Sık geçen başlıklar

james webb uzay teleskobu 4

ekşi'de gör
şimdi kafaları karışık çok insan var görüyorum ki. şöyle ufak bir yazı yazayım dedim, jwst (james webb space telescope) dünya dışı yaşamı nasıl bulabilir, ile ilgili. bundan sonraki süreçte bizleri neler bekliyor? en azından yapılacak çalışmaların ve araştırmaların bir bölümünden bahsedeceğim, detaya inmeden. çok özet yazacağım. söz.

şimdi öncelikle evrende ki (şu anlık) bildiğimiz tüm yaşam türleri karbon bazlı. silikon bazlı yaşamda olabilir ama bu konuda neredeyse hiç bir şey bilemiyoruz henüz. o yüzden bunu geçiyorum. karbon uzayda en fazla miktarda bulunan 4.element. buna yönelikte haliyle bir yaşam arıyorsak uzayda, bunun karbon temelli olacağını öngörüyoruz.

sıvı haldeki su, atomların molekül oluşturabilmesi için en uygun ortam diyebilirim. sıvılarda atomlar daha rahat hareket edip birbirleri ile etkileşime geçebiliyorlar. gaz halde mesela bu çok daha zor çünkü atomların arasında büyük boşluklar oluyor. katı halde imkansıza yakın. o yüzden sıvı halde su bulmak, yaşam için en iyi ihtimal diyebiliriz çünkü sıvı halde su bulunursa, karbon bazlı bir yaşamın ortaya çıkma ihtimali çok ama çok güçlü oluyor. mikro ölçekte de olabilir bu, dinozor benzeri devasa şekilde de.

ama işte sıvı halde su bulmak yetmeyebiliyor çünkü güneş sistemimizde bile onlarca uyduda ve gezegende, çoğu zaman buzullarının altında sıvı halde su olduğunu düşünüyoruz hatta biliyoruz. bu noktalarda yaşam olup olmadığını anlayabilmek için ekstra verilere ihtiyaç duyuluyor.

bu noktada jwst devreye giriyor işte. aradığımız "yaşamın", gezegenlerin/uydularının atmosferlerinde bıraktığı izleri, imzaları arıyoruz artık. şimdi bu imzaları anlatacağım. zaten onu açıklamak istedim. 2 tane imzadan bahsedecem. biyoimza ve teknoimza.

biyoimza denen bir tanım var. mesela atmosfer oksijene boğulursa, normalde olmayacak bir şekilde, bunu jwst tespit edebiliyor. bu sayede anormal olan bu durum yaşamın bir kanıtı olarak karşımıza çıkıyor. bu bahsettiğim olay bizim dünyamızda oldu mesela ve oksijen anlamında zengin bir gezegene dönüşüverdik bundan yaklaşık 2 milyar yıl önce. jwst atmosferden aldığı veriler ile, yaşam formalarının ki bitki olsun, canlılar olsun işte mantarına kadar, bunların gezegenin atmosferi veya güneş ile etkileşime geçerek oksijen vb molekülleri oluşturduğunu tespit edebiliyor.

ayrıca daha farklı biyoimzalar da mevcut ama burada detaya inmeyeceğim.

bir de teknoimza denen bir tanım var ki, beni asıl heyecanlandıran ve yaşama dair kanıt hususunda, yüzde yüz emin olabileceğimiz imza bu. yani tartışmasız kanıt. peki teknoimza nedir?

şimdi biyoimzada ne dedik? işte yaşam formları dünyalarını değiştirebiliyor. bizde bunu normalde asla olmaması gerektiği için görüp anlayabiliyoruz. burası okey. teknolojik olarak gelişmiş zeki uygarlıkların üretebildiği hatta istemeden ürettiği endüstri artığı kimyasalların atmosfere karışmasına da teknoimza deniyor en temelde.

yani mesela, kloroflorokarbon gibi kimyasalları bir gezegende görürsek (yani atmosferinde), dünya dışı yaşamı bulduğumuzu net bir şekilde söyleyebiliriz çünkü bunun doğal yollarla oluşması imkansızdır. tamamen endüstriyel bir atık bu. aynısı diğer taraf içinde geçerli mesela. bir başka medeniyet jwst gücünde bir teleskopla dünyamızın atmosferini incelediyse, burada bizim varlığımızı öğrenmişlerdir çünkü bizde sanayi devriminden beridir hatırı sayılı miktarda teknoimza bırakıyoruz atmosferimize.

teknoimza denince akla ilk gelen şey her zaman, büyük gezegen çapında yapılar, işte devasa uzayda dolaşan istasyonlar vs oluyor. dyson küresi mesela. yapay uydular. yapay yaşam alanları. devasa istasyonlar.. bunlar sadece gelişmiş (bizden daha çok) bir medeniyet tarafından yapılabilen yapılardır. haliyle bu da bariz bir teknoimzadır ve jwst bunu da anında görebiliyor. benim anlattığım ilk paragrafta ki şey ise, tıpkı bizim gibi daha uzaya böyle yapı yapamayan ama sanayi devrimi civarına en azından ulaşmış tüm canlıların atmosferlerine bıraktıkları izleri fark edebileceğimizi size anlatıyor.

yani sadece büyük yapılar görmek zorunda değiliz. atıyorum, 1800 leri yaşayan bir medeniyetin bile farkına varabiliriz rahatça bundan sonra. ve bu veriler tartışmasız bize kanıt sunmuş oluyor, yukarıda anlattığım sebeplerden dolayı.

özetle, atmosferde ki biyoimza ve teknoimzaları arıyoruz jwst ile. atmosfer dışında da büyük yapıları rahatlıkla fark edebiliyoruz. bu 2 imza türünü de bundan sonra ki zamanda her an, her dakika keşfedebiliriz. yarın öbür gün nasa çok önemli bir açıklama yapar ve tartışmasız bir imza bulduğunu bize söylerse, bilin ki, artık yalnız değiliz demektir. jwst bu yüzden yepyeni bir çağın başlangıcıdır hepimiz için.
adam "bir makine mühendisi olarak tasarımı bana dengesiz geldi" demiş. he amına kodumun. dünyanın en iyi üniversitelerinden mezun olan, dünyanın en zeki mühendislerinin 20 yıldır tasarladığı, 10 milyar dolar para haracanan teleskop dengesiz. bu adamlar bilmiyor, türkiye'nin sikko üniversitelerinden birinden mezun olan sen daha iyi biliyorsun.

bizim milletteki bu cahil özgüveni başka hiç bir millette yok.
james webb teleskopunun fırlatılmasından heyecan duyanlar ve bunu gereksiz bulanlar bir şekilde tespit edilip ayrıştırılsa ve iki farklı ülkede yaşamaya başlasalar mesela. bir ülkede insanlar büyük bir refah içinde yaşar, diğerindekiler bokunda boğulurdu.
insanlık tarihinin en önemli uzay görevlerinden birine sayılı saatler kaldı. james webb hakkında şaşırtıcı bilgiler derledim. buyurunuz efenim:

1- 25 yılda 10 milyar dolar harcanarak yapıldı

2- yapımı için 40 milyon saat mesai harcandı

3- lazer göz ameliyatlarında kullanılan lasik yöntemi gibi bazı icatlara katkı sağladı

4- kaliforniya'dan fransız guyanası'na götürülmesi 16 gün sürdü ve sttars isimli 76 tonluk devasa bir konteynırın içerisinde taşındı

5- 6200 kg ağırlığında ve bir tenis kortu büyüklüğünde

6- hubble'ın 2.4 metrelik aynasına karşılık 6.5 metre çapında devasa bir aynaya sahip ve bu ayna 1000 atom genişliğinde incecik bir altınla kaplı

7- 560 km yukarıda bulunan hubble'ın aksine 1.5 milyon km uzağa, güneş yörüngesine gönderilecek

8- webb'i ikiye bölen güneşliğin güneş'e bakan tarafı 85 santigrat derecenin üzerine çıkacakken, derin uzaya bakan tarafı -233 santigrat derecelik dondurucu bir soğukta olacak

9- dünya'dan ay'ın üzerinde bulunan bir yaban arısının ısı izini dahi tespit edebilecek kadar hassas bir teknolojiye sahip

10- 13.5 milyar yıl önce yola çıkan ışığı toplayarak büyük patlamadan hemen sonra neler yaşandığını gösterecek. ayrıca yıldızların ve gezegenlerin oluşumu, öte gezegenler, karanlık madde gibi hakkında henüz yeterince bilgi sahibi olmadığımız konuları araştıracak

bunlar bana yetmez daha yok mu diyenler için james webb uzay teleskobu