Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
bakıyorum, hashtag’i savunan entry’lerin çoğu şu bağlamda:

1) “orospu çocuğu hayvan düşmanları”
2) “nazi kampından hallice”
3) beslemeye devam edeceğiz

küfret, klişe kalıplarla tartışmayı sulandır, çözümsüzlük için inat et.

gerçekten bu çomaristan’dan bıktım artık.

arkadaşlar cidden anlamıyor musunuz?

mevcut durumu devam ettirirsek bugün 10 milyon olan başıboş köpek nüfusu birkaç sene içinde 20 milyon olacak.

ne olur artık söyler misiniz hangi çözüme razısınız?

“köpekler barınaklara götürülsün” yok barınaklar nazi kampı

“kısırlaştırılsın” yok üreme hakkı, yok o kadar hayvan kısırlaştırılamaz

“sahiplendirme yapılsın” hayır onların yeri sokaklar

“uyutulsun” orospu çocuğu canisiniz

e söyleyin o zaman ne olur nasıl çözülecek bu mesele?

çocuklar ölüyor çocuklar. ötesi var mı?

millet sokağa çıkamıyor, bisiklete motosiklete binemiyor. parka bahçeye gidemiyor.

dört köşe odada mı geçirelim ömrümüzü napalım??

çözümsüzlükte inat ederek, derdini anlatan insanlara en ağır küfürleri ederek felaket senaryosunu hazırlıyorsunuz farkında değilsiniz.
herife bak ya millet 30 yaşında ki arabaya biniyor yolda kalmıyor bu arkadaş 11 yaşında ki mercedesle yolda kalmış canım benim. o arabanın bakımları falan tamdır bahane üretip yeni araç peşinde koşmayın.

sizin müsrifliğinizden bugünlere geldik
artık cidden can sıkıcı bir hale geldi sokak köpekleri. eskiden köpek çeteleri ıssız yerlerde, dağ başında olurdu. artık her köse başı sokak köpekleriyle dolu. bazıları bu hayvanları besliyor, iki okşuyor ve güvenli sitelerine giriyor. o sırada "ayy ben ne kadar iyi bir insanım, bak ne güzel her gün köpekleri besliyorum" diye düşünüp keyifleniyor olabilirler ama emin olsunlar çok küfür yiyorlar. keza o köpekler orayı kendi mekanları belliyor ve gelen geçen herkese saldırıyorlar. ıstanbul'un köpek dolu bir semtinde yaşadım ve en sevdiği aktivitelerden biri akşam yemeğinden sonra kulaklık takıp yarım saat yürümek olan bir kişi olarak sokakta dolaşamaz hale geldim. her yerdeler her yerde. köpek ceteleriyle muhattap olmadan bakkala bile gidemiyorsun artık. iki arkadaşım köpekler tarafından ısırıldı. ben de artık "orada köpekler var" diyerek sürekli yol değiştirmekten bıktım. çok seviyorsanız köpeklerinizi gidip evinizde besleyin.
seytan konussana allasen. defans dortlu, mesut, irfan, mhy ve oynamasini istedigin tüm at hirsizlari oynuyor. ne diyorsun, memnun musun? bi aykut ya da emre eksik dimi hoca koltugunda. allah senin belani versin en kisa surede, fenerbahceyi seviyorum diyip sikmeye kalkan ve uzerinden beslenen senin gibi alçaklarin da allah belasini versin. ama seni fenerbahce taraftari unutmayacak, emin ol ali koctan ne denli nefret ediyorlarsa senden de ayni sekilde nefret ediyorlar. tek lokma ekmege muhtac olman dilegiyle, yok yetmez bi de felç kal.
the catrix'i çekselerdi bundan 50 kat daha iyi olacağına emin olduğum boktan devam filmi. filmin ortasında geçen 2. filmdeki fransız adam bu film hakkındaki düşüncelerimin hepsini özetliyor zaten. ayrıca filmdeki tek haklı karakter de bu adam. monica belluciyi benim elimden alsalar, ben de böyle delirirdim.
asosyal salaklara ve fakirlere asla sahip olamayacakları villaların, yatların, arabaların, gidemeyecekleri yerlerin sanallarını ucuza satıp onlardan gelen paralarla gerçek villalara, yatlara, arabalara sahip olma projesi.
aksini düşünün , herhangi bir 40 yaş üstü zengin adamin eşinden ayrılınca kendi yasinda biriyle beraber olduğunu yazmismi tarih. ahlaki güçlüler ve zenginler belirlemez. onlar bu durumdan istisnadır. aynı şeyi bir fakir yapsa sabah programında müge anlı, seda sayan adamı ve kadını topa tutar hiç utanmiyormusun , 4 evlilik üzerine 30 yaş küçük sevgili yapıyorsun. kızın ailesi cumhurbaşkanlığı ni göreve davet eder. ekşide 30 sayfa entry girilir. ama adam zenginse olay değişir, bir mantığı vardır.
terör örgütü ile bağlantılı ise bugüne kadar yakalamayan içişleri bakanlığı suçludur.bu insanların adli sicil kaydı temiz ise adalet bakanlığı suçludur. bu adamlar ile ilgili hâlâ işlem yapılmamış ise emniyet müdürlüğü suçludur. sıra ibb'ye gelene kadar suçlu olanlar yakalansa ülke düzelir.
- kredi faiz oranları çok yüksek,
- otomobil fiyatları absürt derecede yüksek, sindirilebilir fiyatların iki katı falan,
- bankalar 150 binden fazla taşıt kredisi vermiyor,
- bankalar 100 bin lira üstündeki krediyi 24 ay'dan daha fazla bölmüyor, bu da aylık 5 bin liradan fazla ödeme anlamına geliyor.

şimdi birisi çıkıp söyleyebilir mi, çalışıp parasını kazanan normal bir insan nasıl otomobil alacak?

alma diyenlere peşin cevabım, zaten almıyorum. soru şu; nasıl alacağız?
amk 1000 çalışanı merkez bankası 5 gün sonraki ay sonu tahminini tutturamiyor adam 7 ay sonraki dolar tahminini soruyor. tr de 24 saat sonrası dolar tahminini yapan zengin oluyor. 6 aylık tahmini tutturan peygamberligini ilan etsin
şu secenegi degil de şunu secseydim hayatım nasıl olurdu?

bu en merak ettigim seylerden biri, olasılıklar kitabı gibi, her farklı secimim için sekillenen farklı hayatlarımı en kucuk seçimden en buyuk secime kadar izleyebilmek isterdim.
size benden bir tavsiye, gittiğiniz yerlerde oranın insanlarının keyif aldığı aktivitelerde yer almaya çalışın. türkiye’deyseniz ramazan panayırına gidin bayram kutlayın, abd’de iseniz noel kutlayın. bunlar insanları yaklaştıran pozitif şeyler.

aksi halde uzaktan her şeye kulp takan yarrak gibi adam olarak parlıyorsunuz. kimse sevmiyor sizi, haliyle böyle toksik cümleler saçıyorsunuz.
adamın teki mülteci yazmış. ben öyle bir şey göremedim. o senin leş algın olmasın?
ya burada rakının "tadından" bahsediliyor, büyük bi dallama güruhu kötü addedilmesini " kötü mezeye, ortama, muhabbete" bağlıyor.

nasıl ki pırasa yemeği güzel muhabbetli bir masada muhteşem bir yemeğe dönüşmüyor, rakı da öyle. zaten ortam güzel olunca her içki güzel laleler.

rakının tadı iğrenç. yabancı insanlara da denettirdiler onlar da iğrenç dedi işte. ortamdan, muhabbetten, güzel mezeden bahsetme. rakının tadından bahset!
bazen insanın hayatında öyle dönemler geliyor ki çok fazla anlam yüklediği, çok fazla ciddiye aldığı bir platform vb. ya da başka şeyler tarafından hayal kırıklığına uğrayabiliyor ve kişi kendini bir boşlukta ve depresyonun ortasında bulabiliyor. o boşluğu kolay kolay bir şey dolduramıyor ama kitaplar işte böyle zamanlarda farklı varoluşlar, farklı hikayeler sunuyor kişiye.
bir erkege baktiniz ve icinizdeki ben bunu duzeltir adam ederim hissiyati kiprasmadi mi? hah iste o adam cok buyuk ihtimal aldatmaz sizi ama duzeltip adam edemiyeceginiz icin cekici de gelmiyecektir yapacak bir sey yok..
iş yerinde çaycı ve temizlikçilerle aram iyidir ama kankada değilim. sadece kolay gelsin iyi akşamlar gibi şeyler söylüyorum. isimlerini bilmem. diğer iş türlerinden farkını da göremiyorum.
çoğunluğu emekli ve geçim derdiyle ikinci işini yapıyorlar. konuşmam gerekirse abi, abla gibi hitap ediyorum.
iş iştir, insan insan. bir kimseyi geçim için yaptığı iş küçültmez. bu başlık bile anlamsız.
mis gibi çıkma teklifi vardı bir zamanlar. efendi gibi gelir sorarlardı, benimle çıkar mısın diye. kabul edersen sevgiliydin, etmezsen herkes yoluna bakardı. çıkma teklifi kalktı mertlik bozuldu. şimdi yeni biriyle tanışmak var. hoşlanıyor mu belli değil, seviyor mu alakası yok. sevgili desen hiç değil. flört falan diyorlar onu da anlamıyorum mesela ben. bitince anlıyorum haa bu flörtmüş diye. devir çok değişti ya. nesi vardı çıkma teklifinin ya abv.
adam "bir makine mühendisi olarak tasarımı bana dengesiz geldi" demiş. he amına kodumun. dünyanın en iyi üniversitelerinden mezun olan, dünyanın en zeki mühendislerinin 20 yıldır tasarladığı, 10 milyar dolar para haracanan teleskop dengesiz. bu adamlar bilmiyor, türkiye'nin sikko üniversitelerinden birinden mezun olan sen daha iyi biliyorsun.

bizim milletteki bu cahil özgüveni başka hiç bir millette yok.
büyücülükle ilgili olduğunu düşünmüyorum. son iki gündür malum şahsın düşüncesizce yaptığı yorumlardan sonra, köpeklerin ve köpeklere yemek-su verenlerin köpektapar etiketiyle yemediği linç kalmadı. sosyal medya üzerinde köpek aleyhtarı söylemler, sahada şiddetli bir eyleme dönüşüyor. sosyal mecralarda her gün hayvanları hedef gösterenler köpeğe bu işkenceyi yapanların sanaldaki izdüşümüdür. meçhul fail her kimse kişisel cehennemine yaşattığını yaşamadan gidemesin. artık yaptırım uygulansın demesin kimse de, çünkü her şey netleşti; hayvana şiddete hiçbir yaptırım olmayacak.
üç yıldır bir tane bile başıboş köpek görmeyerek gözlemlediğim durum.

insanlar o yüzden yürüme rotalarında rahatça yürüyebiliyor. parklarda, nehir ve kanal kenarlarında korkmadan bisiklet sürebiliyor. çocuklar sabah servis beklerken ailelerin içi bu konuda çok rahat. ek olarak türkiye'de yüz kişi başına üç kişi köpek besliyorsa burada bu oran rahat yüz kişide otuz falandır ve hiç saldırgan değil köpekler. agresif ırklarda hep ağızlık var ve polis tarafından düzenli kontrolleri yapılıyor.

geçen sene türkiye'ye memlekete geldiğimde yürüyüş yapalım dedik şehir dışına doğru her köşe başını köpek sürüleri tutmuş. bu ortamda nasıl insanlar rahatca spor yapıp bisiklete binebilecek?

iki sene önce kızkardeşim okul için servis beklerken onlarca köpek tarafından kovalandı eğer birşey olsaydı bunun hesabını kim verecekti? yan komşumuz türkiye'de bahçesinde pitbull cinsi bir köpeği başıboş bıraktı kaç kere ihbar etmemize uyarmamıza rağmen hiçbirşey olmadı aksiyon almak için bir çocuğu parçalaması mi gerekiyor?

gördüğüm kadarıyla -en azindan cevremde- sokak köpeklerini savunan kesimin sosyal statüsü daha yüksek ve hepsinin arabası var. arabanız yoksa sokaklarda her an aslanlara atılmış roma'da ki bir köle gibi parçalanabilirsiniz bunun empatisini yapamıyor mu bu kesim? benim arabam yok mesela gece dışarıya sigara almaya çıktığımda survival filminin icinde hissediyorum kendimi zamaninda bir arabanın üstüne cikmisligim var saldiridan korumak icin kendimi. diğer yandan agresif köpekleri tasmasız besleyen daha alt kesimden insanlara karşı neden hareket etmiyor güvenlik güçleri?

sokakta başıboş köpek sürülerinin olmasını savunanlarin bu durumu savunmaktan başka argümanı ne acaba yazarlarsa sevinirim.

son olarak saldırılar olduğu sürece bazı insanlar köpeklerden ekstra korkacak o yüzden avrupada herkes köpek seviyor ve besliyor korkmadan bu basit denklemi kuramamak çok kolay olmamalı.

edit: ayrıca aşağıda eleştirenler de pasaport ile hava atabilecek zihniyetteler ikiyüzlülük degil mi bu ahaha cümleyi nasıl anladıklarından belli oluyor algı kapasiteleri, okumaktan aciz oldukları;

görsel

görsel
penne* ise tavuklu, mantarlı, mısırlı, kremalı, körili hali.

fusilli* ise domatesli, sosisli, kaşarlı hali.

farfalle* ise bol sarımsaklı yoğurtlu, tereyağlı, salçalı hali.

boncuk ise garnitürlü, mayonezli, yoğurtlu hali.

spaghetti ise kıymalı soslu hali. örn: bolonez

linguine ise pesto soslu hali.

pipette ise bol peynirli hali. örn: bol kaşar, parmesan, yağlı beyaz peynir.

erişte ise bol tereyağlı hali.

arpa şehriye ise ankara tavası hali.

tel şehriye ise sadece pilavdaki hali.
geçim derdidir.
açlık sınırının altındaki maaşıyla ailesinin hayatını idame ettirmesidir.
öğretmen maaşıyla üniversitede iki çocuk okutmasıdır.
maaşının yarısını boktan, güneş bile görmeyen bir evin kirasına vermesidir.
gelişme çağındaki çocuğuna protein sağlayamamasıdır.
üniversitede okurken çalışmak zorunda kalmasıdır.
askere giderken otobüs bileti alacak para bulamamasıdır.
haftada 60 saat çalışıp asgari ücrete talim etmesidir.
parası olmadığı için düzgün sağlık hizmeti alamamasıdır.
ne kadar dertsizsiniz ulan siz. başlığa bak, yazılanlara bak. evet türk erkeğinin tek derdi penisi. nerede yaşıyorsunuz ulan ibneler!
yıllar önce sürekli gittiğim lokal plajın kafeteryasında oturuyoruz. o zamanlar dünyalar tatlısı bir cocker spanyelim var. plajın maskotu olmuş durumda. herkesin sevgilisi. uysal mı uysal sevimli mi sevimli bir kızcağız. çocuklar başta olmak tüm insanlar ve hayvanlarla arası iyi.

bir ara arkama baktım. bizim ginger'ın başında yedi sekiz yaşlarında bir oğlan çocuğu, elinde bir kargı, bildiğin gözünü dürtüyor hayvanın. kalkıp yanlarına gittim. yanına çömelip izah etmeye çalıştım. "bak" dedim "bu zavallıcık senin oyuncak ayın gibi değil, gözü bir kez çıkarsa tekrar yerine yapışmaz. çok da canı acır". ama baktım oğlanın umrunda değil. aldım elinden kargıyı. ginger'ı da yanıma çağırdım. yattı.

aradan bir vakit geçti. iki hanım arkadaşımla laflıyoruz. ana bir baktım, oğlan gene gelmiş bu kez ginger'ın kafasını yere doğru bastırıyor. yanında da bir arkadaş getirmiş, ona da tavsiye veriyor: "sen de yap, çok komik oluyor" diye. öteki çocuk, belli daha aşina hayvanlara, tersine geri çekildi. ben de daha fazla dayanamayıp, daha sert bir tonda *tamam bu kadar yeter, sen şimdi çekil köpeğin başından, bir daha da benden izin almadan dokunma ona" diye hafiften azarladım çocuğu.

birden hemen arkamızdaki masadan cırlak bir ses yükseldi:
"beyefendi kusura bakmayın ama benim çocuğum sizin köpeğinizden değerli"

şükür ki böyle anlarda soğuk kanlı davranıp, kontrolümü yitirmeden tepki verebilen hazırcevap bir mizacım var. dedim ki:
"hanımefendi, tamamen hemfikirim, benim için de oğlunuz benim köpeğimden değerli. işte tam da bu sayede şu an mikrocerrahide çocuğunuzun parmaklarını yerine diktirmekte değilsiniz. şimdi sizden ricam benim köpeğime verdiğim terbiyeyi sizin de oğlunuza vermeniz ki ben de köpeğim kucağımda veterinere koşmak zorunda kalmayayım! "

kadın bir afalladı. kem küm edecek oldu. kafeteryadakilerin kahkalarını duyunca öfkeyle oğlunun elinden tutup uzaklaştı.

diyeceğim o ki herkes o an aynı soğukkanlılıkla davranamayabiliyor. karşısında çocuğuna hayvan sevgisi aşılamaktan aciz bir insanoğlu hem suçlu hem güçlü bir şekilde cırlarken ağzından maksadı aşan cümleler de çıkabilir. o zaman *münferit hadiseyi arka planı ile değerlendirmeden bir yargıya varmayalım" derim.

buraya kadar zahmet edip okuyanlara sevgiyle selam ederim. sürç-i lisan ettiysek affola!
tribün mert hakan'ı ıslıklıyor ama top mesut'a gelince ses çıkaran yok. konu gruplaşma ise elebaşı mesut. rıdvan abisine gidip hocayı şikayet eden o. tribünün gücü mert hakan'a yetiyor. bu ayıp bizim taraftara yeter.
2.dozumu temmuzda olmuştum, 3. doz aşımı olmamın üzerinden 36 saat geçti. ilk 5 saat herhangi bir ağrı , ateş vs yaşamadım. sonrasında inceden ağrı,halsizlik ve ateş başladı. gece boyunca kabuslardan dolayı uyuyamadım. çok fazla su tüketimim oldu. gün içerisinde de kol ağrım artmakla birlikte vücudumdaki kırgınlık hiçbir şey yapmama izin vermedi. tüm günümü yatarak geçirdim .kolumda ağrı ve koltuk altı lenflerimde ağrı mevcut. ilaç kullanmayı çok sevmememe rağmen bir parol aldım şimdi. umarım yarına daha iyi olurum.

ayrıca 15. dozu yaptıracak dahi olsam şu anda elimizden gelen tek şey bu. lütfen olun aşılarınızı.
yıllar evvel üçünü çektirmiştim. üniversite hastanesi olunca, ağzımın içine sıçmışlardı. bir hafta çorbayla beslendim. yanaklarım davul gibi gezmiştim. maymunlar cehenneminde ay yüzlü bi maymun var ya, kafası tepsi gibi olan. aha işte öyle bi forma kavuşmuştum. insan içine çıkamadım lan. şerefsiz patron sağolsun, o halde şehir dışına gidip duruşmaya girmişliğim var. bi hafta boyunca, yanımda bebeklerin diş ağrısı için kullanılan bi merhemle gezmiştim. tadı da güzeldi hea, muz aromalı mıydı neydi, hala hatırlarım. duruşmadan onbeş dakika önce ağzımı açabilmek ve ağlamadan konuşabilmek için merhemi boca etmiştim. önceki beyanları tekrarlarken bile gözlerimden iki damla yaş süzülmüştü. yolda karşılaştığım bi arkadaş, şiş yüzüme bakıp halime üzülmüştü. üniversite hastanesine gitmeye karar verirseniz diye yazıyorum bunları.
yorumların yarısı "dolar düştü" ibaresi barındıran bir müşteri popülasyonu barındıran satıcıdır. 2 yıldır 7-8 bandında gezen doların 11 lira olmasına dolar düştü olarak yaklaşan insanlara her şey müstehak. daha bir ay önce dolar 10 lira oldu denilince herkes şok olmadı mı? balık hafızalılar. ayrıca adamın fiyatını beğenmediysen kesersin çeneni almazsın. zara'da bu mont niye 1500 tl diye kavga ediyor musun?

müşteri her zaman haklıdır sözü dünyanın en aptalca tespitidir.