babam bordro mahkumuydu. maaşlı çalışan yani. öyle aşırı bir zenginlik içinde de olmadık, fakirlik de yaşamadık çok şükür. kendi yağımızda kavrulan tam bir ortadirektik. sonra kredi kartı denen şey icat oldu. büyüdük ve babam bunlardan cebimize koydu. ancak şunu hep bildik: o kredi kartının içinde para vardı ama "bizim" değildi. sadece "acil ihtiyaçlar" için kullanılması ve başkasına muhtaç olunmaması için cebimizdeydi. "her an" elimizi atmamız için değildi...
koca adam oldum; kendi paramla kendi cüzdanıma koyduğum kredi kartımı kullanırken de hâlâ bu düşünceyle hareket ediyorum. elimi "her an" benim olmayan bir paraya uzatmıyorum.
diyeceğim o ki eşinin "mahrem" alanı, senin olmayan ama senin elinin altında bir varlıktır. öyle "her an" elini atarsan bil ki onun varlığının sebebi haricinde bir durum oluşturur ve dengeyi bozarsın. "acil" durumlarda olmalı ki onun kutsiyetine halel gelmesin.
yoksa hayatın ekstresi, bankanınkine benzemez... duygularınızla ilmek ilmek oluşturduğunuz her şey elinizin altından "bir anda" kayıp gider. asgari ödemesi de yoktur. ağlar durursunuz.
telefonu elinize alacak kadar "güvenmiyorsanız" en baştan o kredi kartını cüzdanınızdan kesip atın.
bu konuyu da artık çok uzatmayın... lütfen...
02.03.2024 · 34. sıra
girisim muhabiri
01.03.2024 15:20 ~ 15:26