Sık geçen başlıklar

milfim 31

ekşi profili
dışarıda yemek yiyorsun 500 tl. sonra 1000 lira olan bir tişört görüyorsun "yediğim bi yemek 500 liraysa 1000 liraya tişört yine iyi. defalarca giyerim" diyorsun. alıyorsun tişörtü. sonra bi ayakkabı görüyorsun 5000 tl. "e tişört bile 1000 liraysa ayakkabının fiyatı normal herhalde" diye düşünüyorsun. onu da alıp, bir güzel kazıklanıyorsun. bu böyle, bitmeyen bir döngü..
yani demem o ki, pahalılığı kabullendik. fiyat algımız kayboldu. bugün peynirin kilosu 100 lira desen de 500 lira desen de aynı sanki. hepimiz öyle bir durumdayız ki düşünmeden günlük yaşıyoruz artık. çünkü herkes biliyor ki yarın bugünden daha kötü olacak.
chp'li kadınların kapalı kadınlara keserle saldıracağını ima eden, aslında laikliğin böyle bir şey olduğunu söyleyen troller başlık açmış, yine mağduriyet yaratmaya çalışıyorlar. yetti artık saçma sapan tespitleriniz.
kadınlarda bitmek tükenmek bilmeyen bir ilgi ihtiyacı ve sevgi eksikliği var. türk kadını zaten ailesinden bile yeterli sevgi ve şefkati görmediği için, evlenince kocasıyla yaşayacağını sanıyor bunu. ama maalesef kocadan da ilgi, sevgi azalınca olay başka boyutlara taşınabiliyor.
müge anlı' da gördüğünüz o çoluğu çocuğu bırakıp kaçan kadınların çoğu iki güzel söze kanarak yapıyor bunu. yani adam buna "götün güzel" dese dönüp arkasına bakmıyor, bırakıyor evi, çocuğu. aslında o da biliyor adamın onunla neden birlikte olduğunu ama olsun, yalancıktan da olsa güzel söz duymak, ilgi alaka daha cazip geliyor.
türk ölü gömme adetleridir bunlar zaten.
"ölünün yedi'si, kırk'ı, elli ikisi dönüm noktalarıdır ve türk cenaze adetlerinde önemli eşiklerdir. aslında 7, 40 ve 52 sayıları "kozmolojik" sayılardır. ölen kişinin öteki aleme geçme süresi de diyebiliriz. arkaik insanlar, ölen kişinin ruhunun eve geri döneceğini düşür ve korkardı. bu yüzden bu sayılı günlerde, ölüyü memnun etmek için bir takım ritüeller yapılırdı. türklerde bu ritüeller yemek vermek, mevlit okutmak şeklinde devam eder. islamda bu tür uygulamalar yoktur.
7 sayısı, şamanların gök yolculuklarında tanrıya ulaşmak için aşmak zorunda oldukları, "gök katlarını" sembolize eder. 7 sayısı, 7 gezegen ile bağlantılıdır. ruhun da, tanrıya ulaşmak için bu gök katlarını aşması gerektiği düşünülür.
türklerde 40 "olgunluk" sayısıdır. kırkılmak, kırklamak, tamamiyle geçiş ritüelleriyle bağlantılı uygulamalardır. bir insanın olgunlaşma yaşı 40 olarak kabul edilir. bunun sebebi, fetüs'ün 40 haftada olgunlaşması ve tam bir insana dönüşmesi ile alakalıdır.
52 sayısı ise güneşin 1 yıllık döngüsünü ifade eder. ya da dünyanın güneş etrafındaki tam 1 yıllık döngüsünü. 52 hafta 1 yıllık zaman dilimine denk gelir."*
(bkz: şamanizmin islam dinine etkileri)
videoyu baştan sona iki kez izledim. ve yurtdışında çekilmiş sandım.
demem o ki, o kadınla ben aynı türkiye'de yaşıyor olamayız. o evler, arabayla giderken çektiği yollar falan. yok yani, ben görmüyorum böyle yerler hiç. benim yaşadığım türkiye dar ve pis sokaklar, kalabalık, böyle bi keşmekeşin hakim olduğu bir ülke.
sonunda simülasyonda yaşadığımıza ben artık ikna oldum arkadaşlar. ve hatta herkesin başka bir türkiye'si var.
gençler bu olan bitenlere yine iyi sabrediyor yeminle. kafayı yememek elde değil. allah türk gençlerinin yardımcısı olsun.
edit: doğru söylemiş diyenlere soruyorum, hangi genç sanatla sporla ilgilenecek? hangi genç, hangi parayla ticaret yapacak? özel sektör desen tam bir sömürü ortamı. ne denetleyen var, ne müdahale eden. hem ülke ekonomisini bu hale getir, sadece yandaşları zengin yap. hem de yiyecek simit parası bile bulamayan gençlere akıl ver. ne güzel iş.
günlerdir oy uğruna, tüm kürtlerin terörist olduğu söylenen şu ortamda, söylenmesi gerekeni yine mükemmel bir şekilde söylemiştir. helal olsun kılıçdaroğlu'na. ülkede insanları ayrıştırmaktan vazgeçsin tüm siyasiler.
akp'ye hiç oy vermediği halde yaşanan ekonomik sıkıntılara, eğitimde, sağlıkta yaşanan problemlere, iş ve sosyal hayatında siyasal konjonktürün getirmiş olduğu toplumsal baskılara ve daha bir çok saçmalığa katlanmak zorunda olan insandır.
belki de şu ülkede yaşananların faturasını en ağır ödeyen kesim de bunlardır.
bu okulun fiziki yapısına sahip bir tane bile fen lisesi yoktur şu ülkede. ne o okullara ne de o öğrencilere asla destek olmuyor devlet. ama imam hatiplere aktarılan bu ödeneklerin haddi hesabı yok. bazı şeyler artık o kadar can sıkıcı ki. özellikle de mevzu çocuklar, gençler olunca. videoyla ilgili diyeceklerim bu kadar.
böyle görünmeyi yaşlı görünmeye tercih etmek gerçekten enteresan bir durum. halbuki bırak kalsın bazı kırışıklıklar, zaten ne yaparsan yap genç kızlarla yarışamazsın ki.
yazık ülkemizin gençlerine. böyle haberler gördükçe kahrolmamak elde değil. bizim insanımıza vadedilen de asgari ücret ve neredeyse 7-24 çalışma karşılığında kasiyerlik ya da kuryelik. bunlar isyan etmesin de kim etsin. sonra vay efendim bizim gençlerimiz, okumuş insanımız nasıl olur da yurt dışına gitmek ister. neredeyse tüm gençlerin tek hayali bu ülkeden kaçmak. birilerinin bunları görmesi lazım artık.
o kadar pırıl pırıl, o kadar güzeller ki, gerçekten içim acıdı fotoğraflara bakınca. bu ülkeye belki de yapılmış en büyük hainliktir beyin göçüne sebep olmak, ülkeye faydası olabilecek bu insanları uzaklaştırmak. umarım en kısa zamanda hak ettiklerini alarak ülkemize dönüş yaparlar.
en çok da böyle 15-16 yaşındaki çocukların isyanlarını görünce üzülüyorum. bunlar çocuk daha ya. para düşünecek, iş düşünecek, işsizlik stresi yaşayacak yaşta değiller. ama bakıyorum etrafıma tüm çocuklarda, gençlerde gelecek kaygısı o kadar fazla ki, en güzel günleri mahvolup gidiyor. yaşıtları istedikleri bilgisayarlarda, oyun konsolunda oyun oynarken, kaliteli eğitim alırken, eğlenip dünyayı gezerken bizim çocuklarımız, gençlerimiz ekonomik kriz içinde boğuşuyor, gece gündüz döviz kuru takip ediyor. umuyorum bu pırıl pırıl çocuklar çok yakında güzel ve hak ettikleri güzel günleri yaşarlar.