Sık geçen başlıklar

robert de pacino 18

ekşi profili
geçenlerde dolmuşa bindim...
ya var ya kokudan gözün yaşarır.
bi de çok belli ki, sadece o anın kokusu değil.üzerindeki elbiselere sinmiş bir ağırlıkta.
yani terliyor, eve gidiyor,yıkanmıyor ve aynı kıyafeti sabah tekrar giyiyor.ve kim bilir bu döngü kaç gündür süregelmekte.
bakındım tiplere...olur ya, adam ağır işçidir filan..hoş görecek sebep arıyorum.yok aga oyle işçi mişçi de yok araçta.
lan hadi sen farketmiyorsun...eşin koynuna nasıl alıyor ki? arkadaşın, konukomşunda mı yok teke gibi koktuğunu belli eden ?
kuduza yakalanmış gibi korkuyorlar sudan millet.

cidden inanamıyorum.
sabah bunu gördüğümde gülmüştüm.
anlatmak istediği şeyi güzel bi geyikle süslemiş diye düşünmüştüm.
yaşadığı sosyal çevresine ve kendisine ince bir eleştiri var şen şakrak.

başlığı görünce bakayım dedim...
ya bu kadar ciddiye almayın her boku angry birdler sizi...
45 yaşına geldim,hâlâ her konuşmamızda 'hiçç takma kafaya...bak baban aslan gibi burada !' demesi..telefonu kapatırken, istisnasız 'bir isteğin,ihtiyacın var mı? soru cümlesiyle kapatması.
ne bi' şey isterim, ne de dertlenirim aslında...duyar, bilir mutlaka..
hani o arabanın arkasında yazıyor ya; 'gölgesi yeter'...
yağmasan da gürle be baba...
söz veriyorum, ben de kızıma son nefese kadar 'baban aslan gibi burada' diyeceğim her telefonda.

öyle yok yere duygusallaşmalar bişeyler işte...
inanıp inanmak arasında tereddütlerimin olmasına rağmen, tüm özelliklerini barındırıyorum garip bi şekilde.
şaşırtıcı gelen, tanıdığım tüm insanlar da burçlarının belirgin yanlarını taşıyor olması.
sadece şu var; çok fazla yazar manipülasyona açık olduğunu yazmış. bu da mı koçluk yüzündenmiş yaa...
bu yanınızı bilenler için, büyük bir silahtır...iyi niyetli olmayan skip atar bu kanaldan...

evet biraz şeyiz...dobra dobra yaşayan, pazarlıksız...
satranç bilmeyiz biz.
ne mutlu içi dışı bir olan koçlara.
bunu yapıp, hiç durmadan ışıl ışıl gözlerle domatesini anlatanlar komik gelirdi eskiden.

alt tarafı maydonoz,dereotu,çiçek vs...yaa gözlerine bakıyorum her gün.

düşünsene;fidan dikiyorsun,tohum atıyorsun, sana meyve veriyor,sebze veriyor,hoş kokulu çiçek sunuyor.

bu yaşlanmak mı yoksa tam tersine toprağa bağlanıp,arınıp gençleşmek mi, tartışılır...
ne ev ahalisin,ne ana-babamın ne de kardeşimin gerçekten tanıdığını düşünmüyorum.
sadece 35 yıllık bir arkadaşım var,ahretlik derler ya,öyle.
hani ciğerini bilirim derler.
işin ilginci onu da ne eşi,ne ailesi...

insan bazı yanlarının sonsuza dek gölgede kalmasını istiyor...

edit: ulan okuyunca eşcinsel ilişki gibi hissediliyor.değiliz ona göre.
lgbt arkadaşlar alınmasın,sadece öyle olmadığı için editledim,yoksa keyfinize bakın sorun yok.

edit 2: sevgili gökkuşağı sakinleri,homofobik değilim!
ulan belki hatun var uğraştığımız,istemedik öyle gözükmek!
ne duyarmıs be!!!
tanrım biliyorum sadece işim düştüğünde hatırlıyorum seni.
nolursun sakinleştir beni.
içimi soğut.
tekrar bir çiçeği koklayabilecek kadar insan olmak istiyorum hepsi hepsi bu.