Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
bundan 20 yıl kadar önceki, 2-2 biten bir roma - inter maçında karşılıklı gol atan montella ve okan buruk'un teknik direktör olarak karşılaşacağı maç.

ekinoks: işin garibi bugün de roma - inter varmış. bak şu işe.
ulusal günlerde devleti kuranların anılmadığı, gündemdeki yolsuzluk ve çarpıklıklara değinilmediği, aksine buram buram siyâset dolu vaaz ve hutbelerin döndüğü bir yapıya neden gitsin ki gençler?? "kindar nesil" gitsin doldursun..
milliyet nedir akp pisliği ile öğrendi bu millet.
atatürk’ün ne denli güçlü bir devlet adamı olduğunu,
düşmanın dışımızdaki kadar içimizde de olduğunu,
kapattığınız fabrikaların değerini dolarla aldığı ham maddeden anladı.
madenleri çıkarabildiğimizi somada dövdüğünüz maden işçilerinden,
çağdaş ve medeni olduğumuzu gelen mülteciden anladı.
milliyetçiliğin ocaklarda üç beş kişi bir araya gelip bedava çay içip, mafyalaşmakla değil, bireysel olarak kalkınmanın önemi ile kavradı bu millet.
bu ülkeye yedi düvel karşı koyduda yıkamadı.
var maşallah içimizde halen gayret edenler.
yıkamazsınız.
burası medeniyetin kucağı.
çeviremeyeceksiniz mollaya.

edit: akp karşısında bölünmeyin tepki oyu çekmeye çalışıyorlar.
yedikleri yeter kim çıkarsa oyum ona.
kayseri 1-0 öndeyken 30.dakikada şu entry'yi girmiştim.

''bakalım hakem kayseri'yi nasıl katledecek ve maçı çevirip trabzonspor'a hediye edecek.

2 senedir yeryüzünde görülmemiş bir şekilde kollanıyor trabzon. 18 takımın toplu bir şekilde ''yetti artık ulan olimpiyat çocukları'' diyerek açıklama yapmalı.''

tüm kulüpler organize olup 2 senedir süren bu rezilliğe dur demezse trabzon yine şampiyon yapılacak. herkes boşuna transfer yapıyor, herkes boşuna antrenmana falan çıkıyor.
tetikçi kimse ilk cinayeti değil

edit: olayın heyecanı ile insanlığımıza yenilip sadece olayın işlenişine odaklanmışız. allah rahmet eylesin, taksiratını affetsin başkanımızın. failinde bir an önce yakalanıp cezalandırılmasını diliyorum. böyle adamlar toplum için zararlı kişilerdir.
orul orul sövmek istiyorum! ama böyle ağız dolusu. ama böyle en şehvetlisinden!

hepimizi mahveden tl dedin ya sen. senin o cümleyi kuran yerlerine sövmek istiyorum!
bir erkek olarak düşündüğün için olmasın. benzer mantıkta bir orangutan olsaydın eminim dişi bir orangutan vücudunu daha simetrik ve hoş görecektin, demek istediğim safsata.
bu kadar saygısızlığa ve seviyesizliğe nasıl gülüyorsunuz olm ya?
bakın mesele küfür, argo falan değil.
cem yılmaz da argo espriler yapıyor, başka komedyenler de cinsellik içeren şakalar yapıyor. mevzu o değil.
bu arkadaş bildiğin seviyesizlik yapıyor.
seyirciye "karın çok güzelmiş. hatta ben şaşırdım bu adam bu kızı nasıl ayarlamış" diyor. herif de gülüyor kikiki.
lan siz nasıl bir kitlesiniz, ne çeşit bir seyirci grubusunuz, ne gebeş bir mizah anlayışınız var ya?
bakın arkadaşlar bu mizah falan değil.
başka bir erkek benim karım veya kız arkadaşım hakkında böyle konuşamaz, "ne güzelmiş lan senin karın" diyemez, beni yersiz şakalarla küçük düşürmez, aşağılayamaz.
bunun özgüvenle de alakası yok he. kendinizi kandırmayın hiç.
karın ne güzel senin! bak bak. adamın iki kaşının ortasına kafayı gömerim olm ben. ne anlatıyorsunuz siz?
elbette mizahta bir parça iğneleme olur ama bu aşağılanma biçiminden haz alıyorsanız sizde sıkıntı var demektir.
haberiniz olsun.
şapkanızı önünüze koyun derim.
yüzlerce entry girilmiş hepside kendini şöyle düzgünüm böyle karakterliyim diye övmüş. gerçekte bir araştırsan en az yarısı küfürbaz, çıngar sahtekar üç kağıtçı tiplerdir. nereden biliyorsun dersen mesaj kutusuna o kadar gerzekçe mesajlar geliyorki artık cevap yazmakla bile uğraşmıyorum.
mutlu bir aile ve sevdiğin kişi. mükemmel bir depresan. çok sinirlenirsin, hayattan soğursun, yaşama isteğin azalır. gelir çocuğuna bir öpücük kondurursun, olmadı sadece uyurken gülümsemesini izlersin sevdiceğinin, bir anda sevgi dolu hale gelirsin. eşinin gözlerinin içine bakarsın, çevirirsin telefonu sadece bir kahkahasını duyarsın, mutlu olursun ve iyi ki onunla evlenmişim dersin, akşam eve gidersin bir şey söylemeden dakikalarca sarılırsın ve onu bıraktığında konuşmadan bile olsa anlar seni. ya da eve gelirsin bitkin şekilde, kapıyı açmaya halin yoktur. anahtarı sokarsın kilide, çevirir açarsın kapıyı. kocaman gülümsemesiyle atlar kucağına, sevgi dolu gözleriyle kocaman bir öpücük kondurur yanağına ve kocaman bir sarılma ister o minik sen ve sevdiceğinden parça ya da parçalar. öpün, sevin, koklayın, hoşgörün. hayatı öteki dünyaya bırakmayın. gülümseyin...
köy yerinde bir bayram günü. kuruyemiş toplamaya gittiğimiz yakın bir köyden dönüyoruz. yolumuzun üzerinde ortalama derinliği 30-40 cm olan bir gölet. çocukluktan kaynaklı salaklıkla denize atlar gibi balıklama atlamıştım gölete. göğsümün sol alt kısmında hala o günden kalma taş kesiği izi durur.
yapılan anketlere göre şu an zor görünüyor ama olur da %6 oy alırsa ne olur?

barajı geçememiş olur. %6 gibi devasa bir oy oranı büyük oranda iktidar partisine yazılır.

iktidar en büyük kaybı olan "z kuşağı oyu"nu büyük ölçüde telafi etmiş olur.

kısacası gençlerin sırf "sığınmacılar gitsin" diye verdikleri oy bizzat sığınmacıların hanesine yazılır.

mesele şu, ya zafer partisi %7'yi geçmeli ya da %1 oydan fazla almamalı.

%3-%6 arası oy oranında kalması felaketimiz olur.

cumhurbaşkanlığı seçiminde "kazanacak aday olsun" diyoruz, risk alınamaz.

aynı tutumu burada da göstermek gerekir. risk alınamaz. zafer partisi ya %7'yi geçmeli ya da %1'den fazla oy almamalı.

türk gençliğine bu noktada düşen tutum bana göre şudur. zafer partisi mayıs ayına kadar desteklemeye devam edilmeli.

ancak,

mayıs ayında toplumun reaksiyonu, anket ortalamaları gibi göstergelerden hareketle zafer partisi'nin kesin olarak barajı geçeceğine ikna olunmazsa oy verilmemelidir.

verilecek oy, zafer partisi politikasına en yakın barajı kesin geçecek olan partiye gitmelidir.

aksi taktirde sığınmacıları ülkeye sokan ve göndermeyecek olan partiye gidecek milyonlarca oy.

edit: zafer partisi'ne asla muhalefet etmiyorum sevgili gençler, partinizi %7'nin üzerine çıkarmak için elinizden gelenin fazlasını yapın diyorum.

sığınmacılar gitsin istiyorsak her şeyi hesap etmeliyiz.

edit: "ilk turda kime verirsen ver fark etmez" diyenler var. yanılıyorsunuz o cumhurbaşkanlığı seçimi için geçerli.
aynı seçimde milletvekili seçimi de yapılacak. milletvekili seçiminin 2. turu falan yok. ilk turda cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimi aynı anda yapılacak. cumhurbaşkanlığında %50 geçilmezse sadece cumhurbaşkanı seçimi için ikinci tura geçilecek. yani milletvekili, meclis çoğunluğu 1. turda belli olacak. konuştuğumuz mevzuu milletvekili seçimi için. yani meclis çoğunluğuyla alakalı.

edit: o zaman chp zafer partisi'ni ittifaka alsın oylar ittifaka gitsin diyenler var.
iktidar, küçük partilerin çoğunluğunun kendisine muhalif olduğunu bildiğinden "baraj altında kalan partinin milletvekili oyu ittifaka yazılmaz" değişikliği yaptı seçim kanununda. yani ittifaka dahil olması hiçbir şey değiştirmez barajı geçemezse.

edit: partizan değilim, geçmişte milliyetçi olduğunu söyleyen bir partiye oy veriyordum. zafer partisi'nin politikasını destekliyorum, %7'yi geçtiğine ikna olursam and olsun ben de oy vereceğim.

edit: cumhurbaşkanlığı elbette daha önemli, yine de mecliste de çoğunluğun iktidar ve ortağından alınması gerek. meclis eski gücüne elbette kavuşacaktır, muhalefet partilerinin politikası budur.
kanatları kerem ve yunus olan bir takımın şampiyon olma ihtimali sıfır. bunu anladığı an potaya gireriz. gerekirse kalede okan oynayacak, gerekirse kazımcan oynayacak ama bu ikisi aynı anda sahada olmayacak. bana kalsa ikisi de olmamalı.
konudan bağımsız yazmak istedigim bir şey var.

basligin en begenilen entrysine bakiyorum;
"...bunu da muhtemelen kayda alıyor ki karşı tarafı tauntlamak için elinden geleni yapıyor bu yüzden.

sonra karşı taraf tauntlaninca, ..."

ve gozlerimin kanamasina engel olamiyorum.

herifin ilk paragrafindaki girdisi olan "tauntlamak" kelimesini hatali yazdığını düşündüm

ama fakat velakin, ikinci paragrafta da ayni kelimeyi görünce bunun (malesef ki) bir hata olmadığını anladım.

bakin ben 35 yaşındayım, eski neslin de yeni neslin de ürettiği saçma sapan sapalak kelimelere aşinayım. işim gereği plaza diline de aşinayım ama bu baska bir boyut amk.

tauntlamak ne lan?

bu nasil bir boyut? bir de nasil en begenilene girebilir bu? herkes anladi mi yani ne anlatmak istediğini? hepiniz mi yediniz lan kafayi?

mustafa kemal atatürk der ki;

"türk milletinin dili türkçedir. türk dili dünyada en güzel, en zengin ve kolay olabilecek bir dildir. onun için her türk, dilini çok sevip onu yükseltmek için çalışır. bir de türk dili, türk milleti için kutsal bir hazinedir. çünkü türk milleti geçirdiği sonsuz felaketler içinde ahlakını, göreneklerini, anılarını, çıkarlarını kısacası; bugün kendisini millet yapan her niteliğinin, dili sayesinde korunduğunu görüyor. türk dili, türk ulusunun yüreğidir, beynidir."

ey türk gençliği. titre ve kendine gel, aklını başına devşir amk
abilerin iş tanımı ne oluyor acaba?

"valla, bella hadid'in üstüne beyaz bir şeyler fışkırtıyorum. hem de herkesin ortasında. tabii bella da çıplak iken. boydan hem de. bazen memesine oluyor, bazen poposuna. sonra o kuruyor üzerinde. onunla gezmeye devam ediyor. bir süre sonra da kuruyunca çıkartıyor. benim işim de bu." falan diye anlatmasında hiçbir yanlışlık yok çünkü.
12-13 saat uçtuklarına göre havada 4 kez yakıt ikmali yapan teröristlerdir.

edit: "doğru bir açıklama" diyen aktroll sen hayırdır? nereden ulaştın bu bilgiye de teyit ediyorsun? yoksa teröristlere paraşütü sen mi tedarik ettin? teröristleri dağda aramayın aramızda dolaşıyorlar.
atanana kadar, "memleketin öğretmene ihtiyacı var, çocukların dersine ücretli öğretmenler mi girsin, atama istiyoruz" diyen öğretmenlerin, atandıktan sonra af istemelerine hiç şaşırmadığım olay...
o kadar pırıl pırıl, o kadar güzeller ki, gerçekten içim acıdı fotoğraflara bakınca. bu ülkeye belki de yapılmış en büyük hainliktir beyin göçüne sebep olmak, ülkeye faydası olabilecek bu insanları uzaklaştırmak. umarım en kısa zamanda hak ettiklerini alarak ülkemize dönüş yaparlar.
ooo diyanet bütçesinde artış yapılacak demek ki.

edit: altta biri de çıkıp ''içkiden toplanan vergiye devletin ihtiyacı yok'' demiş. ulan ne kafalar var be kaldırsın o zaman vergiyi ihtiyacı yoksa.
düşünsenize dünyanın bir ucunda ruslarla tek ortak yanı eskiden sscb' in bir parçası olmak olan fakir bir türki topluluğun parçasısınız.

isyan etmeye ne gücünüz var ne de destek bulabilecek coğrafi konumunuz. boyun eğmek zorundasınız.

otoriter devlet başkanı hiç bir şekilde umrunuzda olmayan dünyanın öbür tarafındaki bir ülkeyi işgal etmeye çalışıyor.

sizin insanınız bu istemediğiniz savaşta en çok kaybı veren topluluk oluyor. istemediğiniz savaşta vatanını savunan motive savaşçılar karşısında en çok kayıp vermeniz yetmiyor seferberlikle daha çok insanınızı zorla almaya geliyorlar.

bu bir hayal değil. gerçek. rus propaganda zırvalarını okurken bu aklınızda olsun.
eskiler üzüm ayı derlermiş eylül ayı için. benim için de üzüm üzüm üzülmek, dalından kopup ayrı düşmek demek eylül. hayatımın keskin değişimlerini ve en büyük kayıplarını hep eylülde yaşadım. romantizm için değil asla. belki kayıpları her ay yaşarsınız ama eylülde gözünüzün iliştiği her şey size kayıplarınızı hatırlatır. kuruyan dalından, sararıp düşen yaprağına, toprağın kokusuna her şey sizi üzüp o moda sokabilir. bilmiyorum. ben zaten hüzün için bahaneye bakıyorum. :)
bir an için rolleri değiştirip, barış’ın fatmanur’a söylediği sözü, gamze’ye söylediğini düşünelim . ne olurdu ?
barış kınanır ve mehmet şef haklı olarak barış’a defalarca özür diletirdi.
bu durumda, fatmanur, barış’ı haklı bulup, sen gamze’ye uyma dese yine kınanırdı. oda arkadaşına iki yüzlülükle itham edilirdi.
roller değişseydi böyle olurdu.
roller/kişiler değişmediği için mobbing, hakaret göz ardı edilebilir şeflerimiz tarafından.