlerine 6'lı ganyan muamelesi yapan yazar ve onunla aynı fikirde olanlar;

kaybedeceksiniz! kaybedeceksiniz! kaybedeceksiniz!
bu alkol zamları vs sorumlusu sadece hükümet değil. bunun en büyük sorumlusu "şimdi alkol zammına karşı açıklama yaparsak muhafazakar seçmenin tepkisini çekeriz" kafasında olan muhalefettir. göreceksiniz hükümet değişse de bu alkol fiyatları vs değişmeyecek. iktidarın 20 senedeki en büyük icraatı muhalefeti de kendi istediği çizgiye oturtmak oldu.

bu ülkede tarikat yurdunda çocuklara tecavüz edilirken; alkol tabu haline getirildi buna da en büyük çanağı muhalefet tuttu. en baştan beri bunun normalleştirilmesine karşı durulmalıydı. senin ibb başkanın muhafazakarların ruhu incinmesin diye belediyenin sosyal tesislerinde alkol sattırmıyor. ama chpli bodrum, muğla vs belediyeleri çatır çatır satıyor sosyal tesislerde. şimdi sorarım chp'ye sizin duruşunuz ilkeniz ne? nabza göre şerbet mi yoksa "kardeşim biz chp olarak duruşumuz kamu alanlarında alkol satmamaktır" mı?

edit: aşağıda bir gerizekalı "suçlu yine gılışdar" diye ironi yapıyor güya. suçlu gılışdar kardeşim. bunların içinden çıkan siyasal islamcı babacan bile "alkol fiyatları astronomik seviyede" diyor. senin ana muhalefet liderin alkolün a'sını ağzına almıyor. ya her boku geçtim adam alevi onu bile söyleyemiyor. senin ibb başkanın gizli gizli yemek sofrasında şarap falan içiyor. alkol masasında rakı, viski saklayıp foto çeken ünlülerle taşşak geçerken iyi peki bu muhalefetin yaptığının taşşak geçtiğiniz durumdan farkı ne?

edit1: ya arkadaşlar siz neden okuduğunu anlamakta zorlanan insanlarsınız? sizce ben bu işin tek sorumlusu muhalefettir demiş olabilir miyim? ben muhalefetin bu konudaki tepkisizliğine isyan ediyorum. üstelik savunduğunuz chp güya sizin yaşam tarzınızı süren seküler bir parti. oy verdiğiniz partiden hesap soramayacak kadar malsanız eleştirdiğiniz insanlardan farkınız ne?
çocukluğumuzdan beri bizlere zorluklarla mücadele etmek, ısrarcı olmak, vazgeçmemek, pes etmemek gerektiği öğretildi. karşımıza imkânsızlıklar çıktığında bile mutlaka bir yol bulmak zorunda hissediyoruz kendimizi.

bütün kahramanların öyküleri mücadele üzerinedir. onlar böyle yaptıkları için kahraman olmuşlardır. biz de onların nasıl kahraman olduklarını çok iyi öğrendiğimizden, hepimiz kahramanlığın “asla vazgeçmemek” olduğunu biliriz

fakat hayat her zaman direnmekle yaşanmıyor. öyle anlar, öyle durumlar var ki artık gerçekçi olmak ve o işin olmayacağını, yürümeyeceğini kabul etmek gerekir. kabul etmek ve vazgeçmek gerekir.

vazgeçmesini bilmemek, yarının fırsatlarını geçmişe kurban etmek demektir,çıkmaz sokakta geri adım atmak ilerlemek sayılır der eskiler. yol çıkmaza girdiyse vazgeçmeyi bilmeli insan. yeteri kadar emek verildiyse ve artık bizi mutsuz ediyorsa, sıkı sıkı tuttuğumuz o şeyi bırakabilmeliyiz. bazen emek boşa gitmelidir.

bazen vazgeçmeli, kendimizi hayatın ön planına almalıyızdır.

vazgeçmeyi bilmeli insan, çünkü dünya zihnimizdeki o ütopya değil.
köy takımı diye dalga geçilen villareal, kendi iç dinamikleriyle geçen yıl uefa kupasını almış,bu yıl juventus ve bayerni eleyerek yarı finale çıkmış ve karşısında dünyanın en iyi iki takımından biri ile karşılaşmış, tüm dünya bu takımın başarısını takdir ederken ekşiciler kıran kırana maç izleyemedikleri için çok üzülmüşler.vah vaahh!
ulan şu haksız rekabetin zirve yaptığı ortamda şöyle bir seviyede bu adamların beraberliğe oynamaktan başka şansı mı var! aslında iyi direndiler ama bugün şans onlardan yana değildi.karşında böyle bir takım varken şansın da seninle olması lazım ki birşeyler yolunda gitsin.liverpool çok üst bir seviye yapacak çok bir şey yok!
dünyanın en doğru önermesi olabilir bu.
mühendis adam akıllıdır,
mühendis adam çözüm odaklıdır,
yokluğu bildiğinden kıymet bilir, el üstünde tutar.
zengindir -değilse bile potansiyeli vardır-
bu yüzden en iyi koca mühendis kocadır

doktoruymuş, öğretmeniymiş bosverin bacılarım
gelin kendimize iyisinden bir mühendis koca bulalım.
salak bir influencer'a onbinlerce lira verip reklam yaptırmak yerine kişi başı birer ikişer tl dağıtarak onbinlerce kişiye reklam yaptıran e ticaret devi. aslansın amazon.
elazığ'da deprem sonrası vatandaşa satılmak üzere yapılan toki evlerini incelemek için süleyman soylu, murat kurum gibi akp'li isimlerin yer aldığı programda yaşanan olaydır.

vatandaşlar duşakabinin küçük olmasından yakınırken, elazığ belediye başkanı şahin şerifoğulları '' “senin duşakabinin mi vardı önceki evinde? buna dua etmezsiniz zaten hiçbir şeye dua etmezsiniz” diyerek vatandaşı azarlayıp şükretmesi gerektiğini söylüyor. polisler de sonraki darp olayı ile ilgilenmiyorlar.

link

tipik akp despotik kafası: modern putlarımıza tapınacaksınız, biz sizin putunuzuz, bize tapınacaksınız. bizim keyfimiz ne isterse odur, siz tebaamızsınız, söz söylemeye hakkınız yoktur. şükredin lan!
izmir belediyesine girmek istediğimi erzincandaki alevi derneği üyesi arkadaşımla bir sohbet arasında konuştum. ben hallederim dedi. istersen istanbul'a sokalım seni dedi. sorarlarsa aleviyim diyeceksin dedi.

siktiri çektim, devranın bir gün liyakata döneceği günler için bekliyorum.

hatta izbeton'un hdp'lilerin elinde, büyükşehirin komple alevi eleman işe aldığını da azıcık araştırırsanız öğrenirsiniz.

akp için rizeli şerefsizler neyse, chp için de tunceli bölgesindeki aleviler aynı boktur. benim için nüfuzunu kullanıp haketmediği işe giren şerefsizdir. bu böyle biline.

edit: özelden yazan arkadaşların hepsi alevi ve inanın hepsi bu ülkede liyakat istiyor, bu ülkede adamcılıkla değil, hepimiz bir olursak güzel günler görürüz.
nar ekşisi sıkılmıyor dökülüyor da konu o değil. neden nar ekşisi salataya dökülmez. bugünün öğretici konu başlığına hoşgeldiniz.

edit: bayramdan sonra acilen hatay yöresinden nar ekşisi alacağım. tavsiyelere açığım.

edit : öğretici konu yazınca gülüyorsunuz ya sevgili suserlar, ben nar ekşisi ile sosunun birbirinden farklı şeyler olduğunu bilmezdim. bu başlıkta yazılanlar sayesinde öğrendim. en kısa zamanda ikisini de temin edeceğim. ne güzel yer burası ya* öğretici bilgiler dolu maşallah :)
şeffaflık ve diyalog.

sadakat talep edilebilir bir şey gibi gelmiyor bana. yani karşı taraftan sadık olmasını talep edemezsin, o karşı tarafın tasarrufunda. aynı şey senin için de geçerli. ilişkinin sonsuza dek sürmesini de talep edemezsin. gün gelir artık aynı duyguları bünyesinde barındırmadığını fark edip seni terk edebilir. olağan ve normal bir durum. ama şeffaflık ve diyalog aklınıza gelebilecek tüm senaryolarda gerekli bence. bir ilişki bitecekse diyalog kurulmalı, şeffaf olunmalı. karşı tarafta herhangi bir şüphe oluşturmak en son isteyeceğim şeydir. o yüzden ne olursa şeffaf bir şekilde anlatmalı ve diyalog yollarını açık tutmalıyız. hadi geçmiş olsun...
bir tuhaf başlık.

erkeklerin aldatma oranı %58
kadınların aldatma oranı %40 olarak ifade edilmiş.

buradaki tuhaf olan şey yüzdelik çoğunluk hemcinslerimde iken başlık kadınlar üzerinden açılmış.

neden diye düşündürdü istemsiz. toplum olarak aldatmak konusunda da oldukça cinsiyetçi bir tutum sergiliyoruz. kimse kusura bakmasın. sezarın hakkı sezara,ortada evli erkek abazalığı gibi bir gerçek varken ve evli erkeklerin aldatması uzun yillardir var olup cinsiyetin de avantajı ile erkek üzerinde ihaneti normallestirme yoluna gitmişken bu konuda da kadınlar üzerinden istatistik,arastirma,yorum fikir gibi şeyler yapıyoruz.

aldatmak yanlış değildir demiyorum,sadece bu konu el'e alinacaksa kadin ya da erkek olarak değil cinsiyet üstü ele alinmali ve her iki cinsiyet üzerinden de vurgu yapilmali fakat öyle bir hava var ki arkadaşlar sanki erkekler masum ama kadinlar daldan dala..

hayir aldatma konusu sırf kadınlar üzerinden konuşulacaksa sagda solda bulduğu her dişiye yürüyen evli erkek abazaları kim o zaman amk?
zatı- muhterem tam 73 asgari ücretli maaşına denk gelen maaş almaktadır. 1 lira hakkım geçiyorsa allah belalarını versin.

--- spoiler ---

üç maaşlı bakan yardımcısının aylık geliri yüzde 77 zamlanmış: 313 bin 870 tl
--- spoiler ---

link

edit: bu başlıktaki @ni dieu ni maitre nickli yazarın entrisi ( entry linki aşağıdadır ) konu hakkında çok güzel bir açıklama olmuş.okumanızı rica ederim.toplumda demokrasi ve bireysel haklar için talep olmazsa , insanlar sandığa "çocuğumun ataması yapılsın , falancanın işi görülsün " diye gitmeye devam ederse bunlar hep olacak.kamu hizmeti bir haktır , idarecilerin bahşettiği birşey değildir.

(bkz: #136753855)

edit 2: maaşın özel bankadan alındığı şeklindeki karşı yorum için lütfen aşağıdaki entriyi okumanızı rica ederim. yazara teşekkürler.

(bkz: #136760935)
bu israfil kurtcephe kim biliyor musunuz?

2008 yılında aü rektörlük seçimlerinde seçimlerin galibi yüzde 40'ın üstünde oy alan üniversitenin eski rektörü ve genel cerrahi profesörü mustafa akaydın olmuştu.

israfil kurtcephe açık ara ezilmişti. akademik geçmişi, uluslararası yayınları, idarecilik geçmişi akaydın'a kıyasla yerlerde sürünüyordu.

ama dönemin akpli cumhurbaşkanı abdullah gül, pek çok üniversitede yaptığı gibi milli iradeye saygısızlık ederek akaydının üstünü çizdi ve bu fetöcüyü o kadroya atadı.

neden böyle yaptığı ile ilgili de tek bir gerekçe sunmadı.

yani üniversitenin bütün kadrolarını fetöcüleştiren, kadın düşkünü bu herifi bizzat abdullah gül atadı.

başka sözüm yok.

edit: ayrıca akaydın döneminde akdeniz üniversitesi tıp fakültesi karaciğer nakli başta olmak üzere organ naklinde avrupa birincisi oldu. hacettepe ve ankara tıp mezunu son derece kalifiye hocaların yetiştirdiği genç cerrahlar akdeniz üniversitesi'ni hacettepe, ege, gazi, ankara tıp gibi bir türkiye markası yaptılar. hatta avrupa markası yaptılar. bu başarıların hepsi abdullah gül'ün atadığı bu rezil fetöcü sayesinde imha edildi. aünün sağlam hocalarının hepsi üniversitedeki siyasi ortamdan kaçıp ya özel muayenehanelerini açtılar ya da memorial, medicalpark gibi özel hastanelere gittiler.